Sohbet Robotları “Cevap Motoru” Olunca: Yapay Zekâ, Jeopolitik ve Hakikat

Hyrije Mehmeti’nin bu yazısı, Avrupa Gazetecilik Gözlemevi’nde Almanca yayımlanan bir yazı da dâhil olmak üzere yazarın önceki çalışmalarındaki malzemeyi birleştirip uyarlıyor. Yazı, ADS/Hibrid.info’nun 2025 tarihli The Chatbot Version of Truth araştırma raporundan yararlanıyor. Aynı zamanda Global Voices’ın Ekim 2026 tarihli “Big Tech and Authoritarianism” Spotlight serisinin de bir parçası. Bu Spotlight’ta, büyük teknoloji şirketlerinin otoriter hükûmetlerin ve uygulamaların işini nasıl kolaylaştırdığını ve onları nasıl engellediğini, bu tercihlerin Küresel Güney’i nasıl etkilediğini inceliyoruz. Bu haberciliği buradan bağış yaparak destekleyebilirsiniz.

Bugün pek çok insana bir sohbet robotuna soru sormak, vaktiyle bir arama motorunu açmak kadar doğal geliyor. “Kosova bağımsız bir devlet mi?” “Srebrenitsa’da ne oldu?” “Kırım, Ukrayna’nın mı yoksa Rusya’nın mı parçası?” Bu sorular artık tarih kitaplarına, mahkeme kararlarına ya da haber merkezlerine mahsus değil. Saniyeler içinde, akıcı ve kendinden emin bir dille, çoğu zaman her şeyi bilen bir rehberin tonuyla yanıt veren sohbet pencerelerine yazılıyorlar.

Büyük dil modeli (LLM) sohbet robotlarını bu kadar çekici ve aynı anda bu kadar riskli kılan da tam olarak bu özgüven.

Sosyal medya platformları ve çevrim içi haber siteleriyle birlikte yapay zekâ sohbet robotları da giderek daha fazla başvuru aracı işlevi görüyor, karmaşık siyasi ve tarihî konularda özetler sunuyor; kullanıcılar da çoğu zaman aldıkları bilgiyi doğrulamıyor.

Bu değişim, tarihin, devletliğin ve savaş miraslarının siyaseten tartışmalı olmayı sürdürdüğü Batı Balkanlar gibi bölgelerde özellikle önemli. Dolayısıyla bu konuların açıklanma ve çerçevelenme biçimi yalnızca olgusal doğruluk meselesi değil, anlatı üzerindeki etki meselesidir de.

“Akla yatkın” olan “doğru” olanı yendiğinde

LLM’ler kulağa inandırıcı gelen metinler üretmek üzere tasarlanır. Akıcı ve tutarlı yanıtlar üretirler, ama bu nitelikler doğrulanmış hakikati garanti etmez. Açık ve yetkin bir üslupla yazılmış bir metin güvenilir gelir.

Ama jeopolitikte akla yatkınlık yetmez.

Geleneksel bilgi kaynaklarının aksine sohbet robotları olguları yalnızca bulup getirmez. Bilgiyi, eğitim verilerinin ve içinde çalıştıkları teknolojik ortamların şekillendirdiği biçimlerde yorumlar, önceliklendirir ve çerçeveler de.

Araştırmamıza yön veren temel sorulardan biri buydu.

Araştırmamızın ortaya koydukları

2025’te, Action for Democratic Society/Hibrid.info’da, yaygın olarak kullanılan üç yapay zekâ sohbet robotunun hassas siyasi ve tarihî sorulara nasıl yanıt verdiğini inceleyen bir araştırma ekibine liderlik ettim: ChatGPT (ABD’de piyasaya sürüldü), DeepSeek Chat (Çin’de piyasaya sürüldü) ve Alice (Rusya’da piyasaya sürüldü).

“The Chatbot Version of Truth” başlıklı çalışma, insanlar Kosova’ya ilişkin belirli konular, Batı Balkanlar (WB) ile bağlantılı kritik meseleler ve küresel karşılaştırmalı konular için bu sistemleri kestirme bilgi kaynağı olarak kullandığında sistemlerin nasıl bir “hakikat” ürettiğini analiz etti.

Ekip, Kosova’nın bağımsızlığı, savaş mirası, uluslararası tanınma, Batı Balkan ülkelerinin AB’ye entegrasyonu, hafıza siyaseti, bölgesel anlaşmazlıklar ve Kırım, Kıbrıs ya da diğer tartışmalı topraklar gibi küresel karşılaştırmalı soruları kapsayan 100 standartlaştırılmış istem (prompt) geliştirdi.

Her tematik alan için her sohbet robotunda ayrı bir hesap açıldı ve önceki yanıtların bir sonrakini etkilemesini önlemek için her istem ayrı ayrı yeni bir sohbete girildi. Ardından yanıtlar olgusal doğruluk açısından kontrol edildi ve anlamsal benzerlik bakımından karşılaştırıldı. Uzmanlarla yarı yapılandırılmış görüşmeler de yapıldı; bu görüşmeler deneysel bulguları doğrulamak ve yorumlamak için kullanıldı.

İlk aşamada sonuçlar olumlu bir tabloya işaret ediyordu: Yanıtların çoğu genel olarak doğruydu ve en yüksek ve en tutarlı doğruluğu ChatGPT ile DeepSeek Chat gösterdi. Yine de her iki sistem de yanlışlar, halüsinasyon unsurları ve yorumsal farklılıklar üretti. Alice daha zayıf bir performans sergiledi; özellikle siyaseten hassas konularda en fazla yanıt reddi, tematik kaçamak ve ideolojik sapma onda görüldü.

Sohbet robotlarının test edilen 100 istemdeki performansı, doğruluk kategorilerine göre. Grafik: hibrid.info, izinle kullanıldı.

Ama doğruluk tek başına hikâyenin tamamını anlatmıyor.

En net bulgulardan biri, test edilen sistemlerin hiçbirinin jeopolitik meselelerde tam anlamıyla tarafsız ya da tutarlı biçimde güvenilir bir başvuru noktası sayılamayacağıydı.

Anlamsal benzerlik analizi, ChatGPT ile DeepSeek Chat’in özellikle Kosova ve bölgesel konularda çoğu zaman birbirine çok benzeyen ifadeler ürettiğini gösterdi; bu da anlatıları yapılandırmada ortak bir yola işaret ediyordu. Buna karşılık Alice hem ifadede hem vurguda daha belirgin biçimde ayrıştı.

Bu da kullanıcı açısından basit ama rahatsız edici bir sonuca götürüyor: Aynı soru, hangi sohbet robotunun kullanıldığına bağlı olarak siyasi gerçekliğin farklı versiyonlarını üretebilir.

Konum yanıtı değiştirdiğinde

Çalışmanın ikinci bölümünde ekip, kullanıcının konumunun yanıtları etkileyip etkilemediğini test etti. Aynı üç hassas soru altı Batı Balkan ülkesinden soruldu: Kosova, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Bosna Hersek.

Bulgular, coğrafyanın önemli olabileceğini gösterdi.

ChatGPT ve DeepSeek Chat, özellikle tartışmalı konularda bazı farklılıklar görülse de ifade ve anlam bakımından görece istikrarlı kaldı. Alice ise farklı davrandı: Tüm istemler İngilizce girilmesine rağmen bazı ülkelerde Rusça yanıt verdi, bazılarında yanıt vermeyi tümüyle reddetti, bazı durumlarda ise tek bir yanıtta dilleri karıştırdı.

Analizde ayrıca, aralarında tarihî ve siyasi bakış açıları karşıt olanların da bulunduğu farklı ülkelerden gelen yanıtlar arasında anlamsal benzerlik farkları saptandı.

Bu teknik bir ayrıntı gibi görünebilir, ama sonuçları pratiktir. Farklı konumlardan sorulan benzer sorular, dil, vurgu ya da eksiksizlik bakımından farklılaşan yanıtlar üretebilir.

Nasıl ki dijital haritalar hangi ülkeden açıldıklarına göre farklı görünebiliyorsa, siyasi gerçekliğe dair yapay zekâ üretimi açıklamalar da coğrafyayla birlikte değişebiliyor.

Kullanıcılar açısından bu, aldıkları bilginin yalnızca ne sorduklarına değil, hangi sistemi kullandıklarına ve ona nereden eriştiklerine de bağlı olabileceği anlamına geliyor.

Bilgi ortamında yeni bir katman

Bilgi üzerindeki otoriter etki çoğunlukla sansür, propaganda ve bağımsız gazeteciliğe getirilen kısıtlamalarla ilişkilendirilir. Yapay zekâ sohbet robotları, siyasi anlatılarla karşılaşma ve bu anlatıların yeniden üretilme biçimine bir boyut daha ekliyor.

Bu sistemler yalnızca bilgi sağlamakla kalmıyor. Doğruluk, çerçeveleme ve bağlamsal uyarlama farkları üzerinden siyasi ve tarihî gerçekliklerin kullanıcılara nasıl sunulduğunu etkileyebiliyorlar.

Yapay zekâ sistemleri dengesiz verilerle eğitildiğinde, siyasi kısıtlamalardan süzüldüğünde ya da olgusal doğruluğu garanti etmeden akıcı yanıtlar üretecek şekilde tasarlandığında çarpıtılmış gerçekliklerin sessiz yükselticileri olma riski taşır. Bunun nedeni mutlaka belirli bir anlatıyı öne çıkarmak üzere tasarlanmış olmaları değil, bilginin seçilme, işlenme ve sunulma biçimidir.

Bu durum, yabancı manipülasyonun, propagandanın ve tarihsel revizyonizmin zaten var olduğu bilgi ortamlarında özellikle önem taşıyor.

Araştırma, sohbet robotu geliştiricileri ile siyasi aktörler arasında doğrudan bir eşgüdüm olduğunu ortaya koymuyor. Her yanlış yanıtın kasıtlı manipülasyonu yansıttığını da öne sürmüyor.

Daha çok, daha geniş bir kaygıya dikkat çekiyor: Güçlü teknoloji şirketlerinin geliştirip denetlediği sistemler siyasi bilgiye erişime giderek daha fazla aracılık ediyor, yanıtlarını şekillendiren süreçleri incelemek ise sıradan kullanıcılar için zor olmayı sürdürüyor.

Dolayısıyla bu sistemlerin bilgiyi sunma biçimi yalnızca teknik bir mesele değil. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve teknoloji platformlarının kamunun anlayışı üzerindeki etkisi hakkında da soruları gündeme getiriyor.

Doğruluğun ötesinde: Hesap verebilirlik sorusu

“The Chatbot Version of Truth” bulguları, yapay zekâ sohbet robotlarının işe yaramaz ya da doğaları gereği yanıltıcı olduğunu ileri sürmüyor. İncelenen yanıtların çoğu genel olarak doğruydu.

Ama çoğu zaman doğru olmak, özellikle sorular hassas siyasi ya da tarihî olaylarla ilgili olduğunda, bir sistemi tutarlı biçimde güvenilir kılmaz.

Geliştiriciler ve platform sağlayıcıları veri kaynakları, model geliştirme ve yanıtları doğrulamak için kullanılan mekanizmalar konusunda şeffaflığı artırmalıdır. Sistematik önyargıları, yanlışları ve bilgi boşluklarını tespit etmek için bağımsız, bölgeye özgü testler de gereklidir.

Gazeteciler, araştırmacılar ve kullanıcılar için doğrulama vazgeçilmez olmayı sürdürüyor. Sohbet robotu çıktılarını birden çok güvenilir kaynakla karşılaştırmak, atlanan noktaları fark etmek ve bilginin nasıl çerçevelendiğini sorgulamak medya ve yapay zekâ okuryazarlığının giderek daha önemli parçaları hâline geliyor.

Araştırmamızın yayımlanmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçti, ana mesajı ise hâlâ geçerli: Yapay zekâ sohbet robotları insanların bilgi arama ve tüketme biçiminde gündelik aracılar hâline geliyor, ama gerçekliğin tarafsız aynaları değiller.

Asıl mesele yalnızca bu sistemlerin hızlı yanıtlar verip veremeyeceği değil. Bu yanıtların doğru olup olmadığı, yeterince bağlama oturtulup oturtulmadığı ve incelemeye açık olup olmadığıdır.

Çünkü sonuçta en tehlikeli yanlış bilgi türü mutlaka açıkça yanlış görünen değil, kulağa pürüzsüz, makul ve “cevap” diye geçecek kadar akla yatkın gelendir.

*Hyrije Mehmeti, medya ve iletişim profesyoneli, Güneydoğu Avrupa Üniversitesi’nde Medya ve İletişim alanında doktora adayıdır. Priştine Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde de ders vermektedir. “The Chatbot Version of Truth” araştırmasına, ADS/Hibrid.info’da Editoryal ve Program Koordinasyonu Başkanı olarak görev yaptığı sırada liderlik etmiştir.

Kaynak: https://globalvoices.org/2026/10/30/when-chatbots-become-answer-engines-ai-geopolitics-and-truth/