Seçim Yaklaşırken Netanyahu Savaşta
Netanyahu Trump’ın Gazze Planını Reddediyor
Trump öncülüğündeki Barış Kurulu, Hamas ve İsrail arasında “tarihi” bir anlaşmaya vardığını ileri sürdü. Buna göre Hamas silahsızlanmayı ve silahlarını Filistinli bir kuruluşa devretmeyi, İsrail ise Gazze’den çekilmeyi kabul etti. Ancak silahsızlanmanın zamanlaması ve şartları kritik önem taşıyordu: İsrail Savunma Kuvvetleri (İSK) Gazze’den Hamas silahsızlanmadan önce mi, sonra mı çekilecekti ve silahsızlanmanın kapsamı ne olacaktı?
Başbakan Binyamin Netanyahu’nun bir sözcüsü İsrail’in endişesini şöyle dile getirdi: “Hamas gerçekten silahsızlanmadan yeniden konuşlanırsak, Gazze genelindeki varlığını hızla genişletecek, terör altyapısını yeniden kuracak, İsrail topluluklarını bir kez daha tehdit edecek ve 7 Ekim tarzı yeni bir saldırı gerçekleştirmeye çalışacaktır.”
İlk haberler, Barış Kurulu’nun Netanyahu karşısında geri adım attığını ve İsrail’in kontrol ettiği bölgelerden ancak Hamas silahsızlandıktan sonra çekileceğini bildirdiğini gösteriyordu. Anlaşılan bu da yeterli değil. Netanyahu Cumartesi günü Kurul’un planını açıkça reddederek, İSK’nın Gazze’deki birliklerini yeniden konuşlandırmasından önce Hamas’a karşı tam zafer kazanılması gerektiğinde ısrar etti. Hamas’ın “ağır silahları, daha hafif silahları, bütün silahları” teslim etmesi gerektiğini belirten Netanyahu, “Gerçek silahsızlanmadan bahsediyoruz,” dedi.
Hamas, yalnızca ağır silahların teslim edilmesini öngören Kurul planını kabul etmişti. Ancak İsrail’in Gazze’de düzenlediği bir saldırıda 17 kişinin öldürülmesinin ardından üst düzey bir Hamas yetkilisi, saldırının “işgal hükümetinin savaşı sona erdirmeye yönelik çabaları baltalamaya ve sahada zorla fiilî durum dayatmaya çalıştığını açıkça gösterdiğini” söyledi. Ekim 2025’teki ateşkesten bu yana Gazze’de 1.000’den fazla kişi öldürüldü; UNICEF’e göre bunların 300’ü çocuk, yani günde yaklaşık bir çocuk.
Ateşkesler Ve Süregelen Şiddet
Lübnan’da da büyük ölçüde aynı tabloyu görüyoruz: Ateşkes görüşmeleri sürerken İsrail saldırıları devam ediyor. Son gelişmeye göre İsrail ile Lübnan, Roma’da yedinci tur görüşmeleri gerçekleştirdi. Görüşmelerin ana konusu, İSK’nın çekilerek kontrolü Lübnan Ordusu’na bıraktığı alanlar olan “pilot bölgeler”. İsrailli yetkililer, İSK’nın ancak bölgelerde hiçbir Hizbullah mensubunun kalmadığından emin olmak için yapılacak “denetimlerin” ardından çekileceğini söylüyor. Pilot bölgeleri hangi kuruluşun denetleyeceği ise hâlâ çözülememiş bir mesele.
Görüşmelerin dışında çatışmalar sürüyor. Netanyahu’yu her zaman sert biçimde eleştiren liberal İsrail gazetesi Haaretz şöyle yazıyor:
“Haaretz‘in edindiği bilgiler, saha gezileri ve son uydu görüntüleri, . . . Gazze’de olduğu gibi İSK’nın Lübnan’da ele geçirdiği yaklaşık 600 kilometrekarelik (230 mil kare) bölgede kapsamlı altyapı çalışmaları yürüttüğünü gösteriyor. İsrail sınırından Güney Lübnan’ın içlerine kadar uzanan güzergâh boyunca ekskavatörler, yol silindirleri ve D9 zırhlı buldozerler de dahil olmak üzere iş makineleri çalışıyor. Bunların bazıları sivil yükleniciler tarafından kullanılıyor.”
Bu inşaat çalışmaları, ordunun Lübnan’da uzun süre kalmaya hazırlandığını gösteriyor.
Şiddet Batı Şeria’ya da uzanıyor. Burada aşırı sağcı kabine üyeleri Filistinlilere ait mülkleri ateşe veren yerleşimcileri desteklemeyi sürdürüyor, İSK komutanları ise müdahale etmekten korkuyor. İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, Batı Şeria’da yaşananlarla ilgili Knesset’te yöneltilen soruları yanıtlamayı reddediyor. Haaretz, Knesset verilerini inceleyerek şu bilgiyi aktarıyor: “Katz, 2024’ün sonlarında göreve başlamasından bu yana Batı Şeria ve Gazze’deki yerleşimci şiddeti ve İSK politikasıyla ilgili 30 parlamento sorusuna — İsrailli milletvekillerinin hükümet faaliyetlerini denetlemesini sağlayan bir araç — yanıt vermedi.” İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün yaptığı bir ankete göre Yahudi İsraillilerin yüzde 46’sı şiddete başvuran yerleşimcilere devlet tarafından gereğinden fazla hoşgörülü davranıldığını düşünürken, yaklaşık dörtte biri ise onlara gereğinden fazla sert davranıldığı görüşünde.
İsrail Seçimleri: Netanyahu Zor Durumda mı?
Bu gelişmeler, İsrail 27 Ekim’de yapılacak kritik seçime doğru ilerlerken yaşanıyor. Bu, Ekim 2023’teki Hamas saldırısından bu yana ülke çapında yapılacak ilk seçim olacak. Seçim, sonunda Netanyahu’nun görev döneminin sonunu getirebilir. Anketler, İsrail’deki muhalefet partilerinin bir sonraki Knesset’te toplam 60 sandalye kazanacağını — çoğunluk için gereken sayının bir eksiği — gösterirken, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Likud’u ile eski İSK Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un Yashar partisi 23’er sandalyeyle başa baş gidiyor. Netanyahu yanlısı koalisyon ise toplam 50 sandalyeye sahip olacak.
İlk bakışta, Ekim 2023 felaketi, Netanyahu’nun yolsuzluk davası ve aşırı dindarların (Haredim) askerlik yapıp yapmaması gerektiğine ilişkin uzun süredir devam eden mesele göz önüne alındığında Netanyahu’nun pek şansı yokmuş gibi görünebilir. Ancak Netanyahu, ne olursa olsun, ayakta kalmayı bilen biridir; İSK’nın Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’daki faaliyetleri de kendisini ulusal güvenliğin vazgeçilmez koruyucusu olarak göstermesine imkân veriyor.
David Remnick’in 3 Ağustos’ta İsrail’den The New Yorker için kaleme aldığı yazıda belirttiği gibi, Netanyahu “korku üzerinden oynamayı iyi biliyor ve kendisini İsraillileri güvende tutacak kadar acımasız tek adam olarak gösterdi.” Ekim 2023 felaketinin öteki yüzü ise birçok İsrailli için bütün Filistinlilerin katile dönüşmüş olması. Remnick’in aktardığı bir İsrailli gazeteciye göre Netanyahu, “Araplar İsrail’in bölge üzerindeki hâkimiyetini kabul etmedikçe onlara karşı köklü bir kuşkuyu temsil ediyor.”
Netanyahu’nun en olası halefi olan Eisenkot, farklı fikirlere sahip biri olmaktan ziyade “Bibi karşıtı” olarak tanımlanıyor. Örneğin Eisenkot iki devletli çözümü savunmuyor ve kendi oğlunu da kaybettiği Ekim 2023 Hamas saldırısına Netanyahu’nun verdiği gecikmiş ancak ölümcül yanıtı eleştirmiyor. Eisenkot daha çok ulusal birliği yeniden kurmaya, dürüstlüğüyle kazandığı itibara güvenmeye ve İsrail’i Netanyahu’nun İran’la çatışmayı sürdürme kararlılığından kurtarmaya odaklanmış görünüyor.
David Remnick, Netanyahu’nun zaferinin anahtarının Trump’ın elinde olduğuna inanıyor. Şimdilik bu Netanyahu açısından iyi bir haber değil; çünkü Trump’ın Bibi’yi İran’la savaşa ilişkin bir uzlaşmanın önünde engel olarak gördüğü açık. Ancak Trump’ın ne yapacağı belli olmaz. Remnick’in yazdığı gibi, “Yine de bildiği şeytanı tercih edebilir.”
*Mel Gurtov, yazıları PeaceVoice aracılığıyla yayımlanan Portland Eyalet Üniversitesi Siyaset Bilimi Emeritus Profesörüdür.
Kaynak: https://znetwork.org/znetarticle/netanyahu-at-war-as-an-election-looms/