17 Ocak Cumartesi günü, İsrail’deki farklı kiliselerin liderlerinden oluşan bir grubun yayımladığı bir açıklama sosyal medyada büyük yankılar uyandırmaya başladı. Rum Ortodoks, Latin, Ermeni, Kıpti, Süryani, Doğu Katolik ve diğer kiliselerin liderlerinin ortak bir açıklama yayımlaması başlı başına dikkat çekici değildi. Kudüs Patrikleri ve Yerel Kiliselerin Başkanları adı altında bu liderler zaman zaman açıklamalar yaparlar. Genellikle bu açıklamalar kilise çevreleri dışında pek dikkate alınmaz.
Ancak Cumartesi günü yayımlanan mesaj farklıydı.
Açıklama, “zararlı ideolojileri büyüten yerel bireyler tarafından yürütülen son faaliyetleri” kınıyor, ardından da adını açıkça anarak Hıristiyan Siyonizmini hedef alıyordu. Devamında, bazı Hıristiyan Siyonistlerin “hem yerel hem de uluslararası düzeyde resmî makamlarca hoş karşılandığından” şikâyet ediliyordu.
Başlangıçta kimse bu mesajdan ne anlaması gerektiğini pek bilemedi. “Yerel bireyler” kimlerdi? Hükümet yetkilileri tarafından ne zaman kabul edilmişlerdi? Ve en önemlisi, bunca zaman geçmişken neden şimdi Hıristiyan Siyonizmine doğrudan bir saldırı başlatılmıştı?
Cevapsız sorulara rağmen, ya da belki tam da bu yüzden, kısa sürede bir kavga patlak verdi. Evanjelik Hıristiyan Siyonistler kendi teolojilerini savundu. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, “Kendisine ‘Hıristiyan’ diyen herkesin neden aynı zamanda Siyonist olmadığını anlamakta zorlanıyorum” diye yazdı.
Bu arada İsrail’i eleştiren Katolikler açıklamayı X’te öne çıkardılar ve Kutsal Topraklardaki en üst Katolik figür olan Latin Patriği Pierbattista Pizzaballa’nın Hıristiyan Siyonizmini kesin biçimde reddettiğini ilan ettiler.
Ne yazık ki Patrik, onlar için böyle bir şey yapmadı.
Pizzaballa, İbraniceyi akıcı konuşan ve Yahudi liderler tarafından saygı gören bir isimdir. İsrail, Gazze ve Batı Şeria’daki Hıristiyanlara yönelik baskılar hakkında konuşmaktan çekinmese de, Yahudi devletine ya da Siyonizme saldırarak manşetlere çıkmak gibi bir arayışı yoktur.
Üstelik alışılmış uygulamadan farklı olarak Latin Patrikhanesi Hıristiyan Siyonizmiyle ilgili bu açıklamayı yayımlamadı ya da sosyal medyada paylaşmadı. Pizzaballa’nın adı açıklamada yer almıyordu. İmzası da yoktu.
Kutsal Topraklardaki Hıristiyan mekânlarını denetleyen Katolik Kurumu, Custodia Terrae Sanctae (Kutsal Topraklar Muhafızlığı) de açıklamayı internet sitesinden kaldırdı.
Daha da anlamlı olanı, Patrikhane’nin açıklamayı destekleyip desteklemediği sorulduğunda, Patrikhane’den bir yetkilinin yalnızca “Yorum yok” demesiydi.
Peki, o halde, Latin Patriği adına konuşuyor gibi görünen böyle bir açıklama nasıl ve neden yayımlandı?
Birçok kişi, Pizzaballa Patrikler ve Kilise Başkanları grubunun bir parçası olduğuna göre, açıklamayı şahsen onaylamış olması gerektiğini varsayıyor. Oysa grup bu kadar düzenli bir şekilde çalışmıyor. Grubun sekreterliği bir taslak gönderiyor ve belirli bir saate kadar—geçen hafta bu saat 17.00 idi—itiraz gelmezse, tüm kilise liderlerinin açıklamayı kabul ettiği varsayılıyor.
Söylemeye gerek yok, bir patrik o gün seyahatteyse, mesajı ilk kez yayımlandığında görmesi mümkün olabiliyor.
İki kiliseden kaynaklara göre açıklamanın asıl itici gücü, Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin, kendilerine İsrailli Hıristiyan Sesi ve Mesih’in Kartalları Hareketi adını veren bir grup İsrailli Hıristiyanla yürüttüğü mücadeleydi.
Hareketin lideri İhab Şilyan, İsrail Savunma Kuvvetleri’nde kariyer yapmış bir subaydı ve genç Hıristiyanları da askere yazılmaya aktif biçimde teşvik ediyordu. Kısa süre önce İsrail Cumhurbaşkanı İzak Herzog’un Hıristiyan liderler için düzenlediği yıllık resepsiyonda kabul edildi ve Huckabee ile de birçok kez görüştü.
Geçen Cumartesi yayımlanan açıklamanın Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin internet sitesinde yer alması ve Rum Ortodoks Kilisesi ile yakından ilişkili bir isim tarafından yerel gazetecilerle paylaşılması tesadüf değildi. İsrailli Hıristiyan Sesi’nin lideri açıklamaya şu sözlerle yanıt verdi: “Görünüşe göre üst düzey ve etkili isimlerle yaptığım görüşmeler… Belirli çıkar çevreleri üzerinde ciddi baskı oluşturmuş.”
Bazılarının Kutsal Topraklardaki en üst Katolik yetkilinin Hıristiyan Siyonizmini açıkça reddetmesi olarak sunduğu şey, aslında bir kilisenin ortak bir platformu oldukça samimiyetsiz bir biçimde kullanarak diğer kurumları kendi kavgasına sürüklediği bir olaydı. Birleşik bir Hıristiyan sesini ifade etmekten çok uzak olan bu açıklama, Kudüs’teki tarihî kiliseler arasındaki zaten kırılgan olan güveni zedeledi.
Çevrelerindeki Hıristiyanlar çekişirken, Yahudiler yine kendilerini tanıdık bir durumda buldular. Patriklerin mektubu, Yahudilerin sürekli olarak gündeme getirildiği bir tartışmayı başlattı, ancak kavga aslında onlar hakkında değildi. Onlar, aslında dinî otorite, ilahî vaatler ve kiliseler arası bölünmelerle ilgili olan bir dramda sadece bir yer tutucu rolü oynuyorlardı.
Kutsal Topraklarda hayati kararlar alınıyor. Hıristiyanlar, savaş, din ve Hıristiyanlığın doğduğu toprakların kaderi gibi karmaşık meselelerde söz alabilmek için zengin ahlaki ve siyasi düşünce geleneklerinden yararlanabilmelidir. Ne yazık ki geçen hafta yayımlanan bu beceriksiz açıklama, bölgenin tarihî kiliselerinin inandırıcı bir ahlaki ses sunmasını daha da zorlaştırıyor.
*Lazar Berman, The Times of Israel’in diplomasi ve Hıristiyanlık işleri muhabiridir.
Tercüme: Ali Karakuş
