Çin’in Quad Karşıtı Hamlesi, Hindistan Karşıtı Bir Yay İnşa Etmeye Odaklanıyor

Çin’in ekonomik ve askeri bağlardan oluşan ağı, Güney Asya’nın stratejik geometrisini yeniden şekillendiriyor ve Hindistan’ın coğrafyasını bir avantajdan bir yükümlülüğe dönüştürüyor.
Ocak 4, 2026
image_print

ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya’dan oluşan Quad, Pekin’in hırslarını sınırlamaya çalışırken, Çin sessizce tüm Quad’ı değil, en açıkta kalan üyesi olan Hindistan’ı hedef alan bir karşı mimari inşa ediyor. Güney Asya genelinde sabırlı yatırımlar, askeri ortaklıklar ve siyasi nüfuz yoluyla Pekin, Hindistan’ın coğrafyasını bir varlıktan bir zafiyete dönüştürüyor.

“İnci Dizisi”nden Kuşatmaya

Çin’in  “(String of Pearls ) İnci Dizisi”ne dair ilk tartışmalar, Güney Çin Denizi’nden Basra Körfezi’ne kadar liman erişimine odaklanıyordu. Bu yaklaşım zamanla, Hindistan’ın neredeyse tüm sınırlarında eşzamanlı baskı oluşturabilecek yoğun bir ekonomik koridorlar, çift kullanımlı limanlar ve siyasi nüfuz ağına dönüştü.

Bu mantık, Soğuk Savaş dönemindeki çevreleme stratejisini andırıyor, ancak 21. yüzyılın araçlarıyla uygulanıyor. Washington zamanında Sovyetler Birliği çevresinde resmi ittifaklar inşa ederken, Pekin ise Hindistan’ın komşularıyla ticaret, altyapı finansmanı ve güvenlik bağları örerek, her kara sınırının ve deniz yaklaşımının tartışmalı hale gelmesini sağlıyor.

Pakistan: Sert Gücün Temel Taşı

Pakistan, bu mimarinin merkezî direği olmaya devam ediyor. Değeri yaklaşık 62 milyar dolara yükselen Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru, Çin’e Sincan’dan Gwadar üzerinden Arap Denizi’ne doğrudan bir rota sağlıyor; Malakka Boğazı’ndaki darboğazı hafifletiyor ve Hindistan’ın batı kanadında uzun vadeli bir varlık kurmasına imkân tanıyor.

Askerî açıdan, ilişkiler daha da derinleşmiş durumda. Çin, JF-17 savaş uçakları ve Tip 054A fırkateynleri de dâhil olmak üzere Pakistan’ın başlıca silahlarının büyük kısmını tedarik ediyor ve Hindistan’ın konvansiyonel üstünlüğünü dengelemeye yönelik hassas füze ve nükleer kapasitelerine destek veriyor.

Sanayi bölgeleri ve daha derin ekonomik entegrasyona odaklanan “CPEC 2.0” tartışmaları, İslamabad’ın ne denli yarı-stratejik bir tâbi devlete dönüştüğünü vurguluyor: ekonomik olarak bağımlı, askerî olarak iç içe geçmiş ve diplomatik olarak Yeni Delhi’ye karşı Pekin’le aynı çizgide.

Myanmar ve Nepal: Doğuda ve Kuzeydeki Zayıf Halka

Hindistan’ın doğusunda, Çin’in 2021 darbesinin ardından Myanmar cuntasını sahiplenmesi, Yunnan’dan Bengal Körfezi’ne uzanan bir başka koridorun güvence altına alınmasını sağladı.

Çin-Myanmar Ekonomik Koridoru ve Kyaukpyu limanına erişim, Pekin’e hem Hint Okyanusu’na ulaşım hem de Hindistan kuvvetlerini izleyebilecek potansiyel elektronik istihbarat noktaları kazandırıyor. Yeni Delhi açısından bakıldığında ise Myanmar’ın demokratik geçişine ve “Doğu’ya Açılım” politikasına yıllardır yapılan yatırımlar büyük ölçüde etkisiz hale gelmiş durumda.

Himalaya sırtında ise Nepal, neredeyse tamamen Hindistan etkisi altındaki konumundan çıkarak tartışmalı bir alana dönüşmüş durumda. Çin destekli Tibet yolları, önerilen trans-Himalaya demiryolu, 2 milyar doları aşan yatırım taahhütleri ve Katmandu’daki komünist elitlerle kurulan doğrudan parti-parti ilişkiler, Pekin’e benzeri görülmemiş bir nüfuz alanı sağlıyor.

2020’de Kalapani üzerindeki harita anlaşmazlığı, Çin’in Hindistan-Nepal gerilimini ne denli kolay tırmandırabileceğini gözler önüne serdi.

Sri Lanka ve Maldivler: Hint Okyanusu’ndaki Kıskacı Sıkılaştırmak

Hint Okyanusu’nda Sri Lanka ve Maldivler, Çin’in güney ve orta yaylarının dayanak noktalarını oluşturuyor.

Sri Lanka’nın borç krizinin ardından Hambantota Limanı’nın 99 yıllığına kiralanması ve milyarlarca dolarlık Kolombo Liman Şehri projesi, Pekin’e Hindistan’ın güney kıyılarının hemen açıklarında, hayati deniz yolları üzerinde uzun vadeli bir üs kazandırıyor.

Ticari amaçlı olduğu öne sürülse de, Çin denizaltılarının Kolombo’ya yaptığı liman ziyaretleri, bu üslerin örtük askerî faydasını şimdiden ortaya koymuş durumda.

“Hintliler dışarı” söylemiyle seçilen Cumhurbaşkanı Muhammed Muizzu liderliğinde Maldivler’in sert yön değişimi ise daha da çarpıcı bir sinyal teşkil ediyor. Hint askerî personelinin ülkeden çıkarılmasını talep etmesi ve Çin yatırımları ile güvenlik iş birliğine daha açık hale gelmesi, Hint Okyanusu’nun merkezindeki deniz yollarını kontrol eden kilit bir mikrodevleti Pekin’in oyun sahasına dahil etmiş durumda.

Hindistan açısından, geleneksel olarak dost kabul edilen bir mikrodevletin Çin’e yönelmesi, orantısız düzeyde psikolojik ve stratejik bir etki yaratıyor.

Bangladeş: Belirleyici Bir Salıncak Devlet

Bangladeş, bu konstelasyondaki en belirleyici salıncak devlet olma potansiyeline sahip.

Dakka, Hindistan ile güçlü bağlarını sürdürmüş olsa da, Padma Köprüsü ile Matarbari ve Payra’daki derin deniz limanı projeleri gibi vitrin yatırımlar da dâhil olmak üzere, silah ve altyapı konusunda büyük ölçüde Çin’e bağımlı durumda.

Çin’in, denizaltı operasyonlarıyla bağlantılı tesisler de dahil olmak üzere Çittagong ve çevresindeki faaliyetleri, Çin’i Bengal Körfezi’nin içine yerleştirerek Hindistan’ın bu bölgede uzun süredir varsaydığı deniz üstünlüğünü aşındırıyor.

Nehir suları ve sınır yönetimi konusundaki gerilimler, Hindistan-Bangladeş ilişkilerini zaten test ediyor. Dakka’da yaşanacak bir liderlik değişimi, politikayı Pekin’e daha da yaklaştırabilir ve Hindistan’ın doğu kanadının fiilî kuşatılmasını tamamlayabilir.

Kesişen İki Cepheli Zorluk

Bu yayı Hindistan açısından özellikle tehlikeli kılan unsur, Pakistan’ın uzun süredir izlediği stratejiyle kesişiyor olmasıdır.

Çin ve Pakistan birlikte, iki cepheli bir senaryo yaratıyor: Ladakh ve Arunachal Pradesh’te kıtasal baskı ve Pakistan üzerinden batı cephesi; buna ek olarak Hint Okyanusu’nda giderek artan Çin deniz varlığı.

Gerçek Kontrol Hattı üzerinde Çin ile yaşanacak herhangi bir kriz, artık Yeni Delhi’de olası Pakistan fırsatçılığı ve denizcilik açısından savunmasızlık merceğinden değerlendirilecektir.

Diplomatik düzlemde ise bu yakınlaşma, Çin’in Pakistan merkezli militanları BM’de tekrar tekrar korumasında ve çok taraflı forumlarda Keşmir konusunda Pakistan’la uyumlu tutum almasında açıkça görülmektedir. Bu durum Hindistan’ın manevra alanını kısıtlamaktadır.

Hindistan’ın Tepki İkilemi

Hindistan’ın seçenekleri, hem ekonomik hem de coğrafi asimetriler nedeniyle kısıtlıdır.

2023 yılında Çin ile ikili ticaret yaklaşık 136 milyar dolara ulaşmış; Çin, Hindistan’ın en büyük ticaret ortağı haline gelmiştir ve sınır çatışmalarına rağmen ticaret hacmi 100 milyar doların üzerinde kalmaya devam etmiştir. Tedarik zincirlerindeki riskleri azaltma ve çeşitlendirme yönündeki çabalar gerçektir, ancak Çin imalatına olan bağımlılığı maddi olarak azaltmak yıllar alacaktır.

Aynı zamanda Hindistan, Çin ile olası bir yüksek irtifa çatışmasına hazırlanmalı, Pakistan’ı caydırmalı ve Arap Denizi’nden Andaman Denizi’ne kadar Çin faaliyetlerine karşı koyabilecek bir açık deniz donanmasına bütçe ayırmalıdır.

Diplomatik düzlemde ise Yeni Delhi’nin “Komşuluk Önce” açılımı, Çin finansmanının ölçeği ve hızıyla ya da Pekin’in yönetişim şartları olmaksızın otoriter ya da kırılgan rejimleri desteklemeye hazır oluşuyla baş etmekte zorlanmaktadır.

Uzun Vadeli Oyun — ve Delhi’nin İhtiyacı

Çin’in Hindistan karşıtı yayı, fırsatçı bir maceracılıktan ziyade sabırlı ve uzun vadeli bir yatırımın sonucudur. Hindistan çevresinde çakışan ekonomik ve güvenlik çıkarları inşa ederek, Pekin gelecekte yaşanabilecek herhangi bir çatışmada devreye sokulabilecek çok sayıda baskı noktası yaratmıştır.

Hindistan için görev, yalnızca daha hızlı büyüme ya da daha fazla gemi ve füze üretimi değil, bölgesel devlet yönetiminin kökten yeniden düzenlenmesidir.

Bu da, kriz anlarında yapılan aralıklı diplomasi yerine, az sayıda komşuya öncelik vererek sürekli ve üst düzey siyasi ilişkiler kurmak; Çin’in altyapı finansmanına, daha küçük ölçekli dahi olsa, Quad ortaklarıyla birlikte finanse edilen projeler dahil olmak üzere uygulanabilir ve şeffaf alternatifler sunmak; ve Hindistan’ın demokratik cazibesini, halklar arası bağlarını ve eğitim alanındaki çekiciliğini kullanarak Çin parasının tek başına satın alamayacağı toplumsal iyi niyeti yeniden inşa etmek anlamına geliyor.

Asya’nın iki devi arasındaki üstünlük mücadelesi, Güney Asya’nın çok ötesinde Hint-Pasifik düzenini şekillendirecektir. Şimdilik inisiyatif, Hindistan’ın kapısında Pekin’in eline geçmiş durumda. Yeni Delhi’nin stratejik alanı yeniden kazanıp kazanamayacağı, önümüzdeki on yıllarda daha geniş bir güç dengesinin belirlenmesine katkı sağlayacaktır.

Albay Maqbool Shah, Hindistan Ordusu’nun emekli bir subayıdır.

Kaynak: https://asiatimes.com/2026/01/chinas-quad-counter-centers-on-building-an-anti-india-arc/

SOSYAL MEDYA