Burnham Kopuş Vaat Etti. Healey ise Küçük Ayarlamalar Yaptı

Gerçek şu ki Birleşik Krallık ekonomisi hâlâ sıkı mali kurallarla kısıtlanıyor ve bu kurallar, özellikle Makerfield’dekiler gibi topluluklar için gereken acil değişiklikleri sağlamayacak. Hatta maliye bakanına, çok eleştirilen selefi Rachel Reeves’e çok benzemeye başladığı suçlamasından kaçınmak için dikkatli olması gerektiğini tavsiye ederim.
Kasım 3, 2026
image_print

Ilımlı banka vergileri ve tek seferlik yardımlar, Makerfield gibi yerlerde on yıllardır verilen zararı geri almayacak

30 yılını İşçi Partisi milletvekili olarak geçirmiş biri olarak, Birleşik Krallık’ın fena hâlde çarpık ekonomisinin kıyısından köşesinden küçük ayarlamalar yapmanın kesinlikle yetmeyeceğini uzun zamandır savunuyorum. Andy Burnham da haziranda Makerfield ara seçiminde kampanya yürütürken aynı görüşte gibiydi.

Burnham o zaman yeni bir yön, neoliberalizmden kopuş ve daha iyi bir gelecek umudu vaat etmişti. Temeldeki ekonomik, siyasi ve toplumsal bunalımla başa çıkabilmek için ülkenin statükodan kopması gerektiğini anlamış görünüyordu.

Sandalyesini kazanmasının üzerinden birkaç hafta geçmeden yarış olmaksızın İşçi Partisi lideri oldu ve 10 Numara’ya girdi; bu da siyasi programını sorgulayacak gerçek bir alan kalmadığı anlamına geliyordu. İşçi Partisi de ülke de sözüne güvendi, çünkü mecburduk.

Dolayısıyla Bütçe, Burnham’ın vizyonunun ilk kez gerçek anlamda sınandığı an. Onu bir “Makerfield testi”yle değerlendirmeliyiz: Açıklanan politikalar onun seçim bölgesine ya da benzeri seçim bölgelerine yaramıyorsa hiç yaramıyor demektir. Bu ölçüye göre de Bütçe başarısız oldu.

Maliye Bakanı John Healey her posta kodunda büyüme sağlayacağını söyledi. Tek seferlik 100 sterlinlik enerji ödemesi çok memnuniyet verici, ama enerji sektörü bir kuşaktır tüketicileri kazıklıyor, perakende devleri de piyasa güçlerinden yararlanarak market fiyatlarını yukarı çekiyor. Ülkenin her bölgesindeki insanlara gerçekten yardım etmek istiyorsak neden özelleştirilmiş tekellerin karşısına doğrudan, birkaç ek kuralla değil, gerçek anlamda kamu mülkiyetiyle çıkmıyoruz?

Savunma bakanı olarak istifa ederek Keir Starmer’ın düşüşünü hızlandırmaya katkıda bulunmuş bir maliye bakanı için savunmaya ek para bulmak kaçınılmaz bir tercih. Ama savunma sanayileri az sayıda bölgede yoğunlaşmış durumda ve ülkenin büyük bölümü için büyüme açısından pek bir katkı sağlamayacak.

Healey, selefleriyle aynı mali kısıtlar içinde bir Bütçe sundu; bu Bütçe neoliberal ideolojinin, Hazine ortodoksisinin ve hükümet nezdinde lobi yapan alışılmış çıkar gruplarının bunaltıcı kıskacından bir türlü kurtulamıyor. Maliye bakanı makroekonomik düzeyde radikal bir değişim sağlayamıyorsa tek seçenek, mikroekonomik politikayla kıyısından köşesinden küçük ayarlamalar yapmaktır. Ama bu strateji, ülkeyi Burnham’ın Makerfield’e ve Britanya’ya söz verdiği biçimde dönüştürmüyor.

Açık olan şu ki Burnham’ın sert sözlerle karşı çıktığı resmî kurumlara aşırı bağımlılık, olsa olsa hafifçe ilerici bir Bütçe ortaya çıkardı.

Bütçede elbette iyi şeyler de var. Healey’nin Madenciler Emeklilik Fonu’nun her kuruşunun madencilere gideceği yönündeki sözü memnuniyet vericiydi, ama bu asla kuşku konusu olmamalıydı ve bunun ne zaman, nasıl olacağına dair sorular hâlâ ortada duruyor.

Maliye bakanının geçim maliyeti krizinden bir “nefes alma alanı” gerektiğini kabul etmiş olması da memnuniyet verici, özellikle de bankaların 100 milyon sterlini aşan kârlarına uygulanacak %6’lık vergiyle. Ama gerçek şu ki bu vergi olması gerekenden düşük ve yalnızca 15 ay uygulanacak. Pek çok insan zorlanırken bankaların süper kâr olarak milyarlar kazandığı bir dönemde yeterince ileri gitmiyor.

NHS’in kurucusu Nye Bevan bir keresinde sosyalizmin bir öncelikler dili olduğunu söylemişti; bu, İşçi Partili her maliye bakanının bir Bütçede kulak vermesi gereken bir düstur. Bu yüzden maliye bakanının, yılda 15 milyar sterlin tasarruf sağlaması öngörülen bir adım olan emekli aylıklarındaki üçlü kilitten (triple lock) vazgeçme planlarında ısrar etmesi, 2030’a kadar yılda 19 milyar sterlinden fazla gelir getirebilecek sermaye kazançları vergisini eşitlemek gibi politikaları ise görmezden gelmesi hayal kırıklığı yaratıyor. Britanya, insanca bir emekli aylığı sunmakla insanca bakım sunmak arasında seçim yapmak zorunda değil. İkisini de sağlayabiliriz, sağlamalıyız da.

Ülkenin neoliberal statükodan köklü biçimde kopması gerekiyor. Son on yıllarda hükümet, ana ekonomik kaldıraçların denetimini Hazine’ye, İngiltere Merkez Bankası’na ve Bütçe Sorumluluğu Ofisi’ne bırakarak herhangi bir hükümetin ekonomiye yeterince müdahale etmesini zorlaştırdı.

Nitekim Birleşik Krallık’ın kurumları neoliberalizm tarafından sömürgeleştirildi. Whitehall ortodoksisi yüzünden uzun bir felaket tahmin hataları tarihine tanık olduk: 1976 IMF krizinde Denis Healey’nin yanlış değerlendirilmiş sert kesintilerinden 1990’da Avrupa Döviz Kuru Mekanizması’na girilmesine ve iki yıl sonra Kara Çarşamba’da buradan çıkılmasına, son yirmi yılın büyük bölümünde kemer sıkmanın öne çıkarılmasına, sanayisizleşmeye göz yumulmasına ve en son Truss Bütçesi’nin yanlış hesaplarına kadar.

Burnham daha önce merkezî kurumlarımızı eleştirmiş, tepeden inme neoliberal ekonominin işe yaramadığını savunmuştu. Öyleyse ülkenin Hazine ortodoksisini kabul etmeye devam etmesi neden beklensin?

Hükümeti, demokratik denetimi yeniden sağlamak için devletin “radikal biçimde yeniden yapılandırılmasından” çok söz etti. Ama Bütçe hep “önce güvenlik” anlayışıyla hazırlanmış bir mali duyuru olarak lanse edildi ve ekonomimizdeki temel krizleri ele alacak 10 yıllık bir planın yolda olduğu sözü verildi. Benim kaygım şu: maliye bakanının yaptığını söylediği gibi büyük kararları gelecek yılın Harcama İncelemesi’ne ertelemek, ileride kesintiler olabileceğine işaret ediyor.

Gerçek şu ki Birleşik Krallık ekonomisi hâlâ sıkı mali kurallarla kısıtlanıyor ve bu kurallar, özellikle Makerfield’dekiler gibi topluluklar için gereken acil değişiklikleri sağlamayacak. Hatta maliye bakanına, çok eleştirilen selefi Rachel Reeves’e çok benzemeye başladığı suçlamasından kaçınmak için dikkatli olması gerektiğini tavsiye ederim.

*Jon Trickett, İşçi Partisi milletvekilidir.

Kaynak: https://www.opendemocracy.net/budget-burnham-promised-rupture-neoliberalism-healey-delivered-gentle-tinkering/