Üyelik Strateji Değildir: Gana, BRICS ve Kulüplerin Disiplini

BRICS ortak ülkelere ticaret ayrıcalıkları veya kendilerine tahsis edilmiş kalkınma finansmanı gibi otomatik faydalar sağlamaya başlarsa; üyeliğin verdiği mesaj tek başına Gana'nın geleneksel ortaklarından daha iyi koşullar elde etmesine yol açarsa ya da Nijerya ve Uganda bilinçli bir hazırlık süreci yürütmeden ölçülebilir kazanımlar elde ederse burada savunulan görüş yanlışlanmış olacaktır.
Ekim 15, 2026
image_print

6 Ekim’de, Hindistan Dışişleri Bakanı’nın Gana ziyareti sırasında Gana Dışişleri Bakanı Samuel Okudzeto Ablakwa, Bakanlar Kurulunun BRICS’e katılmak üzere resmî başvuru yapılmasını onayladığını açıkladı. Hindistan Dışişleri Bakanı Dr. Jaishankar, ülkesinin desteğini taahhüt etmekle birlikte başvurunun grubun diğer üyeleri tarafından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Birkaç gün sonra Gana Dışişleri Bakanı, ülkesinin tam üyelik için değil, ortak ülke statüsü için başvurduğunu açıkladı. Bunun ardından başlayan tartışma kısa sürede siyasi ve ideolojik bir kutuplaşmaya dönüştü: Doğu’ya karşı Batı, Pekin ve Moskova’ya karşı Washington ve Brüksel.

Ancak meseleye bu şekilde yaklaşmak asıl noktayı gözden kaçırıyor. Gana yaklaşık yetmiş yıldır Birleşmiş Milletler (BM), Afrika Birliği (AU), Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve daha pek çok uluslararası “kulübün” üyesi. Asıl soru hangi kulüplere katıldığımız değil, bu üyeliklerden somut fayda sağlayacak stratejik netliğe ve devlet kapasitesine sahip olup olmadığımızdır.

Gana Aslında Neye Başvuruyor?

BRICS, farklı düzeylerde katılım imkânları sunuyor. Aralarında Afrika’dan Güney Afrika, Mısır ve Etiyopya’nın da bulunduğu 11 tam üye, kararları uzlaşı yoluyla alıyor. 2024’te oluşturulan ortak ülke statüsündeki devletler ise zirvelere ve bazı toplantılara katılabiliyor ancak kararların şekillenmesinde söz sahibi olmuyor. Nijerya ve Uganda’nın da aralarında bulunduğu 10 ülke, 2025’te bu statüye katıldı. Yeni Kalkınma Bankası, BRICS’ten hukuken ayrı bir kuruluş ve BRICS üyesi olmayan ülkelere de açık. Başvurusu kabul edilirse Gana, ortak ülkeler arasında yer alacak.

BRICS’in ne olmadığını anlamak da önemli.

BRICS’in kurucu bir antlaşması, daimi sekreterliği, serbest ticaret bölgesi veya otomatik finansman sağlayan bir mekanizması bulunmuyor. Gana Dışişleri Bakanı, BRICS’i günümüzün muhtemelen en büyük ticaret bloğu olarak nitelendirdi. Üye ülkeler gerçekten de devasa ekonomilere sahip. Ancak BRICS’in ortak bir gümrük tarifesi veya ticaret kuralları yok. BRICS üyeleriyle ticaret hâlâ ikili düzeyde yürütülüyor. Ortak ülke statüsü, bir pazara ya da finansman kaynağına doğrudan erişim değil, toplantılarda yer edinmek anlamına geliyor.

Nkrumah’tan Çıkarılması Gereken Ders

Gana Dışişleri Bakanı, ülkenin bağlantısızlık geleneğine haklı olarak atıfta bulundu. Kwame Nkrumah’ın Akosombo Barajı için ABD’nin desteğini alırken Sovyetler Birliği’nin de Gana’nın nükleer programının başlatılmasına yardımcı olduğunu hatırlattı.

Bu tarihsel örnek öğretici ancak verdiği ders çoğu zaman yanlış yorumlanıyor.

Nkrumah, Akosombo Barajı’nı herhangi bir kulübe üye olduğu için inşa ettirmedi. Bunu iyi hazırlanmış projeler, açık bir ulusal vizyon ve her iki süper güçle ustalıkla yürüttüğü ikili müzakereler sayesinde başardı. Bağlantısızlık politikası ona hareket alanı açtı; bu hareket alanını bir baraja dönüştüren ise hazırlıklı olmasıydı. Bağlantısızlar Hareketi’nin kendisi Gana’da hiçbir şey inşa etmedi.

Üyeliklerimiz Bize Ne Öğretti?

Gana’nın deneyimi, bir kuruluşa üye olmakla o üyelikten fayda sağlamak arasında ne kadar büyük bir fark bulunduğunu gösteriyor.

Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi’nin sekretaryasına Akra’da ev sahipliği yapıyoruz ancak Ganalı şirketlerin bu anlaşmadan yararlanma düzeyi hâlâ sınırlı. Sekretaryaya ev sahipliği yapmak ülkeye prestij kazandırdı fakat ticareti kendiliğinden artırmadı.

1957’den beri IMF üyesiyiz ve borç almak için defalarca bu kuruma başvurduk. IMF, ekonomik dönüşümümüzü sağlayacak bir basamak olmaktan çok son çare olarak başvurulan bir kredi kuruluşu işlevi gördü.

ECOWAS ve Afrika Birliği, insanların serbest dolaşımından arabuluculuğa kadar önemli kamusal faydalar sağlıyor. Buna rağmen Gana, bu kuruluşlardaki müzakerelere kapsamlı biçimde hazırlanmış bir ulusal ekonomik tutumla nadiren katılıyor.

İstisnalar ise bu genel durumu doğruluyor. Afreximbank, 2023–2024 krizleri sırasında yaklaşık 700 milyon dolarlık destek sağladı. Bu destek işe yaradı çünkü ortada somut bir ihtiyaç, harekete geçmeye hazır bir kurum ve açıkça tanımlanmış bir talep vardı.

Somut kazanımlar, ne istediğini tam olarak bilerek masaya oturan devletlere yönelir.

Katılımı Destekleyen Gerekçeler

Gana’nın aldığı kararın gerçekten olumlu yönleri var ve bunların hakkaniyetle değerlendirilmesi gerekiyor.

Birincisi, ortak ülke statüsü, giderek parçalanan bir dünyada düşük maliyetli bir riskten korunma stratejisi sunuyor. Batılı kurumlar faaliyetlerini daraltıyor. Yardım bütçeleri küçülüyor, ABD’nin Gana’ya sağladığı sağlık finansmanı aşamalı olarak sona erdiriliyor ve Washington onlarca uluslararası kuruluştan çekilmiş durumda.

Yalnızca belirli bir ortaklar grubuna bağımlı olan bir devletin, bu ortaklar politikalarını değiştirdiğinde başvurabileceği bir alternatifi bulunmaz. Ortaklarını çeşitlendirmek bir meydan okuma değil, ihtiyatlı davranmaktır.

İkincisi, bu adım Gana’nın pazarlık gücünü artırabilir. Etkilerini kaybetmekten endişe eden ortaklar zaman zaman daha iyi koşullar sunar. Birden fazla ülkenin yakınlaşmak istediği devletler, müzakerelerde daha güçlü bir konumda olur.

Üçüncüsü, BRICS üyeleriyle ilişkiler zaten gelişiyor. Gana Dışişleri Bakanı’nın verdiği bilgilere göre Hindistan ile ticaret, 2024’teki yaklaşık 3 milyar dolar düzeyinden 7 milyar dolara yükseldi. İlaç, demiryolu, savunma ve dijital teknoloji alanlarında da iş birliği planlanıyor. Çin ise önemli bir ekonomik ortak olmayı sürdürüyor.

BRICS toplantılarına katılmak, bu ülkelerin hükümetleriyle en üst düzeyde düzenli temas kurma imkânı sağlıyor.

Dördüncüsü, BRICS’in gündemi Gana’nın öncelikleriyle örtüşüyor: küresel finans kuruluşlarının reformu, emtia üreticileri için daha adil koşullar, yerel para birimleriyle ödeme yapılması ve Küresel Güney’in uluslararası alanda daha güçlü biçimde temsil edilmesi.

Gana hükümeti ise temkinli bir yaklaşım benimsedi. IMF, Dünya Bankası veya Avrupa ile ilişkilerden uzaklaşmadığını açıkladı ve duyuru öncesinde Avrupa Birliği üyesi ülkeleri bilgilendirdi.

Riskten korunmaya yönelik bir strateji böyle yönetilmelidir.

Riskler

Katılımın beraberinde getirdiği maliyetler ve riskler gerçek. Ancak önceden öngörülürlerse yönetilebilirler.

Yaptırım riski: Rusya ve İran, Batı’nın kapsamlı yaptırımlarına maruz kalıyor. Bu ülkelerle daha yakın ekonomik ilişkiler kurulması, Gana’nın hâlâ büyük ölçüde Batılı sistemlere bağımlı olduğu muhabir bankacılık, sigortacılık ve tedarik alanlarında sorunlara yol açabilir.

Misilleme: BRICS liderlerinin Temmuz 2025’te Rio’da bir araya geldiği dönemde Başkan Trump, grubun “Amerikan karşıtı” olarak nitelendirdiği politikalarına uyum sağlayan ülkelere yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulamakla tehdit etti. Ortak ülke statüsündeki bir devletin öncelikli hedef olması pek olası değil. Yine de bu risk görmezden gelinmek yerine dikkatle değerlendirilmelidir.

Eşit olmayan ortaklar: BRICS, eşit güçteki ülkelerden oluşan bir kulüp değil. Çin ekonomisinin büyüklüğü, grubun diğer üyelerinin toplamını aşıyor. Ayrıca hangi kaynaktan gelirse gelsin finansman belirli koşullara bağlıdır. Doğal kaynak teminatlı krediler, kısa vadeli nakit sağlanması karşılığında stratejik varlıklar üzerindeki uzun vadeli kontrolün devredilmesine yol açabilir.

İç ayrılıklar: Hindistan ve Çin stratejik rakipler. Üye ülkeler ayrıca BRICS’in ne ölçüde Batı karşıtı bir tutum benimsemesi gerektiği konusunda farklı görüşlere sahip. Kendi üyeleri arasında uzlaşmakta zorlanan bir grubun çevresindeki ortak ülkelere sunabileceği imkânlar sınırlı kalabilir.

Bu risklerin hiçbiri BRICS’e katılmamak için tek başına bir gerekçe oluşturmuyor. Aksine, her bir riski yönetmeye yönelik bir planla ve karşılaşılabilecek sorunların bilincinde olarak katılmak gerektiğini gösteriyor.

Benzer Konumdaki Ülkelerin Deneyimleri

Afrika’daki ilk deneyimler önemli dersler içeriyor.

Mısır ve Etiyopya, 2024’te BRICS’in tam üyesi oldu. Etiyopya’nın ekonomik açıdan rahatlamasını sağlayan gelişmeler, Temmuz 2024’te onaylanan IMF programı ile G20 Ortak Çerçevesi kapsamında resmî alacaklılarla varılan borç anlaşmasıydı. Söz konusu anlaşma, alacaklılar komitesi adına Çin ve Fransa tarafından müzakere edildi.

Mısır ise 2024’te 8 milyar dolara çıkarılan IMF kredisi ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yapılan 35 milyar dolarlık yatırım anlaşması sayesinde ekonomik açıdan rahatlatıldı. BAE de BRICS üyesiydi ancak söz konusu anlaşma blok aracılığıyla değil, iki ülke arasında yapılmıştı.

Her iki örnekte de belirleyici destek, geleneksel finans kuruluşları ve doğrudan müzakereler yoluyla sağlandı. BRICS üyeliği bu iki ülkenin ekonomisini dönüştürmedi.

Nijerya ve Uganda, 2025’te ortak ülke statüsü kazandı. Kesin bir değerlendirme yapmak için henüz erken. Bununla birlikte şu ana kadar bu statünün doğrudan sağladığı somut finansman veya ticaret kazanımlarına ilişkin kamuoyuna açık kanıtlar oldukça sınırlı.

Gana, her iki ülkenin deneyimini yakından incelemeli; ortaklıktan fayda sağlamak için neler yaptıklarından veya yapmadıklarından ders çıkarmalıdır.

Geliştirmemiz Gereken Yetkinlikler

BRICS üyeliğinin Gana’ya ne ölçüde fayda sağlayacağı, grubun kendisinden çok bizim kapasitemize bağlı olacak.

Sekiz temel yetkinlik önem taşıyor:

  1. Yazılı bir dış ekonomi stratejisi: Her uluslararası ortaklığın hizmet etmesi gereken sınırlı sayıdaki ulusal hedefi belirleyen bir strateji. Bu hedefler arasında sanayileşme, enerji, madenlerden elde edilen katma değerin artırılması, teknoloji ve daha düşük maliyetli finansman yer almalı.
  2. Ekonomik istihbarat ve analiz: Her ortağın ne istediğini, ne sunduğunu ve risklerin nerelerde ortaya çıkabileceğini takip edecek özel bir kurumsal kapasite.
  3. Müzakere ve ticaret hukuku uzmanlığı: Yalnızca zirvelere katılmakla yetinmeyen, sözleşmelerin temel koşullarını ortaya koyan ön koşul belgelerini okuyup değerlendirebilen hukukçular, ekonomistler ve sektör uzmanları.
  4. Her üyelik için açık bir sorumluluk tanımı: Dışişleri, Maliye ve Ticaret bakanlıkları ile Gana Merkez Bankası arasında koordinasyon sağlanmalı; bu koordinasyona öncülük edecek ve sonuçların hesabını verecek tek bir sorumlu belirlenmelidir.
  5. Finansmana uygun hazır proje portföyü: Kalkınma bankaları iyi niyetleri değil, hazırlıkları tamamlanmış projeleri finanse eder.
  6. Özel sektörün hazırlıklı olması: Ganalı şirketlerin ortaya çıkan yeni fırsatlardan yararlanabilmesi için standartlar, sertifikasyon, ihracat finansmanı ve lojistik imkânlarının geliştirilmesi.
  7. Risk yönetimi: Yaptırımlardan kaynaklanabilecek riskleri ve geleneksel ortakların olası tepkilerini kapsayan bir yönetim yaklaşımı.
  8. Üyelik performans değerlendirme tablosu: Gana’nın üye olduğu her kuruluşun maliyetlerinin ve sağladığı faydaların düzenli aralıklarla kamuoyuna açık biçimde değerlendirilmesi.

Herhangi Bir Kulübe Katılmadan Önce Sorulması Gereken Sorular

Bundan sonra bir kuruluşa katılma, mevcut üyelik düzeyini yükseltme veya üyeliği sürdürme yönünde alınacak her karar, bir dizi temel soruya yanıt vermelidir:

  • İkili ilişkiler yoluyla elde edemeyeceğimiz hangi somut sonuca ulaşmak istiyoruz?
  • Üyelik aidatları, belirli politikalara uyma baskısı ve diğer ilişkilerimiz açısından doğabilecek riskler hesaba katıldığında bunun maliyeti ne olacak?
  • Daha düşük düzeyde bir üyelik yeterli mi, yoksa tam üyelik somut bir ek fayda sağlayacak mı?
  • Bu üyelikten kim sorumlu olacak ve üç yıl sonra başarısını nasıl ölçeceğiz?
  • Çalışmalara etkin biçimde katılacak insan kaynağımız var mı, yoksa yalnızca toplantılarda bulunmakla mı yetineceğiz?
  • Bu üyelik, ECOWAS ve Afrika Birliği içindeki konumlarımızla nasıl bağdaşıyor?
  • Beklenen sonuçlar elde edilemezse üyelikten ayrılmak için ne yapılması gerekecek?

Başarıyı Nasıl Ölçeceğiz?

Bu makalede ileri sürülen görüş sınanabilir.

BRICS ortak ülkelere ticaret ayrıcalıkları veya kendilerine tahsis edilmiş kalkınma finansmanı gibi otomatik faydalar sağlamaya başlarsa; üyeliğin verdiği mesaj tek başına Gana’nın geleneksel ortaklarından daha iyi koşullar elde etmesine yol açarsa ya da Nijerya ve Uganda bilinçli bir hazırlık süreci yürütmeden ölçülebilir kazanımlar elde ederse burada savunulan görüş yanlışlanmış olacaktır.

Bunlar, Dışişleri Bakanlığı’nın söz konusu üyelik için hedefleri ve başarı ölçütlerini yayımlayıp yayımlamadığıyla birlikte izlenmesi gereken göstergelerdir.

Gana’nın diğer uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinden elde edilen deneyimlere dayanarak, sağlanacak faydaların hazırlık düzeyiyle bağlantılı olacağını düşünüyorum.

Saf Tutmak Değil, Kapasite Sahibi Olmak

Nkrumah’ın dehası, taraf seçmekte değil, Gana’nın tam olarak neye ihtiyacı olduğunu bilmesinde ve bunu sağlayabilecek kim varsa ondan almaya hazır olmasında yatıyordu.

Bugün de asıl ölçüt bu.

Gana’nın yapması gereken tartışma Doğu mu, Batı mı sorusu etrafında değil, yeterli kapasiteye sahip olup olmadığı üzerinde yürütülmelidir.

Üyelik bir kapıdır. O kapıdan somut bir kazanımla geçip geçemeyeceğimizi belirleyen ise strateji, hazırlık ve kurumlardır.

*Nana Attobrah Quaicoe, istihbarat ve ulusal güvenlik analistidir. 2022–2025 yılları arasında Ulusal İstihbarat Bürosu Genel Direktörü olarak görev yapmıştır. Gana bağlamında ulusal güvenlik, istihbarat sektöründe reform, risk, dürüstlük değerlendirmesi ve kurumsal yönetişim konularında yazılar kaleme almaktadır.

Kaynak: https://thechronicle.com.gh/feature-membership-is-not-strategy-ghana-brics-and-the-discipline-of-clubs/