Çin’in Wakhan Koridoru İkilemi: Ekonomik Kalkınma mı, Güvenlik mi?

Wakhan Koridoru boyunca gelişimi değerlendirirken, Çin’in ekonomik beklentiler ile artan jeopolitik risk arasında bir denge kurması gerekmektedir; bu da Afganistan’da genel olarak arzu edilmeyen bir konum yaratmaktadır. Çin’in ortak devriye başlatma önerisi, hem kendi içsel endişelerini hem de Afgan ortaklarının kaygılarını gidermeye yönelik temkinli bir adım gibi görünmektedir, ancak bu adım yüzeysel kalabilir. Bölgenin bu şekilde militarize edilmesi, Soğuk Savaş’ın bir tekrarı gibi Afganistan’ın yeniden merkez hâline gelmesiyle küresel güçler arasında yeni çatışmalara zemin hazırlama riski taşımaktadır.
Ağustos 31, 2025
image_print

21 Ağustos’ta Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Hindistan ve Pakistan’ı ziyaret ettikten sonra Kabil’e indi. Afganistan ziyareti, sonuncusu Mart 2022’de gerçekleşen üç yıllık bir aranın ardından gerçekleştiği için önem taşıyor. Ancak çok daha önemli olan, ziyaretin asıl güzergâhıydı; özellikle de Çin ile Afganistan’ı birbirine bağlayan dar bir kara parçası olan Wakhan Koridoru ile ilgili güvenlik endişelerini ele almak amacıyla Pakistan ve Afganistan ile yapılan üçlü toplantı dikkat çekiciydi. Wakhan Koridoru, Çin’in Sincan Özerk Bölgesi ile Afganistan’ın kuzeydoğusundaki Badakhshan vilayetini birbirine bağlayan, genişliği 10 ila 50 kilometre arasında değişen ve uzunluğu 350 kilometreyi bulan dar bir kara şerididir. Koridor, batıda Tacikistan ile doğuda ise Khyber Paktunwa ve Gilgit Baltistan arasında sıkışmış durumdadır.

Her ne kadar Çin’in, 2021’de Taliban’ın iktidara gelmesinden bu yana Afganistan’a yatırım yaptığı ve ülkeden uzak durmadığı bir gerçek olsa da, Pekin, ilk yatırımların beklendiği kadar kârlı olmaması nedeniyle Taliban ile ilişkilerinde temkinli bir yaklaşım sergilemektedir. Stimson Center tarafından yayımlanan bir rapora göre, Çin’in yatırımları 2021’den bu yana aşağı yukarı aynı seviyede kalmış, Afganistan’dan yapılan ithalat ise kayda değer şekilde artış göstermemiştir. Aynı rapor, Çin’in Mes Aynak bakır madenine ve Amu Derya petrol sahalarına yaptığı yatırımların da hayata geçmediğini belirtmektedir. Tüm bu engellere rağmen, Taliban ve Pekin, Çin ile Afganistan’ı birbirine bağlayan Wakhan Koridoru üzerinden bir yol inşa etme planını sürdürmektedir. Taliban hükümetinin resmî yayın organı olan Al Emarah English’e göre, Wakhan Koridoru yolunun iki aşamada inşa edilmesi planlanmaktadır. İlk aşama, Küçük Pamir’deki Bazai Gonbad’dan Çin sınırındaki sıfır noktasına kadar uzanan 50 kilometrelik kısmı kapsamaktadır ve bu bölümdeki ön hazırlıklar tamamlanmış olup Mart 2025 itibarıyla inşaat çalışmalarının %60’ı devam etmektedir. İkinci aşama ise 71 kilometrelik bir hattı kapsamakta olup, bu yılın sonuna kadar tamamlanması planlanmaktadır. Uzmanlar, bu yolun tamamlanmasıyla Çin’in Afganistan üzerinden Avrupa’daki yeni pazarlara erişim sağlayacağını ve aynı zamanda kara ile çevrili Afganistan için Çin ile doğrudan ithalat ve ihracat yapılabilecek yeni bir koridor sunacağını belirtmektedir.

 

Wakhan Koridoru Boyunca Risk Faktörleri

Çin için büyük ekonomik faydalar sağlama potansiyeline rağmen, Pekin, devlet dışı aktörlerden kaynaklanan güvenlik tehditleri nedeniyle projeyi hızlandırma konusunda temkinli ve isteksiz davranmaya devam etmektedir. Çin Dışişleri Bakanı, geçtiğimiz hafta bu tehditleri ele almak amacıyla Taliban’dan ortak devriyeler yürütülmesini ve terörle mücadelede agresif çabalar gösterilmesini talep etmiştir. Pekin’in endişeleri, Afganistan’da faaliyet gösteren ve geçmişte bölgedeki Çin çıkarlarını hedef alan saldırılar düzenleyen Doğu Türkistan İslam Hareketi (ETIM) ve Horasan Vilayeti İslam Devleti (ISKP) gibi grupların varlığından kaynaklanmaktadır.

Aşağıdaki hususlar ışığında bu endişeler haklı görünmektedir:

İlk olarak, Doğu Türkistan İslam Hareketi’nin (ETIM) oluşturduğu sürekli bir tehdit mevcuttur. ETIM, Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Özerk Bölgesi’nin bağımsızlığını amaçlayan bir Uygur ayrılıkçı hareketidir. Güney Sincan ağırlıklı olarak Müslüman Uygurlar tarafından meskûnken, Urumçi bölgesinin kuzey kesimi büyük ölçüde Han Çinlilerinden oluşmaktadır. Uygurlar, bir zamanlar Doğu Türkistan olarak bilinen Sincan’ın Çin tarafından yasa dışı şekilde işgal edildiğini ileri sürmektedir. Bu nedenle, aynı zamanda Türkistan İslam Partisi (TIP) olarak da bilinen Doğu Türkistan İslam Hareketi, 1990’ların sonlarında ve 2000’li yılların başlarında çok sayıda şiddet eylemi gerçekleştirmiştir. Son dönemde Çin hükümeti bu harekete karşı sert baskılar uygulayarak, üyelerinin Afganistan’a göç etmesine yol açmıştır; burada Taliban tarafından barındırılmış ve El Kaide saflarında savaşmışlardır. ETIM’in mevcut lideri Abdul Haq Turkestani, El Kaide’nin Şura Konseyi üyesidir. ETIM, Wakhan Koridoru’nun başladığı Badakhshan vilayetinde güçlü bir varlığa sahiptir. 2021’de iktidara gelen Taliban hükümeti, Çin’in baskısına boyun eğerek ETIM unsurlarını Badakhshan’dan ülkenin daha güney bölgelerine taşımıştır. Ancak son raporlar, ETIM’in Suriye, Afganistan ve başka yerlerde yeniden örgütlenme ihtimali olduğunu ve bu durumun Çin’de alarm zillerini çalabileceğini göstermektedir.

Uygur etnik kökenli ETIM savaşçıları, örgütün üst düzey komutanı Abdul Haq Turkestani tarafından Suriye’ye gönderilmiş ve burada, sonradan Hayat Tahrir al-Sham (HTS) adını alan El Nusra Cephesi’nin saflarında savaşmışlardır. HTS koalisyonunun ayrılmaz bir parçası haline gelen ve Esad rejimini deviren bu yapının parçası olan Suriye’deki ETIM, bu sadakatinin karşılığını almıştır. HTS lideri Ebu Muhammed el-Culani ve Suriye Cumhurbaşkanı, bazı kıdemli ETIM komutanlarını Suriye ordusuna dâhil etmiştir. El-Culani, önde gelen ETIM liderlerinden Abdulaziz Dawud Hudaberdi’yi (“Zahid”) Suriye ordusunda tuğgeneral rütbesine terfi ettirmiş, ayrıca Uygur savaşçıları yeni kurulan 84. Tümen’e entegre etmiştir. Bu savaşçıların, sürat teknesi saldırıları, denizden kurtarma operasyonları, silahlı yüzme ve dalış gibi deniz savaşı yeteneklerinde deneyimli, savaş sertleşmiş kişiler olduğu düşünülmektedir. Raporlara göre, ETIM kadroları Suriye’de Esad rejimi güçlerine karşı “Falcons” (Şahinler) adlı bir insansız hava aracı (İHA) saldırı birimiyle operasyon yürütmüştür.

Afganistan’da ETIM’in genişlediği ve üye sayısının 750’ye ulaştığı düşünülmektedir. Afganistan’daki ETIM’in, BGM-71 TOW füzeleri de dahil olmak üzere tanksavar füzelere sahip olduğu sanılmaktadır. Suriye’deki askeri müdahalesinin başarısı göz önünde bulundurulduğunda, ETIM, Çin’den bağımsız bir Sincan kurulması yönündeki mücadelesini “hızlandırma” kararı almıştır. Suriye’de 2000 ila 3000 savaşçıdan oluştuğu tahmin edilen ETIM’in mevcut gücü dikkate alındığında, Suriye’den Afganistan’a savaş tecrübesi olan militanların göç etmesi, Afganistan’daki ETIM’in varlığını kaçınılmaz biçimde güçlendirecektir. Bu hususun Aralık 2024’te Taliban hükümetiyle görüşüldüğü bildirilmektedir. Yukarıda belirtilenlere rağmen, ETIM Taliban tarafından sıkı denetim altında tutulmakta, bu da örgüt içinde kopmalara ve bölünmelere neden olmakta; bazı üyeler örgütün ezeli rakibi olan Horasan Vilayeti İslam Devleti’ne (ISKP) katılmaktadır.

İkinci olarak, Horasan Vilayeti İslam Devleti geçmişte Çin’in çıkarlarını hedef alan saldırılar düzenlemiş, bu tür saldırıları Afganistan’da ve başka yerlerde yeniden gerçekleştirme sözü vermiştir. ISKP, Temmuz 2025’te yayımladığı “Direnişin Sesi” başlıklı bir mesajda Çinlileri “kâfir” ve “ateist” olarak tanımlamış, Taliban’ın Çin’e fazla yakınlaştığını, Uygur Müslümanları için tek umudun İslam Devleti olduğunu iddia etmiştir. Mesajında Çin’in Uygurlara yönelik baskılarına doğrudan değinen ISKP, Uygurları ve ETIM’den ayrılan memnuniyetsiz Uygur savaşçıları kendi saflarına katmayı hedeflediğini açıkça ortaya koymuştur. Görünüşe göre bu çabalarında ilk aşamada kısmi bir başarı elde etmişlerdir. ISKP, Ekim 2021’de Kunduz’daki bir camiye saldırı düzenlemiş ve saldırgan Uygur etnik kökenli bir kişiydi. Bu olayın ardından, Afganistan’daki ETIM üzerindeki Taliban denetimi göz önünde bulundurulduğunda, bazı Uygur savaşçıların ISKP safına geçmiş olabileceği değerlendirilmektedir. Aynı dönemde ISKP, Tacikistan ve Özbekistan’dan gelen Orta Asyalı sempatizanları hedef alan propaganda faaliyetlerini de artırmıştır. ISKP’nin resmî yayın organı Al Azaim, özellikle Tacikistan vatandaşlarını hedef alan Tacikçe propagandaya ağırlık vermiştir. Raporlara göre, ISKP 2017’den bu yana Afganistan’da Tacik kökenli kişileri kullanarak en az dokuz saldırı gerçekleştirmiştir. Bunlardan biri Aralık 2022’de Kabil’in Shahr-e-New bölgesinde gerçekleştirilmiş ve beş Çin vatandaşı yaralanmıştır. Bu yeni katılımlar ve ayrılmalar göz önünde bulundurulduğunda, ISKP’nin yalnızca Afganistan’da, Sünni Peştunlar, Tacikler, Özbekler ve Uygurlardan oluşan yaklaşık 2000 savaşçıdan meydana gelen bir güce sahip olduğu değerlendirilmektedir.

Üçüncü ve daha da önemlisi, Taliban’ın denetimi altındaki ETIM gibi grupların bazı unsurlarının, Çin’in çıkarlarına yönelik saldırılar düzenlemek amacıyla ISKP ve diğer küçük gruplarla gizlice iş birliği yaptığına inanılmaktadır. Örneğin, ETIM’e mensup bazı unsurların, Aralık 2022’de Kabil’de Çin hedeflerine yönelik ISKP tarafından düzenlenen saldırılara katılmış olabileceği düşünülmektedir. Raporlar, ETIM ve ISKP’nin, birbirlerine karşıt olmalarına rağmen Afganistan’daki Çin vatandaşlarını takip etmek üzere birlikte çalıştıklarını göstermektedir. Ayrıca, ETIM ve ISKP’nin Afganistan’da Uygurca ortak afişler bastığı da gözlemlenmiştir. Bu iş birliği sadece Afganistan’la sınırlı değildir. ETIM ile Pakistan merkezli Jaish-al-Adl örgütünün, Pakistan’daki Çin çıkarlarına yönelik saldırıları birlikte planladıkları ve uyguladıkları da düşünülmektedir.

Yukarıda aktarılan tüm unsurlar dikkate alındığında, Çin’in en önemli güvenlik endişesi olan ETIM ve ISKP’nin Afganistan’daki sınırlarına ve vatandaşlarına ciddi bir tehdit oluşturduğu yönündeki kanaatin, gerçekleşmeye başladığı görülmektedir. Ocak 2025’te ISKP, Tacikistan sınırına yakın bir maden ocağında çalışan bir Çin vatandaşını hedef alarak öldürmüştür; bu muhtemelen ISKP tarafından Afganistan’da gerçekleştirilen bir terör saldırısında ölen ilk Çin vatandaşıdır. Temmuz 2025’te ise Badakhshan vilayetinde bir maden ocağında çalışan dört Çin vatandaşı öldürülmüş, ancak bu olay doğrudan herhangi bir terör örgütüne atfedilmemiştir.

ISKP’nin bazı unsurlarını Kunar ve Nangarhar’daki ana bölgelerinden uzaklaştırdığı ve bazı grupların Badakhshan’a göç ettiği yönünde işaretler mevcuttur. ISKP, 2025 yılında Wakhan Koridoru’nun batı kanadında Tacikistan’a sınırı olan Badakhshan’da bir Çin vatandaşına yönelik düzenlenen saldırı da dâhil olmak üzere, Tacik üyelerinden aldığı destekle saldırılar gerçekleştirmektedir. Benzer şekilde, Wakhan Koridoru’nun doğu tarafına bitişik olan Pakistan’daki Khyber Paktunwa, Çin için bir mayın tarlasıdır ve geçmişte Beluç ayrılıkçılar tarafından organize edilen çok sayıda saldırıya sahne olmuştur; bunlar arasında Mart 2024’te beş Çin vatandaşının hayatını kaybettiği bir saldırı da yer almaktadır. Buna ETIM’in bölünme ihtimali ve ISKP ile iş birliği olasılığı da eklendiğinde, Çin’in güvenlik endişeleri daha da derinleşecektir.

Wakhan Koridoru boyunca gelişimi değerlendirirken, Çin’in ekonomik beklentiler ile artan jeopolitik risk arasında bir denge kurması gerekmektedir; bu da Afganistan’da genel olarak arzu edilmeyen bir konum yaratmaktadır. Çin’in ortak devriye başlatma önerisi, hem kendi içsel endişelerini hem de Afgan ortaklarının kaygılarını gidermeye yönelik temkinli bir adım gibi görünmektedir, ancak bu adım yüzeysel kalabilir. Bölgenin bu şekilde militarize edilmesi, Soğuk Savaş’ın bir tekrarı gibi Afganistan’ın yeniden merkez hâline gelmesiyle küresel güçler arasında yeni çatışmalara zemin hazırlama riski taşımaktadır. Pakistan gibi bölgesel aktörlerin bu sürece dâhil olmaya çalışması, bu yönde zaten tehditkâr işaretler vermektedir. Nitekim, mevcut Hindistan-Pakistan çatışmasında ABD’nin Pakistan’a verdiği destek, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali döneminde Pakistan’ın sahip olduğu konumun günümüzdeki bir yansımasıdır. Ortaya çıkan bu senaryolar, Pakistan işgali altındaki Keşmir’in (POK) — Wakhan Koridoru’na komşu Gilgit Baltistan da dâhil olmak üzere — Hindistan’a entegre edilmesi ihtimalini giderek daha uzak bir olasılık hâline getirmekte ve bu da Hindistan için kaygı verici bir durum yaratmaktadır.

Kaynak: https://www.geopoliticalmonitor.com/chinas-wakhan-corridor-dilemma-economic-development-or-security/