Birleşik Krallık’ta Yerel Seçimler: Gazze Soykırımı Sandıklara Nasıl Yansıdı?

2026 UK yerel seçimleri, dört önemli mesajı birlikte taşıyor. Filistin davası yerelden küresele yükselen bir siyasi çerçeve üretme kapasitesine sahip olduğunu kanıtlamıştır. Müslüman toplulukların örgütlü siyasi bilinçleri, sandığı hem ahlaki hem stratejik bir araç olarak işlevselleştirebildiğini göstermiştir. Yeşillerin yükselişi, İşçi Partisi’nin solunu kaybettiğinin kurumsal bir tescili niteliğindedir. Ancak bu kaybın kalıcı bir yeniden örgütlenmeye mi yoksa geçici bir protestoya mı işaret ettiği, önümüzdeki seçimlerde belirginleşecek.
Mayıs 14, 2026
image_print

7 Mayıs 2026’da gerçekleştirilen ve ertesi gün sonuçlanan Birleşik Krallık yerel seçimleri, Britanya siyasetinin dönüşümüne dair birçok sonuç üretmiştir. Nitekim 2022’deki yerel seçimlerde %34’e yakın olan seçimlere katılım oranı, yaklaşık %38’e çıktığı tahmin ediliyor.  Bu artış siyasal bilinç düzeyi oldukça düşük olan Krallık’ta halkın sandığa bakışının tepkiselliğini ortaya koyarken aynı zamanda kurumsallaşmış partilere duyulan güvensizliğin somutlaşması olarak görülebilir. Bu anlamda seçimlerin merkezinde, iktidarda olan İşçi Partisi’nin Gazze’deki İsrail soykırımına verdiği destek nedeniyle patlak veren kurumsal öfke yer almıştır. Bu öfke; sadece bir kamuoyu tepkisi değil, aynı zamanda emeklilik fonlarını, belediye yatırımlarını ve seçim sonuçlarını doğrudan biçimlendiren örgütlü bir siyasi güce dönüşmüştür.

Partilerin Anatomisi

2026 seçimlerini doğru okuyabilmek için Britanya’nın yeniden şekillenen siyasi haritasını anlamak gerekiyor. Bu haritada birbiriyle örtüşmeyen dört eksen belirleyici olmuştur.

İşçi Partisi, yerel seçimlere 2024 genel seçimindeki tarihi zaferinin gölgesinde girmiş; ancak iki yılda önemli bir meşruiyet kriziyle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Başbakan Starmer’ın siyasi kimliğini insan hakları avukatlığı üzerine kurmuş olması, İsrail’in Gazze’yi kuşatma ve temel hizmetleri kesme hakkına sahip olduğunu kabul etmesiyle derin bir çelişki yaratmıştır. Bu tutum, sadece dış politika düzeyinde kalmamış; İşçi Partisi’nin tarihsel olarak beslendiği kentsel, çok kültürlü ve solcu tabanında kalıcı bir ahlaki kırılmaya zemin hazırlamıştır. Soykırımcı Siyonist rejime silah ihracatının sürdürülmesi, belediye meclislerindeki İşçi Partili üyelerin Filistin davası üzerinden oy kullanmayı reddetmesi ve uluslararası hukuka sessiz kalınması, bu kırılmayı giderek derinleştirmiştir.

Reform UK, seçimlerin en büyük sayısal galibi olmuştur. Yeşillerin oy payındaki artış en yüksek oran olsa da koltuk kazanımı açısından Reform UK öne çıkmıştır. Ancak bu zafer, Filistin ile ideolojik olarak hiçbir ilgisi olmayan bir tabandan beslenmiştir. Nitekim Reform UK’in geliştirdiği söylem daha çok göç karşıtlığı, Müslüman karşıtlığı ve küreselci ekole karşıtlık üzerine inşa edilmiş bir milliyetçi damardan beslenmektedir. Bu anlamda Reform UK’i destekleyen seçmen kitlesi ağırlıklı olarak kuzey İngiltere’nin sanayi sonrası, çalışan sınıf bölgelerinden gelmektedir. Öyle ki Filistin Dayanışması Kampanyası’nın başlattığı yerel siyasetçi taahhüt imza kampanyasına Reform UK’den tek bir aday bile katılmamıştır. Reform UK’in yerel seçimlerde galip gelmesi, bu nedenle Filistin yanlısı bir dönüşümün değil, İşçi Partisi’nden farklı bir kanalla ve farklı nedenlerle gerçekleşen kopuşun ürünüdür.

Yeşil Parti, seçimlerin anlamsal açıdan en tartışmalı galibi olmuştur. Yerel seçimlere kadar Yeşillerin belediye meclislerindeki payı yüzde 5 düzeyinde seyrederken 2026 seçimleriyle bu tablo köklü biçimde değişmiştir. Eko-popülist çizgide konumlanan lider Zack Polanski önderliğinde Yeşiller, ırkçı ve faşist çizgiye karşı, Filistin dayanışmasını merkeze alan bir söylemle kentsel ve üniversite şehirlerindeki seçmenleri mobilize etmiştir. Yeşil adaylar yalnızca Gazze’yi kınamakla kalmamış; belediye emeklilik fonlarının savaş sanayisine bağlı şirketlerden çekilmesini, yerel meclislerin soykırımla suç ortaklığından arındırılmasını somut politika taahhütleri olarak sunmuştur. Bu çerçeve Yeşil Parti’yi Filistin soyut bir dış politika tartışmasından gündelik yönetişim pratiğinin içine taşımıştır.

Bağımsız adaylar ve küçük partiler, özellikle Manchester, Birmingham ve kuzey İngiltere’deki bazı seçim bölgelerinde belirleyici bir işlev üstlenmiştir. Müslüman toplulukların yoğun olduğu bazı bölgelerde Workers Party of Britain, Trade Unionist and Socialist Coalition ve çeşitli bağımsız isimler birlikte önemli miktarda oy çekmiştir. Bu dağılım, İşçi Partisi’nin kendi geleneksel seçmen havuzunda ne denli parçalanmaya uğradığını gözler önüne sermektedir.

Mobilizasyon Siyaseti

Seçimlerin belki de en dikkat çekici boyutu, topluluk düzeyinde örgütlenmenin siyasi sonuçları doğrudan biçimlendirmesiydi. Exeter’deki Müslüman topluluk ağları tarafından üretilen ve paylaşılan seçim çağrıları, bu dinamiğin mikro düzeydeki bir kesit sunmaktadır. Sosyal medya platformlarında yapılan bazı paylaşımlar, oy kullanmayı İslami anlamda bir “emanet” ve bir ahlaki sorumluluk olarak konumlandırıp ardından somut tavsiyeleri sunmuştur. Bu çağrılarda İşçi Partisi Gazze soykırımına verdiği destek, Reform UK ise İslamofobik söylemi nedeniyle açıkça reddedilmiştir. Muhafazakârlar ise her iki gerekçeyi de bünyesinde barındırdığı için ayrı bir kategori olarak değil, aynı ret çerçevesinin içinde değerlendirilmiştir; zira Muhafazakâr iktidar döneminde de İsrail’e silah satışı sürmüş, parti liderliği soykırım nitelendirmesinden kaçınmıştır. Yeşiller, güçlü bir bağımsız aday bulunmadığı her seçim bölgesinde “varsayılan tercih” olarak önerilmiş; Liberal Demokratlar ise yalnızca söz konusu üç partiyi geride bırakabilecekleri durumlarda stratejik bir oy hedefi olarak tanımlanmıştır. Bu hiyerarşik öneri yapısı, topluluk mobilizasyonunun ideolojik açıdan tutarlı ve seçim bölgesi bazında hesaplı bir strateji izlediğini göstermektedir. Exeter’deki Müslüman Britanya vatandaşları seçimlere katılarak Filistin’in sandığa doğrudan yansımasına katkı sağlamışlardır. Öyle ki Exeter’de Yeşil Parti, seçimler öncesinde yalnızca bir belediye meclisi koltuğuna sahipken 2026’da altı koltuk kazanmış ve net üç koltuk artışı sağlamıştır. İşçi Partisi ise dokuz koltuğu koruyamamış ve beşini yitirerek sadece dört koltuğa gerilemiştir. Benzer şekilde Heavitree bölgesinde Yeşil Parti’nin adayları oyların yaklaşık yarısını alarak iki koltuk kazanırken Labour ve Reform’u geride bırakmıştır. Newtown & St Leonards, Pennsylvania ve St Thomas bölgelerinde de Yeşiller birinci çıkmıştır. Geleneksel olarak İşçi Partisi’nin güçlü olduğu Exeter’de böyle bir tablo, yalnızca oy kaymalarının değil; aynı zamanda örgütlü bir topluluk stratejisinin ürünü olduğuna işaret ediyor.

Müslümanların azınlıktan ziyade çoğunluk olarak yaşadığı Manchester’daki sonuçlar farklı bir dinamiği gözler önüne seriyor. Longsight, Burnage, Levenshulme, Rusholme, Whalley Range, Moss Side ve Chorlton Park gibi Müslüman ve Güney Asyalı nüfusun yoğun olduğu seçim bölgelerinde Yeşil Parti adayları İşçi Partisi’ne karşı ezici bir zafer elde etmiştir. Bu bölgelerde İşçi Partisi çoğu zaman ikinci sıraya düşerken bazı bölgelerde Workers Party of Britain da kayda değer oy almıştır. Crumpsall gibi bölgelerde ise İşçi Partisi direnişini sürdürebilmiş; bu durum, İşçi Partisi’nin tüm Müslüman bölgelerinde değil, seçici bir kırılmayla karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Aday profilinin, yerel örgütlenmenin ve Filistin karşıtı tutumların belirleyiciliği bölgeden bölgeye değişiyor.

Katılım, Siyasal Bilinç ve Kırılmanın Kalıcılığı

Birleşik Krallık’taki yerel seçimlerde tarihsel katılım oranı yüzde 30 ile 40 arasında seyrediyor; buna karşılık parlamento seçimlerinde son beş seçimin ortalaması yüzde 65 düzeyinde. Bu yapısal uçurum, yerel demokrasinin kronik bir meşruiyet sorunuyla boğuştuğuna işaret ediyor. Seçimlere katılım bağlamında öne çıkan değişim aynı zamanda önemli bir anlam ifade ediyor. Genel seçimlere katılımın yerel seçimlere katılımdan fazla olması, İşçi Partisi’nin erozyonunun kısmen seçmenin sandıktan tamamen uzaklaşmasıyla da açıklanabileceğine işaret ediyor. Öte yandan Filistin dayanışmasının güçlü bir örgütsel altyapıya kavuştuğu bölgelerde katılımın görece yüksek seyretmesi, bu mobilizasyonun yalnızca oy kayması değil, aynı zamanda siyasi katılımı artırıcı bir işlev üstlendiğini düşündürüyor. Öte yandan 2026 yerel seçim sonuçları, Birleşik Krallık siyasetinin parçalanmasını onaylayan bir tablo olarak değerlendirilebilir. Reform UK’in genel oy oranında diğer partilerin önüne geçtiği, ancak hiçbir partinin seçmen tabanının önemli bir kesiminin desteğini alamadığı görülüyor. Bu parçalanmış çoğulculuk, 2026 seçimlerinin en önemli yapısal bulgusunu özetliyor: Birleşik Krallık siyaseti artık iki partili değil, beş ya da altı partili bir rekabet sahnesine dönüşmüş; bu sahneye giriş için hem sağda hem solda uluslararası meseleler belirleyici bir etken haline gelmiş durumda.

Sonuç itibarıyla 2026 UK yerel seçimleri, dört önemli mesajı birlikte taşıyor. Filistin davası yerelden küresele yükselen bir siyasi çerçeve üretme kapasitesine sahip olduğunu kanıtlamıştır. Müslüman toplulukların örgütlü siyasi bilinçleri, sandığı hem ahlaki hem stratejik bir araç olarak işlevselleştirebildiğini göstermiştir. Yeşillerin yükselişi, İşçi Partisi’nin solunu kaybettiğinin kurumsal bir tescili niteliğindedir. Ancak bu kaybın kalıcı bir yeniden örgütlenmeye mi yoksa geçici bir protestoya mı işaret ettiği, önümüzdeki seçimlerde belirginleşecek. Ve nihayet: Reform UK’in farklı bir kanaldan gerçekleşen büyük kazanımı, İşçi Partisi’nin hem soldan hem sağdan eş zamanlı sıkışmasının seçimsel karşılığını çizmiştir. Bu kıskacın yapısal mı yoksa konjonktürel mi olduğu sorusu, Britanya siyasetinin önündeki en kritik soru olmaya devam edecek.

 

Doç. Dr. Mehmet Rakipoğlu

Dr. Mehmet Rakipoğlu, 2016'da Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun oldu. Doktorasını 'Dış Politikada Korunma Stratejisi: Soğuk Savaş Sonrası Suudi Arabistan'ın ABD, Çin ve Rusya ile İlişkileri' konulu teziyle tamamladı. Mokha Center for Strategic Studies düşünce merkezinde Türkiye Çalışmaları Direktörü olarak çalışan Rakipoğlu, Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim üyesidir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.