Yaklaşık iki yıl önce Human Rights Watch ve Uluslararası Af Örgütü, İsrail’in Gazze’de soykırım işlediğini belgeleyen kapsamlı raporlar yayımladı. Aylar sonra İsrailli insan hakları grupları da aynısını yaptı. Amerikalılar arasında İsrail’e verilen destek keskin biçimde düştü, ama İsrail’in savunucuları Filistinlilerin haklarına karşı klişe sözlerden örülü bir kuşatmayı sürdürüyor.
Tarihçi Rashid Khalidi’nin Brokers of Deceit: How the U.S. Has Undermined Peace in the Middle East adlı kitabında vurguladığı gibi, “dil önemlidir.” Yerleşik terimler ve kalıplar, “bütün bir anlatının, bütün bir halkın varlığının inkârından oluşan; heybetli bir karşı gerçekliğin onaylanmasının temelini oluşturan yüksek ve sağlam bir yapının vazgeçilmez yapı taşlarıdır.”
Başta Anti-Defamation League, Amerikan Yahudi Komitesi, AIPAC ve Christians United for Israel olmak üzere önde gelen gruplar — Kongre’deki, yürütmedeki ve yorumcu zümresindeki müttefikleriyle birlikte — İsrail’i eleştirenleri karalamak ve İsrail’in Filistin halkına karşı sistematik suçlarını inkâr etmek için aynı klişe sözlere başvuruyor. Örneğin:
“antisemitik”
Retorik alet çantasının en üstünde duran; İsrail’i eleştirenleri, suçlamaları ne kadar doğru olursa olsun — ve Yahudilere karşı bağnazlığa dair hiçbir kanıt bulunmasa bile — karalamaya yarayan kaba bir alet.
“kan iftirası”
İsrail’e yöneltilen haklı kınamaları 900 yıllık antisemitik çılgınlıkla bir tutmaya yarayan, hiddet yüklü bir yafta.
“daha yüksek bir standarda tabi tutuluyor”
İsrail’in süregiden büyük ölçekli insanlığa karşı suçlarının gerçekliğinden ve İsrail’in muazzam ABD askerî yardımını apartheid, etnik temizlik ve soykırımı birer politika olarak dayatmak için kullandığı olgusundan kaçmaya yarayan bir kalıp söz.
“Yahudi halkı için bir yurt”
Başka bir deyişle: Filistinliler bizim yerimizi almayacak.
“yerli”
Yani ataları son yüzlerce yıldır Filistin’de yaşayan Filistinlilerin aksine, İsrail’e kısa süre önce taşınmış Yahudi Amerikalılar bile yerlidir.
“Yahudi ve demokratik devlet”
Sırf bir oksimoron olduğu için oksimoronik olamaz.
“barış süreci”
Savaş üstüne savaş getiren İsrail yayılması süreci; bu süreçte ABD hükümeti “İsrail’in avukatı” işlevi görürken İsrail’i devasa miktarda silahla donatıyor ve İsrail’i (yakın tarihli bir Kongre Araştırma Servisi raporunun ifadesiyle) “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD dış yardımlarının toplamda en büyük alıcısı” yapmayı sürdürüyor.
“kendini savunma”
İsraillilere ayrılmış ama Filistinlilere kesinlikle ayrılmamış bir terim.
“terörizm”
Filistinliler İsrailli sivilleri öldürdüğünde; ama İsrailliler çok daha büyük sayılarda Filistinli sivili öldürdüğünde değil.
“şiddetten vazgeçmek”
Filistinli örgütlerden rutin biçimde istenen ama İsrail hükümetinden istenmeyen bir talep.
“İsrail’in var olma hakkı”
“İsrail’in var olma hakkı olduğuna inanıyor musunuz?” şeklindeki standart tuzak soru, net sorularla yanıtlanabilir: “Sizce apartheid Güney Afrika’sının var olma hakkı var mıydı?” . . . “Sizce etnik temizliğin var olma hakkı var mı?” . . . “Sizce soykırımın var olma hakkı var mı?” . . . “Sizce İsrail ordusunun öldürdüğü on binlerce Filistinli çocuğun var olma hakkı var mıydı?”
*Norman Solomon, RootsAction.org’un ulusal direktörü ve Institute for Public Accuracy’nin icra direktörüdür. Son kitabı War Made Invisible: How America Hides the Human Toll of Its Military Machine, The New Press tarafından yayımlanmıştır.
Kaynak: https://www.counterpunch.org/2026/10/20/decoding-pro-israel-buzzwords-in-a-time-of-genocide/
