Rusya ve Çin, İran’daki Savaşa Sanılandan Daha Fazla Müdahil

Görünüşe göre Batı dünyasındaki çoğu insanın hayal ettiğinden çok daha yakın bir noktada, hem Rusya hem de Çin ile savaşa girme ihtimaliyle karşı karşıyayız. Ancak Batı dünyasındaki insanların büyük bir kısmı hâlâ bir şekilde her şeyin yoluna gireceğine inanıyor. İran böylesine yakın bir müttefik olduğu için, hem Rusya hem de Çin İran’daki rejimin ayakta kalmasını ister.
Mart 24, 2026
image_print

Görünüşe göre İran, Rusya ve Çin’den sessiz sedasız oldukça ciddi bir destek alıyor. Aşağıda göreceğiniz üzere, Çin’in İran için insansız hava araçlarını seri şekilde ürettiği iddia ediliyor; ayrıca bir raporda, ABD ve İsrail hava saldırılarıyla tahrip edilen yer altı sığınaklarında saklanan yüzlerce Çinli askeri ve teknik personelin “ölmüş ya da yavaş yavaş boğularak can veriyor olabileceğinden endişe edildiği” öne sürülüyor. Öte yandan Wall Street Journal, Rusya’nın İran’la teknoloji paylaştığını ve insansız hava aracı ile füze saldırıları için hedefleme verileri sağladığını iddia ediyor. Tüm bunlar, Rusya ve Çin’in İran’daki savaşa çoğu insanın fark ettiğinden çok daha fazla dahil olduğunu gösteriyor—ve bu durumun hepimizi derinden endişelendirmesi gerekir.

Şimdi sizinle, ilk karşılaştığımda beni gerçekten sarsan bazı bilgileri paylaşacağım.

Bağımsız gazeteci Jennifer Zeng, hâlâ üst düzey erişime sahip eski bir Çinli üst düzey yetkiliden gelen istihbarata erişimi olduğunu iddia ediyor. Bu kaynağa göre, İranlıların ABD ve İsrail’i yenmesine yardımcı olmak amacıyla gönderilen yüzlerce askeri ve teknik personel, “şu anda hiçbir iletişim imkânı olmaksızın yer altı sığınaklarında mahsur kalmış durumda”. Aşağıda, Zeng’in X’te paylaştığı raporun tamamı yer almaktadır…

Çin Komünist rejiminin içinden gelen yeni istihbarat, daha önce bilinenden çok daha büyük bir felaketi ortaya koyuyor: Çinli drone üreticisi DJI’dan en az yedi teknisyen, İran’a yönelik ABD-İsrail hava saldırılarında öldürüldü; 300 ila 400 Çinli askeri ve teknik personel ise şu anda hiçbir iletişim imkânı olmaksızın yer altı sığınaklarında mahsur kalmış durumda — bunların birçoğunun ölmüş ya da yavaş yavaş boğularak can veriyor olmasından endişe ediliyor.

Bu bilgi, hâlâ erişimi bulunan eski bir üst düzey ÇKP yetkilisinden doğrudan geliyor ve Kanadalı yazar ve muhalif Sheng Xue (@ShengXue_ca) aracılığıyla aktarılıyor. Pekin ve Tahran’ın “tamamen güvenli” olarak nitelendirdiği sığınaklar, İran içinden bazı kişilerin tam koordinatları İsrail’e sızdırmasının ardından yıkıcı bir hassasiyetle vuruldu. Kritik varlıkları korumak amacıyla tasarlanan bu yapılar, İran’daki askeri tesislerin derinliklerine yerleştirilmiş Çinli danışmanlar için bir toplu mezara dönüşmüş durumda.

Nanjing’deki CETC’ye bağlı 14. Araştırma Enstitüsü’nden üç seçkin radar uzmanının — ABD’nin ilk bombardıman dalgasında bedenleri tamamen buharlaşan — teyit edilmiş ölümlerine ek olarak, ortaya çıkan tablo artık Xi Jinping’in İran’a verdiği örtülü desteğin feci bir başarısızlığına işaret ediyor. Amerikan F-35 ve F-22 hayalet savaş uçaklarına karşı koymak üzere Pekin’in kendi tanımıyla “en iyileri” olan bu üç uzman, İranlı personelle birlikte hayatını kaybetti ve geriye hiçbir kalıntı kalmadı.

Nanjingli bu üç uzmanın aileleri, “olay sonrası işlemler” için ÇKP’nin Örgüt Departmanı’na çağrıldı. Tazminat sözü verildi, ancak miktar hâlâ açıklanmadı. Rejimin alışıldık yöntemi — sessizliği satın almak için yüksek miktarda sus payı ödemek — şimdiden devreye girmiş durumda.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ya da devlet medyasından herhangi bir resmi açıklama yapılmış değil. Pekin, kamuoyuna dâhil olmadığını söylediği bir yabancı savaşta personelinin öldüğünü kabul etmeyi reddettiği için bilgi akışı tamamen kesilmiş durumda.

Gelişmekte olan bu trajedi, Xi için acımasız bir kamusal aşağılanma niteliği taşıyor. Başkan Trump’ın saldırıları, İran’ın çökmekte olan savunmasını ayakta tutmaya çalışan Çin’in pervasız vekil rolünü açığa çıkardı; Avrupa elitleri ise — İran petrolündeki geniş ve gizli çıkarlarını korurken — küreselci ağlarının bozulmasına öfke duyuyor.

Yüzlerce Çinlinin hayatı tehlikede; yabancı sığınaklarda diri diri gömülmüş, sus payıyla susturulmuş ve dünyanın en etkili sansür mekanizması tarafından görünmez kılınmış durumdalar. Xi’nin kumarı ölümcül sonuçlar doğurdu — ve ölü sayısı artmaya devam ediyor.

(Yalnızca Sheng Xue’nin, ÇKP rejimi içindeki kaynağı — hâlen erişimi bulunan eski bir üst düzey yetkili — aracılığıyla sağlanan güncel ve birinci el bilgilere dayanmaktadır. Herhangi bir spekülasyon veya uydurma yoktur.)

Söylemeye gerek yok ki, Çin’deki komünist hükümet bunların hiçbirini resmî olarak asla doğrulamayacaktır.

Ancak Jennifer Zeng, yıllardır Çin içinde olup bitenleri doğru şekilde aktarıyor.

Bu nedenle onu güvenilir bir kaynak olarak değerlendiriyorum.

Elbette Çin’in İranlılara sağladığı yardımdan söz eden tek kişi o değil.

The Sun, bir Çin fabrikasının İran’a ait intihar dronlarını seri şekilde ürettiğini gösterdiği öne sürülen çarpıcı yeni video görüntülerini ele alan bir makale yayımladı…

Çin, Shahed üretim hattını gösterdiği öne sürülen bir videonun ortaya çıkmasının ardından İran’ın intihar dronu filosunu kurmasına yardım etmekle suçlanıyor.

Pekin’in yerel TikTok’u olan Douyin’de bir fabrika tarafından paylaşılan görüntüler, bir atölyede insansız hava araçlarının monte edildiğini gösteriyor.

Diğer görüntülerde ise, Tahran’ın ölümcül Shahed dronlarına benzeyen çok sayıda insansız hava aracının, sevkiyat öncesinde bir depoda sıralandığı görülüyor.

Bence Çin’in gerçekten açıklaması gereken çok şey var.

Bu arada Wall Street Journal, Rusya’nın “bölgedeki ABD güçlerini hedef alabilmesi için Tahran’a yardımcı olmak amacıyla uydu görüntüleri ve geliştirilmiş insansız hava aracı teknolojisi sağladığını” iddia ediyor…

Konuya aşina kaynakların aktardığına göre Rusya, İran ile istihbarat paylaşımını ve askeri iş birliğini genişleterek, Tahran’ın bölgedeki ABD güçlerini hedef almasına yardımcı olmak amacıyla uydu görüntüleri ve geliştirilmiş insansız hava aracı teknolojisi sağlıyor.

Rusya, ABD ve İsrail’in askeri gücüne karşı mücadelede en yakın Orta Doğu müttefikini ayakta tutmaya ve kendisine askeri ve ekonomik açıdan fayda sağlayan bu savaşı uzatmaya çalışıyor.

Eğer bu doğruysa, bu durum Rusya’yı İran’daki savaşın bir tarafı hâline getirir; tıpkı Ukraynalılara sağladığımız destek nedeniyle bizim de Ukrayna’daki savaşın bir tarafı olmamız gibi.

Rusların paylaştığı teknoloji sayesinde İranlıların, insansız hava araçlarının navigasyon ve hedefleme kabiliyetlerini geliştirebildiği bildiriliyor…

Kaynaklara göre sağlanan teknoloji, iletişim, navigasyon ve hedeflemeyi geliştirmeyi amaçlayan modifiye edilmiş Shahed insansız hava araçlarının bileşenlerini içeriyor. Kaynaklar — aralarında üst düzey bir Avrupalı istihbarat yetkilisinin de bulunduğu kişiler — Rusya’nın ayrıca Ukrayna’da insansız hava araçlarını kullanma deneyiminden yararlanarak, operasyonlarda kaç dronun kullanılacağı ve hangi irtifalardan saldırı düzenlenmesi gerektiği konusunda taktiksel rehberlik sunduğunu belirtti.

Şüphesiz, İran’a ait insansız hava araçları geçmişe kıyasla daha etkili hâle geliyor.

Bunun ne kadarında Rusların payı var?

Buna ek olarak, Rusların görünüşe göre “uydu görüntülerini doğrudan İran’a sağladığı” ve bunun da İranlıların Orta Doğu genelindeki hedefleri son derece yüksek bir hassasiyetle vurabilmesine imkân tanıdığı belirtiliyor…

The Wall Street Journal’ın haberine göre Rusya, İran’a Orta Doğu’daki ABD askeri güçlerinin konumlarının yanı sıra bölgedeki müttefiklerinin yerlerini de sağlıyor. Yetkili ve bir Orta Doğulu diplomat olan iki kaynağın aktardığına göre, bu iş birliği savaşın ilk günlerinde derinleşti ve Rusya son dönemde İran’a doğrudan uydu görüntüleri sağlamaya başladı.

Analistler, bu yardımın ABD ve Avrupalı müttefiklerin son yıllarda Ukrayna’ya sağladığı istihbarata benzer nitelikte olduğunu belirtiyor. Kaynaklara göre Körfez bölgesinde Moskova’nın desteğinin, İran’ın bölgede ABD radar sistemlerine yönelik son saldırılarında etkili olduğu düşünülüyor. Bu saldırılar arasında Ürdün’deki Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD) sistemi için kullanılan bir erken uyarı radarı ile Bahreyn, Kuveyt ve Umman’daki diğer hedefler de yer alıyor.

Görünüşe göre Batı dünyasındaki çoğu insanın hayal ettiğinden çok daha yakın bir noktada, hem Rusya hem de Çin ile savaşa girme ihtimaliyle karşı karşıyayız.

Ancak Batı dünyasındaki insanların büyük bir kısmı hâlâ bir şekilde her şeyin yoluna gireceğine inanıyor.

İran böylesine yakın bir müttefik olduğu için, hem Rusya hem de Çin İran’daki rejimin ayakta kalmasını ister.

Fakat her geçen gün daha fazla rejim lideri öldürülüyor ve bize “bir kargaşa hissinin hâkim olmaya başladığı” söyleniyor…

En üst düzey liderlerden alt rütbeli askerlere kadar binlerce rejim mensubunun öldürülmesiyle birlikte, İranlılar bir kargaşa hissinin giderek hâkim olmaya başladığını bildiriyor. Güvenlik güçleri baskı altında ve kaçış hâlindeyken, protestocuları sokaklardan uzak durmaları için tehdit ediyor ve ABD’ye, İsrail’e ve Basra Körfezi’ndeki Arap komşularına yönelik saldırılar düzenliyor.

Rejim kesinlikle zayıflatıldı, ancak henüz etkisiz hâle getirilmiş değil.

Nitekim rejim tarafından kısa süre önce fırlatılan füzeler, dünyanın en büyük doğal gaz tesisini vurdu…

İran’ın Orta Doğu genelindeki enerji tesislerine saldırarak “tam ölçekli bir ekonomik savaş” başlatma tehdidinde bulunmasından saatler sonra, bu gece Katar’da füzelerin “geniş çaplı hasara” yol açtığı bildirildi.

Videolarda, dünyanın en büyük doğal gaz tesisi olan Ras Laffan’da ve Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da büyük patlamaların meydana geldiği görülüyordu.

Tahran’ın “önümüzdeki saatler içinde” saldırılar düzenleyeceği uyarısında bulunmasının ardından, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’daki enerji tesisleri tahliye edildi.

Şu anda tanık olduğumuz şey kesinlikle eşi benzeri görülmemiş bir durum.

Katar’daki bu tesis, dünyanın doğal gaz üretiminin yaklaşık yüzde 20’sini karşılıyor.

Eğer bu tesis devre dışı kalırsa, derhal küresel bir doğal gaz kıtlığıyla karşı karşıya kalırız.

Suudi Arabistan’da ise başkent Riyad’ın İran füzeleri tarafından vurulmasının ardından “parlak turuncu bir ateş topunun gökyüzünü aydınlattığı” bildirildi…

Etkileyici görüntüler, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın füzelerle hedef alındığı anı gösteriyor.

Şehri sarsan büyük patlamalar sırasında parlak turuncu bir ateş topu gökyüzünü aydınlattı.

Bu olay, İran’ın Orta Doğu genelindeki enerji tesislerine saldırarak “tam ölçekli bir ekonomik savaş” başlatma tehdidinde bulunmasından yalnızca birkaç saat sonra gerçekleşti.

Suudi Arabistan, dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin yüzde 17’sine sahiptir ve savaş başlamadan önce günde yaklaşık 10 milyon varil petrol üretiyordu.

Bu, on yıllardır uyarıldığımız türden bir kabus senaryosudur.

Ve artık bu senaryo gerçekleşmiş durumda.

Bu savaşın yakın zamanda sona ereceğine dair hiçbir işaret yok ve şu ana kadar yaşadıklarımız yalnızca buzdağının görünen kısmı.

Ne yazık ki Batı dünyasındaki çoğu insan gerçekte neler olup bittiğinin tamamen farkında değil ve iyi günler hiç bitmeyecekmiş gibi eğlenip duruyor.

 

Kaynak: https://endoftheamericandream.com/russia-and-china-are-more-involved-in-the-war-in-iran-than-most-people-realize/

 

SOSYAL MEDYA