Ukrayna ve Moldova Nihayet Katılım Müzakerelerine Başlayabilir mi

Daha Geniş Bir Avrupa Brifingi: 

 

Ön Bilgi 1: Ukrayna (ve Moldova) Nihayet AB Katılım Müzakerelerine Başlayabilir mi?

 

Bilmeniz Gerekenler: Macaristan’daki iktidar değişikliğiyle birlikte, Brüksel’de Ukrayna ve bu süreçte şu ana kadar Kiev ile birlikte anılan Moldova ile fiili AB üyelik müzakerelerinin başlayacağı yönünde bir umut oluştu.

Resmî olarak müzakereler Haziran 2024’te başladı. Ancak 33 politika başlığının açılması ve kapatılması, görünürde Ukrayna’daki Macar azınlığın haklarının yeterince korunmadığı iddiasıyla uygulanan Macar vetosu nedeniyle yaklaşık iki yıldır askıya alınmış durumda.

Peter Magyar’ın Mayıs başında Macaristan başbakanı rolünü üstlenmesiyle birlikte, hiçbir şey kesin olmasa da bu konuda ilerleme sağlanması bekleniyor. Özgür Avrupa Radyosu’na (RFE/RL) kimliklerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan AB yetkilileri, yeni başbakanın da selefi Viktor Orban kadar Slovakya gibi çeşitli Avrupa ülkelerindeki Macar azınlıkları konusunda sert tutumlar sergilediğine dikkat çekiyor.

En önemli gelişme, Haziran ayı başlarında Magyar’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile yapacağı muhtemel görüşme olacaktır. Zamanlama önemli çünkü AB liderleri 18-19 Haziran’da Brüksel’de yaz tatilinden önceki büyük zirvede bir araya gelecek ve söz konusu bu zirvede en azından Ukrayna ve Moldova için fasılların açılması konusunda gayri resmi bir karar alınabilir.

 

Derin Arka Plan: Büyük soru ise kaç faslın açılacağı ile ilgilidir. RFE/RL’nin görüştüğü çoğu diplomat, 30 Haziran’da sona erecek olan Kıbrıs’ın AB Konseyi dönem başkanlığı sırasında bir şeyler açılacağını düşünürken, tahmin yarışı tam olarak kaç faslın açılacağı üzerinde yoğunlaşmış durumda.

33 başlık artık altı kümeye ayrılmış durumda. Avrupa Komisyonu, Ukrayna ve Baltık ülkeleri gibi Ukrayna’nın AB içindeki güçlü destekçileri, altı kümenin tamamının Haziran ayında açılabileceğine inanıyor; bu da fiilen tüm 33 başlığın açılması anlamına gelir.

Diğerleri ise daha temkinli. Magyar’ın Kiev’e karşı alacağı tavırla ilgili hâlâ soru işaretleri bulunmasına rağmen, çoğu ülke bunun liyakate dayalı bir süreç olduğunu, yani Ukrayna’ya hiçbir kısa yol sunulmayacağını ve ülkenin Zelenski’nin zorladığı gibi 2027 yılına kadar üyeliği garantileyemeyeceğini söylüyor.

Fransa’da, Ukrayna’nın hızlı bir şekilde AB’ye katılımının hem sağ hem de sol kanattaki popülistlerin, bloğun doğuya doğru genişlemesine şüpheyle yaklaştığı gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında olumsuz bir unsur haline gelebileceği endişesi var. Diğer üye devletlerde, özellikle doğu kesiminde, en azından Ukrayna ile ilgili olarak, çok hızlı ilerlememe isteği hala mevcut çünkü bu ülke kaçınılmaz olarak tarım için ayrılan büyük miktarda parayı ve şu anda daha yoksul bölgeler için Bulgaristan, Polonya, Romanya ve Slovakya gibi yerlere giden fonları tüketecektir.

Brüksel’de en yaygın tahmin, Haziran ayında yalnızca temel ilkeler kümesinin açılacağı yönünde. Temel haklar, yargı ve kamu yönetimi gibi kritik başlıkları içeren bu küme, her zaman ilk açılan ve en son kapatılan bölüm oluyor.

Dış ilişkiler ve iç pazarlarla ilgili olanlar da dâhil olmak üzere iki kümenin daha açılabileceği bir uzlaşma olabilir, ancak temel unsurlar dışında kalanların kademeli olarak yılın ikinci yarısında İrlanda’nın başkanlığı ve 2027’nin başında Litvanya başkanlığı döneminde açılacağı düşüncesi hala geçerliliğini koruyor.

 

Detaylara İnildiğinde

  • Karşılaştırma yapmak gerekirse, bu süreç AB standartlarına göre oldukça hızlı sayılır. Şu anda müzakere başlıklarını en hızlı açma rekorunu elinde tutan Arnavutluk’un altı kümenin tamamında görüşmelere başlaması 13 ay sürmüştü.
  • Moldova’nın da en azından şimdilik Ukrayna ile birlikte ilerlemeye devam etmesi bekleniyor. Ancak Ukrayna süreci yeniden tıkanırsa bu durum uzun sürmeyebilir. O zaman Kişinev tek başına ilerlemeyi tercih edebilir. Hiçbir AB üyesi ülkenin Moldova’yla ciddi bir sorunu yok gibi görünüyor; çünkü ülke daha küçük ve Rusya’yla doğrudan savaş halinde değil. RFE/RL’ye konuşan üst düzey bir AB yetkilisinin ifadesiyle, kulüp tarafından “içeriye alınması” çok daha kolay olacaktır.
  • RFE/RL’nin gördüğü ve bu ilkbaharda dolaşıma giren çeşitli tartışma belgeleri iki önemli noktaya işaret ediyor. Birincisi, bu belgelerin açık biçimde esas olarak Ukrayna düşünülerek hazırlandığı görülüyor. Ve bu belgelerin hepsi, AB’ye katılmadan önce bir tür geçici “bekleme odası”na işaret ediyor. Başka bir ifadeyle, Ukrayna’ya AB’nin bazı avantajları sunulmak isteniyor; ancak hızlı bir tam üyelik olası görünmüyor.
  • Fransız belgesi “entegre devlet statüsü”nden söz ediyor. Belge doğrudan Ukrayna’yı değil, tüm AB aday ülkelerini kapsıyor; ancak bu modelin “üyeliğin yerine geçecek bir alternatif değil, üyeliğe doğru hızlandırıcı bir aşama” olduğu belirtiliyor.
  • Bu öneri, oy hakkı olmaksızın AB’nin temel kurumlarına katılımı, vatandaşlara sembolik faydalar sağlamayı ve ortak tarım politikası (CAP) ve uyum fonları (AB’nin daha yoksul bölgelerine nakit transferleri) gibi temelde para kaynağı olmayan AB finansman programlarına katılımı öngörüyor.
  • Sadece Ukrayna’dan söz eden Alman belgesi ise “AB’ye sıkı biçimde bağlı ortak üyelik” modelini gündeme getiriyor. Fransız önerisinde olduğu gibi burada da bunun “tam üyeliğe alternatif değil, üyeliğe doğru uygulanması kolay önemli bir kestirme yol” olduğu vurgulanıyor.
  • Fransız belgesine benzer şekilde, bu belge de “yetkisiz yardımcı komiserler” ve “Avrupa Parlamentosu yardımcı üyeleri” ile oy hakkı olmaksızın kurumlara katılımı ve AB pazarına kademeli entegrasyonu ele alıyor.
  • Buna ek olarak belge, NATO’nun 5. maddesine denk gelen fakat şimdiye kadar hiç uygulanmamış AB karşılıklı savunma maddesi olan 42.7. maddenin, “yalnızca siyasi bir deklarasyonla fiilen uygulanabilir hale getirilebileceğini” öne çıkarıyor.
  • Son olarak Litvanya’nın hazırladığı belge, Kiev için hızlı bir AB genişlemesini en güçlü biçimde destekleyen metin olarak öne çıkıyor. Belki de dikkat çekici olan nokta, şu ana kadar başka hiçbir İskandinav veya Baltık ülkesinin Litvanya’nın hazırladığı bu belgeye resmî destek vermemiş olması.
  • Belgede, “tam üyelik, katılım sürecinin tek hedefi olarak kalmalıdır. Entegrasyonun ara biçimleri, sektörel katılım veya AB politikalarına kısmi erişim ilerlemeyi destekleyebilir, ancak üye devlet olma amacının yerini alamaz veya bu amacı yeniden tanımlayamaz” denilmektedir.
  • Öneriler arasında, üyelik sürecindeki ilerlemenin “katılım kriterleriyle ilgisiz nedenlerle durdurulamaması” ve ilerlemenin “nesnel olarak değerlendirilen reform sonuçlarına dayanması” gerektiği de bulunuyor. Amaç, Macaristan’ın son birkaç yılda yaptığına benzer yeni tıkanmaları önlemek ancak bunun için genişleme metodolojisinin değiştirilmesi gerekir ki bu da tüm üyelerin oybirliğiyle onayını gerektiriyor.
  • Tartışılan fikirlerden biri de “katılan devlet” kavramı. Bu statü normalde ancak AB katılım anlaşması imzalandığında ortaya çıkıyor ancak Vilnius, bu statünün çok daha erken bir şekilde uygulanmasını istiyor; böylece “AB, bir aday ülkenin niteliksel olarak farklı bir entegrasyon aşamasına ulaştığını tanıyabilir” ve Kiev’in çoğu AB programı ile kurumuna katılımı sağlanabilir.
  • Diğer fikirler arasında, katılım anlaşması hazırlık çalışmalarının başlatılması da bulunuyor; Brüksel bunu kısa süre önce Karadağ için yaptı ve Ukrayna’nın AB üyeliği için “şartlara ve liyakate bağlı” bir tarih olarak 2030’u işaret etti.
  • Şu anda çok az AB üyesi ülke Ukrayna (veya Moldova) için belirli bir tarih vermeye istekli ancak 2030 yılı bile, en azından kapalı kapılar ardında, oldukça iddialı bir hedef olarak görülüyor.

 

Ön Bilgi 2: Ermenistan Bu On Yıl İçinde AB Vize Serbestîsi Alabilecek mi?

 

Bilmeniz Gerekenler: 5 Mayıs’taki ilk AB-Ermenistan zirvesi büyük ölçüde sembolik bir etkinlikti; bu etkinlikte, bloğun Erivan’a verdiği siyasi destek sergilendi ve hem Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen hem de Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Haziran başında Ermenistan’da gerçekleşecek parlamento seçimlerinin ardından ülkenin Rusya yanlısı bir yöne daha fazla kaymaması için bu küçük Kafkas ülkesine ilgi ve övgü yağdırdı.

Somut çok az karar alındı; ancak küçük bir “çıktı”, ileride büyük bir politika değişikliğine yol açabilir: AB tarafı, Ermenistan’a vize serbestîsi eylem planına (Brüksel jargonuyla VLAP) ilişkin ilk ilerleme raporunu sundu. Bu oldukça teknik belge, Erivan’ın vatandaşlarının AB ile vizesiz seyahat hakkı elde edebilmesi için attığı adımları ve önümüzdeki yıllarda bu statüye ulaşabilmek adına hâlâ neler yapması gerektiğini değerlendiren bir tür karne niteliğinde.

 

Derin Arka Plan: Ermenistan açısından çok sayıda olumlu gelişme vardı. VLAP, ülkeye Kasım 2025’te verilmişti ve AB’ye göre Ermenistan altı ay içinde önemli bir ilerleme kaydetti.

Raporda özetle, “Ermeni yetkililer, VLAP kapsamında beklenen reformları gerçekleştirme konusunda güçlü bir siyasi kararlılık göstermiştir. VLAP, Ermenistan’a yakın zamanda sunulmuş olmasına rağmen gerekli reformların çoğu Ermeni yetkililer tarafından başlatılmış veya planlanmıştır” denilmekteydi.

Bu da, her şey yolunda giderse, ülkenin on yıl sona ermeden vize serbestîsi elde edebileceği anlamına geliyor.

Bu konuda en uygun karşılaştırma muhtemelen Gürcistan’dır. Tiflis, Kasım 2013’te benzer şekilde olumlu ilk VLAP raporunu almış, sonraki iki yıl içinde üç rapor daha yayımlanmış ve Avrupa Komisyonu Mart 2016’da Gürcistan için vize serbestîsini tavsiye etmişti.

Avrupa Parlamentosu ve AB’nin 27 üye ülkesi daha sonra gerekli yasal düzenlemeleri başlatmış, bunun sonucunda Gürcistan vatandaşları Mart 2017’den itibaren yalnızca biyometrik pasaportla Schengen bölgesine seyahat edebilir hale gelmişti.

 

Detaylara İnildiğinde

  • Benzer derecede iddialı bir takvim izlenirse, Ermenistan 2029 ya da 2030 yılında vize serbestîsi elde edebilir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için iki şartın sağlanması gerekiyor.
  • İlk olarak tüm AB üyesi ülkelerin bu konuda mutabık olması gerekiyor. Genel olarak Ermenistan’a karşı AB içinde önemli bir siyasi sempati bulunsa da, yasa dışı göç birçok ülkede büyük bir siyasi mesele ve popülist partiler çoğu yerde etkili. Bu nedenle Erivan’ın, vatandaşlarının Schengen bölgesine seyahati iltica başvurusu yapmak için kullanmalarını engellemesi gerekiyor.
  • Vize raporunda ayrıca şu ifadeye yer veriliyor: “AB’de düzensiz olarak kalan Ermeni vatandaşlarının sayısı 2019’da 2.155 ve 2024’te 2.465 olarak nispeten istikrarlı seyretmiştir. Ancak özellikle tıbbi tedavi amacıyla bazı AB ülkelerine yapılan temelsiz iltica başvurularının yüksek sayısı, Ermeni makamlarının çözmesi gereken bir sorun teşkil etmektedir.”
  • İkinci ve daha somut zorluk ise, AB’nin dört temel politika alanında talep ettiği tüm mevzuatı uygulamaktır: seyahat belgelerinin güvenliği, sınır ve iltica yönetimi, kamu düzeni ve güvenliği ile serbest dolaşımla bağlantılı temel haklar.
  • Rapora göre Ermenistan, seyahat belgelerinin güvenliği konusunda ilk kriterleri karşılamada zaten “ileri bir aşamaya” ulaşmış durumda ve diğer üç alanda da “iyi ilerleme” kaydediyor.
  • Ancak ülkenin hâlâ yerine getirmesi gereken çok sayıda unsur bulunuyor. Temel unsurlardan bazıları, hâlihazırda kurulmakta olan devlet nüfus kayıt sisteminin, veri koruma ve bütünlüğü açısından çeşitli uluslararası standartları karşılayacağı ve buna paralel olarak “net bir yasal yetki, özerk bir yönetişim ve yeterli insan, teknik ve mali kaynaklara sahip” bir veri koruma otoritesinin oluşturulmasıdır. Aynı şekilde güçlü bir yasal zemine sahip bir mal varlığı geri kazanım ofisinin kurulması da gerekli görülüyor.
  • Ermenistan şu anda biyometrik pasaport uygulamasına geçiyor; ancak AB eski pasaportların daha hızlı şekilde devre dışı bırakılmasını istiyor. Erivan için daha zorlu bir durum ise, “Ermenistan’daki sınır kontrolünün tamamen Ermeni yetkililerinin sorumluluğunda olmasını sağlamak” olacaktır çünkü şu anda İran ve Türkiye’ye geçiş noktalarında Rus FSB sınır muhafızları görev yapmaktadır.
  • Dördüncü ve son başlık olan temel haklar alanındaki en zorlayıcı meselelerden biri de “altın pasaport” olarak bilinen yatırımcı vatandaşlığı programlarından kaçınılması ve “herhangi bir yatırımcı oturma izni programının vatandaşlığa uygunsuz bir geçiş yolu oluşturmamasının sağlanması.”
  • AB’nin Pasifik ada ülkesi Vanuatu ile vize serbestîsini 2024 sonunda kalıcı olarak askıya almasının nedeni de altın pasaport uygulaması olmuştu. Ermenistan’ın şu anda böyle bir sisteme geçmesi pek olası görünmese de, pasaportlarının AB’ye vizesiz seyahat imkânı sunması durumunda gelecekte bunun cazibesi artabilir.

 

İleriye Doğru Bakış

AB savunma bakanları 12 Mayıs’ta Brüksel’de bir araya gelecek. Gündemdeki iki önemli konu, Ukrayna Dışişleri Bakanı Mykhaylo Fedorov’un savaş alanındaki duruma ilişkin sunumu ve AB diplomatik temsilcilerinin bloğa yönelik güncellenmiş tehdit analizine ilişkin sunumu olacak.

AB diplomatik temsilcilerinin yapacağı sunum hem AB ülkelerinde artan hibrit saldırılar gibi Rusya kaynaklı tehditleri hem de Orta Doğu’daki savaşın olası yansımaları arasında değerlendirilen terör saldırısı risklerini içerecek.

 

*Rikard Jozwiak, Prag merkezli Özgür Avrupa Radyosu/Özgürlük Radyosu’nun Avrupa editörüdür ve Avrupa Birliği ile NATO konularını takip etmektedir.

 

Kaynak: https://www.rferl.org/a/wider-europe-jozwiak-ukraine-moldova-eu-accession/33754585.html

Tercüme: Ali Karakuş