ABD Başkanı Donald Trump, Kanada ekonomisini yok etmenin; ülkeyi ilhak ederek Amerika’nın “51. Eyaleti” yapmanın bir ön adımı olabileceği yönünde düşünceler dile getirdi. Trump, Ontario hükümeti tarafından desteklenen gümrük vergilerine karşı bir televizyon reklamını gördükten sonra Kanada ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini artırmakla tehdit etti.
Kanada’dan ABD’ye giren malların büyük çoğunluğu, Kanada-ABD-Meksika Serbest Ticaret Anlaşması’na (CUSMA) uygun oldukları sürece gümrük vergisinden muaftır. Ancak bu anlaşma 2026’da gözden geçirilecek ve Trump’ın çıkışı sonrası görüşmeler askıya alınmadan önce gözden geçirmeye yönelik müzakereler gerçekleştiriliyordu. ABD’nin Kanada Büyükelçisi Pete Hoekstra, Kanadalıları düzenli olarak tehdit etmekte ve aşağılamaktadır.
Kanadalılar, otoriterliğe ve devlet destekli ırkçılığa yöneliyor olduğu için ABD ile ilişkili olarak endişeliler. Amerikan şehirlerine Ulusal Muhafızları salmaya istekli, yargı kararlarını görmezden gelen, Adalet Bakanlığı’nı siyasi rakiplerini hedef almak için kullanan, Amerikan yükseköğretimini saldırı altına alıp yozlaştıran, uluslararası sularda infazlar gerçekleştiren ve devletin liberal demokratik temellerine saldıran bir başkan, gerçekten de ABD ordusunu Kanada’ya karşı kullanabilir.
Kanadalılar, Amerikan askeri işgalcilerine karşı nasıl ayaklanma düzenlenebileceğini tartıştılar hatta Amerikan saldırganlığına karşı nükleer caydırıcılık oluşturmayı bile önerdiler. Japonya, Güney Kore ve Avrupa Birliği gibi birçok Amerikan müttefikinin aksine Kanada, Amerikan zorbalığına boyun eğmeyi reddetti.
Başbakan Mark Carney, Kanada’nın ABD ile olan önceki ilişkisinin sona erdiğini ilan etti. Ülkenin Amerikan pazarına olan ezici bağımlılığını azaltmak için Kanada ticaretini çeşitlendirmek istiyor. Önümüzdeki on yıl içinde Carney, Kanada’nın ABD dışındaki ticaretini iki katına çıkarmayı hedefliyor.
Kayda değer bazı ilerlemeler de var. Eyaletler arası ticaret engelleri kaldırılıyor. Yabancı yatırımcılar Kanada’ya ilgi göstermeye başladı. Birleşik Arap Emirlikleri, Kanada’nın kritik minerallerinin geliştirilmesine 1 milyar ABD doları ve uzun vadede Kanada’ya ek 70 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. İsveçli SAAB, Kanada savunması için Gripen savaş uçağını seçerse Kanada’nın havacılık endüstrisine yatırım yapma sözü verdi.
Carney, Kanada’nın ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını güçlendirmek için “ulus inşa projeleri” açıkladı. Kanada, kaynaklarını sadece ihraç etmek yerine, bunları ülke içinde daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmeyi hedefliyor.
Kanada’nın aldığı önlemlerin ne kadar başarılı olacağı henüz belli değil. Carney’nin “ulus inşası”, özellikle Asya’ya fosil yakıt ihracatını içeriyor; iklim değişikliğinin gerçeklerini (Kanada’da her yıl yaşanan büyük orman yangınlarına rağmen) görmezden geliyor, ülke içinde siyasi gerilim yaratıyor ve Çin’in yenilenebilir enerji teknolojilerinin Küresel Güney’e ve Avrupa’ya yayılmasıyla birlikte gelişen küresel elektrifikasyona kayıtsız kalıyor. Hükümet, gündemini geliştirmek için özel sektöre güveniyor. Ancak şimdiye kadar özel sektör istikrarsız bir ortak oldu.
Kanada’nın ticareti çeşitlendirmesi, Asya’nın hızla büyüyen devletleriyle ekonomik ilişkileri güçlendirmesine bağlı. Kanada, ASEAN üyesi bir ülkeyle yaptığı ilk Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşmasını Endonezya ile imzaladı. Güney Kore’den denizaltı satın almayı değerlendiriyor.
Kanada, Çin ve Hindistan ile gergin ilişkilerini yeniden düzenlemeye çalıştı. Özellikle Çin ile iyi ilişkiler, Kanada’nın Asya’daki ekonomik ve teknolojik genişlemeden tam anlamıyla faydalanabilmesi için zorunludur.
Ancak, Kanada’nın pazar çeşitlendirme çabaları, Trump yönetiminin Batı yarımküresine hâkim olma yönündeki açık niyeti dolayısıyla tehdit altındadır. Yeni ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi (NSS), Monroe Doktrini’ni “Trump ilavesi”yle talep ediyor.
ABD, tüm yarımkürenin Amerikan hegemonyasının kaynak ve ekonomik ihtiyaçlarına hizmet etmesini istemektedir. En iyi işler ve sanayiler yalnızca ABD’ye ait olacaktır. ABD, komşu devletlerin bölge dışındaki ülkelerle ticari ilişkilerini denetlemeyi hedeflemektedir. Venezuela’ya yönelik Amerikan şiddeti; Honduras, Arjantin ve başka yerlerdeki müdahaleler bu kaba hırsı açıkça göstermektedir.
Kanada-ABD-Meksika Serbest Ticaret Anlaşması’nın (CUSMA) 32.10 maddesi, taraflara ortaklarının “piyasa dışı bir ülke” ile serbest ticaret anlaşması imzalamasını veto etme hakkı tanımaktadır; bu düzenleme açıkça Çin’i hedef almaktadır.
CUSMA gözden geçirme müzakereleri nihayet yeniden başladığında, ABD, Kanada’nın Çin ile ekonomik ilişkilerini engelleyerek, Kanada’nın kopmaya çalıştığı bağımlı ilişkiye ülkeyi yeniden kilitlemeye çalışacaktır. Bu olası ABD tutumu, Meksika’nın Çin ve diğer Asya ithalatlarına yüzde 50’ye varan gümrük vergileri koyma planlarıyla şimdiden işaretlerini vermektedir.
Kanada, Çin’den koparılırsa, Asya’nın ekonomik kalkınmasının kalbinde yer alan hayati ve yenilikçi bir ekonomik ve teknolojik güç merkezine erişimden mahrum kalacaktır. Çin, dünyanın en ileri teknolojilerinin çoğunda liderdir. ABD, Eğitim Bakanlığını tasfiye ederken, üniversitelerini baltalarken ve bilime karşı savaş açarak nüfusunu daha hasta ve savunmasız hale getirirken, Çin bilim insanı ve mühendis yetiştirme konusunda hızla öne geçiyor.
Kanada, 2024’te Biden yönetimiyle uyum sağlamak amacıyla Çin menşeli elektrikli araçlara (EV) yüzde 100 gümrük vergisi uyguladı. Çin buna karşılık Kanada’nın tarım ve deniz ürünlerine misilleme yaptı. Ama Trump yönetimi, otomotiv endüstrisini Kanada’dan tamamen çekip geriye sadece endüstrinin posasını bırakmayı planladığını açıkladı.
Bazı otomobil üreticileri Kanada’daki üretimlerini ABD’ye taşıdı. Ancak Kuzey Amerika otomotiv sanayisi, Çin’in elektrikli araçlarıyla rekabet edemez. Muhtemelen korumacı ticaret engellerinin ardında çürümeye mahkûm olacak. Kanada neden ABD’nin ele geçirmeye kararlı olduğu rekabetçi olmayan bir sektörü desteklesin ki?
Kanada, elektrikli araçlara uygulanan gümrük vergilerini gözden geçiriyor. Kanadalı tüketicilerin yüksek kaliteli, düşük maliyetli Çin otomobillerine erişiminin sağlanması, Kanada’nın aksayan iklim değişikliği hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak ve Çinli elektrikli araç üreticileriyle iş birliği olasılığını açacaktır. Çin pazarları da Kanada gıda ürünlerine yeniden açılacaktır.
Tüm bu olasılıklar, ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi tarafından tehdit edilmektedir. Eğer ABD Kanada’yı ve Batı Yarımküre’yi kendi ekonomik çıkarlarına ve siyasi kaprislerine zincirlemeyi başarırsa, Amerikan imparatorluğu batarken tüm bölge de onunla birlikte aşağı çekilecektir.
Trump hükümetinin ekonomi karnesi zayıf ve giderek daha fazla baskıcı hale geliyor. Küçük işletmeler işçileri işten çıkarıyor. Amerikan tüketici harcamaları giderek daha çok zengin azınlık tarafından yönlendirilirken, Amerikalıların çoğunluğu daha da umutsuz hale geliyor. Tüm ekonomi, her an patlayabilecek bir yapay zekâ balonuna bel bağlıyor.
ABD hegemonyasını sarsacak bir Amerikan ekonomik krizi Kanada’ya zarar verebilir, ancak ABD’yi Kanada’nın uzun vadeli hedeflerini engellemesini önleyecek kadar zayıflatabilir ve Kanada’nın ekonomik ve siyasi seçeneklerini çeşitlendirme zorunluluğunu güçlendirebilir. Ancak açık olan şudur: Kanada’nın karşı karşıya olduğu tek varoluşsal tehdit Amerika Birleşik Devletleri’dir.
*Shaun Narine, Kanada’nın New Brunswick eyaletinin Fredericton kentinde bulunan St. Thomas Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi profesörüdür.
Kaynak: https://asiatimes.com/2025/12/canadas-time-to-ditch-us-and-go-with-china/
Tercüme: Ali Karakuş
