Hem Moskova hem de Pekin, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında uzayan bir savaştan fayda sağlayabilecek durumdadır.
İran, hayatta kalmak için bir savaş verirken izole durumdadır. Buna karşın, İran’ın sözde ortakları olan Çin ve Rusya dikkat çekici biçimde ortada yoktur. Her iki ülke de İran’a yönelik saldırıları kınamış ve çatışmaların sona ermesi çağrısında bulunmuştur, ancak her ikisi de kayda değer askerî yardım göndermenin eşiğinde durmuştur. Bu arada Amerika Birleşik Devletleri, olası bir kara harekâtına hazırlık kapsamında Deniz Piyadeleri ve 82. Hava İndirme Tümeni de dâhil olmak üzere Orta Doğu’ya ek personel sevk etmektedir.
Analistler, Çin’in harekete geçmemesinin “Pekin’in yönünü kaybetmiş olduğunun en açık işareti” olduğunu ve Rusya’nın “kilit bir müttefike yardım edememesinin kuşkusuz utanç verici” olduğunu belirtmektedir.
Bununla birlikte, bu durum kayıtsızlık ya da ihmalden ziyade, her iki ülkenin de doğrudan müdahaleden alıkoyan daha disiplinli ulusal çıkar tanımlarına sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri savaşa ne kadar uzun süre dâhil olursa, her iki gücün de stratejik avantajlar elde etme olasılığı o kadar artmaktadır.
Çin, Asya’yı ve yakın çevresini dış politikasının ve askerî stratejisinin merkezi odağı olarak görmektedir. Orta Doğu, Çin’in enerji ve ticareti açısından önemli olmakla birlikte, Pekin burayı hiçbir zaman Tayvan, Japonya veya Avrupa’dan daha kritik bir bölge olarak değerlendirmemiştir. Modern tarihi boyunca Çin, resmî ittifaklardan kaçınmıştır. Çin’in sahip olduğu tek güvenlik anlaşması, 1961 yılına dayanan Kuzey Kore ile olan anlaşmadır ve bu taahhüdün gücü tartışmalıdır.
Çin yıllar boyunca İran’a silah sevkiyatı yapmış olsa da, İran ile olan güvenlik ilişkisi Çin’in Rusya veya Kuzey Kore ile olan güvenlik bağlarıyla karşılaştırıldığında sönük kalmaktadır. İran ne derin bir güvenlik ortağıdır ne de Çin’in öncelikli faaliyet sahasında yer almaktadır; bu da Pekin’e İran adına müdahale etmek için çok az gerekçe bırakmaktadır.
Enerji, Çin’in İran ile ilişkilerinin temel itici gücüdür. Yalnızca 2025 yılında Çin, İran’ın petrol ihracatının yüzde 80’inden fazlasını satın almış; bu da Çin’in toplam petrol ithalatının yüzde 13,4’ünü oluşturmuştur. İran ve diğer Körfez ülkelerinden yapılan petrol ihracatının büyük bölümünü kesecek olan Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Çin’in enerji portföyünü etkileyecektir.
İran’da uzayan bir savaş ve petrol akışının kesintiye uğraması, Çin’i Orta Doğu enerji güvenliğini Amerika Birleşik Devletleri’ne devretmeye dayanan örtük stratejisini yeniden değerlendirmeye zorlayabilir. Buna karşın, Çin’in petrol stokları ithalatının 120 gününü karşılayabilecek düzeydedir ve Rusya gibi alternatif tedarikçiler bu darbenin etkisini hafifletebilir.
Petrol piyasasındaki bu aksaklığa rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’nin dikkatini başka yöne çevirmesi ve Amerikan ateş gücünü Hint-Pasifik’ten Basra Körfezi’ne kaydırması Çin’e fayda sağlamaktadır. Odağı büyük ölçüde ülkesinin yakın çevresi olan Çinli askerî planlamacılar, ABD askerî gücünün Çin’in çevresinden Orta Doğu’ya yönlendirilmesini muhtemelen memnuniyetle karşılayacaklardır.
Amerika Birleşik Devletleri, savaşın önleyici ve füze stoklarını giderek tüketmesi nedeniyle, Güney Kore’den bir THAAD önleyici bataryası da dâhil olmak üzere Hint-Pasifik’ten İran’a silah kaydırmaktadır. Pentagon ayrıca kara ve deniz kuvvetlerini de Hint-Pasifik’ten Orta Doğu’ya taşımıştır. Bunlar arasında Japonya’dan USS Tripoli ve bir Deniz Piyade Sefer Birimi ile Güney Çin Denizi’nden USS Abraham Lincoln taarruz grubu yer almaktadır.
Rusya, İran’ı dış ve savunma politikalarının kritik bir bileşeni olarak görmemektedir. Rusya’nın 2023 Dış Politika Konsepti, en önemli ülkeler olarak Rusya’nın “yakın çevresi”ni vurgulamış, İran’ı ise Orta Doğu ile birlikte daha alt sıralarda konumlandırmıştır. Çin’in aksine, Rusya petrol ve gaz açısından Orta Doğu’ya bağımlı değildir ve İran ile sınırlı bir ticarete sahiptir.
Rusya, Belarus ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) üyeleriyle güvenlik düzenlemelerine sahiptir ve Çin ile “kapsamlı ortaklık ve stratejik iş birliği” içerisindedir. Rusya, İran ile çok sayıda silah anlaşması gerçekleştirmiştir; bunlar arasında 500 adet “Verba” omuzdan atılan fırlatıcı ve 2.500 adet 9M336 füzesini kapsayan 500 milyon avroluk (589 milyon dolar) bir anlaşma da bulunmaktadır. Ancak İran, Rusya için bir güvenlik garantisini gerektirecek kadar önemli değildir.
Çin gibi Rusya da, özellikle enerji alanında bu savaşın başlıca faydalanıcılarından biri olma potansiyeline sahiptir. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, Çin ve Hindistan da dâhil olmak üzere ülkeleri Rusya’dan petrol ithalatını artırmaya zorlayacaktır. Küresel enerji fiyatlarındaki dramatik artış, petrol yaptırımlarının askıya alınmasıyla birleştiğinde, fosil yakıtlara bağımlı Rusya ekonomisine çok ihtiyaç duyulan gelir sağlayabilir.
Amerika’nın İran’a müdahil olması, Rusya’nın Ukrayna ile yürüttüğü savaşa da fayda sağlamaktadır. ABD operasyonları, başta önleyici füzeler olmak üzere askerî kaynakları tüketmektedir. İran’a yönlendirilen her THAAD, Patriot ve Tomahawk füzesi, Ukrayna cephelerinden uzak tutulmuş olacaktır.
Rusya ayrıca, Orta Doğu genelinde ABD askerî hedeflerini tespit etmeye yönelik istihbarat sağlayarak İran’ın Amerikan personelini hedef almasına destek olma imkânına da sahiptir. Rusya, Amerika Birleşik Devletleri ile doğrudan bir çatışma riskine girmeden, uzaktan dolaylı biçimde İran’a yardım edebilir ve yine de savaştan kazanç sağlayabilir.
Çin ve Rusya’nın itidalli tutumu, ihmalin değil stratejik disiplinin göstergesidir. Aşırı gerilmiş ve yıpranmış bir ABD ordusu, Pasifik’te Çin’e ve Ukrayna’da Rusya’ya fayda sağlar. Bu savaş ne kadar uzun sürerse, her iki ülkenin de elde edeceği kazanç o kadar artacaktır.
* Justin Mitchell, Syracuse Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans derecesine sahip, Washington DC merkezli bir dış politika analistidir. 2023 bahar döneminde Marcellus politika bursiyeri olarak görev yapmış ve bir akademik yıl boyunca Kazakistan’ın Almatı kentinde eğitim görmüştür. Justin’in araştırma alanları arasında Orta Asya, diplomasi, Avrasya, jeopolitik, Rusya ile ABD savunma ve ulusal güvenlik politikası yer almaktadır.
Kaynak: https://nationalinterest.org/feature/why-russia-and-china-arent-helping-iran
