Öz-Bakım Pratiği Olarak Ölüm Okuryazarlığı,

Gelişmekte Olan Bir Toplumsal Hareket ve Öz-Bakım Pratiği Olarak Ölüm Okuryazarlığı, Yaşamın Sonuna Dair Olumlu Konuşmaların Önünü Açıyor

 

Giriş

Global olarak halklar “uzun ömürlü toplum” olarak adlandırılan bir döneme geçerken yaşlanan ve ölmekte olan bireylerin bakımı; yaşam kalitesini artırmayı vaat eden ve aynı zamanda ölümü de göz önünde bulunduran sıra dışı bir öz-bakım hareketinin ortaya çıkmasına yol açtı.

Geliştirilmesinden ve tanıtılmasından bu yana ölüm okuryazarlığına ilişkin farkındalık, esas olarak yaşam sonu farkındalığını ve bakımını geliştiren “yeni bir halk sağlığı perspektifini” savunan öncü uygulayıcıların çabaları sayesinde istikrarlı ve organik bir yükseliş göstermiştir.

Palliative Care and Social Practice adlı dergide 2024 yılında yayımlanan bir makaleye göre “ölüm okuryazarlığı”; yaşam sonu ve ölüm sürecindeki bakım seçeneklerini anlamayı ve bunlara göre harekete geçmeyi mümkün kılan bilgi ve beceriler olarak tanımlanmakta olup dört temel sütun üzerine kuruludur: bilgi, beceriler, deneyimsel öğrenme ve sosyal eylem.

Uzmanlar ve bireyler, yaşamın sonuna ilişkin erken dönemde yapılan tanıtıcı konuşmaların yararlarını doğrulasa da Amerika Birleşik Devletleri gibi sanayileşmiş toplumlar, 1900’lerin başlarında yaşamın sonuna ilişkin ritüellerle ve evde cenaze törenleriyle bağlarını yitirdi. Bunun sonucunda, bir zamanlar doğal olan yaşamın sona ermesiyle kurulan ilişki değişti. Ölmekte olan kişiler hastanelere bırakıldı ve ardından cenaze evlerine nakledildi. Ölüm sürecinden bu şekilde uzaklaşılması; inkâra, kaçınmaya ve süreçten korkulmasına yol açtı.

Ortaya Çıkışı: Ölüm Okuryazarlığını Tanımlamak

Klinik psikolog Kerrie Noonan ile oyun yazarı Peta Murray arasında 2010 yılında tesadüfen gerçekleşen bir karşılaşma, yaşamın sonuna ilişkin bir eğitim girişimi olan The GroundSwell Project’in (TGP) kurulmasına yol açtı. Farkındalık yaratmak ve ivme kazandırmak için toplum odaklı stratejiler kullanan TGP, Avustralya genelinde ölüm ve ölme süreci üzerine açık konuşmaları teşvik eden, her yıl düzenlenen taban hareketi niteliğindeki Dying To Know Day/Yaşam Sonu Planlaması Farkındalık Günü etkinliğini (2013) başlattı. 2021 yılına gelindiğinde, Avustralyalı toplum temelli bir bakım kuruluşu olan Proveda, TGP ile birleşti ve D2KDay’i (Dying To Know Day) kendi toplum kaynakları portföyüne dâhil etti.

2015 yılında bir gece geç saatte tıbbi olmayan, yaşamın sonuna ilişkin eğitim kaynaklarını gelişigüzel araştırırken, misyonlarını tanımlamak için “ölüm okuryazarlığı” terimini kullanan bu Avustralyalı taban örgütünü keşfettim. Bir marka uzmanı olarak, bu terimin olumlu bir değişim aracı olma gücünü hemen fark ettim. TGP’nin kurucu ortaklarından, “ölüm okuryazarlığı” hareketini Kuzey Amerika’da tanıtma ve temsil etme iznini aldıktan sonra Bevival, Ağustos 2016’da ilk ulusal taban hareketi olan D2KDusa kampanyasını düzenledi. O zamana gelindiğinde Kerrie Noonan, Batı Sidney Üniversitesi’ndeki Yaşam Sonu Bakım araştırma ekibinin kurucu üyesi olmuş ve “ölüm okuryazarlığı” terimini ortaya atan ve 2019’da Ölüm Okuryazarlığı Endeksi’ni geliştiren öncü araştırma ekibinin bir parçası haline gelmişti.

Bir Kültür Değişim Anı

Dönüşümün cazibesi, genellikle, iş birliği yoluyla değişime ilham veren öncü taraftarları kendine çeker. Ölüm okuryazarlığı misyonunu yaymak adına bu hareket; geliştiriciler, eğitimciler, girişimciler, akademisyenler, sosyal bilimciler ve sağlık profesyonelleri gibi çok çeşitli kilit paydaşlardan ve değişim öncülerinden destek görmüştür. Kültürel değişimin temelini oluşturmada yaratıcılığın rolünün bilincinde olan bu taraftarlar, daha uzun yaşamanın ve daha yavaş ölmenin ekonomik ve duygusal sonuçlarına ilişkin temkinli bir mesajla kamuoyunda farkındalık yaratmayı kendilerine görev edindiler.

Sonraki yıllarda, ölüm bilincini artırmaya yönelik farkındalık hareketi, ölümü, vefatı ve yas sürecini kaçınılmaz insan deneyimleri olarak normalleştirmeyi amaçlayan birçok misyon odaklı kuruluşun ortaya çıkmasına yol açtı. Bunlara Reimagine, End Well, kendi kuruluşum Bevival ve Dr. Ira Byock, Katy Butler, Frank Ostaseski gibi etkili kişiler ve daha birçokları örnek verilebilir. Hep birlikte “ölüm okuryazarlığı” teriminin kapsamını ve boyutlarını belirginleştirmeye yardımcı oluyoruz.

Zemin Hazırlamak: Amerika’nın Yaşlanan Nüfusu

2014 ABD Nüfus Sayımı raporu, Amerika’da eşi benzeri görülmemiş bir nüfus değişimine işaret etti; bu değişim, art arda yaşlanan üç nüfus grubuna ait olan Amerika’nın gençlik ve tüketimcilik saplantısının geleceğini ilan eden bir dönüm noktasıydı: bu nüfus grupları başta baby boomerlar (1946 ile 1964 yılları arasında doğanlar), hemen ardından X Kuşağı ve milenyum kuşağıdır.

Raporda, “2012 ile 2050 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşlı nüfusta önemli bir artış görülecek. … 2050 yılında 65 yaş ve üzeri nüfusun 83,7 milyona ulaşacağı yani 2012’deki tahmini 43,1 milyonluk nüfusun neredeyse iki katına çıkacağı öngörülüyor” ifadesine yer verildi.

Kendine has makroekonomisiyle bu benzeri görülmemiş “gümüş tsunami”, pazarlamacıların, Amerika’nın yaşlanan nüfusuna özel olarak hazırlanmış çok çeşitli tüketim malları ve hizmetleri üzerinde etkili olmalarını sağladı.

Time, AARP ve New York Times gibi popüler yayınlar, ülkemizde ortaya çıkan ölüm bilincini ele almaya başladı. Bazıları sosyal güvenliğin sona ermesi ve sağlık hizmetlerinin artan maliyeti gibi pratik öneriler sunarken diğerleri, okurlara yapılacaklar listesi ve Batı Yakası’nın gençlik odaklı “Ölümü Olumlama Hareketi”ni öne çıkaran yaşam tarzı hikâyeleriyle ilham verdi.

Onurlu Bir Ölüm

Ölüm okuryazarlığı eğitimini teşvik eden hareketle uyumlu olarak, Tıbbi Yardımla Ölüm (MAID) uygulamasının yasallaştırılmasını destekleyen önemli ve paralel bir girişim, 11 eyalette ve Washington, D.C.’de yasallaşmıştır. Ölme hakkına ilişkin tartışma, Compassion & Choices, Death with Dignity, NHPCO ve End of Life Choices öncülüğünde, tek tek eyaletlerin yasama süreçlerinde yavaş yavaş gelişmektedir. 2025 itibarıyla, mevzuatın değerlendirildiği eyaletler arasında Delaware, Massachusetts, Michigan, Kuzey Carolina, Pensilvanya ve Virginia bulunmaktadır.

Zirve 65

ABD Nüfus Sayım Bürosu, 2024 yılını, 2027 sonuna kadar devam edecek olan ve “Zirve 65” (Peak 65) olarak adlandırılan dönemin başlangıcı olarak ilan etti. 2024’ten 2027’ye kadar her yıl yaklaşık 4,1 milyon Amerikalının 65 yaşına ulaşması bekleniyor; bu da günde yaklaşık 11.000 kişiye karşılık geliyor. 2030 yılına gelindiğinde tüm baby boomer kuşağı 65 yaşında veya daha büyük olacak. “Zirve 65”in sonuçları şunları içermektedir:

  • Uzun süreli bakım: Health Services Research’ün 2002 tarihli bir çalışmasına göre, yaşlanmanın getirdiği ekonomik yansımalar, yaşlanan yakınlarının bakımını üstlenmek durumunda kalabilecek olan genç nesilleri etkileyecektir. “2030 yılında yaşlılara bakım sağlamanın gerçek zorlukları arasından şunlar bulunmaktadır: 1) toplumun, uzun süreli bakım için mevcut sistemlerden daha iyi işleyen ödeme ve sigorta sistemleri geliştirmesini sağlamak, 2) yaşlıları olabildiğince sağlıklı ve aktif tutmak için tıp ve davranış sağlığı alanlarındaki ilerlemelerden yararlanmak, 3) bakım hizmetlerinin daha erişilebilir olması için toplumun toplumsal hizmetleri örgütleme biçimini değiştirmek ve 4) her yaştan insanın toplum yaşamının dokusuna dâhil edilmesini sağlamak amacıyla yaşlanmaya ilişkin kültürel bakış açısını değiştirmek.”
  • İş gücü açığı: Emeklilik, yetenekte büyük bir azalmaya yol açarak işverenlerin uzmanlarını, uzmanlıklarını kaybetmesine neden olacak ve emekli olan çalışanların yerini doldurmakta zorlanacaklardır.
  • Emeklilik: Birçok baby boomerın (1946-1964 yılları arasında doğanlar) yetersiz kaynaklarla emekliliğe adım attığı ve giderek azalan mali kaynaklar nedeniyle zorluklarla karşılaşacağı iyi bilinen bir gerçektir.

 

Ölüm okuryazarlığının toplumumuzda yaygın biçimde benimsenmesinin ne kadar kritik olduğunu abartmak mümkün değildir. Yaşamın sonuna hazırlığı destekleyen, kamuya açık girişimlere yönelik talep hızla artarken bu yaklaşımın profesyonel ortamlarda resmî olarak benimsenmesi, toplumsal dönüşümün evrimsel seyrini doğrulamaktadır.

İnsanlar, son gelmeden çok önce bu konuda yetkin anlatılar geliştirerek sevdiklerinin vefatından önce, vefat sırasında ve sonrasında daha iyi desteklenebileceklerdir.

 

*Caren Martineau, bir ölüm okuryazarlığı içerik platformu ve kaynağı olan Bevival’ın kurucusu ve CEO’sudur.

 

Kaynak: https://observatory.wiki/As_a_Growing_Social_Movement_and_Self-Care_Practice,_Death_Literacy_Is_Fostering_Positive_Conversations_About_the_End

Tercüme: Ali karakuş