Dünyanın En Büyük Mülteci Kampındaki Arakanlıları Perişan

BM, 2024’ün başlarından bu yana Bangladeş’e 150.000’den fazla Arakanlı Rohinga mültecinin akın ettiğini ve bu yeni mülteci grubunun, hâlihazırda zaten aşırı kalabalık olan kamplar üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu kaydetti. Bangladeş, bir yandan kendi vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamaya diğer yandan yerinden edilmiş bu insanları desteklemeye çalışırken, ülkedeki yerel kaynaklar da ciddi bir baskı altında kalmaktadır.
Temmuz 1, 2026
image_print

Myanmar’daki Arakanlı Rohinga Müslüman azınlık nüfusuna yönelik şiddetli zulüm ve ardından gelen kitlesel mülteci göçünden neredeyse dokuz yıl sonra, hâlihazırda 1,2 milyondan fazla Rohinga, komşu Bangladeş’te yaşamakta ve burada muazzam zorluklarla karşı karşıya bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler’in (BM) küresel insani yardım fonlarında görülmeye başlanan önemli yetersizlikler ve Bangladeş’in bu insanları destekleme kapasitesinin azalmasıyla birlikte, uzmanlar giderek derinleşen bir insani kriz konusunda uyarıda bulunmaktadır.

 

BM tarafından “dünyanın en fazla zulüm gören azınlığı” olarak tanımlanan Rohinga Müslüman mülteciler, hiçbir ülke tarafından vatandaş olarak yasal biçimde tanınmadıkları ve yasal haklardan yoksun oldukları bir vatansızlık durumunda yaşamaktadır. Bangladeş’teki Rohinga mültecilerinin büyük çoğunluğu, Cox’s Bazar’daki yoğun nüfuslu kamplarda yaşamaktadır; burada yaygın güvensizlik ve sağlık hizmetleri, eğitim, gıda ve temiz su gibi temel hizmetlere erişimde sistematik eksikliklerle karşı karşıyalar.

 

BM, 2024’ün başlarından bu yana Bangladeş’e 150.000’den fazla Arakanlı Rohinga mültecinin akın ettiğini ve bu yeni mülteci grubunun, hâlihazırda zaten aşırı kalabalık olan kamplar üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu kaydetti. Bangladeş, bir yandan kendi vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamaya diğer yandan yerinden edilmiş bu insanları desteklemeye çalışırken, ülkedeki yerel kaynaklar da ciddi bir baskı altında kalmaktadır.

 

BM Dünya Gıda Programı’nın (WFP) Ortaklıklar ve İnovasyondan Sorumlu İcra Direktör Yardımcısı Rania Dagash-Kamara, “Bangladeş, son derece kırılgan durumdaki bu nüfusa ev sahipliği yaparak olağanüstü bir cömertlik göstermiştir ve desteğini sürdürmeye devam eden bağışçılarımıza derinden minnettarız. Onların sürekli desteği mülteciler için bir can simidi olmaya devam etmektedir” dedi.

 

“Ancak insani yardım nihai hedef değildir. Rohinga mültecileri, güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde dönebilecekleri zaman Myanmar’a geri dönmek istemektedir. Bu koşulların oluşturulmasına yardımcı olmaya devam etmeliyiz; bu krizin unutulmasına izin veremeyiz” diye ekledi.

 

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) göre, 2017 yılından 2025 sonuna kadar uluslararası toplum Rohinga krizine yönelik insani müdahaleler için yaklaşık 5,42 milyar ABD doları katkıda bulunmuş; bu da Bangladeş’in mülteci kamplarını sürdürmesine ve eğitim, sağlık ve koruma hizmetlerine erişimi genişletmesine olanak sağlamıştır. Bu yılın Mayıs ayında UNHCR, Bangladeş Hükümeti ile iş birliği içinde, Rohinga mültecilerinin ve ev sahipliği yapan toplulukların en acil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 710,5 milyon ABD doları tutarında bir destek çağrısında bulunmuştur.

 

İhtiyaçların son derece büyük ve giderek artan ölçeğine rağmen, bu çağrı 2025 yılına kıyasla yüzde 26’lık bir düşüşü ifade etmektedir; bu da BM’nin müdahale çabalarını en kırılgan durumdaki insanlara ve en acil ihtiyaçlara öncelik verme stratejisini yansıtmaktadır. İnsani yardım fonları büyük ölçüde tükendi; bu durum, yaygın güvensizlik ortamının, Myanmar içindeki çatışmaların yol açtığı yeni yerinden edilmelerin ve ABD gibi geçmişte büyük katkı sağlayan donörlerin yaptığı ciddi bütçe kesintilerinin doğrudan bir sonucudur.

 

Bu yetersizlikler, insani yardım müdahalelerini önemli ölçüde zayıflatmış ve binlerce kişiyi temel hizmetlere erişim dairesinin dışında bırakmıştır. Bu durum özellikle büyük çoğunluğu hayatta kalabilmek için büyük ölçüde giderek azalan insani yardımlara bağımlı olan Bangladeş’teki Rohinga mültecileri için son derece ağırdır. UNHCR’ye göre, 2025 yılında hanelerin yaklaşık yüzde 35’i tamamen insani gıda yardımına bağımlıydı, yüzde 42’si geçici ve istikrarsız yollarla gelir elde ediyordu ve yüzde 23’ü insani yardım kuruluşlarının nakit karşılığı çalışma programları aracılığıyla gelir sağlıyordu.

 

Bangladeş’teki Rohinga mültecilerinin herhangi bir sürdürülebilir gelir kaynağından yoksun olması nedeniyle, BM uzmanları Myanmar’a güvenli, gönüllü ve onurlu bir geri dönüş sağlanamaması durumunda önümüzdeki aylar ve yıllarda elde ettikleri “değerli kazanımları” kaybedebileceklerini öngörmektedir. Sınırlı ekonomik fırsatlar ve azalan insani yardımlar Rohinga hanelerini yıkıma uğratmış, bunun sonucunda pek çoğu bölgede daha iyi yaşam koşulları arayışıyla tehlikeli deniz yolculuklarına çıkmak zorunda kalmıştır.

 

2025 yılı, bu deniz yolculukları açısından şimdiye kadar kaydedilen en ölümcül yıl oldu; UNHCR, Andaman Denizi ile Bengal Körfezi’nde yaklaşık 900 Rohinga mültecisinin kaybolduğunu veya hayatını kaybettiğini kaydetti. 2025 yılında yaklaşık her yedisinden birinin kayıp veya ölü olduğu bildirilen 6.500’den fazla Rohinga mültecisi bu yolculuklara çıkmayı denedi; bu oran, dünyadaki tüm mülteci veya göçmen deniz yolculukları arasında en yüksek ölüm oranıdır. 2026 yılının ilk yarısında da bu eğilimin devam ettiği görüldü; yarısından fazlasını kadınlar ve çocuklardan oluşan 2.800’den fazla Rohinga bu tehlikeli yolculuklara çıktı.

 

Bunun yanı sıra, insani yardım fonlarında süregelen kesintiler Bangladeş’teki kamplarda gıda iaşelerini ciddi şekilde kısıtlayarak yüz binlerce insanı akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bıraktı. WFP, Nisan ayında Bangladeş’teki Arakanlı Rohinga mülteciler için kademeli ve ihtiyaç odaklı bir gıda yardımı yaklaşımını uygulamaya koydu; bu kapsamda Cox’s Bazar’da gıda güvencesi açısından en zor durumdaki hanelere kişi başına aylık 12 ABD dolarına kadar, daha az risk altındaki hanelere ise 7 ila 10 dolar arasında yardım sağlandı.

 

WFP, en düşük transfer değerinde bile asgari tahsisatın temel gıda ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olduğunu belirtti. Ayrıca kurum, bu yaklaşımın azalan fonlardan değil, önceliklendirme ve hakkaniyet ihtiyacından kaynaklandığını ifade etti.

 

WFP Ülke Direktörü Simone Parchment, “Bu yeniden hizalanma, Rohinga toplumunun tamamına yönelik devam eden taahhüdümüzü yansıtmaktadır. Kamplardaki herkes için gıda yardımı sağlamaya devam edeceğiz, ancak en yüksek düzeydeki desteği buna en fazla ihtiyaç duyanlara yönelteceğiz” dedi.

 

Bangladeş’teki yerel temsilciler ve Rohinga toplumu bu kademeli yaklaşımdan memnuniyetsizlik duyduklarını ifade ederek, bu kritik dönemde gıda yardımlarının azaltılmasının nüfus için ölümcül sonuçlar doğurabileceği ve daha fazla güvensizliği teşvik edebileceği yönünde endişelerini dile getirdiler. Bangladeş Mülteci Yardım ve Geri Dönüş Komiseri Mohammad Mizanur Rahman, Nisan ayında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rohingaların yiyecek ve iş fırsatları aramak amacıyla kamplardan kaçmaya çalışmasıyla birlikte “hukuk ve düzenin bozulacağını” söyledi.

 

Buna ek olarak UNHCR, insani yardım fonlarındaki azalmanın Cox’s Bazar kamplarındaki kadınları ve kız çocuklarını, engelli bireyleri ve yaşlı mültecileri orantısız biçimde etkileyeceğini belirtmektedir. Kritik koruma hizmetlerindeki ciddi yetersizlik, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, silahlı grup şiddeti, sömürü ve kaçırılma vakalarının artmasına yol açmıştır.

 

Ayrıca, Cox’s Bazar’daki mültecilere yönelik sağlık hizmetlerinin çökmesi, buna ek olarak devam eden aşırı kalabalık ve temiz suya erişim eksikliği nedeniyle bu insanlar bulaşıcı hastalıklara yakalanma açısından daha yüksek risk altındadır. Uluslararası Kurtarma Komitesi’ne (IRC) göre, 28 Nisan itibarıyla büyük bir kızamık salgını meydana gelmiş, bu salgın Rohinga mülteci kamplarını ağır biçimde etkilemiş ve Bangladeş’in 64 bölgesinin 58’ine yayılmıştır.

 

IRC, 200 doğrulanmış ölüm de dâhil olmak üzere 34.600’den fazla şüpheli vaka bildirildiğini açıklamıştır. Aşırı yük altındaki sağlık sistemleri ve azalan yardımlar, kamplardaki binlerce mülteci çocuğu rutin aşılara ve acil tıbbi müdahalelere erişimden mahrum bırakmaktadır.

 

IRC Bangladeş Direktörü ve Asya Direktör Yardımcısı Hasina Rahman, “Bu salgın, Bangladeş’teki sağlık sisteminin yıllardır maruz kaldığı baskının doğrudan bir sonucudur; yerel toplulukların ve giderek artan mülteci nüfusunun ihtiyaçlarını karşılayacak kaynakların yetersizliğinden kaynaklanmaktadır” dedi.

 

“Uluslararası toplumun, birinci basamak sağlık hizmetleri, aşılama altyapısı ve toplum sağlığı çalışanlarına yönelik sürdürülebilir yatırımları mümkün kılmak amacıyla Bangladeş’teki insani yardım çalışmalarına sağladığı finansmanı artırması hayati önem taşımaktadır.”

 

*Oritro Karim gazetecidir. Küresel Güney’deki gelişmelere odaklanan makaleler yazmış, insani yardım uzmanları ve sözcüleriyle röportajlar gerçekleştirmiştir.

 

Kaynak: https://www.globalissues.org/news/2026/06/22/43360

Tercüme: Ali Karakuş

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

SOSYAL MEDYA