İnsanlığın Uzun Vadeli Geleceği İçin Milyarderlerin Büyük Planları

Çılgın bir tekno-iyimserlik ve ütopyacılık harmanı olan uzun vadecilik, Silikon Vadisi’nin fütüristik hayaller peşindeki kesimi arasında gözde bir salon felsefesi olarak ortaya çıktı.  MacAskill’in meslektaşı, İsveç asıllı filozof Nick Bostrom, 2000’lerin başında olayların değerini ve önemini, insanlığın varlığını sürdürmesini sağlama ya da tehdit etme olasılıklarına göre değerlendiren felsefi bir çerçeve olan “varoluşsal risk” kavramını geliştirdiği çalışmalarıyla dikkat çekti.
Ağustos 12, 2026
image_print

“Özellikle gelecek hakkında tahminlerde bulunmak zordur” sözü bazen Yogi Berra’ya, bazen de Danimarkalı fizikçi Niels Bohr’a atfedilir. Bu sözü artık ilk kim söylemiş olursa olsun ben hakkımı Danimarkalıdan yana kullanıyorum. Bohr, elektronların hareketi gibi o en küçük zaman ölçeklerini tanımlayan rastgeleliği ve bilinemezliği açığa çıkarmıştır; onun mirası ise ilerlemenin barındırdığı paradoksun bir örneğidir. Nazilere karşı nükleer silah yarışını kazanmaları için Müttefiklere yardım ettikten sonra Bohr, Washington ile Moskova arasındaki bir diğer nükleer yarışı durdurmak için çok çabaladı ama başarısız oldu; Küba Füze Kriz’’nin sona ermesinden sadece haftalar sonra, Yogi Berra’nın tartışmasız olan gelecek eskisi gibi değil şeklindeki başka bir gözlemiyle uyumlu bir şekilde kalp yetmezliğinden öldü.

Bohr’un neslinin trajik çelişkileri ve kasvetli hayaletleri, William MacAskill’in kendi kurumu olan Oxford Üniversitesi merkezli, küçük, iyi finanse edilen ve sessiz sedasız etkisini artıran bir uzun vadecilik hareketi olan What We Owe the Future (Geleceğe Borcumuz) adlı eserinin üzerinde dolaşsalar da, bu eseri pek de sarsamıyorlar. Uzun vadecilik, en yalın haliyle, kişinin şu andaki en yüce etik ödevinin; insanlığın uzun vadeli hayatta kalma ve ne kadar küçük olursa olsun, gelecek uzak soylarımızın Başak (Virgo) galaksi süper kümesini kolonileştirme ihtimalini artırmak olduğunu öne sürüyor. Entelektüel ve maddi kaynakların dağılımı sıfır toplamlı olduğundan, bu durum bugün fedakârlıklar yapılmasını gerektiriyor. Uzun vadeciler, bu fedakârlıkların haklı gerekçeleri olduğunu savunuyor; zira teknolojik ilerleme zamanla, geleceğe dair kelimenin tam anlamıyla astronomik miktarda bir “değer” üretecek ve bu sayede, günümüzün “canlı kuklası” olan insanlığın çektiği sıkıntılar ile acılar, neredeyse önemsiz sayılabilecek bir düzeye inecektir. MacAskill, bu muazzam potansiyelin, “şimdiki zamanın gelecek üzerindeki tahakkümü”nden vazgeçmek adına etik bir zorunluluk doğurduğunu yazıyor.

Bu teorik geleceği dolduracak potansiyel insan sayısı, uzun vadecilik literatürünü büyük ölçüde dolduran o çarpanlı sayılara başvurulmaksızın hesaplanamaz. MacAskill, bunları bir kenara bırakarak, her biri 10 milyar insanı temsil eden ve bize yükledikleri ahlaki sorumluluğun kapsamını ima eden üç sayfa dolusu unisex tuvalet sembolüne yer veriyor. MacAskill’e göre “gelecek çok büyük olabilir.” “Aynı zamanda çok iyi veya çok kötü de olabilir.” Ona göre iyi senaryo; Homo sapiens ile yalnızca uzak bir soy bağına sahip olacak üstün zekâlı varlıkların kozmik fetihlerini beslemek üzere büyümeyi katlanarak artırabilecek bir yapay zekânın ortaya çıkışına olanak tanımak amacıyla, büyük bedeller pahasına da olsa ekonomik büyümeyi ve teknolojik ilerlemeyi sürdürmemizi ve hızlandırmamızı gerektiriyor.

Çılgın bir tekno-iyimserlik ve ütopyacılık harmanı olan uzun vadecilik, Silikon Vadisi’nin fütüristik hayaller peşindeki kesimi arasında gözde bir salon felsefesi olarak ortaya çıktı.  MacAskill’in meslektaşı, İsveç asıllı filozof Nick Bostrom, 2000’lerin başında olayların değerini ve önemini, insanlığın varlığını sürdürmesini sağlama ya da tehdit etme olasılıklarına göre değerlendiren felsefi bir çerçeve olan “varoluşsal risk” kavramını geliştirdiği çalışmalarıyla dikkat çekti. Son yıllarda Peter Thiel, Elon Musk ve Skype’ın kurucusu Jaan Tallinn, onun fikirlerine ilgi gösterdiler. Jaan Tallinn, 2012 yılında Cambridge Üniversitesi bünyesindeki Varoluşsal Risk Çalışmaları Merkezi’nin (Centre for the Study of Existential Risk) kurucuları arasında yer aldı ve Bostrom’un uzun vadeli bir araştırma gündemi üzerinde çalıştığı Oxford’daki İnsanlığın Geleceği Enstitüsü’ne (Future of Humanity Institute) önemli bağışlarda bulundu.

MacAskill’in çalışmaları Silikon Vadisi’nde de övgüyle karşılandı; nitekim Elon Musk, What We Owe the Future (Geleceğe Borcumuz) adlı eseri, kendine has o ben-merkezci üslubuyla; “benim felsefemle büyük ölçüde örtüşen bir çalışma” olarak nitelendirdi. Kitap için önde gelen isimlerden gelen çok sayıda övgü ve destek mesajı arasında, dünyanın en zengin kişisine ait olan bu ifade, uzun vadeciliğin giderek artan etkisinin gerçek önemini ortaya koymaya en çok yaklaşan değerlendirme niteliğindedir. Zira barındırdığı tüm bilimkurgu esintilerine rağmen, uzun vadeciliğe dikkatleri yönelten şey, uzak öte-gezegenlerin ve gelecek yüzyılların değerine öncelik verilmesi yönündeki ikna edici bir gerekçe değil bilakis, geri kalanımıza dayatmaya çalıştığı milyarder siyasetidir.

 

*Alexander Zaitchik, Independent Media Institute bünyesindeki Economy for All projesinde yazar ve New Orleans merkezli serbest çalışan bir gazetecidir.

 

Kaynak: https://independentmediainstitute.org/2022/10/24/billionaires-big-plans-for-humanitys-long-term-future/

Tercüme: Ali Karakuş

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.