Bazen işler aslında göründüğünden daha karmaşıktır, ancak bazen de çok daha basittir. Çin’in zayıf ekonomisinin hikayesi ikinci kategoriye giriyor.
Dünyanın en büyük ekonomisi (yani Çin) şu anda ekonomik sorunlar yaşıyorsa, bunun temel nedeni yetersiz taleptir. Bu, Çin’in hane halkı ve işletmelerin satın aldığından çok daha fazlasını üretebildiği anlamına gelir. İşte bu yüzden dünya geneline bu kadar çok ihracat yapmak istiyorlar.
Çoğu ekonomist gibi ben de Çin’in bu durumu en iyi şekilde iç talebi artırarak düzeltebileceğini düşünüyorum. Hükümet isterse bunu yapmak aslında zor değil. Bana göre en iyi yol, Sosyal Güvenlik ve sağlık sistemlerini iyileştirmek ve her ikisini de gelişmiş ülke standartlarına getirmek için harcama yapmaktır. Bu, yüz milyonlarca Çinlinin hayatında büyük bir fark yaratacaktır.
Ancak talebi artırmanın başka yolları da var. Daha önce yazdığım gibi, Çin’deki herkese 2.000 dolarlık çek dağıtabilirler. Eğer Başkan Xi’nin mizah anlayışı varsa, bu çeklerin üzerine Donald Trump’ın adını da yazabilir.
Açık olmak gerekirse, Çin halkı toplu bir şekilde acı çekmiyor. Son yarım yüzyılda yaşam standartlarında büyük iyileşmeler gördüler. Ancak ekonomileri, çok daha iyi bir performans sergilemelerine olanak tanıyacaktır.
Ancak Çin’in şu anki temel sorununun ekonomideki talep eksikliği olması, Trump’ın saçma ticaret savaşında hedef alabileceği ülkelere yardım etmek için olağanüstü iyi bir konumda olmasını sağlıyor. Trump’ın fikri – tabii gerçekten bir fikri varsa – ABD’nin bu ülkelerden yaptığı ithalata büyük vergiler (gümrük tarifeleri) koyarak diğer ülkelere ekonomik zarar vermek.
Bu vergiler, ABD’nin bu ülkelerden ithal ettiği malları daha az satın almasına neden olacaktır. Eğer bu ülkeler – örneğin Kanada ve Meksika – ihracatları için büyük ölçüde ABD pazarına bağımlılarsa, ihracattaki bu düşüş ekonomileri için büyük bir darbe olacaktır.
İşte burada Çin devreye giriyor. Çin, Donald Trump’ın saldırdığı ülkelere büyük miktarda düşük maliyetli ihracat sağlayabilir. Kanada, Meksika ve diğer ülkelerin Çin’den düşük maliyetle yüksek kaliteli elektrikli araçlar, güneş panelleri, bataryalar ve daha birçok ürünü satın alabildiğini hayal edin. Çin, kısa vadede ticaret açığını kapatmaları için onlara kolayca borç verebilir.
Çin’in yardımı, bu ülkelerin ekonomilerini bir geçiş süreci boyunca en az zararla ayakta tutmalarına yardımcı olabilir. Öte yandan, ABD’de çalışanlar, benzinden arabalara, avokadodan domatese kadar her şeyin fiyatının önemli ölçüde arttığı devasa bir vergi artışıyla uğraşmak zorunda kalacaklar.
Çin’in otokratik rejimiyle daha yakın ilişkiler kurma fikri, elbette Meksika, Kanada ve diğer ülkelerdeki insanlar için cazip gelmeyebilir. Ancak Trump’ın diktatörlük yetkileri iddia ettiği bir dönemde, bu ülkelerin karşı karşıya olduğu soru şu: Hangi otokratik rejimle ittifak yapmak istiyorlar?
Çin’in otokratı, yaptığı anlaşmalara bağlı kalması, küresel ısınmaya inanması ve gerçeklik içinde yaşaması nedeniyle bu konuda bir avantaj iddia edebilir. Ayrıca Çin’in daha kaliteli ürünler ürettiğiyle de övünebilir.
* Dean Baker, Washington DC’deki Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nde kıdemli ekonomist olarak görev yapmaktadır.
Kaynak: https://cepr.net/publications/china-the-story-of-supply-and-demand/