Hayır, Ürdün Nehri değil, Fırat Nehri; bu, Siyonist imparatorluğu Ürdün’ün tamamına ve Irak’ın bir kısmına yayacaktır.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İsrail’in Orta Doğu’nun büyük bölümünü ele geçirmesi durumunda buna itiraz etmeyeceğini ima ederek, bunu Yahudi halkının toprak üzerindeki hakkı olarak nitelendirdiği hususu vurgulamıştır.
Muhafazakâr bir yorumcuyla yaptığı son röportajda Huckabee’ye, köklerinin İncil’e dayandığını savunduğu İsrail’in coğrafi sınırları hakkında ısrarla sorular yöneltildi.
Huckabee, İncil’deki ayetin, Irak’taki Fırat Nehri ile Mısır’daki Nil Nehri arasındaki bölge de dâhil olmak üzere, bu toprakların İbrahim’in soyuna vaat edildiğini kabul etti.
Böyle bir coğrafi alan, günümüz Lübnan’ını, Suriye’yi, Ürdün’ü ve Suudi Arabistan’ın bazı kısımlarını kapsayacaktır.
“Geçen yıl Başkan Donald Trump tarafından atanan Huckabee, ‘Hepsini alsalar da olur’ dedi. Huckabee, açıkça Hristiyan Siyonisttir ve İsrail’in kararlı bir savunucusudur.
Başbakan Benjamin Netanyahu da dâhil olmak üzere bazı İsrailli siyasetçiler, sınırları genişletilmiş bir ‘Büyük İsrail’ fikrini açıkça savunmuştur.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, 2023 yılında, Filistin topraklarını ve Lübnan, Suriye ile Ürdün’ün bazı bölümlerini İsrail’in bir parçası olarak gösteren ve İsrail bayrağının renkleri üzerine yerleştirilmiş bir haritanın bulunduğu bir etkinlikte konuşma yaptığında uluslararası öfkeye yol açtı.
İsrail’e yönelik beyan ettiği dinî bağlılığının ötesinde Huckabee, büyükelçiliği sırasında İsrail güçleri tarafından öldürülen ve hapsedilen ABD vatandaşlarının hakları için sesini yükseltmemesi nedeniyle eleştirilerle karşı karşıya kalmıştır.
Geçen yıl Huckabee, Soğuk Savaş’ın en yoğun döneminde ayrıntıları daha sonra Sovyetler Birliği’ne ulaşan ABD istihbarat sırlarını İsrail hükümetine satan hüküm giymiş casus Jonathan Pollard ile görüşerek ABD’deki bazı muhafazakârların dahi tepkisini çekmiştir.
ABD Donanması’nın eski sivil analisti olan Pollard, 30 yıl hapis yatmış ve tahliyesinin ardından 2020 yılında İsrail’e taşınmıştır. Suçlarından dolayı hiçbir zaman pişmanlık ifade etmemiş ve 2021 yılında ABD güvenlik kurumlarında çalışan Yahudi personeli İsrail için casusluk yapmaya çağırmıştır.
Mike Huckabee, Orta Doğu’da yeni bir gerçekliği teşvik etmektedir. İsrail kabinesinin, işgal altındaki Batı Şeria’nın geniş bölgelerini İsrail Adalet Bakanlığı bünyesinde ‘devlet arazisi’ olarak kaydetmeye yönelik tedbirleri onaylamasının ardından Ürdünlü liderler panik içerisindedir.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich tarafından ‘yerleşim devrimi’ olarak tanımlanan işgal altındaki toprakların ilhakını resmen teyit etme hamlesi, 1967’den bu yana işgal altındaki toprakları yöneten askerî idareyi fiilen devre dışı bırakarak, söz konusu toprakları egemen İsrail toprağı olarak muamele görür hâle getirmektedir.
On yıllar boyunca “alternatif vatan” — yani Ürdün’ün Filistin devleti hâline gelmesi gerektiği düşüncesi — Amman’daki diplomatik çevrelerde uzak bir kâbus ya da bir komplo teorisi olarak reddedildi.
Bugün ise aşırı sağcı bir İsrail hükümetinin gölgesinde ve Gazze’de yıkıcı bir soykırım savaşı sürerken, o kâbus operasyonel bir gerçekliğe dönüşmüştür.
Siyonist Revizyonizmin amacı yalnızca Filistin’i fethetmek değil, aynı zamanda komşu ülkeler üzerinde bir etki alanı tesis etmektir. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da artık ülkesinin bölgesel yayılmacı hedefleriyle giderek daha fazla övünmektedir. Ağustos ayında kendisine “Büyük İsrail” fikrine inanıp inanmadığı sorulduğunda, “Kesinlikle” yanıtını vermiştir.
Ankara’daki Türk liderler için bu tür söylemler yalnızca sembolik değildir — bu, Orta Doğu’nun tamamına yayılan ve Türkiye’nin kendi bölgesel perspektifiyle doğrudan çatışma potansiyeli taşıyan bir İsrail hâkimiyet vizyonuna işaret etmektedir.
Washington’da, sağ eğilimli American Enterprise Institute’un kıdemli araştırmacısı Michael Rubin, Türkiye’nin İsrail’in bir sonraki hedefi olabileceğini öne sürmüş ve korunmak için NATO üyeliğine güvenmemesi gerektiği uyarısında bulunmuştur; sosyal medyada ise İsrailli akademisyen ve siyasi figür Meir Masri, “Bugün Katar, yarın Türkiye” şeklinde bir paylaşım yapmıştır.
İsrail’in Golan Tepeleri’nin ötesindeki Suriye topraklarını ele geçirmesi, Suriye’de Yahudi yerleşimleri kurmak ve İsrail işgalini 1967 savaşında fethedilen toprakların ötesine genişletmek anlamına gelmektedir. Bu da, er ya da geç, Siyonist yayılmacılığın Suriye’deki Türk askerî, siyasi ve ekonomik çıkarlarıyla çatışacağı anlamına gelmektedir.
İsrail’in bölgesel saldırganlığı tırmanırken ve Gazze’ye yönelik savaşı sona erme belirtisi göstermezken, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan kısa süre önce Netanyahu’nun — bazı dindar Siyonistlerin modern Suriye, Lübnan, Mısır ve Ürdün’e kadar uzandığına inandığı — “Büyük İsrail” vizyonunun, “bölgedeki ülkeleri zayıf, etkisiz tutmayı ve özellikle İsrail’in komşu devletlerini bölünmüş bırakmayı” amaçladığını söylemiştir. İsrail’in Suriye sınırının ötesindeki kara ve hava harekâtı, Siyonist İmparatorluğun Kral Davut ve Kral Süleyman’ın dahi hayal edebileceğinden daha geniş bir ölçekte yayılmasını sağlayacaktır. Donald Trump’ın başkan olmasıyla birlikte ABD, Netanyahu’ya açık çek verecek; İsrail’in “Manifest Destiny (Açık Kader Öğretisi)” hedefini gerçekleştirmesine ve “Büyük İsrail”i kurarak tüm Orta Doğu üzerinde Yahudi Üstünlüğünü güvence altına alma amacına ulaşmasına yönelik herhangi bir kısıtlama getirmeyecektir.
