AB Göç Paktı: Sınır Kontrolü, Sınır Dışı Etme Kuralları ve Büyüyen İnsan Hakları Krizi

Eğer bu düzenleme, Nigel Farage’ın (Reform UK lideri) Reform UK (eski adıyla Brexit Partisi) not defterinden bir sayfa gibi geliyorsa, gerçeklikten çok da uzak değildir: gerekli parlamento oyları, Avrupa Parlamentosu’ndaki sağcı ve aşırı sağcı grupların iş birliğiyle ve zaman zaman liberallerin desteğiyle sağlandı. Belçika İşçi Partisi’nden (PTB-PVDA) Marc Botenga, BreakThrough News’e verdiği demeçte, “Ekonomik kriz koşullarında, AB’deki sağ partilerin ve yerleşik düzenin bir kısmı baskıcı yasa ve reformları geçirmek için aşırı sağla ittifak kurmaya yöneliyor” dedi. “Göç ve ırkçılık, bunun somutlaştığını gördüğünüz alanlardan biridir.”
Temmuz 14, 2026
image_print

Haziran 2026’da, Avrupa Birliği’nin göç düzenlemelerinde bir dizi değişiklik yürürlüğe girerek temel insan haklarına yönelik risklerle ilgili endişeleri yeniden alevlendirdi. Haziran ayı ortasında yürürlüğe giren yeni AB Göç ve İltica Paktı’nın yanı sıra, AB siyasetçileri Geri Gönderme Düzenlemesi olarak adlandırılan düzenlemeyi de kabul etti. Bu düzenlemenin genel çerçevesi; diğer hususların yanı sıra, küçük çocuklardan biyometrik veri toplanmasına, uzun süreli göz altılara ve sığınmacıların herhangi bir bağlarının bulunmadığı üçüncü ülkelerdeki kamplara nakledilmelerine olanak tanımaktadır.

Eğer bu düzenleme, Nigel Farage’ın (Reform UK lideri) Reform UK (eski adıyla Brexit Partisi) not defterinden bir sayfa gibi geliyorsa, gerçeklikten çok da uzak değildir: gerekli parlamento oyları, Avrupa Parlamentosu’ndaki sağcı ve aşırı sağcı grupların iş birliğiyle ve zaman zaman liberallerin desteğiyle sağlandı. Belçika İşçi Partisi’nden (PTB-PVDA) Marc Botenga, BreakThrough News’e verdiği demeçte, “Ekonomik kriz koşullarında, AB’deki sağ partilerin ve yerleşik düzenin bir kısmı baskıcı yasa ve reformları geçirmek için aşırı sağla ittifak kurmaya yöneliyor” dedi. “Göç ve ırkçılık, bunun somutlaştığını gördüğünüz alanlardan biridir.”

“Bu durum aynı zamanda işçi sınıflarını bölme stratejisine de hizmet ediyor. Aynı siyasetçi ittifakının, milyarderlerin vergilendirilmesine sistematik olarak karşı çıkan, kamu hizmetlerine yönelik fon kesintilerini savunan ve daha iyi çalışma koşullarına karşı çıkanlarla aynı kişiler olması tesadüf değildir.”

Botenga, AB düzeyindeki bu değişikliklerin, Belçika’nın ev aramalarına yönelmesi de dâhil olmak üzere, ulusal düzeydeki gelişmelerle pekiştirildiğini ve bunun “ABD tarzı bir ICE” görüntüsünü çağrıştırdığını ekliyor. Şiddet içeren geri itme olaylarına karışanlar da dâhil olmak üzere sınır kontrol yetkilileri, yeni çerçeve ve ilgili önlemlerin “meziyetleri olmadan” sığınma talebinde bulunanlar için “caydırıcı” bir etki yaratacağını iddia ediyor.

Bununla birlikte, Hırvatistan merkezli göç araştırmacısı ve uluslararası dayanışma aktivisti Emina Buzinkic, bu önlemlerin onlarca yıldır süregelen AB politikalarının bir uzantısı olduğunu savunuyor. Göç Paktı’nı, denizler ve nehirler de dâhil olmak üzere AB sınırlarında, ölümlerin artmasına yol açmış olan bir “kontrol ve ölüm politikası”nın parçası olarak tanımlıyor.

Avrupa Parlamentosu’ndaki sol grup, son reformlara AB kurumları içinde karşı çıkan en güçlü ses oldu ve bunların insanların güvenliği yerine “duvarlara, dikenli tellere ve otoriter rejimlerle yapılan anlaşmalara” öncelik verdiği uyarısında bulundu. Geri Dönüş Düzenlemesi, göçmenlerin AB devletleri tarafından yapılan anlaşmalar temelinde üçüncü ülkelerdeki sözde geri dönüş merkezlerine nakledilmesine izin vererek bu endişeleri daha da artırıyor. Bu model, Giorgia Meloni hükümetinin göçmenleri İtalya toprakları dışında gözaltında tutmasına olanak tanıyan tartışmalı İtalya-Arnavutluk anlaşmasından ilham alıyor.

Muhafazakâr siyasetçiler söz konusu politikaların insan hakları ihlallerine karşı güvenceler içerdiğini öne sürerken, yenilikçi kesimler ve göç uzmanları yasaların içeriğinin göz ardı edilemeyeceği konusunda ısrar ediyor. Botenga, Geri Dönüş Düzenlemesi hakkında, “Bu özel yasa, çocukların sınır dışı edilmesi de dâhil olmak üzere Avrupa’nın uluslararası yükümlülüklerini ve insan haklarını ihlal ediyor” diye vurguladı. “Çok somut konuşalım; bu, çocukların aileleriyle birlikte, hiçbir bağlantılarının bulunmadığı ülkelerdeki kamplara gönderilmeden önce iki yıl boyunca gözaltında tutulabilecekleri anlamına geliyor. Bu yasa, Latin Amerika’dan bir kişinin Mısır ya da Hindistan’da finanse edilen bir kampta unutulup gitmesi anlamına geliyor.”

Benzer şekilde Buzinkic de iltica hakkının ciddi bir saldırı altında bulunduğunu belirtiyor. Örneğin, Fas, Hindistan veya Bangladeş gibi “güvenli” kabul edilen ülkelerden gelen insanlar için fiilen iltica imkânı kalmayacak. Yakın zamanda verdiği bir röportajda, “AB’ye göre oralarda tehlike yok, dolayısıyla ilticaya da gerek yok” diye ifade etti.

Botenga, “Bence burada en alarm verici olan, insanların, hatta çocukların bile tamamen insanlıktan çıkarılmasının sağcı ve aşırı sağcı siyasetçiler tarafından “Onları geri gönderin” sloganlarıyla kutlanıyor olmasıdır” diyor. “Bu gerçekten yeni bir aşamaya işaret ediyor.”

 

*Ana Vracar, Peoples Dispatch ve People’s Health Movement tarafından yayımlanan iki haftalık bülten People’s Health Dispatch’te sağlık muhabiridir. Avrupa People’s Health Movement’ın bölgesel koordinatörü ve People’s Health Movement yürütme konseyinin eş başkanıdır.

 

Kaynak: https://www.savageminds.co/p/eu-migration-pact

Tercüme: Ali Karakuş

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.