İspanya Başbakanı Sanchez Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak bölgeyi kasıp kavuran krizi durdurmak için ne yapmak gerektiğini konuştu.
Erdoğan onlarca liderle yaptığı görüşmeleri, bölge için kaygılarını ve acil olarak atılması gereken adımları anlattı Sanchez’e. Aynı dili konuşmasalar da aynı fikri, kaygıyı ve vizyonu paylaşıyorlardı.
Aynı tarihlerde Pakistan’dan Katar’a, İngiltere’den Suudi Arabistan’a kadar onlarca ülke arasında yüzlerce diplomasi trafiği yaşanıyordu.
Türkiye Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı, MİT Başkanı’nın görüşme trafiklerini öğrendiğimde son yılların en büyük diplomasi hareketliliğinin olduğunu fark ettim.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ateşkes için yaptıkları muhteşem çabayı duyurduğunda, onun da onlarca ülkeyle iletişim halinde olduğu anlaşıldı.
Sonunda bir ateşkes üzerinde anlaşma olacakken, İsrail son yılların en büyük saldırısını yaparak Lübnan’da 254 insanın ölümüne ve binlercesinin yaralanmasına neden oldu.
ABD’nin ateşkes projesine atılmış bir bombaydı aslında bu.
Buradan şu noktaya geleceğim, diplomasi çabaları çok kıymetli ama İsrail saldırganlığını durdurmaya yetmiyor artık.
O zaman bir adım öteye geçmek gerekiyor.
DÖRTLÜ İTTİFAK YAPISINA İSPANYA EKLENMELİ
Bir süredir gündemde olan ve somut iki toplantıda konuşulan dört ülkenin ittifak kurma çabası tam da bu günler için hayati rol oynayabilir. Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır kendi aralarında bu konuyu konuşuyor ve ilerliyorlar.
Burada ittifakın yapısını biraz değiştirerek ilerlemenin mümkün olduğunu görüyorum. Bu ittifakı “Sünni hilali, İslamcı NATO” gibi kavramlarla boğmaya çalışan İsrail umduğunu bulmuş değil henüz ama uğraşıyor yine de.
Bu ittifak yapısını daha siyasi ve diplomatik hale getirip içinde İspanya’yı alarak yapıyı genişletmek mümkün.
Ortak nokta ise Akdeniz medeniyeti.
Bu köşeyi takip edenler biliyor, “Akdeniz ittifakı” adını verdiğim bu fikri uzun süredir savunuyorum. Dünya sistemi dağılırken, Avrupa Birliği zayıflarken ve yeni sistemlere, ittifaklara ihtiyaç duyulurken “Akdeniz İttifakı” sorunların çözümüne büyük katkı sağlayabilir.
SİYASİ AKDENİZ İTTİFAKI
Ünlü Fransız tarihçi ve düşünür Fernand Braudel’in eşsiz kitabı “Akdeniz ve Akdeniz dünyası”, doğu ve batı ülkelerinin aslında nasıl ortak bir medeniyetin parçası olduğunu anlatır. Bu medeniyetin ortak kültürü, duyarlılıkları, tarihleri, gelenekleri ve politik bakış açıları var.
İspanya’dan Lübnan’a, Türkiye’den Fransa’ya kadar onlarca ülke, onlarca millet bu kültürün ortak parçası.
Şimdi yaşadığımız bölgede meydana gelen krize karşı bu ortak medeniyeti harekete geçirme fırsatımız doğdu. Zira birçok devletin krize karşı politik tutumu, bakış açısı ve çözüm yolları benzeşmeye başladı.
Şu anda siyasi Akdeniz İttifakı kurmak için zemin ve şartlar oluşmuş durumda. Bunun illaki askeri ve savunma alanında bir ittifak olması gerekmiyor. Dört Müslüman devletin başlattığı diyalog ve siyasi birlikteliğin ne kadar kıymetli olduğu ABD-İran ateşkes sürecinde görüldü. Trump’ın “medeniyeti yok etme” tehdidine karşın, Pakistan’ın harikulade çabaları ve diğer devletlerin desteği ile bir ateşkes sağlandı. İsrail ise bu ateşkesi bombalayarak süreci sabote etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sanchez ile konuşmasında “kimsenin ateşkes çabalarını kundaklamasına izin vermemeliyiz” diyerek İsrail’e tepki gösterdi.
Şimdi Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dörtlüsünün yanına İspanya da davet edilmeli. Bölgede barışın ve huzurun gelmesi için gösterilecek çabaya Avrupa’da vicdanların sesi olan İspanya’nın katacağı çok şey olacaktır. Şuna adım gibi eminim, Akdeniz’in bir parçası olan ve bölgeyle ilgilenen Fransa ve İtalya kısa süre içinde bu siyasi ittifakın bir parçası olacaktır. Ve doğal olarak Akdeniz’e kıyısı olan Lübnan, Suriye, Libya, Tunus, Fas, Malta ve bu siyasi fikre inanan diğer bölge ülkeleri de katılacaktır.
YENİ ÇEKİM MERKEZİ AKDENİZ OLMALI
Akdeniz havzası, dünyanın en verimli ve zengin medeniyetlerinin kurulduğu yerdir. Hâlen enerji ve yer altı kaynaklarının, deniz ve kara ulaşımının, jeopolitik konumun en stratejik alanı burasıdır. Ortadoğu’nun içine girdiği krizden sonra bölge asla eskisi gibi olmayacak. Her alanda yeni arayışlar başladı bile.
Bu coğrafyanın parçası olan ülkeler, kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi gerektiğini anladılar artık. Savunma sanayinden ekonomiye, teknolojiden finansa bölgedeki ülkelerin güçlerini birleştirmesi halinde ortaya muazzam bir güç doğacaktır.
Krizlerin yarattığı tahribata üzülelim ama bir yanda ortaya çıkan fırsatlara odaklanarak gelecek nesillerin huzurla yaşayacağı bir dünya kurmayı da düşünelim.
