Ticaretin ötesinde: Trump-Şi zirvesindeki konular

ABD Başkanı Donald Trump, Mayıs ayında Çin’i ziyaret etmeyi planlıyor. Trump’ın Pekin’e son ziyareti Kasım 2017’de gerçekleşmişti ve o zaman Yasak Şehir’de “devlet ziyareti üstü ayrıcalığında” bir protokolle karşılanmış ve ayrıcalıklı bir muamele görmüştü. Ancak bu geziden kısa bir süre sonra Trump Çin’e karşı benzeri görülmemiş bir ticaret savaşı başlattı ve ikili ilişkiler en düşük noktaya geriledi. Bu yılki ziyaret, Trump’ın ikinci döneminin ilk yılındaki çalkantılı süreçten sonra ikili ilişkilerin kırılgan bir istikrara kavuştuğu bir dönemde gerçekleşiyor. Peki, Trump’ın Çin’e ikinci ziyareti, önümüzdeki üç yıl boyunca ikili ilişkileri nasıl etkileyecektir?

Çin tarafı 2026’yı Çin-ABD ilişkilerini iyileştirmek için önemli bir fırsat olarak görüyor. Başkan Şi Jinping 4 Şubat’ta Trump’a 2026’nın iki ülkenin “karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği yönünde yol alacağı bir yıl” olmasını umduğunu söyledi. Zirve diplomasisi her zaman Çin-ABD ilişkilerinin gelişiminde kilit bir rol oynamıştır. Trump’ın Çin ziyareti ve Şi’nin yılın ilerleyen döneminde ABD’ye yapacağı iade-i ziyaret, bu hedefe ulaşılıp ulaşılamayacağını büyük ölçüde belirleyecektir. Pekin açısından bakıldığında zirvenin başarısı; Amerika Birleşik Devletleri’nin doğru bir Çin algısı benimseyip benimsemeyeceği ve ikili ilişkileri daha olumlu bir şekilde tanımlayıp tanımlamayacağı, iki tarafın birbirleriyle nasıl muhatap olacağı konusunda anlaşıp anlaşamayacağı ve Trump’ın görev süresinin kalan yıllarında istikrar ve iş birliğini sağlayıp sağlamayacağıyla ölçülecektir.

Zirve gündeminde neler var?

Şi ve Trump son bir yılda telefon görüşmeleri, mektuplaşmalar ve üçüncü ülkelerde yüz yüze görüşmeler yoluyla çok sık temas hâlinde kalsalar da, Mayıs ziyareti iki lidere ortak çıkar alanlarındaki geniş kapsamlı konuları derinlemesine ele alma fırsatı sunmaktadır. Gündemde pek çok spesifik konu bulunsa da, Tayvan meselesi Çin’in birinci önceliği olacaktır. Aralık 2025’te, Busan’da Şi ile görüşmesinden iki ay sonra, Trump Pekin’i alarma geçirip öfkelendirerek Tayvan’a 11,1 milyar dolarlık tarihi bir silah satış paketi açıkladı. Tayvan meselesindeki hassasiyeti ve Tayvan Boğazı’ndaki mevcut gerilimi göz önünde bulunduran Pekin, Washington’dan gelecekteki silah satışlarında ve ABD-Tayvan ilişkilerinin ele alınışında ciddi bir özdenetim taahhüt etmesini isteyecektir. Ayrıca Trump’ın, ABD’nin Tayvan politikasını güncelleyen; Tayvan bağımsızlığına karşı çıkan ve Çin’in barışçıl yeniden birleşme hedefine anlayış gösteren açık ifadeler kullanmasını bekleyecektir. Ayrıntılar üzerinde iki taraf arasında hâlâ çalışılıyor olsa da, Tayvan konusunda yeni bir mutabakat, Çin-ABD ilişkilerini istikrara kavuşturma ve Tayvan Boğazı’ndaki gerginliği azaltma gibi ortak bir amaca hizmet edecektir.

Ticaret ve ekonomik ilişkiler zirvenin temel başarı alanlarından biri olacaktır. Pekin, önceki ikili anlaşmalar temelinde daha fazla sorunu çözmek ve işbirliği alanlarını genişletmek istiyor. ABD Yüksek Mahkemesi Trump’ın gümrük vergilerini iptal etmiş olsa da Trump gümrük vergileri kartını kullanmaya devam edebilir; ancak Pekin artık bu meydan okumayla başa çıkma konusunda kendine güveniyor ve bunu büyük bir sorun olarak görmüyor. Bunun yerine Pekin, diğer konuların yanı sıra teknoloji, ABD Ticaret Bakanlığı’nın “varlık listesi” ve yatırım konularına odaklanmak istiyor. Washington’u yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi alanlarda teknoloji kontrollerini gevşetmeye, 1.000’den fazla Çinli şirkete uygulanan yaptırımları kaldırmaya ve Çin’in ABD’ye doğrudan yatırımlarına yönelik kısıtlamaları azaltmaya zorlayacaktır. Karşılığında Çin, daha fazla ABD soya fasulyesi, enerji ürünü ve Boeing uçağı satın almak istiyor. Pekin ayrıca ABD hizmet sektörü ve yatırımlarına pazarını daha fazla açmayı da değerlendirebilir.

Daha genel olarak Pekin, artan ABD baskısı karşısında yurt dışındaki ekonomik çıkarlarını nasıl koruyacağı konusunda giderek daha fazla endişe duyuyor. Washington, Pekin’in uzun menzilli yargı yetkisi ve diplomatik baskı olarak gördüğü yöntemleri uzun zamandır üçüncü tarafların Çin ile işbirliği yapmasını engellemek için kullanıyor olsa da, Trump’ın ikinci döneminde Amerika Birleşik Devletleri, Çin’in dünya genelindeki denizaşırı çıkarlarına daha şiddetli ve vicdansızca meydan okudu. Zirve toplantısı sırasında Çin’in bu konuyu gündeme getirmesi, ciddi endişelerini dile getirmesi ve ABD’ye eylemlerinin yol açabileceği olumsuz sonuçlar konusunda inandırıcı bir uyarı göndermesi muhtemeldir. Örneğin Çin, avantajlı konumda olduğu ülkelerde ABD çıkarlarına misillemede bulunabilir.

Halklar arası ilişkiler

Kültürel ve eğitim ile ilgili etkileşimler de Çin’in gündeminde yer alıyor. Pekin, geçmişte diplomasi ve güvenlik, ticaret ve ekonomi ile halklar arası ilişkileri ABD ile genel ilişkilerinin üç temel sütunu olarak görüyordu. Ancak, ilk Trump yönetimi döneminde başlayan ve halklar arası etkileşimlere getirilen kısıtlamaların artması, ikili kültürel ve eğitim ile ilgili bağlara önemli ölçüde zarar verdi; ilişkilerdeki bu düşüş Trump’ın ikinci döneminde daha da derinleşti. Özellikle geçen yıl Çin vatandaşlarının ABD’ye seyahatinde veya ABD’de eğitim görmesinde belirgin bir düşüş yaşanırken, Çinli akademisyen ve öğrencilere yönelik vize reddi veya ABD Gümrük ve Sınır Koruma görevlilerince rahatsız edilme vakalarında belirgin bir artış oldu. Trump her ne kadar Çinli öğrencileri ABD’ye memnuniyetle kabul ettiğini sık sık ifade etse de, bu tür açıklamalar somut politika değişikliğine dönüşmediği sürece pek anlam taşımıyor. Ayrıca halklar arası etkileşimleri kolaylaştırmak üzere iki tarafın bir çalışma mekanizması oluşturması arzu edilmektedir.

ABD’nin Çin’e yönelik angajman politikasını izlediği dönemde taraflar, ortak çıkar alanlarında yaklaşık 100 diyalog mekanizması oluşturmuştu. Bunların çoğu ilk Trump döneminde dağıtıldı. Biden yönetimi işbirliğini ve iletişimi artırmak için yaklaşık 20 mekanizmayı yeniden canlandırsa da bugün aktif olarak işleyen mekanizma sayısı yarım düzinenin altında. Bu sayı, ilişkilerin kapsam ve karmaşıklığını yönetmek için son derece yetersizdir. Verimli bir zirve, çeşitli seviyelerde daha fazla diyalog ve çalışma mekanizmasının yeniden kurulmasına veya oluşturulmasına yol açmalıdır.

Başarı nasıl tanımlanır?

Trump, Çin ziyaretinin iç ve dış kamuoyunda dikkat çekmesini, önemli ticari ve ekonomik anlaşmalar getirmesini bekliyor olabilir. Pekin için ise bu ziyaret sıradan bir devlet başkanı ziyareti değil; Trump’ın ikinci döneminin geri kalan zamanı için somut sonuçlar doğuracak büyük bir diplomatik girişim olmalıdır. Zirve gündemi, yalnızca ticaret ve ekonomik ilişkileri değil, iki ülkenin karşı karşıya olduğu stratejik ve güvenlik zorluklarını da ele almalıdır. Pekin, Trump’ın ilk döneminde Çin-ABD ilişkilerini zayıflatan politika tutarsızlıklarının işaretlerini dikkatle inceleyecektir.

Trump’ın Çin ziyareti, her şeyi bir anda çözmeyen ancak 2026’daki ikili ilişkilerin tonunu belirleyen oyunun ilk yarısı niteliğindedir. Şi’nin bu yıl içinde ABD’ye yapacağı iade ziyareti bu temelin üzerine inşa edilecek ve bu yılki zirve diplomasisinin tam etkisi ancak o zaman ortaya çıkacaktır.

 

*Wu Xinbo, Fudan Üniversitesi Amerikan Araştırmaları Merkezi Profesörü ve İcra Direktörüdür.

 

Kaynak: https://www.brookings.edu/articles/beyond-trade-issues-in-a-trump-xi-summit/

Tercüme: Ali Karakuş