Bu yazı, Global Voices’ın Ekim 2026 “Spotlight” dosyası “Büyük Teknoloji ve Otoriterlik”in bir parçasıdır. Bu dosyada, Büyük Teknoloji şirketlerinin otoriter hükümetleri ve uygulamaları nasıl kolaylaştırdığını ve nasıl engellediğini, bu tercihlerin Küresel Güney’i nasıl etkilediğini inceliyoruz.
Filistinliler için teknoloji ile otoriterlik arasındaki ilişki, bir öngörü ya da bilim kurgu değil, yaşanan bir gerçeklik. İsrail’in yerleşimci-sömürgeci rejimi, Filistinlilerin yaşamına hükmetmek için askerî gücü hukuki, ekonomik ve teknolojik mekanizmalarla uzun zamandır iç içe geçirmiş durumda.
Gözetim, veri toplama, yüz tanıma, telekomünikasyon karartmaları, dijital sansür ve algoritmik sistemler artık bu denetim mimarisinin dokusuna işlenmiş. Gazze’ye yönelik soykırım savaşı bunun sonuçlarını yıkıcı bir açıklıkla ortaya koydu: Bilgiyi toplamak, işlemek ve sınıflandırmak için geliştirilen teknolojiler, Filistinlileri gözetleyen, hedef alan ve öldüren sistemlerin bünyesine katıldı.
Ancak Filistin aynı zamanda bundan sonra ne olacağına dair bir uyarı. İşgal altında geliştirilen, denenen ve rafine edilen teknolojiler orada kalmıyor. Dünya çapında dolaşıma giren ürünlere, uzmanlığa ve iş modellerine dönüşüyor. Ortaya çıkan şey, askerî ve istihbarat kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, yatırımcıların ve hükümetlerin, gücü kullanmanın bir aracı olarak verinin çıkarılması ve işlenmesi etrafında buluştuğu bir siyasi ekonomi.
Bu, Arap Sosyal Medyayı Geliştirme Merkezinin Meryem Ebu Dakka Araştırma Bursunun yayını Digital Domination’ın merkezî savlarından biri. Yayın, Filistin’de ve ötesinde yapay zekâ, gözetim, veri çıkarma ve şirket gücü üzerine beş çalışmayı bir araya getiriyor. Burs, Ağustos 2025’te Gazze’de abluka altındaki yaşamı belgelerken İsrail tarafından katledilen Filistinli gazeteci Meryem Ebu Dakka’nın adını taşıyor. Farklı vakalar üzerinden araştırma aynı dönüşüme işaret ediyor ve ortaya çıkan teknolojilerin baskı ve denetim sistemlerinin merkezî unsuru hâline geldiğini gösteriyor. Teknoloji bu sistemlerin altyapısına dönüşüyor.
İç içe geçmiş ilişkiler
İsrail’in gözetim sektörü bunu açıkça gösteriyor. Sektör, askerî ve istihbarat kurumları, özel şirketler, risk sermayesi ve uluslararası piyasalar arasındaki yakın bağlar üzerinden işliyor. Filistinliler üzerinde denenen araçlar rafine ediliyor, ticari ürünler olarak yeniden paketleniyor ve güvenlik çözümleri adıyla dünyaya ihraç ediliyor. Bu, gelişen bir teknoloji sektörünün tesadüfü değil. Güvenlik teknolojilerinin değerini tam da nüfusları izleme, sınıflandırma ve denetleme kapasitesinden aldığı siyasi ve ekonomik bir sistem.
Bu sistemlerin olanak tanıdığı şiddet giderek daha somut bir nitelik kazanıyor. İsrail’in Lavender, The Gospel ve Where’s Daddy dahil yapay zekâ destekli hedefleme sistemlerine ilişkin soruşturmalar, makine öğrenmesi sistemlerinin ve kitlesel gözetim verilerinin Gazze’deki Filistinlilerin belirlenmesine ve hedef alınmasına nasıl dahil edildiğini belgeledi.
The Guardian’ın yapımcılığını üstlendiği ve 24 İsrailli askerî ve istihbarat mensubunun tanıklığına dayanan yeni film NAZA, insanları geceleri evlerinde, ailelerinin de öldürüleceğini bilerek bombalamak üzere seçmekte kullanılan gizli sistemleri ayrıntılı biçimde anlatıyor. Haziran ayı sonlarında Londra’da düzenlenen bir askerî konferansta İsrailli silah üreticisi Elbit Systems’ın bir yöneticisi, şirketin dijital komuta sistemine Ekim 2023 ile 2025 sonu arasında Gazze ve Lübnan’da 850 bin “gerçek zamanlı istihbarat hedefi” atfeden bir slayt sundu. Şirket o tarihten bu yana rakamı toplam sistem etkinliği olarak yeniden tanımlamaya çalıştı; bu iddia slaytın kendisiyle pek bağdaşmıyor.
Önemli olan, bir algoritmanın insan eliyle yapılan şiddetin yerini alması değil. Bu sistemler, şiddetin örgütlendiği ölçeği, hızı ve bürokratik mesafeyi artırırken yaşam ve ölüm kararlarını teknik nesnellik görüntüsüyle örtüyor. Haziranda Uluslararası Af Örgütü ve 100’den fazla imzacı, Lavender, Gospel ve Where’s Daddy gibi sistemlerin insan sorumluluğunu sulandırdığı ve uluslararası suçları algoritmik nesnellik cilasının ardında gizlediği konusunda uyardı.
Dijital silinme
Aynı mimari silahların ötesine uzanıyor. 7amleh olarak, platformların Filistinlilerin sesini nasıl bastırdığını, devletle bağlantılı aktörlerin bilgi ortamlarını şekillendirmek için ticari platformları nasıl kullandığını ve Meta’nın yasa dışı yerleşim genişlemesiyle ve Filistinlilere yönelik şiddet içeren söylemle bağlantılı içeriklerden ve hesaplardan nasıl kâr elde ettiğini belgeledik.
Digital Domination’daki iki çalışma bu noktayı farklı açılardan ele alıyor. Biri, İsrail hükümetinin tercih ettiği anlatıları bilgi arayan insanların karşısına çıkarmak için Google reklamlarını kullanmasını inceliyor. Diğeri algoritmik ses gözetimini ele alıyor ve Filistinlilerin konuşmasının bizzat denetim sistemleri için veri olarak nasıl yakalandığını gösteriyor.
Dijital silinmenin fiziksel şiddetten ayrılamaz hâle geldiği yer burası. Gazze’nin yıkımı, Filistinlilerin kendilerine ne yapıldığını ortaya koyabilecekleri delilleri ve belleği de tehdit ediyor. Platformlar İsrail şiddetine ilişkin belgeleri kaldırdı ya da kısıtladı; fiziksel arşivler, kültürel kayıtlar, mezarlıklar ve Gazze’nin enkazı altındaki deliller ise yok edildi ya da risk altına girdi.
BM mülteci ajansı UNRWA, asıl nüshaların ve hatta dijital kopyaların bile ele geçirilebileceği ya da yok edilebileceği korkusuyla, milyonlarca belgeyi Gazze’den ve Doğu Kudüs’ten kaçırmak için 10 ay süren gizli bir operasyon yürüttü. BM’nin işgal altındaki Filistin topraklarına ilişkin Özel Raportörü Francesca Albanese bu Eylül’de, İsrail’in Gazze enkazını temizlemesinin vahşet suçlarına ait delilleri yok edebileceği uyarısında bulundu. Albanese, Gazze’nin yeniden inşasının, geçmişinin ve mağdurları için adaletin sağlanması gereken delillerin silinmesi şartına bağlanmasını kabul edilemez olarak niteledi.
Dolayısıyla sorun, bir paylaşımın çevrimiçi kalıp kalmamasından çok daha öte. Mesele, şiddet yaşandıktan sonra gerçekliği belgeleme, tarihi koruma ve delil oluşturma gücünün kimde kaldığıyla ilgili. Bu daha geniş süreci platform kıyımı (platformicide) olarak tanımladık: Filistinlilerin iletişim kurduğu, örgütlendiği, belgelediği ve ortak belleği koruduğu dijital alanların yok edilmesi ve inkâr edilmesi.
Epistemik güç
Şimdi aynı sorun, insanların bilgiye giderek daha çok bu sistemler üzerinden eriştiği alana giriyor.
Büyük dil modelleri ve yapay zekâ ajanları insanlarla bilgi arasında aracılar hâline geliyor, ancak manipülasyona karşı son derece savunmasızlar. Microsoft’un güvenlik araştırmacıları, şirketlerin yapay zekâ asistanlarının belleğine kalıcı önyargılar yerleştiren gizli talimatlar gömdüğü “yapay zekâ öneri zehirlemesi”ni belgeledi; 14 sektörden 31 şirket tespit edildi.
Salesforce araştırmacıları, yetkili görünen yanlış içerikle beslenen web arama ajanlarının bunu olgu olarak yeniden ürettiğini buldu: Kontrollü testlerde sorguların yaklaşık yüzde 80’i saldırganın tercih ettiği yanıtı verdi. Zehirlenmiş belgelerin 100 binden fazla temiz belgenin arasına gömüldüğü daha gerçekçi koşullarda ise sorguların neredeyse dörtte biri aynı sonucu verdi.
Filistin için bu varsayımsal değil. Drop Site News, İsrail’in Brad Parscale’in firması Clock Tower X’e, sohbet botlarının kullanıcılara Gazze hakkında ne söylediğini şekillendirmeyi amaçlayan, okurlar için değil makineler için yazılmış içeriklerden oluşan web siteleri ve blog yazısı ağları kurması için 46,5 milyon ABD dolarlık bir sözleşme verdiğini bildirdi. Gazeteciler o tarihten bu yana kampanyanın ne kadar yol aldığını görmek için önde gelen sohbet botlarını test etti.
Sansüre, propagandaya, veri çıkarmaya ve delillerin yok edilmesine zaten maruz bırakılmış bir toplum, şimdi insanların neyin doğru olduğunu, neyin yaşandığını ve neyin önemli olduğunu söylemesi için giderek daha çok yapay zekâ sistemlerine bağımlı olduğu bir bilgi ortamına giriyor. Üstelik şiddetin sorumlusu olan taraf, bu yanıtları şekillendirmek için para ödüyor.
Tehlike yalnızca yanlış bilgi değil. Asıl tehlike, eğitim verileri, bilgi getirme mekanizmaları ve karar alma süreçleri büyük oranda şeffaf olmayan sistemlerde epistemik gücün yoğunlaşması. Bilgi manipülasyonu, bir Filistinli paylaşımının bastırılmasından, bir yapay zekâ sisteminin neyi getirdiğini, neyi hatırladığını ya da neyi bilgi olarak sunduğunu şekillendirmeye kayabilir.
Dikkate alınması gereken bir uyarı
Bu arada bu sistemleri mümkün kılan teknolojiler ve şirketler başka yerlerde de kamusal yaşamın içine yerleşiyor. Birleşik Krallık’ta Palantir’in 330 milyon sterlinlik Ulusal Sağlık Servisi (NHS) sözleşmesi, bir parlamento komitesinin şirketin kamu sektöründeki büyüyen rolünü “kabul edilemez bir zayıflık noktası” olarak nitelemesine yol açtı. Hükümet şimdi, 2027’deki fesih maddesinin kullanılması yönündeki baskı altında sözleşmeyi gözden geçiriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde Uluslararası Af Örgütü, Palantir ve Babel Street teknolojilerinin göçmenleri ve Filistin’in hakları için ses yükselten insanları izlemek ve hedef almak için nasıl kullanıldığını belgeledi.
Bu gelişmeler, gücün örgütlenme biçimindeki daha geniş bir dönüşümün parçası olarak anlaşılmalı. Filistin, veri, gözetim altyapısı, yapay zekâ ve şirket gücü tahakküm sistemlerine entegre edildiğinde ne olduğunu gösteriyor. Bir bağlamda geliştirilen teknolojilerin, ortaya çıktıkları siyasi koşullardan soyutlanıp yenilik, verimlilik, güvenlik ya da dijital dönüşüm olarak yeniden paketlenerek ne kadar hızlı başka bir bağlama geçtiğini de gösteriyor.
Dijital çağın otoriterliği, her devletin kendi gözetim aygıtını kurmasını gerektirmiyor. Bir tanesini satın alabilir. Hükümetlerin her bilgi kaynağını denetlemesini gerektirmiyor. Bilginin süzüldüğü, sıralandığı ve iletildiği altyapıyı dışarıdan temin edebilir. Şiddetin kamusal görüş alanından kaybolmasını gerektirmiyor. Şiddeti daha ölçeklenebilir, daha otomatik ve kime ait olduğu daha zor saptanır hâle getirebilir.
Filistinliler sonuçlarıyla zaten yaşıyor. Dünyanın geri kalanı, bu sistemler kendi kurumlarında meydan okunamayacak kadar derine yerleşmeden önce uyarıyı dikkate almalı.
*Jalal Abukhater, Kudüs merkezli bir insan hakları savunucusu ve Arap Sosyal Medyayı Geliştirme Merkezi 7amleh’te politika yöneticisi.
Kaynak: https://globalvoices.org/2026/10/21/palestine-is-already-living-under-the-big-tech-authoritarianism-the-world-is-being-sold/
