Küresel Ekonomiyi Tehdit Eden Gizli Darboğazlar

Hürmüz Boğazı’nın kapanması, yoğunlaşmış tedarik zincirlerinin küresel krizleri tetikleme potansiyeline dair çarpıcı bir başka hatırlatma niteliğindedir. Hükümetler, tekrarlanan aksaklıklara rağmen büyük ekonomileri gelecekteki şoklara karşı tehlikeli derecede hazırlıksız bırakacak şekilde bu kırılganlıkları anlayıp belirleme konusunda çok az ilerleme kaydetti.
Mayıs 6, 2026
image_print

Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ekonominin 2020’den bu yana yaşadığı bir dizi büyük arz şokunun yalnızca sonuncusudur. Ancak her seferinde ortaya çıkan kıtlıklar, politika yapıcıları her zaman hazırlıksız yakalamış gibi görünüyor. COVID-19 salgınının başlangıcında yaşanan kişisel koruyucu ekipman kıtlığından günümüzdeki gübre ve kükürt kıtlığına kadar, bu kıtlıklara neden olan temel darboğazlar ve karmaşık tedarik zinciri bağımlılıkları hâlâ yeterince anlaşılamamakta ve çoğu zaman ancak krizler başladıktan sonra görünür hale gelmektedir.

Mevcut krizin aşağı yönlü sonuçları henüz tam olarak ortaya çıkmadı ve etkilerinin tamamen hissedilmesi aylar alabilir. Kükürt yoksa sülfürik asit yoktur; bu da Şili’de bakır üretimini tehdit eder. Bu arada artan gübre fiyatlarının gıda arzını etkilemesi ve yılın ilerleyen dönemlerinde tüketici fiyatlarını yükseltmesi muhtemeldir; bu durum özellikle ithalata bağımlı ekonomileri orantısız biçimde etkileyecektir.

Bu durum kritik bir soruyu gündeme getiriyor: önümüzdeki yıllarda başka hangi darboğazlar ve kıtlıklar ortaya çıkacak? Hükümetlerin tedarik zinciri kırılganlıklarını izleme konusunda iyileşme göstermeleri beklenebilirdi, ancak tekrarlanan aksamalara rağmen, bu ağların bağlantılılık ve kırılganlıklarının anlaşılması ve dayanıklılığın artırılması konusunda sağlanan ilerleme sınırlı kaldı. Sonuç olarak küresel ekonomi bir kez daha hazırlıksız yakalanmaya mahkûm gibi görünüyor.

Elbette pandemiden bu yana bir miktar ilerleme kaydedildi. Örneğin, OECD’nin katma değer ticareti veri tabanı, bileşenlerin, malların ve hizmetlerin akışına ilişkin faydalı bilgiler sağlayarak küresel üretim ağlarının gizli yapısına ışık tutuyor.  Ancak bu veri tabanı, yalnızca 2022’ye kadar uzanan toplulaştırılmış veriler sunan geleneksel ticaret istatistiklerinin bir tamamlayıcısı olmaya devam ediyor ve hızla değişen manzaranın yalnızca küçük bir bölümünü yakalayabiliyor. Bu nedenle gerçek zamanlı görünürlük çoğu hükümet için hâlâ erişilemez durumdadır.

Ekonomik Karmaşıklık Gözlemevi (Observatory of Economic Complexity) gibi diğer girişimler ise bireysel firmalar da dâhil olmak üzere daha ayrıntılı veriler sunuyorlar. Bazı kırılganlıklar artık iyi biliniyor. Özellikle Tayvan, TSMC aracılığıyla gelişmiş yarı iletken üretiminde lider konumdadır ve bu şirket küresel arzın %90’ından fazlasını karşılamaktadır.

Buna rağmen hükümetler, ekonomilerinin zayıf noktalarını belirlemek ve bu kırılganlıklarla doğrudan yüzleşmek için çok daha fazlasını yapmalıdır. Pek çok temel girdi, genellikle yalnızca birkaç ülkede bulunan son derece yoğunlaşmış piyasalarda üretiliyor. Üstelik basit veya ucuz bileşenlerin bile tedarik zincirinin daha üst aşamalarında vazgeçilmez olabileceği göz önüne alındığında, görünüşte küçük bir aksama, küresel ekonomide yankı bulan büyük bir tedarik krizine hızla dönüşebilir.

Örneğin bisiklet endüstrisini ele alalım: çoğu bisiklet, Japon üretici Shimano’nun ürettiği parçalardan yapılıyor ve bu şirket son yıllarda talebe yetişmekte zorlanıyor. Benzer şekilde otomotiv tedarik zincirleri de uzmanlaşmış tedarikçiler tarafından domine ediliyor ve çoğu zaman bir ya da iki firma sektör üretiminin büyük kısmını karşılıyor. Bu tür bağımlılıklar sektör içinde iyi bilinse de, sorunların genellikle ilk ortaya çıktığı ticaret basını politika yapıcılar tarafından nadiren takip ediliyor.

Küresel ticaretin yaklaşık üçte ikisinin nihai ürünlerden ziyade ara bileşenlerden oluştuğu düşünüldüğünde, bu kesinlikle dikkate alınmayacak niş bir konu değildir. Küreselleşme, ekonomik büyümeyi hızlandıran ancak aynı zamanda karşılıklı bağımlılığı derinleştiren geniş ve karmaşık tedarik zincirleri oluşturmuştur. Adam Smith’in 250 yıl önce Ulusların Zenginliği’nde belirttiği gibi, uzmanlaşma refahı artırır. Ancak bu aynı zamanda pazarın büyüklüğüne de bağlıdır: çiviye olan talep artmıyorsa günde 100 çivi yerine 1000 çivi üretmenin pek bir anlamı yoktur.

Küreselleşme, pazarları ulusal sınırların ötesine genişletmiş olsa da birçok uzmanlaşmış bileşenin alternatif üreticisi yoktur. Bu bileşenlerin pazarları nihayetinde nihai ürüne yönelik küresel taleple sınırlıdır; bu da arz tarafında çeşitlenmeye çok az olanak tanıyor ve ani şokları absorbe etmeyi veya telafi etmeyi zorlaştırıyor.

Riskler çok büyüktür. Yeni bir bisikletin teslimatındaki gecikme rahatsız edici olabilir; ancak gıda ve su sistemlerinde ya da tıbbi malzemelerde yaşanacak aksaklıklar çok daha ciddi sonuçlar doğurur.

Sevindirici olan şu ki, artık bazı politika yapıcılar, stratejik açıdan önemli sektörleri belirlemeye başlamıştır. Artan jeopolitik belirsizlik, özellikle ABD’de yarı iletken üretimi başta olmak üzere yerli üretim kapasitesine yatırımları teşvik etmiştir. Ancak tedarik zinciri darboğazlarının kalıcılığı, sanayi politikasının yeniden düşünülmesi gerektiğini göstermektedir. Özellikle politika yapıcılar yaklaşımlarını, yalnızca temiz enerji ve yapay zekâ gibi yeni teknolojilere sınırlayıp dar bir şekilde odaklanmak yerine ekonominin mevcut güçlü yönlerini desteklemeyi de kapsayan daha geniş bir perspektif benimsemelidir.

Bununla birlikte, çoğu ülkede tedarik zinciri kırılganlıkları politika tartışmalarında büyük ölçüde göz ardı edilmektedir. Bu pahalı bir hata olabilir. Yeni aksaklıkların neredeyse kaçınılmaz olduğu düşünüldüğünde, hükümetler hayati girdileri güvence altına almak ve ortaya çıkan riskleri sınırlamak için hızlı hareket edebilmelidir. Ekonomik dayanıklılık artık ulusal güvenlikten ayrı düşünülemez. Esnek ve sağlam bir üretim tabanı oluşturamayan ülkeler bunu zor yoldan öğrenecektir.

 

Diane Coyle, Cambridge Üniversitesi’nde Kamu Politikası Profesörü ve son zamanlarda yayınlanan The Measure of Progress: Counting What Really Matters (Princeton University Press, 2025) adlı kitabın yazarıdır.

 

Kaynak: https://www.project-syndicate.org/commentary/many-chokepoints-threaten-global-supply-chains-by-diane-coyle-2026-04

Tercüme: Ali Karakuş

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

SOSYAL MEDYA