ABD’li yorumcu Sundance, Aralık 2025’te Conservative Treehouse’da yazdığı bir yazıda, Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın Ukrayna için ortaya koyduğu yeni “Para Diplomasisi” çözümünün “Batı’nın mali kazanç fırsatının sürmesini sağlayacak bir sistemin [kurulmasını] gerektirdiğini” belirtmişti. Bu bakışa göre ABD’li müzakereciler “sürekli mali kazanç için uzun vadeli bir plan önerecekti”.
Şu anki söylemlerine bakılırsa Witkoff ile Kushner, Batılı bankalar, yatırımcılar, siyasetçiler ve Ukraynalı yetkililer için bir mali ödül sistemi kurabileceklerinden hâlâ emin görünüyor. Bu sistem savaşın sağladığı kazançları, kan dökülmesi gibi yan bir unsur olmadan koruyacak.
Sundance’ın belirttiği gibi:
“ABD heyeti bunu başarırsa Rusya istediği toprağı elde edebilir, yolsuzluğa bulaşmış Ukraynalı yetkililer yatırım parasından pay kapmayı sürdürebilir, AB mali ödemeler koparma gücünü elinde tutabilir, ABD’li siyasetçiler “uzun vadeli yeniden imar projelerini” kara para aklamak için kullanabilir, yarı kamusal/özel yatırım bankaları da Ukrayna’nın kaynaklarının sömürülmesinden yararlanabilir.”
Açıkça görülen bu New York emlakçısı dünya görüşüne göre, bölgesel sınırlar, güvenlik ve NATO’nun Orta Asya’nın güvenlik mimarisine sokulması dahil bütün öbür meseleler, “asıl önemli olan şeye, yani paraya” göre yalnızca ‘sonradan halledilecek ayrıntılar’.
Ne var ki para diplomasisi Ukrayna’ya çözüm getirmedi (Gazze’ye de getirmedi). Buna rağmen Witkoff’un yeni bir planı var ve David Ignatius bunu Washington Post’taki köşesinde anlattı.
Ignatius, Ukrayna’nın Rus rafinerilerini hedef almasıyla yaşanan son “tartışmaya” rağmen “ABD ile Avrupa’nın, hem Ukrayna’ya hem Rusya’ya mali ve güvenlik yararları sağlayacak ortak bir barış önerisine yöneldiğini” vurguluyor. Bu öneri, iki tarafın da savaş hedeflerinin gerisinde kalacak bir toprak uzlaşmasının zemini olacak. Yani taraflara birbirlerinin rafinerilerini bombalamayı bırakmaları ve bu ‘yeni’ girişimin önünü açmaları için sallandırılan ‘bir teşvik’.
Zelenskiy rafineri saldırılarını durdurmayı kabul ederse “yeniden devreye giriyoruz ve Moskova’ya gidiyoruz”, dedi bir ABD’li yetkili Ignatius’a.
Özetle 4 maddelik plan şunları öngörüyor: “Zelenskiy’in sayısız nakit ihtiyacını” karşılayacak cömert bir yeniden imar çerçevesi; Ukrayna için NATO’nun 5. maddesine eşdeğer güvenlik garantileri; Rusya, Ukrayna ve Avrupa’nın ekonomik olarak bir enerji anlaşmasıyla bütünleşmesi. Bir ABD’li yetkili şöyle dedi: “Bu, Rus petrol ve gazını Avrupa’ya taşıyan, kârı Ukrayna ile Rusya’nın paylaştığı bir boru hattından oluşabilir. Böyle bir boru hattı Avrupa’nın enerji maliyetlerini ciddi ölçüde düşürebilir.” Barış anlaşması, Rusya’ya “Avrupa enerji piyasasına uzun vadeli erişim” sağlamanın yanı sıra Rusya’ya uygulanan mevcut ekonomik yaptırımların nasıl ve ne zaman kaldırılacağını da belirleyecek.
Son madde ise, dinleyin, mevcut cephe hattı ya da ‘kontrol hattı’ boyunca bir ateşkes.
Şaşırtıcı: ABD ile Avrupalılar, Rus tarafının açıkça dile getirdiği tutumlardan habersiz görünerek kendi aralarında müzakere ediyor.
Rusya petrol ve gazı, önceki ucuz Rus arzından kendi istekleriyle vazgeçen, kendi kararlarının tuzağına düşen ve fırsat buldukça Rusya’yı aşağılayan muhtaç Avrupalılara satacak. Kârı da Ukrayna ile “paylaşacak”, öyle mi? Rusya’nın bu denli tek yanlı bir teklifi kabul etmesi mümkün değil.
Dışişleri Bakanı Lavrov, BM Genel Kurulu’nda hiçbir biçimde ateşkes olmayacağını söyledi. Bu, her müzakerenin ateş altında yapılması gerektiği anlamına geliyor. Putin ise o durumda bile müzakere başlatmak konusunda (ateş altında olsun olmasın) ‘iki kez düşüneceğini’ ima etti.
Putin’in sözcüsü Dmitriy Peskov daha geçen hafta, “parça parça çözümlerin ve anlaşmaların” kapsamlı bir uzlaşmaya varılmasını engelleyeceğini, çatışmanın “dondurulmasının” da işe yaramayacağını doğruladı:
“[Ukrayna] son derece karmaşık bir mesele ve uzlaşı kapsamlı olmalı … Gelecek kuşaklar için, güvence altına alınmış ve geri adımlara karşı korunmuş bir çözüme ihtiyacımız var.”
Avrupalılar, iki ordunun karşı karşıya durduğu bir cephe boyunca (General Kellogg’un savunduğu gibi) Kore usulü bir çatışma durdurmanın tam anlamıyla hiçbir çözüm getirmeyen bir reçete olduğunu kavramamış görünüyor. Kore Savaşı’nın ateşkes anlaşmasıyla dondurulmasının üzerinden 73 yıl geçti. Hiçbir şey değişmedi.
Önce çözüm, ateşkes en son demek yerine temas hattı boyunca ateşkes mantrasına tekrar tekrar dönülmesi, Ruslara şunu haykırıyor: Batı, ileride Rusya üzerinde (yeniden) baskı kurabileceği bir zemine ihtiyaç duyduğu zaman devreye sokmak üzere Ukrayna’yı yedek kulübesinde tutmak istiyor.
Bu girişimin ölümcül kusuru kültürel sağırlığı. Witkoff ve Kushner için her şey “asıl önemli olan şeyden, yani paradan” ibaret olabilir, ama Rusya için durum öyle değil.
Witkoff ile Avrupa ikilisi Rus tarihini hatırlasaydı, Rusya için neden güvenlik, güvenlik, güvenliğin her şeyden önce geldiğini anlardı.
Walter Munchau bu hafta “Ukrayna savaşının tırmanma riski taşıdığı” uyarısında bulundu:
“Rusya ile bir savaş konusunda hiçbir yanılsamaya kapılmamalıyız. Kazanabilecek durumda kesinlikle değiliz. Hangimizin tahvil piyasası önce havaya uçacak? Önleyici füzelerimiz kimde önce tükenecek? … Askerî, enerji, mali, her bakımdan Avrupa dezavantajlı. Hepsi bu kadar değil. Ukrayna ile İran’ın tek bir Batı Avrasya savaşında birleştiği ve bunun ABD ile Çin arasındaki nihai vekâlet çatışmasına dönüştüğü, görece makul bir senaryo var.”
Witkoff ile Avrupa ikilisi, “Batı’nın mali kazanç fırsatının sürmesini” güvence altına alan mekanizmasıyla ‘paydaş’ vurgunculuğunu öne koymak yerine çatışmanın temel meselelerini ele almayı seçse, yani Avrasya güvenlik mimarisine ilişkin daha derin soruyu ve NATO’nun güvenlik çıkarlarını Çin-Rus çıkarlarından ayıran sınırın fiziken tam olarak nerede olduğunun tanımını gündeme getirse, Moskova’ya bir sonraki gidişlerinde kendilerini daha istekle dinleyen bir muhatap bulabilirler.
Ne yazık ki NATO’nun kapsamını sınırlamak, mevcut koşullarda mümkün değil.
Kaynak: https://strategic-culture.su/news/2026/10/22/yet-another-financialised-peace-initiative-from-witkoff-kushner-stable/
