Rusya İçin Kritik Bir An
Ukrayna ordusu bir süredir Rusya’nın enerji altyapısına saldırıyor. Bu nedenle, geçen hafta Moskova’daki bir tesis de dâhil olmak üzere petrol rafinerileri ve depolama tanklarına yönelik gerçekleştirilen insansız hava aracı saldırıları, Ukrayna’nın savaştaki stratejisinde bir değişiklikten ziyade, daha uzun soluklu bir kampanyanın tırmanışı olarak değerlendirilmelidir. Petrolün Rus ekonomisi ve savaş çabası açısından hâlâ vazgeçilmez olduğu tartışmasızdır. Dolayısıyla bu saldırıların amacı, küresel bir arz sıkıntısının yaşandığı bir dönemde Kiev’in, Rusya’nın petrol satışından elde edebileceği geliri sınırlayabileceğini göstermekti.
Bu arada Rusya, Ukrayna’ya yönelik insansız hava aracı saldırılarını yoğunlaştırarak ülke genelindeki değerli hedefleri sistematik biçimde vuruyor. Ancak Ukrayna’nın saldırıları yeni imkânlar yaratırken, Rusya’nın saldırıları bir ölçüde aynı nitelikte kalıyor; bu nedenle Rusya’nın mevcut düzeyin ötesinde daha fazla tırmanış sağlayıp sağlayamayacağı belirsizliğini koruyor. Ukrayna’nın saldırıları ayrıca stratejik açıdan daha etkili görünüyor.
Rus liderler, verilecek karşılığı değerlendirmek üzere toplantılar yaptıklarını kamuoyu önünde açıkladılar. Bu toplantılar etrafındaki kamuoyu ilgisi, durumun ciddiyetine işaret ediyor. Rusya, stratejisini değiştirecek bir yol bulması gerektiğini biliyor. Son birkaç gün içinde Rus yetkililer, geçen ağustos ayında Alaska’da gerçekleştirilen Trump–Putin zirvesinden doğan siyasi “mutabakatın” zayıfladığını ya da çöktüğünü kamuoyu önünde dile getirdiler. Anchorage toplantısının ardından ne Rus stratejisinde ne de Amerikan tepkisinde kayda değer bir değişim gördüm; dolayısıyla o mutabakatın baştan beri kayda değer bir sonuç doğurmamış olması da mümkündür.
Moskova, Belarus’tan savaşa dâhil olmasını isteyebileceğini ima etti. Dikkat çekici olan ise, Putin ile Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko arasındaki görüşmelerin pazar günü Moskova’da sona ermiş olmasıdır. Lukaşenko, yeniden seçilme kampanyasına yönelik baskılar arttığında Rusya’nın kendi adına müdahale etmiş olması sayesinde cumhurbaşkanlığını Rusya’nın desteğine borçludur.
Şimdiye kadar Ukrayna’daki savaşa doğrudan dâhil olmayı reddetti. Bunun nedenini anlamak zor değildir. Belarus’un askerî kapasitesi sınırlıdır; bu nedenle Ukrayna’ya doğudan saldırmanın iyi bir sonuç verip vermeyeceği belirsizdir. Dahası, Rusya’nın Belarus’un bağımlı bir devlet olarak kalmasına ihtiyacı vardır ve Belarus savaşa zorlanırsa, Lukaşenko karşıtı grupların yeni bir seferberlik çağrısıyla yeniden ortaya çıkması mümkündür. Hem Rus hem de Belarus ordusu, onları durdurabilecek ölçüde kuvvet bulunduramayacak kadar geniş bir alana yayılmış olacaktır. Belarus’u yatıştırmak için kuvvetlerin başka bir göreve yönlendirilmesi Rusya açısından tehlikeli olacaktır.
Putin’in, Ukrayna’ya başka bir cepheden saldırabilmek için Rus kuvvetlerinin Belarus’a girmesine izin vermesini Lukaşenko’dan istemiş olması mümkündür; hatta bu daha da muhtemeldir. En azından şu anda ve mevcut koşullar altında, Lukaşenko’nun Moskova’ya gitmesi için başka bir neden var gibi görünmemektedir.
Durum gerçekten böyle olsa ve Belarus da bunu kabul etse bile, bu stratejinin ne kadar etkili olacağı yine de belirsizdir. Belarus’taki Rus birlikleri, toplu hâlde konuşlandırılmaları durumunda insansız hava aracı saldırılarına karşı savunmasız kalacak ve çok daha tecrübeli Ukrayna ordusu tarafından kolaylıkla püskürtülebilecektir. Putin’in bugüne kadar bu konuyu zorlamaya çalışmamış olması, kendisinin ve danışmanlarının bütün bunların farkında olduklarını göstermektedir.
Buna rağmen, Lukaşenko’nun Moskova’ya çağrılması için başka bir neden düşünmek güçtür. Moskova’daki üst düzey yetkililerin toplantılarının, Ukrayna’ya yönelik yeni ve büyük çaplı saldırıları ya da Putin’in liderliğinin geleceğini değil, ne yapılması gerektiğini ele aldığını varsayacağım. Görüşmelerin barışı sağlamak amacıyla yapıldığını düşünemiyorum; çünkü bunun için Lukaşenko’nun Moskova’da bulunmasına gerek olmazdı. Bu bana, rafinerilere yönelik saldırıların Putin’i son derece zor bir duruma sürüklediğini gösteriyor.
Saldırıların Rusya’nın ekonomisi ve askerî gücü açısından temel bir tehdit oluşturduğu açıktır. Üstelik bu saldırılar, Rusya’nın Ukrayna’ya insansız hava araçlarıyla saldırdığı ve insansız hava araçlarına karşı koyabilecek teknik kapasiteye sahip olduğu bir dönemde gerçekleşmiştir. Rafinerileri koruyacak yeterli sayıda insansız hava aracına karşı savunma sistemi bulunmuyorsa, Rusya bir krizle karşı karşıyadır ve bir çözüm aramaktadır. Temel soru ise, başvurulabilecek bir çözümün mevcut olup olmadığıdır.
Kaynak: https://geopoliticalfutures.com/a-critical-moment-for-russia/