Kritik mineraller üzerindeki küresel rekabette Myanmar beklenmedik bir eksene dönüştü. Rüzgâr türbinleri, elektrikli araçlar ve gelişmiş savunma sistemlerinde kullanılan mıknatıslar için vazgeçilmez olan disprozyum, terbiyum ve diğer nadir toprak elementleri (REE), büyük stratejik öneme sahip jeopolitik varlıklar hâline geldi. Myanmar, Çin ve ABD’nin ardından dünyanın üçüncü büyük nadir toprak elementi üreticisi konumuna yükseldi; toplam üretimin 2024’te yaklaşık 31.000 metrik ton olduğu tahmin ediliyor; bu rakam 2022’deki yaklaşık 12.000 metrik tona göre önemli bir artışa işaret ediyor. Nadir toprak elementlerinin istihraç merkezi, uzun süren savaşın izlerini taşıyan ve giderek büyük güç rekabetinin alanına dönüşen Kuzey Myanmar’daki Kaçin Eyaleti’nde yer almaktadır. Trump yönetimi, Myanmar’ın nadir toprak elementlerine erişmek için iki seçeneği değerlendiriyor: Myanmar’ın askerî cunta ile bir anlaşma yapmak veya Nepido’yu bypass ederek maden bölgelerinin çoğunu kontrol eden Kachin Bağımsızlık Ordusu (KIA) ile doğrudan müzakere yürütmek.
Kachin’de savaş ekonomisi
Madencilik faaliyetleri Chipwi ve Pangwa’da yoğunlaşmış durumda ve Çin sınırına yakın Nhkawng Pa’da ise daha küçük çaplı faaliyetler yürütülmektedir. Yıllar boyunca bu dağlardan çıkarılan cevherler, Pangwa ve Kan Paik Ti sınır kapılarından Çin’in Yunnan eyaletine taşınıyordu. Alışılagelen usülde Çinli şirketler operasyonları yürütüyor, yerel köylüler ise işçi olarak çalıştırılıyordu. Bu Çinli şirketler; akarsuları zehirleyen, verimli tarım arazilerini yok eden ve yerel toplumun protestolarına yol açan toksik yerinde sızdırma yöntemlerini kullandılar.
2021 darbesinden bu yana, hem askerî rejim hem de etnik silahlı gruplar savaşı finanse etmek için minerallere yöneldiğinden, madencilik faaliyetleri bazı tahminlere göre beş kat artmış durumda. Ancak savaş alanının dengesi değişti. 2023’ün sonlarına doğru Kachin Bağımsızlık Ordusu (KIA) geniş çaplı saldırılar başlatarak 200’den fazla Myanmar askeri cunta karakolunu ele geçirdi ve Chipwi ile Pangwa’yı kontrol altına aldı. KIA ve onun siyasi kanadı olan Kachin Bağımsızlık Örgütü (KIO), artık Myanmar’ın nadir toprak kuşağının kapı bekçileri hâline gelmiş durumda. 2020’de yaklaşık 130 olan aktif nadir toprak madeni sahası sayısı 2024 sonunda 370’in üzerine çıktı. Sadece Chipwi’de 2.500’den fazla sızdırma çukuru tespit edildi. Jeolojik rezervlerin kesin hacimleri kamuya açıklanmamış olmakla birlikte, uydu ve saha verileri Kachin’de on binlerce ton çıkarılabilir ağır nadir toprak elementi (HREE) bulunduğunu göstermektedir.
Nadir Toprak Elementleri İstihraç Bilgileri ve Kullanımları:
Kalay (Sn) – Wa Eyaleti (Man Maw bölgesi) – Lehim, elektronik, 5G, yarı iletkenler için kritik – 2022’de ~40.000 metrik ton; bunun ≈ %70’i Wa Eyaleti’nden.
Tungsten (W) – Mawchi Madeni (Kayah Eyaleti) – Sert metaller, havacılık, savunma, endüstriyel takım üretimi – 2020’de konsantre üretiminde %229 artış.
Antimon (Sb) – Shan Eyaleti (epitermal damar sistemleri) – Alev geciktiriciler, özel alaşımlar – ~6.000 metrik ton Sb içeriği (2019 tahmini).
Nadir Toprak Elementleri (REE) – Kachin Eyaleti ve kuzey Shan Eyaleti – Kalıcı mıknatıslar, EV’ler, rüzgâr türbinleri, savunma teknolojileri için kritik – 2020’de ~31.000 metrik ton (dünya üretiminin yaklaşık %12’si).
Nikel (Ni) – Batı Myanmar (ultramafik/ofiolit kuşakları) – EV bataryaları, paslanmaz çelik, yeşil teknolojiler için kritik – Keşif aşamasında; kamuya açık büyük ölçekli üretim verisi yok.
Kurşun-Çinko (Pb-Zn) – Shan Eyaleti – Bawdwin Madeni – Bataryalar, koruyucu kaplama, alaşımlar; endüstriyel kullanım için temel metaller – ~44 milyon ton (Pb-Zn cevheri).
Lityum (Li) – Mogok Metamorfik Kuşağı (pegmatitler) – Batarya teknolojileri, enerji dönüşümü için kritik – Çok erken aşama; ticari üretim kamuya açık olarak belgelenmedi.
Düzenleyici ve lojistik zorluklar
Askerî rejim iktidara tutunmaya devam etse de nadir toprak sektöründeki rolü sınırlı kalıyor. Askeri cunta, Kachin’deki kritik maden bölgelerini veya ulaşım güzergâhlarının güvenliği için gereken çevre bölgeyi kontrol edemiyor. Bu nedenle Nepido ile yapılacak herhangi bir düzenleme fiilen etkisiz olacaktır.
Ayrıca, Çin’in işleme alanındaki hâkimiyeti—küresel kapasitenin yaklaşık %90’ı—kârların ve siyasî/ekonomik baskı gücünün büyük ölçüde kendi elinde kalmasını sağlıyor. Pekin, Myanmar’daki yeni güç dinamiklerine hızlıca uyum sağladı. Sınır kapılarını kısa süreliğine kapattıktan sonra, Çinli yetkililer 2024’ün sonlarında KIA ile yeni bir anlaşma yaptı: maden cevheri ihracatı ton başına 35.000 yuan sabit fiyat ve %20 vergiyle yeniden başladı. Dünyadaki ağır nadir toprak elementlerinin üçte ikisi kadarı artık Myanmar’dan çıksa da neredeyse tamamı rafine edilmek üzere Çin’in Yunnan eyaletine gidiyor. Çin’in Myanmar’dan ağır nadir toprak oksit ithalatı 2021’de yaklaşık 19.500 metrik tondan 2023’te 41.700 metrik tona yükseldi ve 2023’teki ticaret değeri yaklaşık 1,4 milyar dolar oldu. Bu bağımlılık alternatif güzergah için yapısal zorluğu gözler önüne seriyor.
Hindistan bu tabloda nerede duruyor
Darbeden bu yana Hindistan hükümeti, Myanmar’ın geçiş sürecini yönlendirebilmek için daha geniş diplomatik çabaların bir parçası olarak Nepido ile ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor. Ancak Myanmar’dan nadir toprak minerallerine erişimin güvence altına alınmasına yönelik girişimler hem stratejik bir zorunluluğu hem de bölgesel gerçeklere yönelik pragmatik bir yaklaşımı yansıtıyor. Çin’in küresel nadir toprak işleme kapasitesinin %90’ından fazlasını kontrol etmesi ve işlenmiş nadir toprak ihracatlarını sınırlandırması nedeniyle, Hindistan’ın temiz enerji, teknoloji ve savunma sektörleri için kritik mineral tedarikini güvence altına alma hedefi büyük önem taşıyor. Mart 2025’te sona eren mali yılda Hindistan 53.000 metrik tondan fazla nadir toprak mıknatısı ithal etti; bunun büyük kısmı Çin’in stok veya işleme kapasitesine bağımlı tedarikçilerden geldi. Ülke içi üretim ise eski teknoloji kullanan tesisler ve özel sektörün inovasyon eksikliği dolayısıyla 3.000 tonun altında. Hindistan, Kritik Mineraller Misyonu kapsamında 2030’a kadar kamu ve özel sektör yatırımlarını toplamda yaklaşık 180.000.000.000 rupi (yaklaşık 2,2 milyar dolar) seviyesinde harekete geçirmeyi hedefliyor. Ayrıca 73.000.000.000 rupi (yaklaşık 822 milyon dolar) tutarında yeni bir devlet teşviki programa alınmış durumda.
Myanmar ile iş birliğini yürütmek, Hindistan’ın “Act East” (Doğuya Yönel) politikası ve bölgesel entegrasyon çabalarıyla örtüşüyor. Bu çabalar arasında ekonomik entegrasyon girişimleri ve Hindistan-Myanmar-Tayland Otoyolu ile Kaladan Çok Modelli Transit Taşımacılık Projesi gibi altyapı çalışmaları bulunuyor. Son dönemde nadir toprak elementlerine ilişkin görüşmeler dikkat çekici ölçüde yoğunlaştı. Kırılganlıkları dikkate alan Hindistan Maden Bakanlığı, hem kamuya ait IREL India Ltd’ye hem de özel şirketlere KIA’dan doğrudan tedarik seçeneklerini inceleme talimatı verdi. Hindistan, Temmuz 2025’te hükümet öncülüğündeki bir girişimle, KIA’nın aktif olarak toplayıp hazırladığı nadir toprak elementleri örneklerinin doğrulanmak üzere Hindistan laboratuvarlarına transferinin koordine edilmesine yardımcı oldu. Delhi ayrıca, herhangi bir altyapı veya büyük hacimli ticari tedarik için genel erişimin merkezi olarak yönetilen bölgeler üzerinden transit veya düzenleyici iş birliği gerektirmesi nedeniyle Myanmar ordusuyla, çıkarlarını korumak amacıyla görüşmeleri sürdürdü. Bu ikili angajman stratejisi, Hindistan’ın jeopolitik riskler ile fırsatlar arasında denge kurma hususunda istekli olduğunu gösteriyor.
Bununla birlikte, herhangi bir resmî tedarik sözleşmesi imzalanmış veya duyurulmuş değil. Mevcut kaynakları kullanmada çeşitli zorluklar ve sınırlamalar bulunuyor. Kachin denize kıyısı olmayan bir bölge ve mevcut ulaşım seçenekleri sınırlı. Arazi dağlık ve her mevsim kullanılabilir yollar yok. Denize giden güzergâhlar Sagaing veya Chin’deki çatışma bölgelerinden geçiyor. Bu durum alternatif altyapı geliştirme ihtiyacını acil hâle getiriyor. Neyse ki, Kachin’den gelen nadir toprak elementlerinin çoğu işlenmek üzere Yunnan’a akıyor olsa da, bu düşünülebilecek tek yol değil.
Hindistan için “işleme kapasitesi” oluşturmak teknik ve finansal engelleri artırıyor. Hindistan’ın rafine ve işleme tesisleri kurmak için derhâl sermayeye, uzmanlığa ve siyasî iradeye ihtiyacı var. Çin’in rafine etmede neredeyse tekel konumunda olması nedeniyle Hindistan, ABD ve Japonya ile ortaklık imkânlarını da araştırabilir. Pilot projeler arasında, güvenli ulaşım bağlantıları kurulduğunda sınırlı hacimlerde işleyebilen, Japon veya Güney Koreli ortaklarla Hindistan’da kurulacak küçük ölçekli modüler rafineri tesisleri yer alabilir. Yeni Delhi, ABD ile uzun vadeli yatırımlar çerçevesinde daha da çeşitlendirilmiş bir tedarik zinciri oluşturmaya başlayabilir. Şu anda kaçak madencilik ve çevresel yıkım konusunda endişeler var; çabalar kırılgan sınır bölgelerinde sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik etmeye odaklanmalıdır.
Sınırlı ama gerçek bir alternatif
Nadir toprak minerallerini araştırmak ve işlemek için en pragmatik yol, KIA/KIO ile temkinli bir şekilde temas kurmaktan geçiyor. KIA/KIO, dış destekle, çevresel koruma önlemlerini ve şeffaf ticaret uygulamalarını benimseyebilir. Bu, cevher akışını Çin’den hemen uzaklaştırmaz ancak seçenekler yaratır. Hindistan ise, Japonya ve ABD gibi diğer ülkelerin desteğiyle önümüzdeki yıllarda işleme kapasitesini geliştirirse, Kachin’in nadir toprak elementlerinin hammaddesi batıya yönlendirilebilir.
KIA/KIO ile angajmana girmek risksiz değildir. İç savaş, zayıf lojistik ve ulaşım sistemleri ile uzun vadeli yönetişim kapasitesinin düşüklüğü, KIO tarafından yönetilen bölgelerdeki zorluklardır. Çin, rafine etme ve tedarik zincirini kontrol ediyor ve ABD-Çin stratejik rekabeti sürüyor. Bölge için en gerçekçi yol, sahada kimin güç sahibi olduğunu kabul etmek, çevreye duyarlı sorumlu uygulamaları desteklemek ve Hindistan gibi bölgesel aktörlerle birlikte ABD’nin de katkısıyla uzun vadeli altyapı inşa ederek Çin’in nüfuzunu bir gün gevşetebilecek bir temel alt yapı oluşturmaktır. Bu hızlı bir kazanım olmayacaktır, ancak yirmi birinci yüzyıl tedarik zincirleri üzerindeki mücadelede stratejik çıkarlar ve bölgesel gerçeklikler göz önüne alındığında emek vermeye değer bir kazanımdır.
*Cchavi Vasisht ([email protected]), Chintan Araştırma Vakfı’nda Araştırma Görevlisi’dir. Doktorasını, Jawaharlal Nehru Üniversitesi’nde Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’ne bağlı Güney Asya Çalışmaları Merkezi’nde, tamamlamıştır. Brig Vinod Anand ile birlikte Myanmar’ı Yeniden Değerlendirmek adlı kitabın editörlüğünü yapmıştır.
*Aung Thura Ko Ko ([email protected]), Pacific Forum’da daimi Vasey Üyesi ve East-West Center’a bağlı olarak çalışan bir bilim insanıdır.
Tercüme: Ali Karakuş
