Ordumuzu Hiçbir Yabancı Ülkeyle “Entegre Etmemeliyiz”!

Kötü şöhretli 2012 tarihli Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nın (NDAA) Amerikan vatandaşlarının süresiz gözaltına alınmasına olanak sağlamasından bu yana, yıllık ödenek yasası hiçbir yıl bu yılki kadar kötüye kullanılmamıştı. Tasarının içine, ulusal egemenliğimize değer veren her Amerikalıya yönelik bir hakaret yerleştirilmiştir. NDAA’nın 224. Bölümü olan “Amerika Birleşik Devletleri-İsrail Savunma Teknolojisi İşbirliği Girişimi”, İsrail ordusunu bizim ordumuzla “entegre edecek”; teknoloji, üretim, istihbarat paylaşımı ve daha fazlasını bir araya getirecektir.

“ABD ve İsrail hâlihazırda füze savunması alanında yoğun şekilde birlikte çalışıyor; ancak bu hüküm, koordinasyonu yapay zekâ, kuantum teknolojileri, otonom sistemler, yönlendirilmiş enerji, siber teknolojiler, biyoteknoloji ve daha birçok alan dâhil olmak üzere savunma teknolojilerinin görünürde hemen her alanına büyük ölçüde genişletecektir. Ayrıca ‘ağ entegrasyonu’ ve ‘veri füzyonu’ da önermektedir. Başka bir deyişle, ABD ordusunun verileri yakında İsrail ordusunun verileri hâline gelebilir.”

Pentagon’un (ve istihbarat topluluğumuzun) anahtarlarını yabancı bir ülkeye teslim etmekten daha fazla “Amerika sonuncu” anlamına gelen bir tutum düşünmek zordur.

224.Bölümün çılgınlığı, hafta sonu ortaya çıkan ve Pentagon’un, İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri’ne ve ABD yetkililerine yönelik casusluk faaliyetleri tehdidinin seviyesini “kritik” düzeye yükselttiği yönündeki haberlerle daha da açık hâle gelmektedir!

Ordumuzu herhangi bir yabancı ülke ya da kuruluşla “entegre etmemeliyiz”; ancak ulusal güvenliğimiz açısından “kritik” düzeyde bir casusluk tehdidi oluşturan bir ülkeyle entegre olmak mı? Bunun nasıl bir mantığı olabilir?

Amerikalı yasa koyucular açısından “sorun”, Gazze’deki ve şimdi de Lübnan’daki öldürmelerin ardından Amerikan halkının — özellikle de genç Amerikalıların — ABD’nin İsrail ile olan ilişkisine karşı keskin biçimde tavır almış olmasıdır. Bu yabancı dış politika angajmanı, onlarca yıl boyunca ABD hazinesinden milyarlarca dolar çekip almış ve bizi, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü mevcut savaş da dâhil olmak üzere, Ortadoğu’daki sonu gelmeyen çatışmaların içine sürüklemiştir.

Kongre, seçmenlerinin iradesini dinlemek yerine, Amerikalıların isteklerine karşı gelerek yabancı bir hükümetin taleplerini tercih etmeye karar vermiştir. AIPAC Kongremizi büyük ölçüde kontrol etmektedir ve 224. Bölümün kabul edilmesi bu yabancı lobi için büyük bir zafer olacaktır.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun 224. Bölümü desteklemesi şaşırtıcı olmamalıdır. Bildiğimiz kadarıyla bunu bizzat kendisi yazmış bile olabilir!

224.Bölümün NDAA’da kalması hâlinde, gelecekteki Kongrelerin ABD’nin İsrail ile ilişkilerinde hangi düzeyde destek, işbirliği ve denetimin yer alması gerektiğini belirleme konusundaki rolü fiilen ortadan kaldırılmış olacaktır. Bu durum, Başkan Obama’nın İsrail’e yönelik 10 yıllık garantili ABD mali desteğinden bile daha kötü olacaktır. Finansman yalnızca otomatik pilotta devam etmekle kalmayacak, ABD aynı zamanda İsrail’in komşularıyla yürüttüğü çok sayıdaki savaşa daha da fazla çekilecektir. İsrail’i bölgesel savaşlarında desteklemekten bile daha kötüsü, savaşların kendisi bizim savaşlarımız hâline gelecektir.

Amerikalılar, ordumuzu herhangi bir yabancı ülkeyle entegre etme planlarına karşı seslerini yükseltmelidir. Yapmamız gereken şey, ister NATO üyeliği olsun, ister Ukrayna’ya verilen destek ya da Çin’e karşı Tayvan’a verilen destek olsun, bu denizaşırı yükümlülüklerden kurtulmaktır.

Zaten kendi ordumuza yılda bir trilyon dolardan fazla harcıyoruz ve ulusal borcumuz 40 trilyon dolara yaklaşmaktadır. Yurtdışında daha da fazla savaş yürütme yükümlülüğünü üstlenmek iflasımızı hızlandıracaktır. 224. Bölüm NDAA’dan çıkarılmalıdır ve bunu Kongre’den talep etmek, egemenliğimize değer veren her Amerikalının sorumluluğudur.

Kaynak: https://ronpaulinstitute.org/we-should-not-integrate-our-military-with-any-foreign-nation/