Bu kadar çok belgeyi, trafiği ve yorumu nasıl üretti? New Yorklu bir finansçı, hokkabaz, her işe uygun bir dolandırıcı ve kendini adamış bir sefih olan Jeffrey Epstein, mezarından hâlâ yaşayan figürleri rahatsız etmeye ve onları zor durumda bırakmaya devam ediyor. Bu kişilerle olan yazışmaları milyonları buluyor; bu da, onun hayattaki tek işinin zevk için pezevenklik yapmak ve çürümüş olanlara uşaklık etmek olduğunu düşündürüyor.
Basın akbabaları, 30 Ocak’ta ABD Adalet Bakanlığı tarafından Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası’na yanıt olarak yayımlanan son leşe büyük bir iştahla üşüştü. Söz konusu belgeler, 180.000’den fazla görsel ve 2.000 video içeren yaklaşık 3,5 milyon sayfadan oluşuyor. Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, “Bugünkü yayımlama, Amerikan halkına şeffaflık ve uyum sağlamak adına çok kapsamlı bir belge tanımlama ve inceleme sürecinin sonunu işaret ediyor,” dedi.
Blanche’ın o neşeli “tam uyum” iddiasını bir kenara bırakırsak, Epstein’la yazıştığı ya da onunla herhangi bir şekilde ilişki kurduğu ortaya çıkan herkes, bu etkileşimlerini bütünüyle masum ve kesinlikle — şu anda hapiste olan Ghislaine Maxwell ile birlikte işlettiği cinsel insan ticareti ağıyla — bağlantısız olarak nitelendirmek zorunda kaldı. Maxwell’in kendisi, o büyük güven simsarının, seri davacının ve medya baronu Robert Maxwell’in kızıydı. Epstein’ın devasa yazışma ağı, saf sırdaşları ve sefih oyun arkadaşlarının umurunda olmayan şey ise, onun 2008 yılında 14 yaşında bir kız çocuğuyla seks teklifinde bulunmaktan hüküm giymiş olmasıydı. Günahkâr her zaman en iyisini bilir.
Onursuzlar listesi o kadar uzun ki, tükürmeden saymak mümkün değil. Birkaç acayip numune yeter de artar. Ahlaki açıdan gelişmemiş teknoloji züppe milyarderi Elon Musk’ın, eğlence uğruna Epstein’a ait mülklere seyahat etmeyi konuştuğunu görüyoruz. Özlem dolu bir soruyla şöyle diyor: “Adandaki en çılgın parti hangi gün/gece olacak?” Musk, “rahatlamaya” ihtiyacı olduğunu belirterek, planlanan partiler hakkında bilgi almak için finansçıya baskı yapmaya devam ediyor: “Bu yıl akıl sağlığımın sınırlarında çalıştım, o yüzden çocuklarım Noel’den sonra eve döner dönmez, St. Barts’ta ya da başka bir yerde parti ortamına dalmak ve kendimi bırakmak istiyorum.”
2009 yılında — Epstein o sırada hâlâ hapis cezasını çekmekteyken — gönderilen e-postalar, Lord Peter Mandelson’ın eşi Reinaldo Avila da Silva’ya osteopati eğitimi için sağlanan bir krediye işaret ediyor. Britanya’nın Yeni İşçi Partisi’nin “Bay Düzeltici”si olarak bilinen Mandelson’ın, Epstein ile olan ilişkisinin lağım çukuru toplantılarına dönüştüğü ortaya çıkınca, Birleşik Krallık’ın Washington büyükelçiliği görevine son verildi.
Virgin Group’un kurucusu Richard Branson’ın, Epstein’la tanışmaktan memnuniyet duyduğunu ifade ettiğini, ardından da “Bu bölgedeysen seni görmek harika olur. Tabii haremini de getirmen şartıyla!” dediğini görüyoruz. (Şirket, gereksiz şehvet çağrışımlarını ortadan kaldırmak için alelacele açıklama yaparak, “harem” ifadesinin Epstein ekibinin üç yetişkin üyesine atıfta bulunduğunu belirtti.)
Zaten bilindiği gibi, kraliyet ailesi de bu dışkı sıvalı yalaktan muaf değil. Epstein’ın seks âlemlerini azgın bir keyifle arşınladığı için kısa süre önce prenslik unvanından mahrum bırakılan Andrew Mountbatten-Windsor, yazışmalarda “Dük” olarak anılıyor ve 2010 Eylül’ünde gönderilen e-postalarda Epstein’a son derece davetkâr davranıyor. Epstein şöyle öneriyor: “Buckingham Sarayı’nda akşam yemeği yiyebiliriz, bolca da mahremiyet olur.” Gelen yanıt: “BP’ye [Buckingham Sarayı] gelmene memnun olurum. Kiminle istersen gel, ben 16:00 civarı burada olurum.”
İş, Mountbatten-Windsor’un eski eşi Sarah Ferguson’a gelince durum daha da pisleşiyor. Ferguson, Epstein’a “hep hayalini kurduğum kardeş” diyerek hitap ediyor. (Borcunu ödemek için kendisine sağlanan 15.000 sterlinin bu konuda yardımcı olduğu söylenebilir.) Epstein’ın ev hapsi koşullarının ne kadar gevşek olduğunu gösteren Ferguson, ikilinin birlikte öğle yemeği yediğini ima ediyor. 2009 Ağustos tarihli bir yazışma, Epstein’ın Prenses Beatrice ve Prenses Eugenie ile — Ferguson’un kızlarıyla — görüştüğünü ortaya koyuyor. “Kızlarımın önünde bana ettiğin iltifat kadar bir arkadaşın [sic] nezaketi beni hiç bu kadar etkilememişti,” diyor.
Diğer ülkelerin kraliyet ailelerinin de bu bal küpüne düştüğünü gösteren bir örnek olarak, Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit, 2011 ile 2014 yılları arasında Epstein ile yoğun iletişim hâlindeydi. Yazışmalardan anlaşıldığı kadarıyla, finansçı, “yufka yürekli” ve “öyle tatlı biri” olarak epey etkileyici bir izlenim bırakmıştı. 1 Kasım 2012 tarihli bir mesajda, prenses, doğanın koruyucu özellikleri ve yapay ürünlerin zararları üzerine zırvalarla dolu bir mesaja cevap veriyor. Şöyle yazıyor: “Sen beni hep güldürüyorsun. Çünkü beynimi gıdıklıyorsun.”
Mette-Marit açısından zamanlama son derece talihsizdi; zira oğlu Marius Borg Høiby, aralarında dört kadına tecavüz iddiası, saldırı ve uyuşturucu suçlarının da bulunduğu 38 ayrı suçlamayla karşı karşıya. “Kötü bir muhakeme gösterdim ve Epstein ile herhangi bir temas kurmuş olmaktan derin pişmanlık duyuyorum,” diyerek yaptığı açıklamada suçluluğunu kabul etti. “Bu sadece utanç verici.”
Spor dünyasından isimler de bu tablodan muaf değil. New York Giants’ın ortak sahibi Steve Tisch, belgelerde 400’den fazla kez adı geçen isimlerden biri olarak şunu söylüyor: “Kısa süreli bir ilişkimiz oldu, yetişkin kadınlar hakkında e-postalar paylaştık; ayrıca filmler, hayır işleri ve yatırımlar üzerine konuştuk.” Tisch, “Onun hiçbir davetini kabul etmedim, adasına da hiç gitmedim,” diyor. “Hepimizin bildiği gibi o korkunç bir insandı ve onunla ilişki kurmuş olmaktan derin bir pişmanlık duyuyorum.”
Tisch’in spor çevresindeki muadili, Los Angeles 2028 Olimpiyat Oyunları Başkanı Casey Wasserman’dır. Onun durumundaysa mesele, Epstein’ın suç ortağı Ghislaine’e duyduğu kalıcı bir tutkuya dönüşmüş gibidir. 2003 yılında gerçekleşen heyecan yüklü bir yazışmada şöyle diyor: “Seni sürekli düşünüyorum. Dar bir deri kıyafet içinde seni görmek için ne yapmam gerekiyor?” Konuyla ilgili yaptığı açıklamada Wasserman, “bu yazışmaların yirmi yılı aşkın süre önce, onun korkunç suçları ortaya çıkmadan çok önce gerçekleştiğini” belirterek, bu iletişim için “pişmanlık” duyduğunu ifade etti.
Bu dosyaları cömertçe değerlendirecek olursak, Epstein’ın yazışma yaptığı kişilerin tanışıklıklarının büyük bölümünde adeta kandırılmış gibi davrandıkları ve aptalı oynadıkları izlenimi edinilebilir. Ancak tüm bu ilişkilerin sosyal ve politik açıdan ulaştığı kozmik genişlik, yönetici sınıfların etik açıdan kurumuş doğasına ve yozlaşmaya, körleşmeye gönüllü oluşlarına işaret ediyor. İktidar ve nüfuz alanlarında faaliyet gösteren bu kişiler, hedonizmin dansı karşısında kendilerini budala ve sefih figürler olarak sergilemiş; sonunda foyalarının ortaya çıkacağı gerçeğine karşı da tamamen kayıtsız kalmışlardır.
* Binoy Kampmark, Cambridge’deki Selwyn College’da Commonwealth bursiyeriydi. Hâlen Melbourne’daki RMIT Üniversitesi’nde ders vermektedir. E-posta: [email protected]
