MAGA’da Sarsıntılar: Joe Kent, İran Savaşı ve Antisemitizm İftirası

Trump’ın MAGA markasının dogmatik takipçileri için ise daha derin bir şeyler olup bitmektedir. Çatışmada görev almakta isteksiz olan askerlerin savaşa vicdani ret göstermesi ihtimali de artmıştır. İran’a karşı yürütülen bu absürt, yasadışı ve giderek felaket boyutlarına ulaşan savaşın uzaması bu açıdan belirleyici olacaktır. Ve bunun Kent gibi güvenilmez bir kişi tarafından dile getirilmiş olması, bu öncülü görmezden gelmek için geçerli bir gerekçe değildir.
Mart 25, 2026
image_print

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi’nin artık eski direktörü olan Joe Kent, özellikle liberallere göre her zaman biraz tuhaf bir izlenim bırakmıştı. MAGA (Make America Great Again / Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) kökenli bir savaş gazisi olarak, Başkan Donald J. Trump’ın gözüne girmiş ve Trump, onu, Fox News’un gerçeği reddeden nehrinde vaftiz edilmiş diğer adaylara yakışır bir şekilde, komplo teorileriyle gürültü patırtısı yaptığı için ödüllendirmişti. Ancak İsrail ile iş birliği içinde İran’a saldırmak gibi akılsız bir maceracılığa girişmek, bir adım fazla ileri gitmekti.

İstifa mektubunda Kent, “vicdanen İran’da devam eden savaşı destekleyemeyeceğini” belirtti. “İran, ülkemize acil bir tehdit oluşturmuyordu ve bu savaşı İsrail’in ve onun güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız açıktır.” Haziran 2025’e kadar Başkan, “Orta Doğu’daki savaşların, Amerika’yı vatanseverlerimizin değerli hayatlarından mahrum bırakan ve ülkemizin zenginliğini ve refahını tüketen bir tuzak olduğunu anlamıştı.”

Ardından, “yüksek rütbeli İsrailli yetkililer ve Amerikan medyasının etkili üyeleri”nin entrikaları devreye girdi; bunlar, “Amerika Önce platformunuzu tamamen baltalayan ve İran’la savaşı teşvik etmek için savaş yanlısı duygular eken ve yaygınlaştıran bir dezenformasyon kampanyası” yürüttüler. Bundan sonra, Trump’ı “İran’ın Amerika Birleşik Devletleri için acil bir tehdit oluşturduğuna ve şimdi saldırırsanız hızlı bir zafere giden açık ve net bir yol olduğuna” inandırarak aldatan bir “yankı odası” ortaya çıktı. Aynı taktikler, İsrail tarafından ABD’yi “ulusumuza en iyi erkek ve kadınlarımızdan binlercesinin hayatına mal olan felaket Irak Savaşı’na” sürüklemek için de kullanılmıştı.

İsrail, Kent’in hayatında kişisel iz bırakmış olması nedeniyle daha da sert bir eleştiriye maruz kalıyor. “11 kez muharebeye konuşlandırılmış bir gazi ve İsrail’in kurguladığı bir savaşta sevgili eşim Shannon’ı kaybetmiş bir Gold Star kocası olarak, Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamayan ve Amerikan hayatlarının bedelini haklı çıkarmayan bir savaşta bir sonraki nesli ölüme göndermeyi destekleyemem.”

Kent’in portresi kesintisiz biçimde sivri ve sarsıcı bir portredir. İstifadan önce bile, gizli bilgilerin sızdırıldığı iddiasıyla FBI’ın ceza birimi tarafından soruşturma altındaydı ki bu da onu beşinci kuvvet nezdinde övgüye değer kılmalı. (Herhangi bir yönetimde, özellikle de Trump yönetimi gibi bir yönetimde bu tür sızıntılar nefret edilecek değil, değer verilecek şeylerdir.) Eski Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Taylor Budowich, Kent’in “sık sık ulusal güvenlik sızıntılarının merkezinde” olduğunu ve “tüm zamanını emir komuta zincirini altüst etmek ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nı zayıflatmak için harcadığını” düşünüyordu.

İstifa notunun dili de, antisemitizmin devasa, deforme olmuş başını kaldırdığını görmek isteyenlerin kanını kaynatmaya mahkûmdu. Bu durum, Kent’in çalkantılı geçmişi göz önüne alındığında daha da kolaylaştı; bu nokta, geçen yıl Capitol Hill’deki onay duruşmaları sırasında Anti-Defamation League (ADL) ve Southern Poverty Law Center (SPLC) tarafından da dile getirilmişti. ADL, Şubat 2025 tarihli bir açıklamada, Kent’in “çok sayıda komplo teorisini” yayma ve “Proud Boys, Groypers ve Three Percenters gibi gruplar da dâhil olmak üzere, bazıları şiddet geçmişine sahip aşırılıkçı bağları olan kişilerle bağlantılar kurma” eğiliminde olduğunu belirtti.

Western States Center ile birlikte kaleme alınan Haziran 2025 tarihli ortak mektupta SPLC de benzer şekilde, komplo teorileriyle dolu ve sağcı aşırılıkçılık ile beyaz üstünlükçülerle bağlantılarla yoğun biçimde serpilmiş bir geçmişe dikkat çekti. Kent yalnızca “FBI ve istihbarat topluluğunun 6 Ocak 2021’de ABD Kongre Binası’nda meydana gelen ölümcül saldırılara karıştığı da dâhil olmak üzere, itibarsızlaştırılmış hükümet karşıtı komplo teorilerini benimsemekle” kalmamış, aynı zamanda “bağnaz kişiler, aşırı sağcı şiddet yanlısı ekstremistler ve anti-demokratik hareketlerle bağlantılara” da sahipti. Örneğin, beyaz milliyetçi ve antisemit Nick Fuentes ile sosyal medya stratejisini tartışmış ve Hitler’i “birçok insanın yanlış anladığı karmaşık bir tarihsel figür” olarak gören canlı yayıncı Greyson Arnold ile bir röportaj gerçekleştirmişti.

İsrail kamuoyunun açık cepheleri olarak açıkça faaliyet gösteren ADL ve Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC), görüşleri nedeniyle bu adama saldırırken kişisel saldırı oyununa başvurmak zorundaydı. ADL’ye göre, Kent’in mektubu “eski antisemitik klişeleri dolaşıma sokuyordu.” “Başkanı İran rejimine karşı savaşa itmekten İsrail’i ve medyayı sorumlu tutmasının” pek de “sürpriz olmadığı” belirtildi. İran’a karşı önleyici savaşın temelindeki patolojik deliliği dikkate almayı reddeden, liberal, İsrail yanlısı savunma grubu J Street’ten Ilan Goldenberg ise yalnızca “en kötü antisemitik klişelere yaslanan çirkin şeyler” görebildi.

Bu saçma sapan söylemler şaşırtıcı değildir. ADL, ABD’nin siyasi ve dini kurumlarındaki İsrail’in müdahil oluşunun ve desteğinin gerçek derinliğini kabul etmeyi reddetmektedir; bu etkinin önemli bir kısmı sağlıksız ve büyük bölümü de demokratik değildir. İsrail’in ABD’li stratejistlerin ve politika yapıcıların bakış açılarını çarpıtıyor olabileceğine dair öneriler köpüren bir öfke hâliyle bastırılmaktadır. Örgüt, “İsrail lobisi” terimini zar zor hazmedebilmektedir; bu durum, John J. Mearsheimer ve Stephen M. Walt tarafından bu isimle yazılmış bir esere yönelik örgütün yaptığı rezil incelemede açıkça görülmektedir. ADL’nin cahilce kaleme alınmış bu karalama yazısında söz konusu eser, “Yahudi gücü ve Yahudi kontrolü gibi safsataları çağrıştıran klasik, komplocu antisemitik bir analiz” olarak nitelendirilmiştir. Burada gözden kaçırılmaması gereken husus, Mearsheimer ve Walt’ın da Kent gibi, 2003’te Irak’a karşı yürütülen önleyici ve yasadışı savaşı teşvik ederken İsrail’in Washington’daki iktidar çevreleri üzerinde kurduğu zehirli etkiye dikkat çekmiş olmalarıdır. Yakın tehdit yalanı bir biçim kazanmıştır.

Kent’in geçmişten gelen ve yönetim tarafından istismar edilmesi kaçınılmaz olan bir başka dezavantajı daha vardı. Truth Social adı verilen, elverişli kin ve zehir platformunda Trump, Kent’in İran’a saldırmayı teşvik ettiği Ocak 2020 tarihli bir tweet’ini paylaştı. “Bir sonraki saldırıyı oturup beklememeliyiz, İran’ın balistik kapasitesini ortadan kaldırmalı ve askerlerimizi Irak’tan çekmeliyiz – artık yalnızca hedef hâline gelmiş durumdalar.” O dönem Twitter olarak bilinen platformdaki bu paylaşım, Trump’ın Kudüs Gücü’nün İranlı komutanı General Kasım Süleymani’yi öldürme emrinin ardından yapılmıştı. “ABD’den yaralı ya da şehit çıkmaması, İran’ın itidarı değil, ordumuzun ve istihbarat profesyonellerimizin profesyonelliğinin bir göstergesidir.”

Mektubun kendisinin de işaret ettiği gibi, Kent fikrini değiştirmiş olabilir. Hatta Süleymani suikastının, “bizi bitmek bilmeyen savaşlara sürüklemeden askerî gücün kararlı bir şekilde uygulanması” olduğunu da kabul etti. (MAGA, operasyon titizlikle sınırlı olduğu sürece yabancı yetkililerin öldürülmesinden yanadır.) Trump’ın MAGA markasının dogmatik takipçileri için ise daha derin bir şeyler olup bitmektedir. Çatışmada görev almakta isteksiz olan askerlerin savaşa vicdani ret göstermesi ihtimali de artmıştır. İran’a karşı yürütülen bu absürt, yasadışı ve giderek felaket boyutlarına ulaşan savaşın uzaması bu açıdan belirleyici olacaktır. Ve bunun Kent gibi güvenilmez bir kişi tarafından dile getirilmiş olması, bu öncülü görmezden gelmek için geçerli bir gerekçe değildir.

* Binoy Kampmark, Cambridge’deki Selwyn College’da Commonwealth bursiyeriydi. Melbourne’daki RMIT Üniversitesi’nde ders vermektedir. E-posta: [email protected]

Kaynak: https://www.counterpunch.org/2026/03/24/tremors-in-maga-joe-kent-the-iran-war-and-the-antisemitism-smear/

SOSYAL MEDYA