Evliliğin Azalması ve Evlilik Bağı Tesis Edilmeden Artan Birlikte Yaşama

Tarihsel demografik eğilimler, evliliğin son birkaç on yılda daha az yaygın hale geldiğini ve özellikle genç yetişkinler arasında belirgin düşüşler yaşandığını göstermektedir. Dünya nüfusunun neredeyse %90’ı, evlilik oranlarının düşüşte olduğu bir tek ülkede yaşıyor gibidir. Birliktelik kurma biçimlerindeki bu değişim, dünya genelindeki aile ve hane yapısı modellerinde yaşanan daha geniş çaplı dönüşümün bir parçasıdır.
Eylül 26, 2026
image_print

Birçok ülkede evlilik oranı düşüşte ve artık daha az sayıda insan evleniyor, pek çok kişi de evliliği hayatının daha ileri bir dönemine erteliyor. Aynı zamanda, giderek daha fazla sayıda erkek ve kadın, evlilik yerine evlilik bağı kurmadan birlikte yaşamayı tercih ediyor.

Pek çok sosyal, ekonomik ve hukuki faktör, evlilikten, evlilik bağı olmadan birlikte yaşamaya doğru yaşanan bu değişime katkıda bulunmuştur. Dahası, evlilik bağı kurmadan birlikte yaşama giderek yalnızca evliliğin bir ön aşaması olmaktan çıkmakta ve birçok durumda evliliğe alternatif hâline gelmektedir. Yaygınlığı bölgeler ve ülkeler arasında önemli ölçüde farklılık gösterse de evli olmayan çiftlerin evlilik bağı olmadan birlikte yaşaması dünyanın birçok yerinde artmaya devam etmektedir.

Tarihsel demografik eğilimler, evliliğin son birkaç on yılda daha az yaygın hale geldiğini ve özellikle genç yetişkinler arasında belirgin düşüşler yaşandığını göstermektedir. Dünya nüfusunun neredeyse %90’ı, evlilik oranlarının düşüşte olduğu bir tek ülkede yaşıyor gibidir. Birliktelik kurma biçimlerindeki bu değişim, dünya genelindeki aile ve hane yapısı modellerinde yaşanan daha geniş çaplı dönüşümün bir parçasıdır.

Yirminci yüzyılın ortalarında, dünya genelindeki yetişkinlerin yaklaşık %65 ila %70’i evliydi. Ancak 2021 yılına gelindiğinde bu oran yaklaşık %50 ila %55’e gerilemişti.

Evli yetişkinlerin oranı, bütün yaş grupları genelinde düşüş göstermiştir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde, evli yetişkinlerin payı 1960 ile 2010 yılları arasında tüm başlıca yaş gruplarında azalmıştır.

Buna ek olarak, evlilik oranlarındaki düşüşlere evlilikte önemli gecikmeler eşlik etmektedir. Birkaç on yıl önce birçok ülkede kadınlar genellikle yirmili yaşlarının başlarında veya ortalarında evleniyordu. Günümüzde birçok gelişmiş ülkede kadınların ilk evlilik yaşı ortalaması yirmili yaşların sonlarına veya otuzlu yaşların başlarına yükselmiştir.

Dolayısıyla giderek daha fazla sayıda ülkede evlilik daha az yaygın hâle gelmektedir. Eş zamanlı olarak evlilik bağı tesis etmeden birlikte yaşama giderek daha da yaygınlaşmıştır.

Bir zamanlar daha düşük eğitim düzeyine ve daha düşük sosyoekonomik statüye sahip insanlar arasında daha yaygın olan birlikte yaşama, son birkaç on yılda eğitim ve sosyoekonomik gruplar arasında yayılmış ve daha geniş ölçüde yerleşmiş bir birliktelik biçimi hâline gelmiştir.

Evlilik bağı kurmadan birlikte yaşama özellikle Orta ve Güney Amerika’da yaygındır ve bu bölgelerde oranlar dünyanın en yüksek düzeyleri arasındadır. Panama, Nikaragua, Küba, Dominik Cumhuriyeti ve Haiti’de tüm birlikteliklerin %40’ı veya daha fazlası birlikte yaşama biçimindedir.

Brezilya başka bir çarpıcı örneği teşkil etmektedir. 2022 yılında, resmi ve dini evliliklerdeki çiftlerin oranı yaklaşık %38 iken, evlilik bağı olmadan rızaya dayalı birliktelik veya birlikte yaşama biçimindeki birlikteliklerdeki çiftlerin oranı %40’a yakındı. İlk kez rızaya dayalı birliktelikler, en yaygın birliktelik biçimi olarak medeni ve dinî evlilikleri geride bıraktı.

Latin Amerika ülkelerinde birlikte yaşamanın yükselişine, evlilik dışı doğan çocukların oranındaki artış da eşlik etmektedir. Yaklaşık 2016’dan 2020’ye kadar, Latin Amerika’daki çocukların yaklaşık %75’i evlilik dışı dünyaya geldi. Bu oranlar, Guatemala ve Ekvador’da yaklaşık %60 ile Kolombiya ve Panama’da %80’in üzerinde bir aralıkta seyretti.

Buna karşılık, Asya ve Orta Doğu’da evlilik bağı olmadan birlikte yaşama daha az yaygındır. Bu düşük oranlar genel olarak geleneksel aile yapılarının, evlilik uygulamalarının, kültürel ve dinî normların devam eden etkisine bağlanmaktadır.

Buna ek olarak, bazı ülkelerde evlilik bağı tesis edilmeden birlikte yaşamayı fiilen yasa dışı hâle getirerek evlilik dışı cinsel ilişkiyi yasaklayan kültürel kısıtlamalar ve yasalar bulunmaktadır. Bunlar arasında Afganistan, Mısır, Endonezya, İran, Kuveyt, Malezya, Moritanya, Fas, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Sudan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen bulunmaktadır. Bu ülkelerin çoğunda 18 ila 49 yaş arasındaki yetişkinlerin büyük çoğunluğu evlidir.

Pek çok faktör birçok ülkede evlilikten, evlilik bağı kurmadan birlikte yaşamaya doğru yaşanan değişime neden olmuştur. Evliliğin aksine, evlilik bağı tesis etmeden birlikte yaşama genellikle daha az hukuki işlem, maliyet ve resmiyet gerektiriyor ve boşanmadan kaynaklanabilecek bazı mali ve hukuki karmaşıklıklardan kaçınmayı sağlayabiliyor.

Evlilik bağı tesis etmeden birlikte yaşama ayrıca erkeklere ve kadınlara birbirlerini tanıma, uyumluluklarını ve mali durumlarını değerlendirme ve evliliğin hukuki yükümlülüklerini hemen üstlenmeden gelecekleri hakkında karar verme fırsatı sunmaktadır. Dolayısıyla birçok çift için birlikte yaşama, yalnızca evliliğe giden bir adım olmaktan ziyade evliliğe alternatif hâline gelmiştir.

Modern doğum kontrol yöntemlerinin yaygın olarak kullanılabilir olması, erkeklere ve kadınlara kişisel ilişkiler kurma konusunda daha fazla esneklik ve çocuklarının zamanlaması ile sayısı üzerinde daha fazla kontrol sağlamıştır. Diğer önemli faktörler arasında; kentleşme, eğitim düzeyinin yükselmesi, kadınların iş gücüne katılımının artması, mali baskılar, işsizlik, kariyer, kişisel gelişim ve bağımsızlık konusundaki değişen öncelikler, erkeklerin ve kadınların değişen sosyal ve ekonomik rolleri bulunmaktadır.

Ek faktörler arasında evlilikle bağlantılı artan maliyetler, boşanmanın olası mali sonuçları, evli olmayan çiftleri düzenleyen yasalardaki değişiklikler ve birlikte yaşamaya yönelik toplumsal kabulün artması yer almaktadır.

OECD ülkelerinde, 2023 civarında 20 yaş ve üzerindeki yetişkinlerin yaklaşık %12’si evlilik bağı tesis etmeden birlikte yaşama birlikteliği içinde yaşamaktaydı. Aralarında İzlanda (%22), İsveç (%20) ve Fransa’nın (%19) bulunduğu bazı OECD ülkelerinde bu oranlar oldukça yüksekti.

Birçok Latin Amerika ülkesinde olduğu gibi, OECD ülkelerinde de doğumların büyük bir bölümü artık evlilik dışında gerçekleşmektedir. Yarım yüzyıl önce OECD ülkelerinin çoğunda çocukların %10’undan daha azı evlilik dışında doğuyordu. 2020 yılına gelindiğinde bu oran çoğu ülkede %30’un üzerine, Danimarka, Estonya, Fransa, İzlanda, Norveç ve İsveç dâhil olmak üzere bazı ülkelerde ise yarıdan fazlasına yükselmişti.

Özetle, özellikle daha geleneksel ve dinî toplumlarda önemli bölgesel farklılıklar devam etse de son birkaç on yılda çoğu ülkede evlilik önemli ölçüde azalmıştır. Birçok erkek ve kadın da evliliği hayatlarının daha ileri dönemlerine ertelemektedir. Aynı zamanda evli olmayan çiftler arasında evlilik bağı olmadan birlikte yaşama giderek daha yaygın hâle gelmekte ve bu durum birliktelik biçimlerindeki daha geniş kapsamlı bir dönüşümü yansıtmaktadır.

*Joseph Chamie, danışman bir demograf, Birleşmiş Milletler Nüfus Bölümü’nün eski direktörü ve nüfus konularında birçok yayının yazarıdır.

Source: https://www.globalissues.org/news/2026/09/22/44108

Tercüme: Ali Karakuş

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.