Trump Falkland Adaları Konusunda Birleşik Krallık’ın Yanında Durmalı

Yabancı bir gücün aniden Amerika’nın Alaska veya Hawaii üzerindeki egemenlik iddialarını sorguladığını hayal edin. Kendi tercihleri ve tarihleriyle Amerikan vatandaşı olan Alaska ve Hawaii halkı, bunu haklı olarak kendi kaderini tayin hakkına ve ABD’nin toprak bütünlüğüne yönelik büyük bir saldırı olarak görürdü. Falkland Adaları, Texas’ın Amerika’ya ait olduğu kadar Britanya’ya aittir.
Mayıs 4, 2026
image_print

Amerika Birleşik Devletleri, en eski müttefiklerinden birine ihanet edip Arjantin’in saldırganlığını ödüllendirerek hiçbir şey kazanamaz.

Başkan Donald Trump’ın NATO müttefiklerine yönelik hayal kırıklığı anlaşılabilir bir şeydir. Ancak bu rahatsızlığı, Amerika’nın Birleşik Krallık’ın Falkland Adaları üzerindeki egemenliğine uzun süredir verdiği diplomatik desteği gözden geçirmeye dönüştürmek Arjantin’in rövanşist politikalarını ödüllendiren, hayati bir müttefiki zayıflatan ve sahadaki sert askerî gerçekleri görmezden gelen ciddi bir stratejik hata olur.

Sızdırılan bir Savunma Bakanlığı notu, Hürmüz Boğazı’ndaki ABD operasyonlarına katılmakta isteksiz davranan Londra ve diğer NATO ortaklarına karşı bir baskı aracı olarak ABD’nin Falkland politikasını yeniden gözden geçirme fikrini ortaya çıkardı. Serbest piyasalar ve sosyalizm karşıtlığı konusunda Trump’ın ideolojik ruh ikizi olan Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei bu fırsatı kaçırmadı. Son günlerde Falkland Adaları’nın (ya da “Malvinas”) “eskiden de şimdi de ve her zaman Arjantin’e ait olacağını” ilan etti ve hükümetinin adaları geri almak için “insanoğlunun yapabileceği her şeyi” yapacağını, aynı zamanda “akıllıca ve ihtiyatlı bir şekilde” hareket edeceğini belirtti. Başkan Milei, 1982 savaşının 2 Nisan’daki yıldönümünü bile söylemlerini sertleştirmek için kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri için bu yanlış zamanda girilmiş yanlış bir mücadeledir.

Yabancı bir gücün aniden Amerika’nın Alaska veya Hawaii üzerindeki egemenlik iddialarını sorguladığını hayal edin. Kendi tercihleri ve tarihleriyle Amerikan vatandaşı olan Alaska ve Hawaii halkı, bunu haklı olarak kendi kaderini tayin hakkına ve ABD’nin toprak bütünlüğüne yönelik büyük bir saldırı olarak görürdü. Falkland Adaları, Texas’ın Amerika’ya ait olduğu kadar Britanya’ya aittir. Ada halkı İngilizce konuşur, kriket oynar, yolun solundan gider ve Union Jack bayrağını gururla dalgalandırır. Onlar Arjantinli değildir ve asla olmayacaklardır.

2013’te yapılan bir referandumda halkın yüzde 99,8’i Britanya Denizaşırı Toprağı olarak kalma yönünde oy kullandı. Bu, en saf haliyle, Amerika Birleşik Devletleri’nin Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Woodrow Wilson’dan Ronald Reagan’a kadar bütün başkanları aracılığıyla savunduğu ilkenin ta kendisi olan kendi kaderini tayin hakkıdır. Adaları, orada yaşayan insanların açık iradesine rağmen Buenos Aires’e devretmek bu ilkeye ihanet etmek olur ve Batı Yarımküre genelinde, Amerika’nın kendi denizaşırı toprakları ve eyaletleri dahil, tehlikeli bir emsal oluşturur.

Birleşik Krallık, Washington’dan Falkland’ı savunmak için asker göndermesini istemiyor. Sadece her iki ülkeye de nesiller boyunca iyi hizmet etmiş politikayı sürdürmesini talep ediyor: egemenlik anlaşmazlığında resmî tarafsızlığı korurken adaların Birleşik Krallık yönetiminde olduğunu tanımak. Bu tutum geçmişte çatışmayı caydırma hususunda yardımcı oldu. Şimdi, bir pazarlık aracı olarak bile, bunu tersine çevirmek bütün dünyaya Amerika’nın NATO içindeki hesaplaşmalar uğruna müttefik topraklarını pazarlık konusu yapmaya hazır olduğu mesajını verecektir.

Daha da önemlisi, Arjantin’in Falkland’ı güç kullanarak ele geçirmeye yönelik herhangi bir girişimi, 1982 işgalinden çok daha kanlı olur ve başarısız olma ihtimali çok daha yüksek olur. Adalar artık 44 yıl önceki gibi hafif silahlarla savunulan birer ileri karakol değiller. Adalar bugün, Mount Pleasant’ta kalıcı olarak konuşlu Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait Typhoon FGR4 savaş uçakları tarafından desteklenen, iyi silahlandırılmış önemli bir Britanya kara kuvveti garnizonuna ev sahipliği yapıyor.

Eski Rapier hava savunma sistemi, yerini CAMM (Common Anti-Air Modular Missile) füzeleri ve Giraffe radarlarıyla donatılmış modern bir karadan havaya füze sistemi olan güçlü Sky Sabre’ye bıraktı; bu sistem 25–45 (16-28 mil) kilometre menzilde uçakları, insansız hava araçlarını ve gelen mühimmatları etkisiz hale getirebiliyor. Kraliyet Donanması devriye gemileri ek koruma sağlıyor ve Birleşik Krallık her zaman için hızlı hava ve deniz takviyesi için net planlar bulunduruyor.

Bu kapsamlı savunma yapısı 1982’de mevcut değildi. Arjantin ordusu hâlâ belirli bir kapasiteye sahip olsa da entegre bir hava savunma ağı ve garnizonu felaket düzeyinde kayıplar vermeden aşabilecek durumda değildir. Başarısız bir saldırı iki ülkeyi maliyetli bir çatışmaya sürükler, Güney Atlantik’i istikrarsızlaştırır ve Amerika Birleşik Devletleri’ni ya yakın bir müttefikin kan kaybetmesini izlemek ya da zayıflık sinyali verdikten sonra Birleşik Krallık lehine müdahale etmek zorunda kalmak gibi daha da zor bir pozisyona sokar.

Milei, Arjantin ekonomisini modernize etme ve yıkıcı Peronist ekonomik mirası reddetmekte haklıdır. Ancak bir halkın kendi kaderini tayin hakkı pahasına 19. yüzyıl toprak iddialarını canlandırmak “ihtiyatlı” değildir. Bu, 1982’deki ilk felakete yol açan aynı milliyetçi dürtüdür. Washington, Buenos Aires’i, sakinlerinin defalarca ve ezici çoğunlukla Birleşik Krallık vatandaşı olarak kalmayı seçtiği bir ada zincirine değil, başkanının başka alanlarda sağladığı refaha odaklanmaya teşvik etmelidir.

ABD-İngiltere özel ilişkisi bir sebeple ayakta kalmıştır. Bu ilişki; ortak değerlere, Kuzey Atlantik’ten Güney Pasifik’e uzanan tamamlayıcı stratejik çıkarlara ve özgür insanların kendi geleceklerini belirleme hakkına duyulan karşılıklı saygıya dayanıyor. Başkan Trump, Amerikan çıkarlarına hizmet ettiğinde güçlü ittifakların değerini anladığını defalarca göstermiştir. Falkland konusunda Birleşik Krallık’ın yanında durmak bu anlardan biridir. Pentagon, adaların statüsüne ilişkin herhangi bir incelemeyi rafa kaldırmalı, ABD’nin uzun süredir devam eden tutumunu yeniden teyit etmeli ve odağı olması gereken yerde tutmalıdır: gerçek düşmanları caydırmakta, en yakın dostların sadakatini sınamakta değil.

 

Dr. Azeem İbrahim OBE, New Lines Institute for Strategy and Policy’de baş strateji sorumlusudur ve A Greater Britain: Rethinking UK Grand Strategy and Statecraft (Biteback:2026) adlı kitabın yazarıdır. Britanya Ordusu’nun 4. Taburu Paraşüt Alayı’nda yedek asker olarak görev yapmıştır.

 

Kaynak: https://nationalinterest.org/feature/why-donald-trump-must-stand-by-the-uk-on-the-falkland-islands

Tercüme: Ali Karakuş

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.