İttihad-ı İslam Yolunda Bir Kurban: İsmail Enver Paşa

Müminler arasında öyle erler var ki adaklarını tutup canlarını Allah yolunda feda ettiler. İsmail Enver, ümmetin kurbanı! Arkadaş sen Enver Paşa’yı bilir misin? Senden bir umudu vardı. Bu umut uğruna canını verdi. Layık olabildin mi?
Mayıs 28, 2026
image_print

“Müminlerdendir o erler ki Allah’a verdikleri ahde sadakat gösterdiler. Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler.”

(Ahzab Suresi – 23)

Arkadaş!

Sen Enver Paşa’yı bilir misin?

Bir Kurban Bayramı sabahıydı.

Cuma günüydü.

1922 yılının o Kurban Bayramında, Kurban Bayramı namazı ile Cuma namazı arasında, bulunduğu bölgeye baskın veren Rus güçleri üzerine arkasında ateş yalımları bırakarak at süren Enver Paşa, elinde kılıcı, dilinde “Allah” nidalarıyla; hayatının en büyük aşkına, en büyük arzusuna, en büyük rütbesine doğru gidiyordu.

Şehadet şerbetini yudum yudum değil, kana kana içmeye gidiyordu.

O mübarek vakitte Müslüman ve Türk bir kahraman, sadece bir kere yaşanabilecek ve insanların çok azına nasip olabilecek üçüncü bayramını yaşadı.

Allah’a verdiği sözü tutan erlerden oldu.

Şehadetinden sonra ondan geriye kalan çok az şey; kılıcı, vurulduğunda göğsünden çıkan Kuran-ı Kerim ve kanlı elbisesiydi.

Yüksek seciyeli eşi Naciye Sultan ve değerli evlatları Mahpeyker, Türkan ve Ali’yle olan buluşmasını ahirete bırakarak o gün, o şanlı Çegan Tepesinde Müslüman Türk’ün kanını bir kez daha toprakla buluşturdu.

Babası Ahmed Efendi’nin Hz. İsmail’in ismiyle isimlendirdiği Enver, Allah’ın kulu Enver, Hz. İsmail’in boynunu bıçağa uzattığı gibi savaş meydanlarında göğsünü mermilere, süngülere ve şarapnellere karşı uzatan Enver, şereflerin en yücesine ulaştı.

 

“Ben İslam’a hizmetçi olmayı bin padişahlığa değişmeyeceğimi söyledim”.

                                               Enver Paşa – (23 Aralık 1921 tarihli mektubundan)

Aslında ölmediğine ve yaşadığına dair mazluma ümit zalime korku veren rivayetlerden sonra şehadeti açıktan açığa belli olunca;

İslam alemi ağladı arkasından…

Yüreği “Allah” diye çarpanlar ağladı. Yiğit bir Müslüman Türk’te zulme karşı yükselen iradeyi gören ve umut edinen dünya mazlumları ağladı.

Kim bilir belki de,

Şeyh Senüsi ağladı,

Ömer Muhtar ağladı,

İzzeddin Kassam ağladı…

 

Filistin sokaklarından küçük bir Abdullah,

Arnavutluk’ta genç bir Süleyman,

Trabzon’da yiğit bir Yahya,

Lübnan’da bir Şekib ağladı.

Arap ağladı,

Türk ağladı,

Arnavut ağladı,

Müslüman ağladı.

 

Alem-i İslam kurban verdiği İsmail Enver’ine ağladı.

Enver Paşa’nın arşınladığı Trablusgarp’ın çölleri ağladı, mücahitler diyarı Yemen ağladı, Kuyumcu Hamdi’nin güzergahı Mısır ağladı.

 

“İşte ruhum, böyle sürüne sürüne, toprak odalarda duman içinde maddeten ve senden uzak manen yalnız İslamlar’ı kurtarmak teşebbüsüyle yaşıyorum”.

Enver Paşa – (1 Aralık 1921 tarihli mektubundan)

Ondan geriye büyük bir malvarlığı ya da başkaca maddi değeri olan bir miras kalmadı.

Ondan geriye şerefi, davası ve bu davaya adanmışlığı kaldı.

İsmail Enver kendini ümmetin bağımsızlığı ve geleceği için feda etti.

Sanki Mehmed Akif Ersoy,

“O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar” dizesini tam da onun ve onun gibi mücahidler için yazmıştı.

İşte Müminler arasında öyle erler var ki adaklarını tutup canlarını Allah yolunda feda ettiler.

İsmail Enver, ümmetin kurbanı!

Arkadaş sen Enver Paşa’yı bilir misin?

Senden bir umudu vardı.

Bu umut uğruna canını verdi.

Layık olabildin mi?

 

“Kırk milyon Türk ve Müslüman’ın ve buna merbut milyonlarca İslam’ın boğuk canhıraş iniltisi bana ‘imdat, imdat’ diye sesleniyor ve [ailesine kavuşmak yerine cihad meydanında kalmayı kastediyor] kalırsam Hak ve halk nezdinde bu hizmetimin takdir edileceğini ihtar ediyor”.

                                                        Enver Paşa (17 Ekim 1921 tarihli mektubundan)

 

Dr. Ender Korkmaz

Ender Korkmaz; 1983 yılında İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümünde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalında yazdığı “Tahsin Uzer’in Yaşamı ve Faaliyetleri” başlıklı teziyle yüksek lisans derecesi, aynı üniversitenin Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalında yazdığı “Harbiye Nazırı Nazım Paşa’nın Hayatı ve Faaliyetleri” başlıklı teziyle doktora derecesi aldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSMEK’te diksiyon usta öğreticisi, Beylikdüzü Belediyesi’nde Kültür-Sanat Koordinatörü, Zeytinburnu Belediyesi’nde Kültür Merkezi Koordinatörü, İHH İnsani Yardım Vakfı’nda Halkla İlişkiler Koordinatörü, Yunus Emre Enstitüsü’nde Kiev Yunus Emre Enstitüsü Müdürü olarak çalıştı. Halen bir devlet üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde Doktor Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır. Korkmaz’ın çalışmalarının ana odağını Yakınçağ Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti dönemi siyasi tarihi oluşturmaktadır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.