Romalıların Ekmek ve Sirklerinden Küreselcilerin Dünya Kupası’na: Bir Hegemonya Destanı

İşin ironik yanı, bu büyük FIFA sirkinin, ev sahibi ülkenin Gazze’de 20.000’den fazla Filistinli çocuğun yaşamına acımasızca son veren ve yüz binlerce başka çocuğun yetersiz beslenmesine yol açan soykırımın suç ortağı olduğu bir sırada gerçekleşmesidir. Faşist İtalya’nın, Avrupa’da daha sonra kurulan Nazi toplama kamplarına şablon oluşturan 1930’lardaki İtalyan toplama-ölüm kamplarında 50.000 ila 70.000 Libyalı sivilin ölümüyle sonuçlanan Libya’daki soykırımı gerçekleştirirken büyük bir küresel sirke ev sahipliği yaptığını hayal edebiliriz.
Ağustos 21, 2026
image_print

Romalıların eğlence ve hoşça vakit geçirme amacıyla kolezyumlar inşa ettiği dönemlerden bu yana ne değişti? Cevap: Yalnızca mimari. Amaçlar varlığını sürdürüyor, ancak çok daha büyük bir ölçekte.

“Ekmek ve sirkler”, Romalı şair Juvenal tarafından yaklaşık MS 100 yılında ortaya atılan Latince panem et circenses ifadesinden gelen bir terimdir. Juvenal hakkında bize ulaşanlara, onun niyetlerine, siyasi kavrayışına ve öngörüsüne rağmen, bu ifadenin ortaya atılması, Roma İmparatorluğu’nun kolezyum inşasını, köle olmayan tebaasını İmparatorluğun saray mensupları ile soylularının ayrıcalıklarını aşındırabilecek siyasi ve ekonomik söylemlere katılmaktan uzaklaştırmak için kullandığına dair parlak bir kavrayıştı. Yiyecek olmadan halk isyan ederdi; çünkü ölüm ve açlığı kabullenmek mümkün değildir. Ancak zalim rejimlerin karşı karşıya olduğu güçlük (zalimler, tanım gereği, acımasız, baskıcı ve adaletsizdir), yönetici elit açısından insanın en önemli iki alım boşluğunun —mide ve beynin— doldurulmasını sağlamaktır. Roma İmparatorluğu’nun kolezyumlarına geniş topraklarının dört bir yanında rastlanabilir ve bu tür yapıları inşa etmenin önemli maliyeti göz önüne alındığında, Romalılar tebaalarının dikkatini dağıtma ve onları “eğlendirme” konusunda bu yapıların taşıdığı muazzam değeri anlamış olmalıdır.

Tarihsel olarak ve çoğu insan için mideyi doldurmak, açlığı gidermekle ilgiliydi. Juvenal’in türettiği ifade, “sirklerin” bugün tüm yönleriyle eğlence dediğimiz karmaşık sistemi kapsadığını ima etmiş olabilir. Psikologlar ve dilbilimciler “eğlence” sözcüğü için çeşitli tanımlar sunmaktadır. Eğlence bağımlılığa yol açabileceğinden, eğlencenin bir başka makul tanımı da yatıştırmadır. Modern eğlence tanımları geniş kapsamlı, muhtemelen birbirinden farklı ve zaman zaman çelişkili olabildiğinden, “sirkleri” bir eğlence biçimi olarak bağlama oturtmak burada yararlı olmayabilir. Bununla birlikte, sirk tanımı, Roma sirklerininkine benzer bir amacı olan her türlü etkinliği kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Bu tanımlar büyük ölçüde, farklı ve bazen birbirine zıt biçimlerde kendini gösterebilen coşkuya veya duygusal dalgalanmaya yol açan bir sürece işaret etme noktasında birleşir. İnsan, dram ve hüzün dolu bir filmle eğlenebileceği gibi kahkaha ve neşe uyandıran bir filmle de eğlenebilir. Başkaları ise hafifinden aşırısına kadar salt şiddetle eğlenebilir.

Sirkler veya bunların modern çağrışımı olan eğlence, büyük ölçüde insan açısından her türlü değerden arındırılmış etkinliklerdir. Bunlar, kişinin başka türlü değer temelli bir faaliyet yürüterek geçireceği zamanı dolduran dikkat dağıtıcı veya oyalayıcı etkinlikler olarak değerlendirilebilir. Dinlenme etkinliği (rekreasyon) çoğu zaman eğlenceyle aynı şeymiş gibi görülür, ancak ikisi belirgin biçimde farklıdır. İki saat boyunca bir futbol maçı izlemek insana hiçbir değer katmaz; ancak reklamlarını, izleyicilerin beyinlerini ürünlerini satın almaya yönlendirecek şekilde manipüle etmek üzere düzenleyen maç sponsorlarına büyük ölçüde önemli bir değer sağlar; bu ürünlerden bazıları son derece zararlı olabilir.

Sonra hepsinin en büyük sirki, yani Dünya Kupası gelir. Muazzam büyüklükte uluslararası bir sirk. Roma İmparatorluğu’nun sirklerinden farklı olarak bu sirk, başta birkaç ülkenin toplam bütçesinden daha büyük bir bütçeye sahip olması sayesinde geniş çaplı nüfuz ve güç sahibi olan ve yüksek düzeyde yolsuzluk için verimli bir zemin sağlayan klasik İsviçre gizliliğinin koruması altında bulunan küreselci bir örgüt tarafından bütünüyle yönetilmektedir. Ancak bu sirkin etkileri, Roma sirklerinin amaçladığı oyalama ve dikkat dağıtmadan çok daha yıkıcıdır. Bu küresel sirkin arkasındaki küreselciler, küresel ölçekte gerçekten de son derece olumsuz bir etki yaratmaktadır. Sosyal hayatı, siyasi hayatı, ekonomiyi ve çevreyi kapsayan bir etki.

Ekonomik ve Çevresel Etki

Sektör uzmanları, 18 ila 23 milyon resmî Dünya Kupası formasının (lisanslı) satılacağını ve bunun üç büyük spor ekipmanı/giyim şirketine tahmini 2,4 milyar ABD doları kazandıracağını öngörmektedir. Buna, sayılarının lisanslı formaların %30 ila %70’i arasında olduğu tahmin edilen ve ilave 6 ila 14 milyon formaya karşılık gelen lisanssız formalar dâhil değildir. Dolayısıyla ihtiyatlı bir tahminle yaklaşık 30 milyon forma üretilmiştir. Bu formalar, biyolojik olarak parçalanamayan ve çevrede yüzlerce yıl kalabilen malzemeler olan polyester ve naylondan yapılmaktadır. “Üçüncü veya dördüncü dünya ülkesindeki” bir çocuğun Messi’nin, Ronaldo’nun numarasını veya belirli bir ülkenin bayrağını taşıyan bir tişört giymek için 120 ABD dolarından fazla harcamayı arzulamasının ardındaki psikoloji karmaşıktır; ancak etkilidir ve kulüplere, oyunculara ve spor giyim sektörünün hegemonlarına muazzam mali kazançlar sağlar. Bu olgu, ekonomik açıdan güçlük yaşayan ülkelerde belirgindir; ancak teknolojik açıdan gelişmiş ve ekonomik açıdan müreffeh ülkelerde değildir. İnsan normalde derin bir kişisel bağlılık taşıyan veya güçlü bir sadakat duygusu uyandıran bir sembolü üzerinde taşır; ancak buradaki pazarlama psikolojisi milliyetçilik ve sadakat yerine bastırılmış kimlik sendromuna dayanmaktadır. Örneğin Faslı çocuklar ülkelerinin formasını giymeyi çok severken, bir futbol rakibi olan İspanya’ya denizi geçerken hayatlarını feda etmeye hazırdır. Suudi taraftarların ülkelerini fanatikçe destekledikleri ve takımlarının formalarını giydikleri bilinir; buna karşın yenilmiş Dünya Kupası takımlarını karşılamaya kimse gelmedi. Kişinin gerçek kimliği, refahı, evi, ülkesi, kültürü, siyaseti, dini vb. ile hiçbir benzerlik taşımayan bir “şampiyon” veya kişiyle özdeşleşmesi, Dünya Kupası paydaşlarının acımasızca ve parlak bir biçimde sömürdüğü, altüst edilmiş bir kimliği yansıtan bir olgudur.

Yolsuzluğun timsali küreselci bir örgüt olan FIFA’nın başkanına ait özel jet, maçlar arasında gidip gelirken 500 tondan fazla karbondioksit eşdeğeri üretti. Dünyanın dört bir yanından gelen taraftarların Kuzey Amerika’nın geniş coğrafyasına yayılmış maçlara katılmak için yaptıkları seyahatler de buna eklendiğinde, Time Magazine, 2026 FIFA Dünya Kupası’nın 7,8 ila 9 milyon metrik ton karbondioksit eşdeğeri salıma neden olduğunu tahmin etmektedir. Bu karbon ayak izi, Katar’daki 2022 Dünya Kupası turnuvasının emisyonlarının iki katından fazladır.

“Dünyayı Birleştir”

Sınırsız nakit imkânıyla FIFA, bu büyük sirkin cazibesini artıracak ve onu sosyal ve siyasi açıdan kabul edilebilir hâle getirecek büyük bir yanılsama yaratıp pazarlamak için en parlak pazarlama firmalarını tutmuş olmalıdır. Devasa bir pazarlama bütçesiyle zararlı ürünler “havalı” ve “modaya uygun” ürünlere dönüştürülebilir. (Dünya Kupası’nın sponsorları arasında genellikle “meşrubat” üreticileri bulunur.) Pazarlamanın tamamen psikolojiyle ilgili olmasının nedeni budur. “Dünyayı Birleştir”, FIFA’nın 2026’daki büyük sirki için benimsediği slogandı. Bu tema, bir grup arkadaşın maçı izlemek ve takımlarına tezahürat yapmak üzere bir evde birlikte rahatça otururken yiyecek ve içeceklerin tadını çıkardığını gösteren reklamlarda belirgin biçimde öne çıkarıldı. Ancak Dünya Kupası’nın bu imza reklamı temelden kusurludur: İnsan evine yalnızca yakın arkadaşlarını davet eder. Bir Arjantinlinin Arjantin-İngiltere maçını izlemek için bir İngilizi evine davet etmesi, hele ki iki takıma tezahürat yaparken sevgi dolu ve uyumlu bir ortamda birbirlerine sokulup yiyecek ve içeceklerin tadını birlikte çıkarmaları son derece düşük bir ihtimaldir! Bu tür reklamlar aptalca ve son derece aldatıcı olmalarına rağmen, maçın dünyayı birleştireceğini iddia eder. Gerçekte ise Dünya Kupası siyasi ve kültürel açıdan bölücüdür. İster iyi niyetli ister uğursuz niyetlerden doğmuş olsun, Dünya Kupası’nın kökleri, modern milliyetçiliğin ve onun tüm bölücü ve şovenist tezahürlerinin doğduğu yer olduğu ileri sürülebilecek Fransa’ya uzanmaktadır.

Arap ülkeleri, topraklarını ulus devletler yerine sömürgeci siyasi devletlere bölen sömürgeci girişimin ağır etkileri altında bulunurken, Dünya Kupası’na daha da bölücü bir tutumla yaklaştılar. Arapları sömürgeci siyasi tımarlara bölmeye yönelik uğursuz, sömürgeci ve fesatça bir tasarı olarak başlayan kötü şöhretli Sykes-Picot planı, her dört yılda bir verilen bir takviye dozuyla sağlamlaştırıldı. Ürdünlüler, Iraklılar, Suudiler, Kuveytliler vb., sırf Avrupalılar onlar için ulus şablonunu oluşturup ardından bu şablonun kutularını bir bayrak, millî marş, millî kuş vb. ile doldurma özgürlüğünü (“bağımsız” ve “egemen” uluslar olarak) kendilerine bıraktıkları için farklı ulusları temsil ettiklerine inandılar. Bu, mahkûmlara cezaevi avlusunda yürümeleri için bir saat verilmesine benzer. Gardiyanlar mahkûmun izleyeceği yolu belirlemez; seçimi mahkûmların “bağımsızlığına” ve “özgürlüğüne” bırakır.

Arjantin ile İngiltere arasındaki yarı final maçı, iki ulus arasındaki eski nefretleri ve siyasi rekabetleri yeniden ön plana çıkardı. Arjantinliler, İngiltere’yi yenmelerinden yararlanarak Falkland Savaşı’ndan kalma düşmanlıkları yeniden gündeme getirdi. Bu iki ulus arasındaki husumet, Falkland Savaşı’nın ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikri olmayanlar da dâhil olmak üzere bütün dünyanın gözü önüne serildi.

Kültürel Çeşitlilik mi Kültürel Hegemonya mı?

Amerikan usulü alışılmadık biçimde uzatılan devre arası gösterisinde Madonna, Shakira, BTS ve Justin Bieber yer aldı; bunların tümü, yaşamları, tavırları, değerleri, gösterileri ve sahnede ve sahne dışındaki davranışları dünya üzerindeki insanların çoğunluğunkinden farklı olan şarkıcı ve performans sanatçılarıdır. Belirli bir kültürü değil, yalnızca futbol sporunu temsil eden futbol süperstarları, uluslararası bir çekicilik kazandırmak, aynı zamanda Madonna ile şeytanlardan oluşan kadrosuna sahaya kadar eşlik ederek devre arası gösterisini renklendirmek için getirildi. Times of India’nın tahminleri doğruysa, 1,75 milyarlık izleyici kitlesinin gözleri büyük olasılıkla Madonna’nın pornografik tarzdaki kıyafetine, bacaklarına, vücuduna ve jestlerine kilitlenmişti. Bazı kültürler belirli dansları yoğun sanatsal ifadeler ve ritimlerle dolu olarak görebilirken, ezici çoğunluk bunları cinsel açıdan tahrik edici, düpedüz kaba ve müstehcen olarak görebilir.

Yalnızca birkaç yıl önce, Shakira’nın kostümü de dâhil olmak üzere göbek dansı, ev sahibi ülke tarafından “kirli dans” olarak görülüyordu. Şimdi ise kültürel çeşitliliği ve kucaklayıcılığı sergileyen sanatsal bir ifade olarak övgüyle karşılanıyor. Futbol maçının NC-17 (yalnızca yetişkinler) değil, G (genel izleyici) olarak sınıflandırılması gerektiğini unutmayalım. Tabii NC-17 sınıflandırması son yıllarda, pornografik jestleri izlemeyi gündüz vakti yaşanan bir aile deneyimine dönüştürecek kadar daha kabul edilebilir hâle gelmediyse.

Kültürler, tanım gereği, birbirinden farklıdır; aksi takdirde ortada tek bir kültür vardır. Yalnızca Hollywood ve Bollywood filmlerinde bulunabilecek dar bir kültür, FIFA gibi küreselcilerin desteğiyle çoğunluğa değerlerini dayatmaya çalıştığında, bu artık eğlence, sanatsal ifadeler veya “dünyayı birleştirme” araçları değil, saf kültürel hegemonya, hatta düpedüz kültürel tahriptir. Bu sanatçılar, yalnızca Batı’nın belirli kesimlerinde ve muhtemelen kısmen onun kültürel etki alanında (yalnızca birkaç örnek vermek gerekirse Güney Kore, Hindistan ve Tayland’ın bazı kesimlerinde) kabul gören kültürel normları yansıtmaktadır. Devre arası gösterisinin hazcı ve şeytani ifadelerle, ayrıca aşırı cinsel ve pornografik ifadelerle yüklü kabalıkla kuşatılması endişe vericiydi ve FIFA gibi dünya kuruluşlarını tanımladığı iddia edilen, fazlasıyla aşina olduğumuz gösterişli kolektivizm aldatmacasının ruhuyla asla planlanmış olamazdı. FIFA, kültürel açıdan yıkıcı devre arası gösterisinin üzerini zararsızlık, iyi niyet, hayırseverlik ruhu ve filantropi cilasıyla kaplamak için, sahasını sinsice süslemek üzere çocuklardan, özellikle de Afrika’dan gelen çocuklardan başkasını getirmedi. Ne de olsa çocukları kim sevmez ki? Bütünüyle şeytani olan bu kabalık, sanki dünya çocukları için yapılmış gibi paketlendi. İşte FIFA’nın açıklaması: “2026 FIFA Dünya Kupası™ Topps Final Devre Arası Gösterisi, dünya çapındaki çocukların kaliteli eğitime ve futbol olanaklarına erişimini genişletmek amacıyla FIFA Küresel Vatandaş Eğitim Fonu’nu (FIFA Global Citizen Education Fund) destekleyecektir.” Bu, fesatça bir mali girişimin üzerini hayırseverlik cilasıyla örtmek için doğrudan Rockefeller tarzı oyun kitabından alınmadır.

İşin ironik yanı, bu büyük FIFA sirkinin, ev sahibi ülkenin Gazze’de 20.000’den fazla Filistinli çocuğun yaşamına acımasızca son veren ve yüz binlerce başka çocuğun yetersiz beslenmesine yol açan soykırımın suç ortağı olduğu bir sırada gerçekleşmesidir. Faşist İtalya’nın, Avrupa’da daha sonra kurulan Nazi toplama kamplarına şablon oluşturan 1930’lardaki İtalyan toplama-ölüm kamplarında 50.000 ila 70.000 Libyalı sivilin ölümüyle sonuçlanan Libya’daki soykırımı gerçekleştirirken büyük bir küresel sirke ev sahipliği yaptığını hayal edebiliriz.

Romalılar tebaalarının midelerini doyurmakla ilgilenirken, küreselciler ya da gerçek modern sınırsız imparatorluk, tebaalarını kontrol etmeye odaklanmaktadır. “Ekmek”, içgüdüsel açlığı gidermekten ziyade kaba ve şeytani kâr ve hegemonyayla ilişkilendirilir hâle gelmiştir. Dünya genelinde insanların çoğu üzerinde geçinmeye yetecek bir ücret kazanma konusunda giderek artan baskı, zihinsel ıstırabı ve toplumsal baskıyı ağırlaştırmakta; bu da kitlelerin, en büyüğü Dünya Kupası olan, daha dikkat dağıtıcı ve yatıştırıcı bir deneyime yönelmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla, yaşamlarımızı iyileştirmek için gerçek sanatsal ifadeler sunabilecek diğer eğlence sunucularını gücendirmemek adına, Dünya Kupası “yatıştırıcı eğlence” olarak sınıflandırılabilir.

Dünya Kupası, insanların önem verdiği her şey üzerinde ciddi olumsuz etkileri olan büyük bir sirke dönüşmüştür.

Kaynak: https://www.counterpunch.org/2026/08/14/from-bread-and-circuses-of-the-romans-to-the-world-cup-of-the-globalists-a-saga-of-hegemony/