Bölünmenin İçindeki Kaygı

Birçok insan güne başlamadan önce kendisini duygusal olarak yeni günün geri kalanına karşı hazırlamış şekilde uyanıyor. Ancak daha kahvaltı etmeden telefonlarında son dakika haber bildirimlerine, ekonomik kaygılara, siyasi öfkeye, şiddete ve toplumsal çatışmalara ilişkin haberlere maruz kalıyor. Sinir sistemi, küresel krizleri günün yirmi dört saati işleyecek şekilde tasarlanmamıştır. Birçok insan bunun farkında olmadan bağ kurabilme duygusunun yasını tutmaktadır. Duygusal olarak güvende hissetmeyi özlüyor. Sadeliği özlüyor. Siyasi gerilim, ekonomik stres ve toplumsal tükenmişlikten etkilenmemiş ilişkileri özlüyor.
Temmuz 15, 2026
image_print

“Aşk” çok iyi iş çıkardığından bölünmede oluşan kaygı

Kaygı artık yalnızca kişisel bir rahatsızlık değildir. Kültürel normumuzun bir parçası hâline gelmiştir.

İnsanlar, bireysel sorunların çok ötesine uzanan bir stres taşımaktadır. Finansal belirsizlik, siyasi kutuplaşma, toplumsal huzursuzluk, küresel çatışmalar ve medya aracılığıyla sürekli maruz kaldığımız kriz durumu; pek çok bireyin daha güne başlamadan psikolojik açıdan bunalmış hissettiği bir duygusal iklim yarattı. Bunun benim için de doğru olduğunu biliyorum.

Tim Marshall, Divided: Why We’re Living in an Age of Walls adlı kitabında, ulusların, hükümetlerin ve toplumların korku, güvensizlik, göç, çatışma ve kimlik mücadelelerine tepki olarak fiziksel, siyasi ve duygusal duvarlar inşa etmeyi nasıl sürdürdüklerini inceliyor. Kitap jeopolitiğe odaklansa da, ele aldığı temalar birçok insanın kendi iç dünyasında yaşadıklarını yansıtmaktadır.

İnsanlar dışlarında bölünmüş durumdadır ama aynı zamanda kendi içlerinde de bölünmüş durumdadırlar.

Modern kaygı çoğu zaman görünmez duvarların ardında yaşamak gibi hissettirir.

İnsanlarla dinlenme arasında duvarlar vardır.

İnsanlarla güvenlik arasında duvarlar vardır.

İnsanlarla güven arasında duvarlar vardır.

İnsanlarla duygusal kırılganlık arasında duvarlar vardır.

Birçok insan güne başlamadan önce kendisini duygusal olarak yeni günün geri kalanına karşı hazırlamış şekilde uyanıyor. Ancak daha kahvaltı etmeden telefonlarında son dakika haber bildirimlerine, ekonomik kaygılara, siyasi öfkeye, şiddete ve toplumsal çatışmalara ilişkin haberlere maruz kalıyor. Sinir sistemi, küresel krizleri günün yirmi dört saati işleyecek şekilde tasarlanmamıştır.

Bunun sonucunda birçok insan, farkına varmadan hayatta kalma güdüsüyle yaşamaktadır.

Kaygı her zaman yüksek sesli panik ataklar ya da görünür sıkıntılar şeklinde ortaya çıkmaz. Bazen kaygı şu şekilde görünür:

  • Boş zamanlarda bile gevşeme güçlüğü
  • Sinirlilik ve duygusal tükenmişlik
  • Basit kararlar üzerinde aşırı düşünme
  • Mali durum veya istikrar konusunda sürekli endişe duyma
  • Yorgun olunmasına rağmen uyumakta zorlanma
  • Kendini duygusal olarak diğer insanlardan kopuk hissetme
  • Haberler karşısında bunalmış hissederken bile durmaksızın haber akışını kaydırmaya devam etme (doomscrolling)

İnsanlar çoğu zaman kaygının zayıflık anlamına geldiğine inanırlar oysa kaygı çoğunlukla zihnin belirsizliğe hazırlanmaya çalışma girişimidir. Sorun ise modern yaşamın bitmek bilmeyen bir belirsizlik kaynağı sunmasıdır.

Birçok bakımdan toplum aşırı şekilde tetikte olmayı normalleştirmiştir.

Her zaman siyasi, mali, toplumsal ve duygusal olarak uyanık kalmamız teşvik edilmektedir. Sürekli tehlikeyi, çatışmayı, reddedilmeyi veya başarısızlığı öngörmeye yönelik bir baskı vardır. Zamanla beden, günlük yaşama sanki kesintisiz bir acil durum yaşanıyormuş gibi tepki vermeye başlar.

Bu son derece yorucudur. SMH (Spontaneous Muscle Hematoma).

Tim Marshall’ın uluslar arasındaki duvarlara ilişkin tartışması, insanlar arasındaki duygusal duvarları da yansıtmaktadır. Korku ayrılığı yaratır. Kaygı çoğu zaman bireyleri, kırılganlığın güvensiz hissettirmesi nedeniyle duygusal olarak kendilerini izole etmeye ikna eder. İnsanlar geri çekilir. Konuşmalar savunmacı hâle gelir. Merhamet koşullu hâle gelir. Güven zayıflar.

Bunun duygusal sonuçları önemlidir.

Birçok insan bunun farkında olmadan bağ kurabilme duygusunun yasını tutmaktadır. Duygusal olarak güvende hissetmeyi özlüyor. Sadeliği özlüyor. Siyasi gerilim, ekonomik stres ve toplumsal tükenmişlikten etkilenmemiş ilişkileri özlüyor.

Yine de kaygı bize önemli bir gerçeği de öğretmektedir: insanlar dünyanın yükünü tek başlarına taşımak için tasarlanmamıştır.

Ruhsal iyilik hâli bilinçli sınırlar gerektiriyor. Bizi insanlıktan koparan duvarlar değil, huzurumuzu koruyan sağlıklı duygusal sınırlar. Bilgili kalmak ile duygusal olarak tamamen tüketilmek arasında bir fark vardır.

Bazen iyileşme şu şekilde görünür:

  • İnanç, aile veya toplulukla yeniden bağ kurmak
  • Sosyal medyadaki çatışmalara ara vermek
  • Dışarı çıkıp çimlere basmak
  • Farkındalık ve duygusal dengeleme uygulamak
  • Suçluluk duymadan kendine neşe anları yaşamaya izin vermek
  • Stresi sessizce taşımak yerine danışmanlık veya destek almak

Bir danışman olarak, çoğu zaman “teknik olarak hiçbir şey yanlış değilken” neden kaygılı hissettiklerini açıklamakta zorlanan bireylerle karşılaşıyorum. Ancak kaygı her zaman tek bir travmatik olaydan kaynaklanmaz. Bazen uzun süre istikrarsızlığa, korkuya ve duygusal aşırı yüklenmeye maruz kalmanın sonucunda yavaş yavaş gelişir.

Dünya şu anda birçoğumuza belirsiz geliyor. Bu belirsizlik, sıradan sorumlulukların bile daha ağır, çok daha ağır hissedilmesine neden olabilir.

Fakat iyileşme, insanlar kaygıyı kişisel bir başarısızlık gibi görmekten vazgeçip onu uzun süreli stres ve bölünmeye verilen insani bir tepki olarak görmeye başladıklarında başlar. Kendinize karşı anlayışlı olun!

Toplumun yarattığı her duvarı ortadan kaldıramayabiliriz, ancak kendi içimizdeki duygusal duvarları yıkmaya başlayabiliriz. Bu yaz, dinlenmeye yer açalım. Bağ kurmaya. Dürüstlüğe. Umuda.

Çünkü kaygılı bir dünyada hayatta kalmak yalnızca dayanıklılık gerektirmez.

Duygusal yeniden onarımı da gerektirir.

 

*Andrea M. Garraway, lisanslı bir ruh sağlığı psikoterapisti, yazar ve eğitimcidir.

 

Kaynak: https://www.joyannreid.com/p/anxiety-in-the-divide

Tercüme: Ali Karakuş

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.