Dünya’da Yaşamın İlk Evresi İçin ‘En Uygun Nokta’
Bilim insanları, Dünya’nın uzak geçmişinde, yaşamın ilk evresi olduğu öne sürülen ve “RNA Dünyası” evresi olarak bilinen bir aşamanın ortaya çıkması için koşulların en uygun olduğu bir “altın dönem” tespit ettiler.
Araştırmacılar, 22 Eylül 2026 Salı günü Nature Communications dergisinde yayımlanan bir çalışmada, en uygun zamanın 4,33 milyar yıl önce olduğunu ancak gezegen oluşumundan kalan asteroitlerin, kuyruklu yıldızların ve diğer kayalık artıklarının neden oldukları şiddetli bombardımanların büyük ölçüde sona ermiş olması nedeniyle Dünya’nın 4,4 milyar yıl kadar erken bir tarihte bile RNA Dünyası için uygun hale gelmiş olabileceğini bildirdi.
Çalışmanın başyazarı, Arizona merkezli Gezegen Bilimi Enstitüsü’nde kıdemli bir bilim insanı olan Oleg Abramov, Live Science’a gönderdiği bir e-postada, elde edilen bulguların; jeokimyasal modellemelere, biyomoleküler analizlere ve erken dönem atmosfer kimyası simülasyonlarına dayanan önceki çalışmalara kıyasla, RNA Dünyası’nın başlangıcına dair daha kesin bir tahmin sunduğunu belirtti.
Abramov, “Zamanlama, yaklaşık 4,35 milyar yıl öncesine dair önceki tahminlerle uyumlu ancak belirsizlik aralığımız önemli ölçüde daha dar” açıklamasında bulundu ve “Önceki tahmin aralıkları 4,46 ila 4,26 milyar yıl öncesini ve 4,45 ila 3,9 milyar yıl öncesini kapsıyordu” dedi.
RNA Dünyası, Dünya tarihinde, yeryüzündeki tüm canlıların soyundan geldiği tek bir mikrop olan Son Evrensel Ortak Ata’nın (LUCA) ortaya çıkışından önceki dönemi ifade eden varsayımsal bir evredir. RNA ya da ribonükleik asit, yapısal açıdan DNA’ya benzeyen ve canlı hücrelerde hayati işlevler yerine getiren tek zincirli bir moleküldür. Bilim insanları, RNA Dünyası’nın DNA’nın ortaya çıkışından önce var olduğunu düşünmektedir ve bu erken dönemde RNA, kendi kendini bağımsız olarak kopyalayarak genetik bilgiyi temel yaşam biçimlerinin nesilleri boyunca taşıyan birincil çoğalan madde olmuş olabilir.
RNA, Son Evrensel Ortak Ata (LUCA) ortaya çıkmadan bir süre önce, kimyasal açıdan daha kararlı olan yakın akrabası DNA’ya evrildi. Bilim insanları, RNA Dünyası’nın önce bir RNA ve protein dünyasına dönüştüğünü, ardından DNA’nın, U-DNA dünyası ve T-DNA dünyası adı verilen iki ayrı aşamada ortaya çıktığını düşünüyor.
Abramov’a göre araştırmacılar Dünya’da yaşamın ortaya çıkışına ilişkin alternatif ve karma senaryolar önermiş olsalar da RNA Dünyası önde gelen hipotezlerden biri olmayı sürdürüyor. Bu dönemin ne zaman yaşanmış olabileceğini belirlemek için o ve meslektaşları, 4,5 milyar ile 3,5 milyar yıl önce gezegenin yüzeyine çarpan dev etkilerin kabuktaki koşulları ve Dünya’nın genel olarak yaşamla uyumluluğunu nasıl etkilediğini simüle eden bir Dünya içyapısı ile ilgili bilgisayar modeli oluşturdular.
Abramov, “Ay’daki krater kayıtları gibi gözlemlenebilir verilerle sınırlandırılmış bir çarpma bombardımanı modeli oluşturduk” dedi. “Çarpmaların, temel biyomoleküllerin sıcaklık kaynaklı bozulması gibi zararlı etkilerinin yanı sıra, hidrotermal sistemlerin oluşumu gibi yaşam için elverişli olan etkilerini de inceledik.”
Model, dinozorların yok olmasına yol açan asteroitten on kat daha büyük ancak Ay’ı meydana getiren çarpışmaya neden olan gök cisminden çok daha küçük olan ve yüzlerce mil genişliğindeki uzay kayalarının, 4,4 milyar yıl öncesine kadar Dünya’ya çarpmaya devam ettiğini ve gezegenin yüzeyini yaşanmaz hale getirdiğini gösterdi. Abramov, yaşamın bu kadar yoğun bir bombardımandan sağ çıkmasının mümkün olmadığını, bunun muhtemelen yer kabuğunun yaygın bir şekilde erimesine, okyanusun buharlaşmasına, yer kabuğunda aşırı sıcaklık değişimlerine ve yüzeyde sürekli olarak yanan madde ve kaya buharı yağmurlarına yol açtığını söyledi.
Ancak 4,4 milyar yıl öncesinden sonra koşullar istikrar kazandı. Abramov, bunun bir sonucu olarak, yer kabuğunun yüzeye yakın kısımlarında, nükleotitler, peptit adı verilen kısa amino asit zincirleri ve lipit olarak bilinen yağ benzeri bileşikler dahil olmak üzere RNA için gerekli olan yapı taşlarını yoğunlaştıran hidrotermal bacalı bölgelerin ortaya çıktığını belirtti.
Abramov, “Bu ölçütler, Dünya’nın 4,4 milyar ile 4,3 milyar yıl önce RNA Dünyası için elverişli hâle geldiğine, koşulların ise yaklaşık 4,33 milyar yıl önce en uygun düzeye ulaştığına işaret ediyor” dedi.
Sonuçlar, RNA Dünyası’nın en parlak dönemi ile bilim insanlarının yaklaşık 4,2 milyar yıl önce yaşadığını düşündüğü LUCA’nın ortaya çıkışı arasında yaklaşık 130 milyon yıllık bir boşluk bulunduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, her iki olayla ilgili hâlâ büyük belirsizlikler bulunduğunu belirten Abramov, bu zaman aralığının 240 milyon yıla kadar çıkabileceğine dikkat çekti.
Abramov, “RNA Dünyası’nın süresi büyük ölçüde belirsizdir ve çalışmamız bu süreyi açıkça sınırlandırmamıştır” dedi.
İlgilenenler için:
https://kritikbakis.com/michael-behe-ile-evrim-ve-akilli-tasarim-uzerine-roportaj/
https://kritikbakis.com/musluman-alimler-dokuzuncu-yuzyilda-evrimi-kesfetti-mi/
https://kritikbakis.com/el-cahiz-evrim-teorisinin-babasi/
https://kritikbakis.com/insana-donusmek-icin-kat-edilen-milyonlarca-yillik-yol-sizce-olduk-mu/
https://kritikbakis.com/beyninizin-evrimi-emiliano-bruner-ile-roportaj/
https://kritikbakis.com/sitrat-olum-sarmali/
https://kritikbakis.com/gezegenimiz-oksijenini-nasil-elde-etti/
https://kritikbakis.com/kucuk-seyler-cok-onemlidir-siyanobakteriler/
https://kritikbakis.com/dunyamiz-yesil-bir-gezegen-miydi/
https://kritikbakis.com/dunyadaki-tum-bitkilerin-atasi-bir-milyar-yillik-yesil-bir-alg-turu/
*Sascha Pare, Live Science’ta görev yapan ve Birleşik Krallık’ta yaşayan bir yazardır.
Tercüme: Ali Karakuş