Xi ve Putin, Pekin’de ‘Yeni Tip’ Bir Dünya Düzenini Övdü

Rusya, tarihsel olarak Çin ile sorunlu ilişkilere sahip olan Hindistan ve Vietnam gibi ülkeler de dâhil olmak üzere diğer Asya devletleriyle bağlarını güçlendirmektedir. Çin, Rusya için vazgeçilmez bir ortak olsa da Moskova, Pekin’in Doğu Asya ve Hint-Pasifik’e hâkim hâle gelmesinden çekiniyor görünmektedir.
Mayıs 22, 2026
image_print

Peki, ittifakları gerçekten o kadar güçlü mü?

Donald Trump’ı ağırladıktan bir haftadan kısa süre sonra, Çin lideri Xi Jinping, Rus mevkidaşı Vladimir Putin’i Pekin’de ağırladı. Trump’ın ziyaretinden farklı olarak, bu rutin bir görüşmeydi. Çin ve Rusya devlet başkanları 2013’ten bu yana 40’tan fazla kez görüştü; son görüşme ise Putin’in Çin’e yaptığı 25. ziyarete işaret etti.

Görüşmelerin sıklığı, iki ülke arasındaki ortak çıkarların genişleyen kapsamının başlı başına bir kanıtıdır. Ve Çin-Rusya zirvelerinde alışılageldiği üzere, Xi ve Putin görüşmelerinin ardından enerjiden yükseköğretime ve medyaya kadar uzanan alanlarda çok sayıda belge imzaladı.

Xi ve Putin yakın olabilir, ancak daha fazla iş birliği yönündeki vaatleri, aralarındaki dostluğun “sınırsız” olduğu anlamına gelmez.

ABD’nin küresel üstünlüğüne muhalefet, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana Çin-Rusya iş birliğinin temelini oluşturmuştur. İki ülke, 1997 tarihli bir açıklamada “uluslararası toplumun tek kutuplu bir dünya düzenini kabul etmeye zorlanmasını” kınadı. ABD’nin adını açıkça anmamakla birlikte, hiçbir tek ülkenin uluslararası meseleleri tekelinde tutmaması gerektiğini de eklediler.

Xi ve Putin bu mesajı Pekin’de yineledi. Çok kutuplu bir dünya düzeni ve “yeni tip” uluslararası ilişkiler inşa etme taahhüdünde bulundukları bir bildiriyi kabul ettiler. Ancak bu söylemi pratiğe dökmek, sürekli olarak karmaşık bir girişim olduğunu kanıtlamıştır.

Moskova ve Pekin, ABD’ye karşı çıkmanın çoğu zaman en kolay ve en düşük maliyetli yolunu seçmektedir. Esas olarak, BM Güvenlik Konseyi kararlarını veto ederek ABD destekli girişimleri ve jeopolitik stratejileri engellemeye odaklandılar.

Ancak ABD gücüne meydan okumaya yönelik herhangi bir büyük ortak girişim başlatmaktan kaçındılar. Bu durum, iki ülkenin de ocak ayında Venezüella lideri Nicolás Maduro’nun devrilmesine verdikleri sessiz tepkiyle ve İran’ın ABD ile İsrail’e karşı yürüttüğü savaşta İran’a sundukları sınırlı destekle ortaya çıktı.

Bunun nedenlerinden biri, birbirlerine yardım etme kapasitelerindeki asimetridir. Rusya, Çin-ABD rekabetinin merkezinde yer alan ekonomik ve teknolojik alanlarda Çin’i destekleme kapasitesinden yoksundur.

Çin mallarına uygulanan ABD gümrük vergilerinin aşılması açısından Moskova, Pekin’e ne bir alternatif ne de ciddi bir rahatlama sunabilmektedir. Olası ikincil yaptırımların sonuçları hesaba katılmadan önce bile, Rus pazarı Çinli şirketler için yeterince zengin veya cazip değildir.

Rusya ayrıca, Çin’in yarı iletken üretim ekipmanlarından yapay zekâ donanımlarına kadar uzanan ileri teknolojilere erişimini kısıtlamak amacıyla tasarlanmış ABD ihracat kontrollerini aşmasında Pekin’e yardım etme kapasitesi bakımından da sınırlıdır.

Batı yaptırımları ve Rus ekonomisini modernize etme konusundaki tekrarlayan başarısızlıklar, Rusya’nın küresel teknoloji yarışında geride kalmasına neden olmuştur. Ve 2022’den bu yana Rusya, otomobillerden dizüstü bilgisayarlara ve 5G mobil ağlara kadar uzanan çeşitli teknolojiler konusunda Çin’e güvenmek zorunda kalmıştır.

Çin ise farklı bir konumdadır. Kremlin’i Batı ile çatışmasında destekleyecek siyasi, mali ve ekonomik imkânlara sahiptir. Ancak kendi küresel çıkarlarını korumaya büyük önem veren Pekin, Moskova’ya sağladığı destek konusunda son derece seçicidir.

Çin devlet propagandası, Rusya’nın resmî söylemlerini yansıtmakta ve Batı’yı ve onun eski Sovyet topraklarına yönelik “genişlemesini” suçlayarak Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına ilişkin gerekçelerini tekrar etmektedir. Çin ayrıca, Kremlin’in savaş çabasını sürdüremeyeceği çipler ve fiber optik kablolar gibi çift kullanımlı bileşenleri de Rusya’ya sağlamıştır.

Ancak aynı zamanda Çin, Rusya’ya ölümcül silahlar sağlamaktan kaçınmıştır. Rus muadilleriyle düzenli tatbikatlar gerçekleştiren ve Japonya ile Güney Kore çevresinde ortak hava ve deniz devriyeleri yürüten Çin silahlı kuvvetleri, Avrupa’da benzer faaliyetlere katılmamaktadır.

Çin ayrıca önerilen Power of Siberia-2 doğalgaz boru hattına yönelik nihai taahhüdünü de sürekli olarak ertelemiştir. Planlanan boru hattı, Sibirya’dan Çin’e ilave doğal gaz taşıyacak ve Rusya’nın Avrupa pazarından kaynaklanan gelir kaybını kısmen telafi edecektir.

Derinleşen Asimetri

Açıkça görülmektedir ki, iki ülke arasındaki iş birliğinin hızını ve alanlarını belirleyen Pekin’dir. Ve Rusya liderliği bu “küçük ortak” statüsünü kabul etmeye hazır görünmektedir.

Kremlin, son yıllarda Pekin’e meydan okumaktan ziyade, özellikle Orta Asya’da Rusya ile Çin arasındaki çatışan çıkarları uzlaştırmaya çalışmıştır. Örneğin Moskova, Rusya’nın eski etki alanının bir parçası olan Tacikistan’daki Çin askerlerinin varlığı konusunda sessiz kalmıştır.

Çin’in temkinli davranması ve kendisiyle Rusya arasında eşitlik yanılsaması yaratmak için ciddi çaba göstermesi de bunu kolaylaştırmaktadır. Örneğin, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırgan politikasının, Çin’in Çin-Avrupa demiryolu ulaşım koridorunun bir parçası olarak Ukrayna ile çalışma planları üzerindeki olumsuz etkisine rağmen, Pekin Moskova’nın tutumunu eleştirmekten kaçınmıştır.

Ancak bazı Ruslar Çin’i hâlâ bir tehdit olarak görmeye devam etmektedir. Son yıllarda, askerî programlar üzerinde çalışan bazı Rus bilim insanları, Çin adına casusluk yaptıkları suçlamalarının ardından hapse atılmıştır. Rus hükümeti de Pekin’e yönelik derinleşen asimetrik bağımlılığının son derece farkındadır.

Rusya, tarihsel olarak Çin ile sorunlu ilişkilere sahip olan Hindistan ve Vietnam gibi ülkeler de dâhil olmak üzere diğer Asya devletleriyle bağlarını güçlendirmektedir. Çin, Rusya için vazgeçilmez bir ortak olsa da Moskova, Pekin’in Doğu Asya ve Hint-Pasifik’e hâkim hâle gelmesinden çekiniyor görünmektedir.

*Marcin Kaczmarski, Glasgow Üniversitesi’nde güvenlik çalışmaları alanında öğretim görevlisidir.

Kaynak: https://theconversation.com/xi-and-putin-tout-new-type-of-world-order-in-beijing-but-is-their-alliance-really-that-strong-283333

SOSYAL MEDYA