Brezilya’da Kesinlikle Hiçbir Şey Değişmiyor

Asıl kaybedenler Brezilya’nın seçmenleri olacaktır. Hangi aday kazanırsa kazansın, ülke yıllardır maruz kaldığı aynı eski mücadeleleri yeniden yaşayacaktır. Kendi iç çekişmeleriyle ve yolsuzluk soruşturmalarından sıyrılma çabalarıyla fazlasıyla meşgul olan siyasetçiler, sistemin bizzat kendisini ıslah edecek kuralları yeniden yazmak için nadiren çaba gösteriyorlar. Bu durum da, önümüzdeki dört yılın ardından geriye kalan karmaşaya karşı 2030’da yarışacak yeni ve sistem dışı popülistlere zemin hazırlıyor.
Ekim 10, 2026
image_print

Yolsuzluk. Öfke. Lula adında bir adam ve Bolsonaro adında bir adam. Ancak asıl mesele her iki taraf açısından da yolsuzluktu. Finansal hizmetler şirketi Banco Master’ın geçen yıl çökmesi, muhtemelen ülke tarihindeki en büyük mali skandaldı ve 10 milyar doların üzerinde kayba yol açtı. Bu durum, şirketin sahibi Daniel Vorcaro’nun Bolsonaro ailesiyle, Jair Bolsonaro’nun eski özel kalem müdürüyle, Lula’nın eski kabine üyeleriyle, birçok Yüksek Mahkeme yargıcıyla, soldan, merkezden ve sağdan Kongre’nin çok sayıda üyesiyle mali bağlantıları olduğunu ortaya çıkardı. Flavio’nun babası hakkında çekilecek bir biyografik film için Banco Master’ın en büyük hissedarı ve başkanı Daniel Bueno Vorcaro’dan 20 milyon dolardan fazla para talep ettiğine dair kayıtlar, Mayıs ayında seçim kampanyasını tehlikeye atmıştı. O zamana kadar skandal o kadar yaygınlaşmıştı ki, Brezilya’nın siyasi sisteminin neredeyse her köşesine dokunmuş ve yolsuzluğun yaygın bir sorun gibi görünmesine neden olmuştu.

 

Eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu Flavio Bolsonaro, pazar günü yapılan başkanlık seçiminde oyların yüzde 47’sini alarak birinci oldu. Yüzde 45 oy alan ve herkesin Lula olarak bildiği görevdeki devlet başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’nın önüne geçti ve sağcı Liberal Parti/Partido Liberal (PL) de Kongre’nin her iki kanadı için yapılan seçimlerde oyların çoğunluğunu elde etti. Brezilyalılar şimdi 25 Ekim’de iki isim arasında yapılacak ikinci tur seçime gidecek.

Vatandaşlarının mevcut düzene öfkeli olduklarını ve değişim istediklerini dile getirdikleri bir ülke olmasına rağmen Brezilya; esasen hem 2018 hem de 2022’de tanık olduğu siyasi mücadelenin bir benzerini yeniden yaşamaktan yana oy kullandı. Başka bir deyişle, ülkenin siyaseti durağan bir haldedir.

Buraya nasıl geldiğimizi anlamak için birkaç yıl geriye gitmemiz gerekiyor. Brezilya’nın Soğuk Savaş dönemindeki diktatörlüğü sırasında sendika liderliğinden siyasi aktivizme geçen Lula, 1989’dan bu yana yapılan her seçimde doğrudan veya dolaylı olarak başkanlık pusulasında yer aldı. 2003-2010 yılları arasında devlet başkanlığı yaptı ve 2009’da Barack Obama tarafından “Dünyadaki en popüler siyasetçi” olarak nitelendirildi.

Lula, tercih ettiği halefi Dilma Rousseff’in 2010 yılında devlet başkanı seçilmesine başarıyla yardımcı olduktan sonra ülke, yolsuzluk karşıtı protestoların yükselişine, Rousseff’in görevden alınmasına ve popülist bir sağ hareketin büyümesine tanık oldu. Lula’nın savunucuları, siyasi sağın onun devlet başkanlığından ayrılmasından yararlanarak inşa ettiği her şeyi yok ettiğini söylüyor. Lula’yı eleştirenler, onun sürdürülemez sosyal harcamalara ve kayırmacılığa (hatta açık yolsuzluğa) dayalı sol politikalarının olumsuz sonuçlarının nihayet kendini gösterdiğini söylüyor.

Mevcut yönetime yönelik hoşnutsuzluk ortamından yararlanarak kendini ülkeye güvenliği ve geleneksel değerleri geri getirebilecek, siyasi düzenin dışından bir isim olarak sunan kişi, Kongre’nin arka sıralarında yer alan bir milletvekili olan Jair Bolsonaro’ydu. 2018’de Jair Bolsonaro, tarım ürünleri sektörü ve Evanjelik topluluğun desteğini kazanmaya çalıştı. Bu sırada Lula, birkaç yıl sonra usul nedenleriyle iptal edilecek olan bir yolsuzluk mahkûmiyeti nedeniyle 580 gün hapis yattı. Lula’nın 2018’de aday olması engellendi ve onun yerine yarışan aday Fernando Haddad, Jair Bolsonaro’ya kaybetti.

Bununla birlikte, Jair Bolsonaro’nun 2018’de devlet başkanlığına gelmesine yol açan kamu öfkesi, onun nispeten sevilmeyen bir devlet başkanı olmasına da yol açtı. Covid sürecini kötü yönetmesi, yolsuzluk skandallarına batması, ülkenin bütçe kurallarını ihlal etmesi ve sosyal medyada soytarıca davranışlar sergilemesi gibi çok sayıda hatayla kendi durumunu daha da zorlaştırdı. Hapisten çıkan ve iktidarı yeniden ele geçirmeye hevesli olan Lula, 2022’nin sonlarında Jair Bolsonaro’yu kıl payı mağlup etti. Lula’nın 2023’ün başında göreve başlamasının ardından Bolsonaro destekçileri yasama, yürütme ve yargı kurumlarının yer aldığı federal idari başkent Brasilia’da protesto gösterileri düzenleyerek hükümet binalarını bastı ve binalara zarar verdi; bu olay, Brezilya’nın 6 Ocak’ı (ABD Kongre binası baskını) niteliğindeydi. Ancak ABD’nin aksine Brezilya farklı bir yol izledi; Jair Bolsonaro’yu isyanlara öncülük etmek ve darbe girişiminde bulunmakla ilgili soruşturdu, tutukladı ve hakkında dava açtı.

Sıra oğlu Flavio Bolsonaro’ya geldi. Jair Bolsonaro, gözaltına alınıp bu yılki seçimlerde aday olması engellenince, kırk beş yaşındaki oğlu Flavio Bolsonaro’yu ailenin adayı olarak belirledi. Brezilya’daki sağın büyük bir kısmı daha yerleşik düzen yanlısı bir adayı tercih edecek olsa da, oyların bölünmesini önlemek amacıyla aday listesi büyük ölçüde sadeleşti. Flavio, Trump’ın diskurunu daha da sıkı bir şekilde sahiplenerek, babasının suç ve geleneksel değerler temaları üzerinden seçim kampanyasını yürüttü. Mayıs ayında Beyaz Saray’da Trump ile bir araya gelip gümrük vergileri ve nadir toprak mineralleri konularını ele alan Flavio, seçilmesi halinde Trump’ın “Amerika Kıtaları Kalkanı” (Shield of the Americas) ittifakına katılma sözü verdi.

Bu seçim aynı zamanda Lula’nın görev yapmaya uygunluğu meselesiyle de ilgiliydi; bu konu ABD’deki Joe Biden’ın durumuyla büyük ölçüde paralellik gösteriyor. 80 yaşında olan Lula sağlık sorunlarıyla karşı karşıya. Lula’nın başkanlığı sırasında ülke enflasyonla mücadele etti. Cinayet oranları on yılı aşkın bir sürenin en düşük seviyelerine gerilemiş olsa da Lula, güvenlik durumunun algılanan kötüleşmesinden sorumlu tutuldu. Dahası, hiçbir zaman başarılı bir halef yetiştiremedi ve bu yılki seçimde Bolsonaro ailesine karşı kazanabilecek tek kişinin kendisi olduğuna inanarak aday olmayı tercih etti.

Ancak asıl mesele her iki taraf açısından da yolsuzluktu. Finansal hizmetler şirketi Banco Master’ın geçen yıl çökmesi, muhtemelen ülke tarihindeki en büyük mali skandaldı ve 10 milyar doların üzerinde kayba yol açtı. Bu durum, şirketin sahibi Daniel Vorcaro’nun Bolsonaro ailesiyle, Jair Bolsonaro’nun eski özel kalem müdürüyle, Lula’nın eski kabine üyeleriyle, birçok Yüksek Mahkeme yargıcıyla, soldan, merkezden ve sağdan Kongre’nin çok sayıda üyesiyle mali bağlantıları olduğunu ortaya çıkardı. Flavio’nun babası hakkında çekilecek bir biyografik film için Banco Master’ın en büyük hissedarı ve başkanı Daniel Bueno Vorcaro’dan 20 milyon dolardan fazla para talep ettiğine dair kayıtlar, Mayıs ayında seçim kampanyasını tehlikeye atmıştı. O zamana kadar skandal o kadar yaygınlaşmıştı ki, Brezilya’nın siyasi sisteminin neredeyse her köşesine dokunmuş ve yolsuzluğun yaygın bir sorun gibi görünmesine neden olmuştu.

Her şeyden öte, bir sonraki hükümete yük olup onu aşağı çekecek olan mesele işte bu meseledir. Bahis piyasalarının beklentisi doğrultusunda Flavio ikinci turu kazanırsa, Vorcaro ile olan ilişkilerine dair iki açık soruşturmayla göreve başlayacaktır. Bu arada, artık her iki mecliste de en büyük grup olan partisi, muhtemelen 2025 yılında babasının mahkûmiyet ve tutukluluk sürecini yöneten Yüksek Mahkeme yargıcına karşı çetin geçmesi muhtemel bir görevden alma süreci başlatacaktır. Ayrıca Flavio’nun kendisi hakkında hâlihazırda yürütülmekte olan soruşturmaları durdurmaya çalışması da muhtemeldir.

Öte yandan, ilerlemiş yaşına rağmen Lula sürpriz bir zafer kazanırsa; Senato’daki kendi grup başkanının yolsuzluk soruşturmasıyla karşı karşıya olduğu ve muhaliflerin Kongre’deki en büyük bloğu elinde tuttuğu, kutuplaşmış ve öfkeli bir ülkeyi yönetmek zorunda kalacaktır; bu durum, uzun yıllardır solun simge ismi olan Lula için başarısızlıkla sonuçlanacak bir son döneme davetiye çıkarmaktadır.

Asıl kaybedenler Brezilya’nın seçmenleri olacaktır. Hangi aday kazanırsa kazansın, ülke yıllardır maruz kaldığı aynı eski mücadeleleri yeniden yaşayacaktır. Kendi iç çekişmeleriyle ve yolsuzluk soruşturmalarından sıyrılma çabalarıyla fazlasıyla meşgul olan siyasetçiler, sistemin bizzat kendisini ıslah edecek kuralları yeniden yazmak için nadiren çaba gösteriyorlar. Bu durum da, önümüzdeki dört yılın ardından geriye kalan karmaşaya karşı 2030’da yarışacak yeni ve sistem dışı popülistlere zemin hazırlıyor.

 

İlgilenenler için: https://kritikbakis.com/brezilya-canlar-senin-icin-caliyor/

 

James Bosworth (Boz), Latin Amerika Risk Raporu’nun yazarı ve Stimson Center’ın Latin Amerika Programı’nda misafir bir araştırmacıdır.

 

Kaynak: https://www.persuasion.community/p/in-brazil-absolutely-nothing-changes

Tercüme: Ali Karakuş

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

SOSYAL MEDYA