İngiliz Devleti İç Savaşı Önlemek İçin Üçüncü Dünya Savaşı’na İhtiyaç Duyuyor

Breitbart London yazarı ve editörü Oliver JJ Lane, Birleşik Krallık’taki giderek ağırlaşan sansür rejimi, halkın hem kurumsal hükümete hem de her türden yerleşik siyasetçiye duyduğu güvensizlik, İngiliz çocuklarını hedef alan ve tecavüz eden Müslüman “grooming” çetelerinin resmî makamlarca örtbas edilmesi ve “çokkültürlülük” ile “çeşitlilik”i her şeyin üstünde tutan yönetici sınıfa karşı yerli Britanyalıların giderek artan tepkisi hakkında sık sık yazılar kaleme alıyor. Lane’in makalelerinde işlenen temel temalardan biri, Birleşik Krallık’ın iç savaşa doğru ilerlemekte olduğudur.
Aralık 27, 2025
image_print

Breitbart London yazarı ve editörü Oliver JJ Lane, Birleşik Krallık’taki giderek ağırlaşan sansür rejimi, halkın hem kurumsal hükümete hem de her türden yerleşik siyasetçiye duyduğu güvensizlik, İngiliz çocuklarını hedef alan ve tecavüz eden Müslüman “grooming” çetelerinin resmî makamlarca örtbas edilmesi ve “çokkültürlülük” ile “çeşitlilik”i her şeyin üstünde tutan yönetici sınıfa karşı yerli Britanyalıların giderek artan tepkisi hakkında sık sık yazılar kaleme alıyor. Lane’in makalelerinde işlenen temel temalardan biri, Birleşik Krallık’ın iç savaşa doğru ilerlemekte olduğudur.

Geçtiğimiz yaz Lane, şu kışkırtıcı başlığı taşıyan bir makale yazdı: “Londra’lı Akademisyen: İngiltere İç Savaşa Hazırlanıyor Ama Siyasi Kılıf Olarak Rusya Tehdidini Kullanıyor.” Bu yazısında, Birleşik Krallık hükümetinin 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisini doğrudan hedef alıyor. Söz konusu belgede, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran’dan gelen tehlikeli tehditlerin, “Birleşik Krallık ana vatanının doğrudan tehdit altına girmesi olasılığına karşı aktif hazırlık yapmamız gerektiği” anlamına geldiği ileri sürülüyor. Britanya Adaları’nı yakın gelecekte istila edebilecek yabancı düşmanlara karşı “kritik ulusal altyapıyı” koruma gereğini gerekçe gösteren bu strateji, ülke içinde “kriz anında sabotajı” önleyebilecek ve ülkeyi “düşman devletlere ve teröristlere” karşı koruyabilecek bir “İç Savunma” gücünün yeniden yapılandırılmasını da öngörüyor.

Hükümetin yaklaşan bir yabancı istila tehdidine yönelik uyarısına cevaben Lane, okuyucuların dikkatini savaş çalışmaları alanında uzman akademisyen Profesör David Betz’in yorumlarına çekti. Betz, Ulusal Güvenlik Stratejisini “mantıksal olarak saçma” olarak nitelendiriyordu. Birleşik Krallık hükümetinin “Rusya, Rusya, Rusya” söylemini çürütmeye yönelik açıklamalarında Betz, ülkeye yönelik iç tehditlerin, binlerce kilometre ötedeki yabancı güçlerden gelen tehditlerden çok daha önemli olduğunu savundu.

İngiliz toplumunu “güvenin düşük olduğu, son derece parçalanmış ve politik olarak son derece hizipçi” bir yapı olarak tanımlayan Betz, “iç çatışmanın” “giderek kaçınılmaz hâle geldiği” uyarısında bulundu. Ardından da Birleşik Krallık yetkililerini, iç güvenlik güçlerinin yeniden yapılandırılmasının ardındaki gerçek niyetlerini gizlemekle doğrudan suçladı: “Asıl kaygıları iç çatışma… ancak bunu kamuoyuna açıkça söylemek siyaseten tamamen zehirli bir durumdur; bu yüzden de ‘Kritik altyapıyı korumak üzere bir vatandaş milisi geliştirmeliyiz’ demek uygun düşer. Bunu Rus saldırısı ihtimaline karşı yaptığımızı söylemek ise… kullanışlı bir bahanedir.”

Profesör Betz’in argümanlarını İngiliz hükümetinin açıkladığı ulusal güvenlik hedeflerine karşı bir denge unsuru olarak kullanan Lane, okuyucuya güncel olayların alternatif bir yorumunu ustalıkla sundu. Ya ağır silahlarla donatılmış bir “İç Savunma” gücünün amacı, yabancı askerleri, casusları ya da sabotajcıları kovmak değilse? Ya generallerin ve parlamento üyelerinin savaş çığlıklarının Rusya ile hiçbir ilgisi yok da, sivil halkı bastırmakla ilgiliyse? Ya III. Dünya Savaşı’nın eli kulağında olduğu gerekçesiyle Britanyalı ailelerin her şeyden (hatta çocuklarından bile!) vazgeçmeye hazır olması gerektiğini savunan tüm o polemikçi yorumcular, aslında halkı oyalamak, korkutmak ve hizaya sokmak isteyen propagandacılar olarak sadece “rollerini oynuyorsa”?

Günümüze geldiğimizde Lane, İngiltere’yi savaşa hazırlayan hükümet yetkilileri ile bu savaşı fiilen yürütmesi beklenen sıradan Britanyalılar arasındaki kopukluğu keskin biçimde dile getiren bir başka yazı kaleme aldı. Zorunlu askerlik tartışmalarının medya kanallarını doldurduğu ve heyecanlı hükümet yetkililerinin Rusya ile savaşın zaten başladığına vatandaşları ikna etmeye çalıştığı bir ortamda, Lane şu gerçeğe dikkat çekiyor: “Birçok genç Britanyalı, hükümetin kendi çıkarlarını aktif şekilde sabote ettiğini düşünüyor ve böylesi bir devlet için neden hayatlarını riske atsınlar ki, diye soruyor.”

Kurulu düzenin savaş çığırtkanları, I. ve II. Dünya Savaşlarında savaşan Britanyalıların kahramanlıklarını ve fedakârlıklarını nostaljik bir dille anlatırken, Lane herkesin göz ardı ettiği meseleye doğrudan temas ediyor: Yüzyılı aşkın süredir süren “giderek büyüyen sosyal yardım” dağıtımları ve kuşaklar boyu devam eden demografik dönüşüm, “etnik Britanyalıları” kendi coğrafi vatanlarında yakında “azınlık” konumuna düşürecek. Bu dönüşüm, Britanya toplumunu daha zayıf, daha az birleşik, daha az vatansever ve özveri ile öz savunma yeteneği çok daha düşük bir hâle getirmiştir. Lane’e göre, günümüz gençlerinin büyük bir kısmı artık “hükümet için savaşmanın, kendi çıkarları için savaşmakla eşanlamlı” olduğuna inanmıyor.

Her ne kadar Batı’daki güncel gelişmeleri makul biçimde değerlendiren gözlemciler benzer sonuçlara varmış olsa da, Lane dikkat çekici bir gözlemde bulunuyor: Ana akım kurumsal medya kuruluşları, küreselci elitler tarafından başlatılan ve teşvik edilen savaşlarda halkın savaşmaya ve ölmeye ilgisizliği konusunda giderek daha sık alarm veriyor.

Bu duruma örnek olarak Lane, The Daily Telegraph gazetesinde yayımlanan “Vatanseverler İngiliz Devleti İçin Savaşmamalı” başlıklı yakın tarihli bir makaleye işaret ediyor. Makale yazarı şöyle diyor: “En son küresel bir savaşta seferberlik çağrısı yapıldığından bu yana ülke tanınmayacak kadar değişti. Artık tek bir halk değiliz, birbirine çok az bağla ya da hiçbir bağla bağlı olmayan çok sayıda paralel toplumuz. Bu durumun başında ise, evrenselci fikirlere saplanmış ve esasen kendi varlığını sürdürmekle ilgilenen beceriksiz bir bürokrasi bulunuyor.”

Lane, The Times gazetesinde yayımlanan başka bir köşe yazısındaki argümana da dikkat çekiyor. Söz konusu yazının yazarı, şu tespitte bulunuyor: “Vatanını savunmak, toplumsal düzeyde kitlesel bir seferberlik meselesidir… yani risk altındaki ulusa ve kültüre ortak bir inanç, bunun tehlikede olduğunun farkındalığı ve onu savunmaya yönelik bir kararlılık anlamına gelir. Birleşik bir nüfus olmadan, İngiltere ve Avrupalı müttefiklerini düşmanlarımız için tamamen sindirilemez askerî hedeflere dönüştürmek için gerekli ödünleri vermek zordur.”

Sanki kurumsal haber kuruluşları nihayet bu gerçeğin farkına varıyor: Eğer endüstriyel ölçekte yabancı ithal ederek ulusal birliği, ortak tarihi, gelenekleri ve kültürel mirası aktif olarak yok ederseniz, ulusal kimliği de yok etmiş olursunuz. Genç Britanyalı erkeklerin “çokkültürlülük” adına savaşmaya ve ölmeye hiç ilgisi yok. Britanyalı ebeveynlerin, “çeşitlilik” uğruna çocuklarını feda etmeye niyeti yok. Akıl sağlığını koruyan hiçbir ülke, pahalı “iklim değişikliği” düzenlemelerini sürdürmek ve sözde “nefret söylemi”ni suç saymaya devam etmek için her şeyini feda etmeye istekli değildir. Hiçbir vatansever, sansürü, devlet zorbalığını, demografik dönüşümü ve kitlesel gözetimi savunmak için bir tepeye çıkıp Antifa ya da LGBT bayrağını dikmeye kalkmaz.

Birleşik Krallık’taki yerleşik sesler, yurt içindeki toplumsal tepkiyle başa çıkmakta zorlanıyor. Lane, emekli piyade subayı Binbaşı Robert Lyman’ın şu sözlerini aktarıyor: “Sizler, devletin sizin için ne yapması gerektiğine o kadar takıntılısınız ki, bir an olsun sizin devlet için ne yapabileceğinizi düşünmüyorsunuz… Hoşunuza gitmeyen her şey için devleti suçlamak tam bir narsisizmdir ve bu, tüm insan davranışları arasında en sefil olanıdır. Bu kadar mızmızlanmayı bırakın ve kendinize gelin! Savaş çıkarsa, hepimiz gibi üniformayı giyip sıraya gireceğinizi biliyorsunuz!”

Lane’in zekice gözlemlediği üzere, Lyman’ın bu öfkeli çıkışında istemeden ortaya koyduğu şey, gençlerin “devlet” için savaşması gerektiği yönündeki ısrarıdır. Görünüşe bakılırsa, bu eski asker, “çok kültürlü” Britanya’da savunulacak bir ülke ya da ulus kalmadığının farkındadır. Üçüncü Dünya Savaşı’nın kıyma makinesine gönderilecek olanlar, hükümetin hantallaşmış ve yozlaşmış bürokratik aygıtını savunmak için can vereceklerdir. Korunacak ortak bir kültür ya da Britanya’yı vatan olarak benimseyen tarihsel bir halk kalmadığında, Birleşik Krallık’ta geriye korunacak hiçbir şey kalmaz… Büyük Birader ve onun postallarıyla ezdiği Devlet dışında.

Lane’e göre, emekli bir başka asker olan Albay Hamish de Bretton-Gordon, Britanyalıların III. Dünya Savaşı’na karşı genel ilgisizliğine şu öneriyle yanıt veriyor: Hükümet için savaşmak istemeyen herkes Birleşik Krallık’tan sınır dışı edilmelidir. Ayrıca, savaşın finansmanını sağlamak için sosyal yardım programlarının da kesilmesi gerektiğini savunuyor. Diğer bir deyişle, yerli Britanyalıların işlerini almak üzere on milyonlarca yabancıyı ülkeye getirdikten sonra, askerî kurulu düzen şimdi mutsuz ve temsiliyet bulamamış Britanyalılara bir seçenek sunuyor: ya vatanını terk et ya da “devlet” için öl.

Hava Kuvvetleri Komutanı Oramiral Sir Richard Knighton kısa süre önce “daha fazla aile, ulusumuz için fedakârlığın ne anlama geldiğini anlayacak” dediğinde kastettiği şey tam olarak buydu. Sıradan Britanyalıların III. Dünya Savaşı’na karşı pek de hevesli olmamasına şaşmamalı. Onun yerine “elitleri” savaşa gönderin!

Kaynak: https://www.americanthinker.com/articles/2025/12/the_british_state_needs_wwiii_to_stave_off_civil_war.html

SOSYAL MEDYA