Rusya’ya Duyulan Garip Korku

Rusya’nın trajedisi, dış dünyayı kendi gücüne ikna edebilmek için, dünyayı değiştirecek bir kuvveti elinde tutuyormuş gibi yapmaya mecbur kalmasıdır. Oysa böyle bir kuvvet yoktur. Savaş sona erdiğinde, Rus halkı kendilerini bu noktaya getiren liderlikle ne yapacaklarına karar vermek zorunda kalacaktır – yeniden kazanılamayacak savaşlara sürüklenmek yerine. Rusya’nın başarısızlıklarına dayalı bir uzlaşma, en düşük maliyetli seçenektir. Ancak bu da Batı’nın, Rusya’nın zayıflığını açık gözle görebilmesini gerektirir.
Ocak 4, 2026
image_print

Rusya’nın Belarus’a girmeye hazırlandığı, Letonya ve Litvanya’ya saldırılar düzenleyebileceği ve Karadeniz ve çevresinde büyük bir askerî harekât planladığı konuşuluyor. Pek çok kişi, Rusya-Ukrayna savaşı Rusya’nın hâlihazırda elinde tuttuğu görece küçük topraklardan çıkarılmadan sona ererse, Moskova’nın eski Sovyetler Birliği sınırlarını yeniden tesis etmek üzere diğer bölgelere de yayılacağından korkuyor.

Ancak Ukrayna’daki performansı göz önüne alındığında, Rusya’nın hâlâ bu denli korku uyandırması gariptir. Tam ölçekli işgalin üzerinden neredeyse dört yıl geçmişken, Rusya ülkenin yalnızca yaklaşık beşte birini kontrol edebiliyor ve cephe hattı boyunca birkaç kasaba ve köy için süregiden çatışmalara saplanıp kalmış durumda. Gerçek şu ki, Rusya, bugünkü cephe hattından çok uzakta kalan Kiev’i ele geçirme girişiminde başarısız olduğu gibi, Ukrayna’nın tamamını işgal etme şeklindeki asıl görevinde de başarısız olmuştur.

Ukrayna’nın, Rusları şu anda işgal ettikleri topraklardan çıkaramayacağı doğrudur. Ancak aynı şekilde, Rusya’nın da dört yıl boyunca Ukrayna direnişini kıramadığı ya da anlamlı bir ilerleme kaydedemediği de bir gerçektir. Hedeflerine ulaşamaması, Rus askerî kapasitesi hakkında ciddi sorular doğurmaktadır. Rusya çok daha geniş topraklar ele geçirmeyi ummuştu ve bu kadar az kazanımla savaşın hâlâ sürüyor olacağını öngörmemişti. Bu, Moskova’nın planladığı savaş olamaz.

Rusya şu anda Afganistan ve diğer gelişmekte olan ülkelerde asker topluyor; hizmet karşılığında yüksek ödemeler ve Rus vatandaşlığı vaat ediyor. Aynı zamanda, 40’lı ve 50’li yaşlardaki erkekleri askere çağırıyor ya da daha genç erkekleri cepheye gönderebilmek için bu kişileri görevlendiriyor. 2023 yılında Devlet Başkanı Vladimir Putin’i devirmeye teşebbüs eden Wagner Grubu da dâhil olmak üzere, paralı askerlere dayalı stratejisinin şaibeli olduğu ortaya çıkmıştır.

Bazıları, Rus ordusu etkisiz olsa da diğer ülkeleri insansız hava araçlarıyla (İHA) yıkıma uğratma kapasitesine sahip olduğunu savunabilir. Bu argümana iki yanıt verilebilir. Birincisi, artık birçok ülkenin İHA kapasitesine sahip olduğu ve Rusya’nın da bu tür saldırılara karşı savunmasız olduğudur. Ancak daha önemli ve dikkat çekici olan yanıt, şehirlerin bombalanmasının tarih boyunca başarısız bir yöntem olduğudur.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Londra, Hamburg ve başka birçok şehir bu tür saldırılarla harap edildi. Şehirler ister insanlı uçaklarla ister İHA’larla bombalansın, sonuç değişmemektedir. Dikkat çekici olan şu ki: Ne Londra’nın bombalanması ne de Alman ve Japon şehirlerine yönelik saldırılar –Japonya atom bombasıyla vurulana kadar– teslimiyete yol açmıştır. Aynı durum, ABD’nin Hanoi’ye düzenlediği hava saldırıları için de geçerlidir. Savaşları gerçekten kazananlar, toprak ele geçiren kara kuvvetleridir. Uçaklardan ya da İHA’lardan atılan patlayıcılar büyük yıkım ve acıya neden olabilir; ancak bunlar tek başına bir düşmanın yenilmesini sağlamaz.
Rusya, nükleer silahlar dışında elindeki kayda değer hiçbir kuvveti ya da imkânı esirgememiştir. Makul olan her şeyi kullanmış; buna rağmen, kendisinden çok daha küçük bir ülkeyi ve orduyu yenememiştir. Moskova’nın savaşı bırakmayı reddetmesi ve kenar bölgeleri ele geçirme yönündeki yıpratıcı çabaları, askeri kapasitesinin ne denli sınırlı olduğunu göstermektedir. Ukrayna, Rusya’yı geri çekilmeye zorlayamaz; ancak küçük bölgeleri savunmak, geniş alanları fethetmekten çok daha kolaydır.
Rusya’nın, ABD Başkanı Donald Trump tarafından sunulan elverişli barış koşullarını reddetmesi, Moskova’daki siyasi korkuları yansıtmaktadır. Çünkü savaşı şimdi sona erdirmek, bir başarısızlığın açık kabulü olarak görülecek ve bu da Rusya’daki liderler açısından ciddi sonuçlar doğurabilecektir. Ukrayna’nın, yabancı askerî birliklerin desteği olmadan –yalnızca malzeme ve istihbarat yardımıyla– Rusya’nın saldırılarına direnmiş olması, bu başarısızlığı daha da çarpıcı kılmaktadır.

Dolayısıyla şu soru gündeme gelmektedir: Rusya’nın ele geçirdiği sınırlı toprakları elinde tutmasına izin verilirse, neden bu kadar çok kişi onun bir sonraki adımda, Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle kaybettiği bölgeleri geri almak üzere her yöne büyük çaplı saldırılar başlatacağından korkmaktadır? Oysa Rusya yalnızca Baltık devletlerini değil, çok daha fazlasını kaybetmiştir. Bugün bağımsız olan beş Orta Asya ülkesi ile Güney Kafkasya da artık Rusya’nın kontrolü dışındadır. Bu arada, Amerika Birleşik Devletleri bu bölgelerde önemli bir nüfuz kazanmıştır. Geçtiğimiz ay beş Orta Asya ülkesinin liderlerinin Washington’a gelerek Beyaz Saray’da Trump ile gerçekleştirdiği dostane görüşme, bu etkinin açık bir göstergesidir.

Putin yönetiminde Rusya, jeopolitik açıdan adeta raydan çıkmış bir felakete dönüşmüştür. Ekonomik olarak kişi başına düşen gelir sıralamasında dünyanın 50’li basamaklarında yer alması, ordusunu hızla yeniden inşa etme kapasitesini ciddi biçimde sınırlandırmaktadır. Gerçek şudur: Ukrayna’daki savaş sona erdirilip Rusya’nın, 150.000’den fazla Rus askerinin hayatıyla ödenmiş küçük bir toprak şeridini elinde tutmasına izin verilmesi, komşu ülkeleri bir anda savunmasız kılmaz.

Peki neden hem Avrupa’da hem de ABD’de, Ukrayna’nın görece küçük bir toprak parçasını feda ederek savaşın sona erdirilmesinin, Rusya’nın başka ülkelere daha geniş ve derin saldırılar başlatacağı anlamına geleceğine dair bu duygu yaygındır? Savaş, çünkü Putin başarısızlığını itiraf ederse, siyasi varlığını riske atacağını bilmektedir ve elinde gösterecek bir şeye –herhangi bir şeye– ihtiyaç duymaktadır. Ancak onun siyasi hayatta kalma çabası, sahadaki gerçekliği değiştirmez. Rus ordusu Ukrayna’daki görevinde başarısız olmuştur ve Rusya, eski Sovyet coğrafyasındaki etkisinin önemli bir bölümünü kaybetmiştir. Ukrayna’da başarısız olan bu ordu, diğer ülkeleri ele geçirmekte de başarılı olamayacaktır.

Ukrayna ile yürütülen savaş, Rusya’nın gücünü değil, zayıflığını ortaya koymuştur.

Rusya’ya duyulan korku, Soğuk Savaş’tan miras kalan bir algıdır. ABD ve müttefikleri, Sovyetler Birliği’ni uzun süre boyunca devasa bir askerî güç olarak gördüler. Bazıları, Sovyetler’in konvansiyonel savaşta o kadar da yetenekli olmadığını; ancak ABD’nin yardımıyla II. Dünya Savaşı sırasında Alman kuvvetlerini yenmeyi başardığını savundu. Fakat genel olarak Rus askerî gücüne duyulan korku, Batı’daki siyasi kültürü derinden şekillendirmiştir. Günümüzde Rusya’ya verilecek herhangi bir tavizin daha fazla saldırganlığı teşvik edeceğine dair korkular, işte bu zihinsel mirasın ürünüdür.

Oysa Rusya’nın ne denli zayıf ve yıpranmış olduğunu, ordusunun nasıl zorlandığını ve ekonomik çöküşünün hızlı bir yeniden silahlanmayı imkânsız kıldığını net biçimde görmek gerekir. Bir uzlaşma, Ukrayna’ya bazı topraklarını kaybettirebilir; ama bu, Rusya’ya farklı yönlere saldırma kudreti kazandırmaz. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana Rusya batısında, doğusunda ve güneyinde ciddi kayıplar yaşamıştır. Ancak Rusya dışındaki bazı çevreler bu yeni gerçeklikle yüzleşememekte; Moskova ise, sanki kazanamayacağı bir savaşı bitirmesine gerek yokmuş gibi davranmaya devam etmektedir.

Rusya’nın trajedisi, dış dünyayı kendi gücüne ikna edebilmek için, dünyayı değiştirecek bir kuvveti elinde tutuyormuş gibi yapmaya mecbur kalmasıdır. Oysa böyle bir kuvvet yoktur. Savaş sona erdiğinde, Rus halkı kendilerini bu noktaya getiren liderlikle ne yapacaklarına karar vermek zorunda kalacaktır – yeniden kazanılamayacak savaşlara sürüklenmek yerine. Rusya’nın başarısızlıklarına dayalı bir uzlaşma, en düşük maliyetli seçenektir. Ancak bu da Batı’nın, Rusya’nın zayıflığını açık gözle görebilmesini gerektirir.

Kaynak: https://geopoliticalfutures.com/the-strange-fear-of-russia/

SOSYAL MEDYA