Müslüman Ülkelerin Yeni İttifak Arayışı

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile son derece kritik körfez turuna çıktığımızda ortalık adeta yangın yeriydi. Her ülke füzeler ve savaş uçaklarından tehlikeli hale gelmiş hava sahalarında uçağımızın takip edeceği özel koridorlar için planlar hazırlamıştı ve bu rotaları takip ettik.

Riyad’a indiğimizde tepemizden geçen füzelerin altında 12 ülke bakanı diplomatik görüşmelere başlamak üzereydi.

RİYAD’DA SÜRPRİZ TOPLANTI

Bu gezinin en önemli manşetlerinden biri, daha doğrusu benim için en önemli çıktılarından biri, dört ülke dışişleri bakanlarının Riyad’da sürpriz bir şekilde farklı bir konu için toplanması oldu.

Buradaki yazılarımı takip eden okurlarım, yeni ittifak yapılarının zorunlu olduğunu, Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır’ın bu ittifak yapısının çekirdeği olması gerektiğini çok kez yazdığımı bilirler.

Daha önce bu konuda görüştüğüm yetkililer ittifak için niyetlerin olduğunu ama henüz somut adımlar atılmadığını söylüyorlardı. Daha sonra Pakistan ve Suudi Arabistan arasında bir güvenlik anlaşması olduğu açıklandı ve görüntü verildi.

Fakat Türkiye ve Mısır bu konuda herhangi somut bir adım atmamıştı.

İşte bu ortamda Riyad’da 12 ülkenin dışişleri bakanları toplandı ancak konu İran’ın körfez ülkelerine yaptığı misilleme saldırılarıydı.

Farklı sürpriz toplantıyı Abu Dabi’den dönerken uçakta öğrendik. Bize verilen bir fotoğrafı görünce, bunun bölgenin geleceğini etkileyecek çok önemli bir toplantı olduğunu hemen anladım tabi.

HAKAN FİDAN’IN İTTİFAK AÇIKLAMALARI

Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarının Riyad’da tepemizden füzeler geçerken, yeni bir ittifak yapısını konuştukları bir toplantı düzenlemeleri ve ardından bunu kamuoyuna duyurmaları çok dikkat çekiciydi. Bununla bir mesaj verilmek istendiği açıktı.

Bakan Hakan Fidan’la uçakta bir araya geldiğimizde ilk sorduğum soru bu oldu doğal olarak.

Fidan bu konuda oldukça açık konuştu:

“Bölgede belli bir güce sahip olan ülkeler olarak sorunları çözme konusunda güçlerimizi nasıl birleştirebiliriz, bunun arayışı içindeyiz.

İlkesel olarak şunu görmemiz lazım: Bizler ya bir araya gelip kendi sorunlarımızı kendimiz çözmeyi öğrenmeliyiz ya da dışarıdan bir güç gelecek kendisi için yararlı olan çözümleri dikte edecek veya hiçbir şey yapmayacak ve yapılmasına engel olacak.

Birbirimize güvenmeyi öğrenmemiz lazım. Belli konularda beraber hareket etmemiz lazım. Ortak tavır alabilmemiz lazım.

Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde kurumsal ve toplu çabaların ortaya konması konusunda çok büyük tecrübesi var. Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye gibi ülkelerin kendi güçlü milli duruşları ve farklı yetenekleri var. 

Bütün dünyada bölgesel düzeyde ülkeler bir araya gelerek dayanışma sergileme arayışı içerinde bulunuyor.”

BÜYÜK BİR GÜÇ DOĞABİLİR

Dört ülke aynı zamanda birçok devleti etkileyebilecek ilişkilere sahip. Yani bu ittifakın kurulmasının ana motor gücünü oluşturduklarında diğer birçok İslam ülkesi de bu ittifaka katılacaktır. Zaten Gazze savaşından bu yana aydınlar, fikir adamları, alimler ve akademisyenler tarafından İslam dünyasının birleşmesi konusunda fikirler çok kez dile getirilmişti. Kamuoyunda yapılan bu çağrılar ittifak fikrinin toplumsal zeminin de olduğu gösteriyor bir anlamda.

İttifakın mantığı şu:

İslam ülkeleri kendi sorunlarını kendisi çözmek ve kendi savunmalarını da kendileri yapmak zorundalar. Bu artık varlık yokluk aşamasına gelmiş durumda. Bu durumda yeni bir güvenlik ve savuma ittifakı kurulması gerekiyor.

Her ülkenin farklı güçleri, kapasitesi, yetenekleri var. Bu farklı güçler ve kapasiteler bir araya getirilerek daha büyük bir güç oluşturulsa, hem güvenlik ve savunma sağlanmış olur hem de caydırıcı bir unsur olur.

Dört ülke İslam ülkeleri arasında farklı alanlarda en güçlü kapasitelere sahip olduğundan, ilk başta bu ülkelerin bir araya gelmesi oldukça önemli bir motivasyon yaratır.

İSRAİL’İN İTTİFAKI BOZMA GİRİŞİMLERİ

Kurulacak yeni ittifak yapısının duyulmasından bu yana İsrail bu süreci bozmak ya da sabote etmek için farklı yöntemler ve taktikler uyguluyor.

Bazı devletlere mesajlar iletilirken, kamuoyuna ittifakı karalayacak kavramlar ve tanımlamalar yayılıyor.

İsrail eski başbakanları, yazarları ve ABD’deki medya aracılığı ile bu ittifakı, “radikal İslamcı ittifak, radikal Sünni ittifakı, yeni İran Türkiye olacak” gibi yayınların sayısı arttı. İsrail’in bu ittifaktan rahatsız olduğu, bunu bozmak için yoğun bir çaba içine girdiği belli oluyor.

Ancak ülkeler bu konuda yapılan 4’lü toplantıyı basına duyurduklarına göre, tüm zorlukları göze aldığı ve bir yol çıktığı da anlaşılıyor.

Umarım bundan vazgeçmezler.