Teknoloji Milyarderleri Neden Kendilerini Kurtaramıyor?

Popular Science (PopSci), çöl sığınakları, havuz bakımı ve yeni kitabı Survival of the Richest: Escape Fantasies of the Tech Billionaires üzerine önde gelen dijital kültür kuramcısı Douglas Rushkoff ile konuştu. Rushkoff, PopSci’ye; “Planları tamamen saçma! Gerçekten saçma! Hepsi” diyor.
Ocak 19, 2026
image_print

Eğer küresel bir kıyamet gerçekten koparsa, süper zenginler paraları ve teknolojileri sayesinde bunu atlatabilecek mi? Bu, çoğumuzun her gün düşündüğü bir şey olmayabilir, ancak Douglas Rushkoff’un uzun zamandır kapsamlı biçimde üzerinde düşündüğü bir konu.

“Planları tamamen saçma! Gerçekten saçma! Hepsi,” diyor PopSci’ye.

Konuya yabancı olanlar için, Douglas Rushkoff’un dijital kültürün en ileri noktalarındaki etkisinin ne kadar büyük olduğunu anlatmak zor. 90’lı yılların başlarındaki çılgın (rave) sahnelerin popülerleşmesine yardımcı olan bilimkurgunun öncü teorisyenlerinden biri olarak öne çıkan Rushkoff; Timothy Leary, Grant Morrison ve William Gibson gibi isimlerle yakın arkadaşlıklar kurmuştur. Dotcom ve konut piyasası çöküşlerini doğru şekilde öngörmüş, ayrıca “sosyal para”, “dijital dünya yerlisi” ve “viral medya” gibi terimleri ortaya atmıştır. Efsanevi deneysel müziğin süper grubu Psychic TV’de, merhum Genesis P-Orridge ile iş birliği yapmış; romanlar, teknoloji incelemeleri, çizgi romanlar, dijital manifestolar, belgeseller ve dini incelemelerden oluşan küçük bir kütüphane dolusu eser kaleme almıştır. MIT onu bir zamanlar hayatta olan “En Etkili 21 Düşünür”den biri olarak listelemişti; şu anda New York Şehir Üniversitesi (Kamu Üniversitesi) CUNY Queens’te Medya Kuramı ve Dijital Ekonomi Profesörü olarak görev yapmaktadır.

Dolayısıyla Rushkoff, milyarder teknoloji kankalarının yaklaşmakta olabilecek Kıyamet Günleri’ni atlatma planlarının gülünç olduğunu söylediğinde, kulak kabartmak isteyebilirsiniz.

Rushkoff, yaptığımız görüntülü sohbette, 2017’de beş milyarderin kendisini, konuşmacı olarak davet edildiğini sandığı lüks bir çöl sığınağına götürdükleri zamanı hatırlarken başını sallayıp gülümsüyor. “Para konuşur, ben de konuşurum; [özellikle] çılgın, Marksist, anarko-sendikalist, trans halimden mülhem yazılarımı finanse etmeye yardımcı oluyorsa,” diyor.

Rushkoff’un özgeçmişi, kendisi reddetse de onu sık sık bir fütürist olarak etiketliyor. “Teknoloji hakkında yazan herkes çok sık fütürist olarak algılanıyor. [İnsanlar] bunun aynı şey olduğunu düşünüyor,” diyor. Oysa “Ben bir ‘şimdici’yim. Sahadaki koşullara, olay ve olguların şu anda nasıl olduğuna bakarım ancak teknoloji sektöründen, ya da daha sıklıkla neler olacağını öğrenmek isteyen teknoloji yatırımcılarından çok sık çağrı alıyorum.”

İşte bu yüzden çöl daveti gelmişti. Ancak oraya varınca işler hızla sarpa sardı.
“Beni sahneye çıkarmak yerine, bu beş adamı kulise getirdiler ve bizi küçük bir masanın etrafına oturttular,” diye hatırlıyor. “Bana bahislerini nereye koymaları gerektiğini sormaya başladılar: Bitcoin mi Ethereum mu? Sanal gerçeklik mi artırılmış gerçeklik mi? Ve sonra, en sonunda, Alaska mı Yeni Zelanda mı?”

Rushkoff o anda neden gerçekten davet edildiğini anladı: nazik ev sahiplerinin, çoğumuz için işlerin çok daha da kötüye gideceği, korkulan medeniyet dönüm noktası olarak yaklaşan Kıyamet’e hazırlanmalarına yardımcı olmak. Fırtına dalgaları, orman yangınları, yeni bir salgın, toplumsal huzursuzluk gibi şeyler. Seç beğen al; Hepimiz buna yenik düşerken en değerliler (yani en zenginler) ise rahat teknoloji yuvalarında her şeyin geçmesini bekleyecekler- ya da görünüşe göre öyle düşünüyorlar.

“Her şey çökmeye başladığında, batan gemiden kurtulmak için başkalarının kafasına basarsın,” diyor.

Yeni kitabı Survival of the Richest: Escape Fantasies of the Tech Billionaires, talihsiz çöl yolculuğunu bir sıçrama tahtası olarak kullanarak, kendi yarattıkları çevresel ve toplumsal ekosistemler çökerken kaçmaya kararlı ultra zengin erkeklerin kurguladığı sayısız planı inceliyor. Bilincini buluta yüklemekten Mars’ı kolonileştirmeye, ya da kendine ait özel, lüks, tropikal bir kıyamet sığınağına çekilmeye kadar; yarının sözde vizyonerleri, çok geç olmadan geleceğe dayanıklı felaket hazırlık planlarını hayata geçirmek için yarışıyor.

“Başta ciddi, korkutucu bir kitap yazmaya başlamıştım; sonra ‘Aman Tanrım, bu adamlar gülünç’ diye fark edince, iş daha çok bir kara komediye dönüştü,” diyor. Rushkoff; “Bu adamlar hakkında onları küçülten hikâyeler anlatmak istedim ki o yola sapmayalım,” diye ekliyor.

Aslında lüks kaçış sığınakları o kadar revaçta bir pazar ki, yaklaşan kıyamet korkusuna sahip zengin müşterilere hizmet etmeye adanmış, tümüyle (ve son derece kârlı) bir endüstri mevcut artık. Ne yazık ki Rushkoff’a göre bunların hepsi devasa, kelimenin tam anlamıyla bir para çukuru gibi geliyor.

Şimdiye kadar karşılaştığı kaçış planlarından herhangi birinin özellikle ilginç ya da uygulanabilir olup olmadığı sorulduğunda omuz silkerek; “Gerçekten bu kadar ilgiye değmiyorlar” diyor. “Bana geleceğe dair anlayışlarını, çok net muhtemelen lisede okudukları bilim kurgu kitaplarına dayandırıyorlar gibi geldi.”

Bu kumarı, Yalıtım Denklemi olarak adlandırıyor: Bu adamların, bizzat para ve teknoloji kullanarak aktif biçimde yok ettikleri bir dünyadan kendilerini kurtarmak için ne kadar paraya ve teknolojiye ihtiyaçları var? Rushkoff’a göre (biraz da bariz olan) sorun şu ki, çözümleri; toplumu baştan beri bu noktaya getiren şeylerin aynısını tekrar ediyor: “piyasayı boz” ve sonsuza dek büyü zihniyeti; kaynaklar ve insanlık umurlarında bile değil.

“Teknolojinin büyük bir kısmı, ya dışsallıkları kullanıcıdan daha uzağa itmek için ya da dışsallıkları gizlemek için kullanılıyor,” diyor. “Eğer ‘Aa, yaptığımız şey buymuş’ diye [fark ederseniz], o zaman bariz tepki şudur: ‘Saklanmaya devam etmek yerine dışsallıklarla doğrudan yüzleşmek.’”

Rushkoff, ada sığınaklarının birinde yer alan, tavanında güneşi taklit eden bir aydınlatma sistemine sahip, son teknoloji yer altı ısıtmalı yüzme havuzunu örnek veriyor. Çölde katıldığı sürpriz soru-cevap oturumunda Rushkoff, havuzun milyarder sahibine küresel tedarik zincirleri süresiz olarak çöktüğünde havuzu nasıl klorlamayı planladığını sormuş.

“Adam küçük Moleskine defterini çıkardığını ve ‘Hmm… lojistik,’ diye not aldığını” hatırlıyor Rushkoff.

Dünyanın en zengin insanlarının kaçış fantezileri konusunda bu kadar bilgisiz olmaları sizi hayal kırıklığına uğratıyorsa, işte Rushkoff’un anlatmak istediği de tam olarak bu. Survival of the Richest için şimdiye kadar yapılan başlıca eleştirilerden birinin, teknoloji milyarderlerinin kıyametten sağ çıkma planlarının ince ayrıntılarına hiç girmemesi olduğunu söylüyor.

“Bu adamların kaçış planlarına geleceğimizi sanmıştım?” diye özetliyor tepkileri. “Ama durum şu: ‘Hayır. Bunlar bu adamların kaçış fantezileri… çünkü hepsi, oynanabilmesi için kişinin kendini herkesten ve her şeyden ayırmasını gerektiriyor.’”

Bu bilinçli ayrışma, yanlış yönlendirilmiş olduğu kadar nafile bir çaba. Rushkoff, manşetleri süsleyen pek çok teknoloji kankası, gerçekten insanlığa yardım ettiklerini düşünüyor olsa bile, dar görüşlü bakış açıları onları sorunlarımıza “bilim sorunları olarak değil, mühendislik sorunları olarak bakmaya” indirgemiş durumda, diyor.

Bunun yerine bilimi, doğaya hükmetmenin ve onu “çözmenin” bir aracı olarak değil, onunla birlikte var olmanın bir yolu olarak yeniden kullanmaya çalışmalıyız. Hatta belki de verdiğimiz zararı onarmak için çalışmalıyız. “İnsanları birbirinden yabancılaştırıp izole ederek zamanlarını, enerjilerini, verilerini ve kaynaklarını sömürmek yerine, teknolojiyi insanların işini kolaylaştırmak ya da hatta daha verimli hale getirmek için kullanabiliriz,” diyor.

“Eğer bu piyasayı ve o piyasayı alt üst etmeye bu kadar istekli olan insanlar, girişim sermayesini veya girişimcilik modelinin kendisini alt üst etmeye de istekli olsalardı, gerçekten devrim niteliğinde bir şey ortaya çıkardı” diyor.

Sonuçta (tabiri caizse) milyarlarca dolar bu adamları ancak belli bir noktaya kadar götürebilir. Rushkoff, çöldeki milyarder ev sahiplerine özel güvenlik güçleri hakkında “Paranızın hiçbir değeri kalmadıktan sonra sizi neden koruyacaklarını düşünüyorsunuz?” diye sorduğunu hatırlıyor. Bu aşamadan sonra adamlar çaresizce başkaca izahlara tutunmaya çalıştılar.

Son çarelerini kastederek; “O noktada, geriye kalan son çareler elektrikli tasmalar, bekçi köpekleri ve kasa şifreleriydi” diyor.

 

*Andrew Paul, Popular Science dergisinde kadrolu yazardır.

 

Kaynak: https://www.popsci.com/environment/douglas-rushkoff-survival-of-the-richest/

Tercüme: Ali Karakuş

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

SOSYAL MEDYA