İkinci Amerikan Bildirgesi

Bizler, halk olarak, Donald J. Trump başkanlığındaki mevcut hükümetin, demokratik otoriteyi ortadan kaldırmaya ve onun yerine, ne Anayasa’ya, ne hukukun üstünlüğüne, ne de Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarının ve bu ülkenin diğer yasal sakinlerinin temel insan haklarına saygı duyan bir otoriter rejim kurmaya kararlı olduğunu tespit etmiş bulunuyoruz.
Ocak 23, 2026
image_print

İnsanlık olaylarının akışı içinde, eyaletler birliğini temsil ettiğini iddia eden bir hükümetin bu görevde başarısız olduğu; Yaşam, Özgürlük ve Mutluluk Arayışı gibi devredilemez hakların bu hükümet tarafından ayaklar altına alındığı; ve hem hukukun üstünlüğünün hem de Anayasa’nın sistematik biçimde ihlal edildiği bir durumda, herhangi bir yönetim biçimi bu amaçlara zarar verir hâle gelmişse, halkın onu değiştirme ya da ortadan kaldırma hakkı doğar.

Bu nedenle bizler, halk olarak, Donald J. Trump başkanlığındaki mevcut hükümetin, demokratik otoriteyi ortadan kaldırmaya ve onun yerine, ne Anayasa’ya, ne hukukun üstünlüğüne, ne de Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarının ve bu ülkenin diğer yasal sakinlerinin temel insan haklarına saygı duyan bir otoriter rejim kurmaya kararlı olduğunu tespit etmiş bulunuyoruz.

Bu nedenle, mevcut hükümetin meşru olmadığını beyan ediyoruz: Başkanı, “Anayasayı korumak ve savunmak” şeklindeki yeminini ihlal etmiş; bunun yerine mutlak iktidar talep etmiştir. Adalet Bakanlığı’nın bağımsız rolünü kötüye kullanarak, eleştirilerini dile getirenlerin hukuka aykırı ve onursuz biçimde yargılanmasını emretmiştir. Yüksek devlet makamlarına, yalnızca kendisine olan sadakati esas alarak ve atandıkları görev için sınırlı ya da hiçbir yetkinliği bulunmayan kişileri atamıştır. Kongre tarafından kurulmuş çeşitli devlet kurumları ve enstitülerin bağımsızlığını zayıflatmış, bazılarını dağıtmış, diğerlerini ise yürütme organının birer uzantısı hâline getirmeye çalışmıştır. Yönetiminin yasa dışı politika ve düzenlemelerine direnen eyalet ve yerel yönetimlere, hayati öneme sahip fonları vermemiştir. Bütçeleme, savaş yetkisi ve atama süreçlerindeki anayasal görevlerini yok sayarak Kongre’ye karşı açık bir küçümseme sergilemiştir. Kendisi ve kabinesindeki isimler, başkanı ve yakın çevresini zenginleştiren çok sayıda yolsuzluk içeren dış ilişkiye girmiştir. Kendisi ve yönetimi, basın özgürlüğü ile üniversiteler ve hukuk firmalarındaki ifade özgürlüğü de dâhil olmak üzere sivil toplumu sistematik biçimde zayıflatmıştır. İç Güvenlik Bakanlığı’nı bir iç güvenlik aracına dönüştürerek, Amerika Birleşik Devletleri’nin eyalet ve şehirlerinde yasa dışı askerî operasyonlar yürütmüştür—bu operasyonlar şiddeti kışkırtmakta ve Amerikalıları ile yasal sakinleri temel haklarından mahrum bırakmaktadır. Yönetimi, profesyonel ordunun görev ve ilke sistemini zayıflatmış, kıdemli subayları gerekçesiz biçimde görevden almış ve ABD askerî güçlerini açık denizlerde yasa dışı eylemlere sevk etmiştir. Yine bu yönetim, dünyanın pek çok halkı ve hükümeti nezdinde yasadışı ve emperyalist olarak görülen politikalar uygulayarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin uluslararası itibarına zarar vermiştir. Kendisi ve yönetimi, küresel ısınma konusundaki bilimsel uzlaşıyı görmezden gelmiş, çevresel düzenlemeleri ve araştırma programlarını ortadan kaldırmış; ülkenin bilim camiasını hiçe saymış ve aşağılamıştır. Ayrıca, demokratik ülkelerle kurulu geleneksel ittifakları zayıflatmış, bu ülkelerin kendi politikalarına gösterdiği direnci aşmak için gümrük vergilerini silaha dönüştürmüş ve aşırı sağcı siyasi partilerin gündemini destekleyerek bu ülkelerin iç siyasetlerine müdahale etmiştir.

Elbette, sağduyu, uzun süredir yerleşmiş hükümetlerin hafif ve geçici nedenlerle değiştirilmemesi gerektiğini dikte eder. Ne var ki, değişmeyen tek bir amacı izleyen uzun bir istismar ve gasp zinciri, halkı mutlak bir despotizm altına sokma niyetini açıkça ortaya koyduğunda, böyle bir hükümeti devirmek ve gelecek güvenlikleri için yeni koruyucular sağlamak, halkın yalnızca hakkı değil, aynı zamanda görevidir.

Bu amacı gerçekleştirmek için barışçıl yöntemleri ve demokratik süreçleri kullanacağımıza söz veriyoruz. Güce, ancak son çare olarak güçle karşılık vereceğiz; zira tarih bize göstermiştir ki, kitlesel ve şiddetsiz güç, baskıyı alt etmeyi başarmıştır.

Bu Bildirgeyi desteklemek üzere, ilahi takdirin koruyuculuğuna sarsılmaz bir inançla, birbirimize hayatlarımızı, servetlerimizi ve kutsal onurumuzu karşılıklı olarak adıyoruz.

*Mel Gurtov, yazıları PeaceVoice aracılığıyla yayımlanan bir yazardır; Portland State Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde emekli profesördür.

 

Kaynak: https://znetwork.org/znetarticle/the-second-american-declaration/

SOSYAL MEDYA