Michael Behe ile Evrim Ve Akıllı tasarım Üzerine Röportaj
Discovery Institute/Intellegent Design
The Edge of Evolution: The Search for the Limits of Darwinism kitabının yazarı Michael J. Behe ile soru-cevap
Darwinci evrimsel süreçlerin gerçekte ne yapabileceğine inanıyorsunuz?
The Edge of Evolution, Darwinci evrimsel süreçlerin gerçekte ne yapabileceği sorusunu ciddi biçimde ele alır. İnsanlar ve mikrobiyal parazitlerimiz (sıtma, HIV, E. coli) üzerine elde edilen eşi görülmemiş genetik veriler, bu soruya belirli bir kesinlikle yanıt vermemizi sağlar. Şaşırtıcı sonuç şudur: yoğun seçilim baskısı altında ve astronomik sayıda fırsat verilmiş olsa bile, rastgele mutasyon ve doğal seçilim yalnızca önemsiz, çoğunlukla bozucu değişiklikler üretir. Sonuç olarak: dünyadaki yaşamı ortaya çıkaran büyük olaylar rastgele mutasyonlar tarafından yönlendirilmemiştir.
Kitabın alt başlığı “Darwinizmin sınırları”ndan bahsediyor. Darwin’in teorisinin tamamen yanlış olduğunu mu söylüyorsunuz?
Kesinlikle hayır. Bazı yaşam özelliklerini açıklamak için mükemmel bir açıklamadır, ancak keskin sınırları vardır. Darwin’in teorisi birkaç kavramın birleşimidir: 1) rastgele mutasyon, 2) doğal seçilim ve 3) ortak köken. Ortak köken ve doğal seçilim oldukça güçlü şekilde desteklenmektedir. Rastgele mutasyon ise değildir. Rastgele mutasyon ciddi biçimde sınırlıdır. Dolayısıyla yaşamın zarif yapısını ortaya çıkaran süreç rastgele olamaz.
Kitap, rastlantısallığın başarısızlığından Akıllı Tasarım sonucuna nasıl ulaşıyor? Darwinizm dışında başka akıllı olmayan evrimsel açıklamalar mümkün değil mi?
İnsanlar ve parazitlerimiz üzerine yeni genetik bulgular yalnızca Darwin’in teorisine değil, herhangi bir akıllı olmayan sürece de karşı çıkmaktadır. Karşılıklı evrimsel mücadelelerinde insan ve parazit genomları, yardımcı olabilecek herhangi bir akıllı olmayan mekanizma tarafından doğada değiştirilebilirdi. Ancak neredeyse hiçbir şey bunu yapmamıştır. “Akıllı” ve “akıllı olmayan” süreçler birbirini dışlayan ve tüm seçenekleri kapsayan kategoriler olduğundan, akıllı olmayan süreçleri dışlamak zorunlu olarak zekâyı işaret eder.
Biyolojide Akıllı Tasarımın rolüne en açık şekilde hangi kanıt işaret ediyor?
Yaşamın temeli olan hücrenin zarafeti. Charles Darwin ve çağdaşları hücrenin “basit bir protoplazma küresi”, mikroskobik bir jel parçası olduğunu varsaymışlardı. Yanılıyorlardı. Modern bilim, hücrenin son derece gelişmiş, otomatik, nano ölçekli bir fabrika olduğunu ortaya koymaktadır. Örneğin Nature dergisi şöyle diyor: “Hücrenin makromoleküler makineleri onlarca hatta yüzlerce bileşen içerir. Ancak insan yapımı makinelerin aksine, bu hücresel makineler üretim hatlarında inşa edilmiyor…bileşenlerinden kendiliğinden oluşuyor. Sanki arabalar, parçaları fabrika zeminine dökülerek üretilebiliyormuş gibi.”
Akıllı Tasarım, hâkim Darwinci evrim görüşünden nasıl farklıdır?
Şaşırtıcı derecede, hâkim evrim teorisi ile Akıllı Tasarım birçok noktada uyumludur. Her ikisi de evrenin ve yaşamın çok uzun zaman dilimlerinde geliştiğini kabul ediyor; her ikisi de türlerin ortak köken yoluyla birbirini takip edebileceğini kabul ediyor. Ayrıldıkları nokta, Darwinizmin rastlantısallığa verdiği merkezi roldür. Akıllı Tasarım, rastlantının var olduğunu kabul ediyor ancak yaşamın gelişimini açıklamadaki rolünün oldukça sınırlı olduğunu savunuyor.
Akıllı Tasarım, yaratılışçılıktan nasıl farklıdır? Bunun yalnızca “gizlenmiş yaratılışçılık” olduğunu söyleyen eleştirmenlere ne dersiniz?
Akıllı Tasarım teorisi, yaratılışçılıkla Büyük Patlama teorisinin Yaratılış kitabıyla (the book of Genesis) olan ilişkisine benzer bir ilişki içindedir. Hem Akıllı Tasarım hem de Büyük Patlama, evren ve yaşam hakkında bazı dini fikirleri çağrıştırsa da, ikisi de kutsal metinlere değil, doğanın ampirik incelenmesine dayanır. “Işık olsun” ifadesi Büyük Patlama’yı çağrıştırabilir, ancak Büyük Patlama bilimdir, kutsal metin değildir. Akıllı Tasarım bazı dini kavramlarla uyumlu olabilir, ancak hücresel moleküler makinelerin olağanüstü karmaşıklığı katı bilimsel verilere dayanmaktadır.
Akıllı Tasarımı, yaratılış ve evrim tartışmasına çözüm getiren bir kavram olarak görüyor musunuz? Bilim ve dinin bir tür uzlaşmada buluşabileceği bir nokta var mıdır ve akıllı tasarım bu sorunun cevabını vermeye yardımcı olur mu?
Bazı açılardan Akıllı Tasarım, Richard Dawkins’in temsil ettiği bilimci ateizm ile onun eleştirdiği dogmatik dini yaratılış anlatıları arasında mükemmel bir orta yol sunar. Büyük Patlama teorisi ve evrenin yaşam için “ince ayarlı” olduğunun keşfi gibi, Akıllı Tasarım da bilimin ampirik sonuçlarının Dawkins’in felsefesinin öngördüğünden daha büyük bir gerçekliğe işaret ettiğini kabul eder. Ancak, Akıllı Tasarım (ID), kutsal bir metne dayanmak yerine, bu sonuca bilim yoluyla, yani kendi insan zekâmızdan ve doğayı anlama çabamızdan yola çıkarak ulaşır.
Edge of Evolution’da ortak köken fikrini destekleyen bazı kanıtların oldukça ikna edici olduğunu belirtiyorsunuz. Ancak bazı bilim insanları bu kanıtların bir kısmını sorgulamıştır. Sizce bunu yapmak kabul edilemez mi? Sizin görüşünüze göre ortak kökeni sorgulamak bilimsel midir?
Benim görüşüme göre bir bilim insanının herhangi bir şeyi sorgulaması kesinlikle “kabul edilemez” değildir. Sorgulama ve şüphecilik bilim için sağlıklıdır. Evrensel ortak soydan gelme teorisine şüpheyle yaklaşan bilim insanlarının işaret ettiği ORFan genleri, standart dışı genetik kodlar, benzer organizmaların farklı embriyogenez yolları vb. zor sorunlara dair hiçbir çözümüm yok. Bununla birlikte bana göre, Darwinci evrim yerine “akıllı tasarlanmış” bir soy söz konusuysa, bu problemler hâlâ var olsa da çok daha az aşılmaz görünür. Rastgele, zekâdan yoksun süreçlerin bunları açıklayamayacağı konusunda kesinlikle hemfikirim, ancak zeki bir fail, görünürdeki zorlukların üstesinden gelmenin yollarını bulabilir. Dolayısıyla, ortak köken olasılığını değerlendirirken, “bu buraya nasıl geldi?” şeklinde sınıflandırılabilecek sorunları göz ardı ediyorum. Bunun yerine “hatalar” ya da “işlevsiz özellikler” argümanlarına daha fazla ağırlık veriyorum. Eğer iki tür arasında, bildiğimiz kadarıyla belirli bir işlevi olmayan ve başka bağlamlarda muhtemelen genetik bir kaza olarak adlandıracağımız tuhaf bir özellik paylaşılıyorsa, bunu ortak kökenden geldiklerine dair oldukça güçlü bir kanıt olarak değerlendiriyorum. Dolayısıyla veriye benim baktığım şekilde bakılırsa aynı anda şunlar söylenebilir: 1) ortak köken güçlü biçimde desteklenmektedir; 2) büyük Darwinci iddialar çürütülmüştür; 3) Akıllı Tasarım doğrulanmıştır; 4) tasarım biyolojinin çok derinlerine kadar uzanmaktadır.
Biyolojideki Akıllı Tasarım görüşünüz, kozmoloji ve fiziğin bulguları ve teorileriyle ne derece örtüşüyor?
Biyolojideki Akıllı Tasarım sonucu, evrenin, yasalarının, fiziksel sabitlerinin ve birçok detayının yeryüzündeki yaşam için “ince ayarlı” olduğunu gösteren, son birkaç on yılda fizik ve astronomiden elde edilen beklenmedik sonuçlarla çok iyi örtüşüyor. Örneğin elektronun yükü ya da suyun özellikleri çok farklı olsaydı, bildiğimiz anlamda yaşam mümkün olmazdı. Biyoloji artık evrenin yaşam için ince ayarının yaşamın içine kadar uzandığını keşfetmiştir. “Konsilyans/bilgi uyumu” terimi, farklı bilim alanlarından elde edilen sonuçların aynı yöne işaret ederek bir sonuca olan güvenimizi artırdığı durumu ifade eder. Biyoloji, kozmoloji ve fizik bulgularıyla bu tür bir uyum yakalamıştır.
Tasarımcının Tanrı olduğu sonucuna varmak gerekli midir?
“Gerekli” güçlü bir ifadedir. Zorunluluk anlamında gerekli değildir. Ancak geçtiğimiz yüzyılda ve özellikle son birkaç on yılda doğanın bilimsel olarak incelenmesi, evrenimizi yaşam için kurmuş, fiziksel yasalarını, birçok özelliğini ve ayrıntısını, ayrıca yaşamın derinliklerine uzanan birçok gerekli detayı belirlemiş zeki bir varlığın var olduğu sonucuna güçlü bir şekilde işaret etmektedir. Bu kanıtlara rağmen, Richard Dawkins gibi bir kişi hâlâ her şeyin büyük bir kozmik kaza olduğunu düşünmekte özgürdür. Çoğu insan ise Tanrı’nın -ya da olağanüstü bir varlığın- en olası açıklama olduğuna karar verecektir.
Bilim camiasında Akıllı Tasarım fikrine karşı bu kadar direnç olmasının nedeni sizce nedir?
Bilim insanları evrenin kendi kendini açıklayan, kapalı bir sistem olduğunu düşünmelerini gerektirecek şekilde eğitiliyorlar. Bu varsayıma aykırı beklenmedik bulgular rahatsız edici olabilir. Büyük Patlama fikri ilk ortaya atıldığında da bazı bilim insanları tarafından güçlü şekilde reddedilmişti; çünkü evrenin dışında bir gerçekliğe işaret ediyordu. Biyolojide Akıllı Tasarım fikri ise muhtemelen daha da güçlü tepkiler uyandırmaktadır; çünkü kendi kendine yeten bir evren varsayımını daha da derinden sarsmaktadır.
Akıllı Tasarımın öngörüde bulunmadığı ve bu nedenle bilimsel olmadığı yönünde eleştiriler var. Edge of Evolution bu konuya değiniyor mu?
The Edge of Evolution neredeyse bütünüyle Darwinizm ile Akıllı Tasarımın temel ve karşıt öngörüleriyle ilgilidir. Darwinizmin en temel öngörüsü, astronomik sayıda fırsat verildiğinde akıllı olmayan süreçlerin hücrede görülen karmaşıklıkta sistemler üretebileceğidir. Akıllı Tasarım bunu açıkça reddeder ve akıllı bir müdahale olmadan böyle sistemlerin ortaya çıkmayacağını öngörür. Dolayısıyla Darwinizm ve Akıllı Tasarım, doğal seçilimin yoğun baskısı altındaki çok sayıda organizmanın genetik sonuçlarını incelediğimizde ne bulacağımıza dair açık ve zıt tahminler sunar. Son genetik bulgular bu konuda güçlü bir test oluşturur. Sonuçlar: 1) Darwinizmin öngörüsü yanlışlanmıştır; 2) Akıllı Tasarımın öngörüsü doğrulanmıştır.
Sıtma ve HIV üzerine yapılan çalışmalardan, tür olarak kendimizi viral ve parazitik tehditlere karşı korumak için çıkarabileceğimiz dersler var mı? Akıllı Tasarım tıp gibi diğer alanları nasıl etkileyebilir?
Akıllı Tasarımın umut verici sonuçlarından biri, Darwinci evrimin düşündüğümüz kadar durdurulamaz, Borg benzeri bir süreç olmadığını göstermesidir. Rastgele evrim hantaldır ve sınırlıdır. Bu, sıtma gibi çok sayıda görülen patojenlerle mücadele ederken bile, bilim moleküler mekanizmasına doğru bir engelleyici unsur bulabilirse, rastgele mutasyon ve doğal seçilimin bunu aşmakta aciz kalacağı anlamına gelir.
*Discovery Institute, araştırma, eğitim, eylem ve kültürel yenilenmeye odaklanan, kâr amacı gütmeyen ve tarafsız bir kuruluştur. Merkezi Seattle’dadır ve dünya çapında büyüyen bir akademisyen, bilim insanı ve politika uzmanı ağına sahiptir.
Kaynak: https://www.discovery.org/a/4097/
18 Haziran 2007
Tercüme: Ali Karakuş