Liman İşçileri Silah Ticareti Karşısında Birleşiyor
Beş kıtada ve 110’dan fazla limanda çalışan liman işçileri, 30 Ekim’de militarizasyona ve soykırıma karşı ikinci bir tarihî uluslararası eylem gününü başlattı.
Cenova’daki Özerk Liman İşçileri Kolektifi’nden (Coordinamento Autonomo Lavoratori Portuali, CALP) Jose Nivoi, eylemler başlarken; “Artık savaş için çalışmak ya da savaşın bedelini ödemek istemiyoruz” dedi. “Çünkü bugün İtalya’da yaşadığımız koşullar, beş farklı kıtada yaşanan koşullarla aynı.”
Limanlar yıkıma değil, yaşama hizmet etmelidir.
Liman işçilerinin eylemleri, bu yılın başlarında kabul edilen ve dünya genelinde limanlarda artan silah sevkiyatlarının çalışma hayatı üzerindeki etkilerini inceleyen İstanbul Deklarasyonu’na dayanıyor. Bildiride ve onu izleyen konuşmalarda liman işçileri, bu eğilimin; işin sözleşmeli hale getirilmesi ve sert kemer sıkma önlemleri de dâhil olmak üzere, çalışma koşullarının kötüleşmesiyle el ele gittiğini ortaya koydular.
Cuma günkü eylemler, Avustralya’dan ABD’ye ve Uruguay’a, Hindistan’dan Meksika’ya kadar yaklaşık 25 sendika tarafından destekleniyor. Limanların dikkat çekici bir bölümü, bu yıl Şubat ayında ilk eylem gününün başlatıldığı Akdeniz havzasında bulunuyor.
Geçtiğimiz aylarda İtalya, Bask Bölgesi, Türkiye, Yunanistan ve Fas’tan liman işçilerine başkaları da katıldı. Genişleyen listeye Hırvatistan, Kıbrıs, Danimarka, Fransa, Almanya, İrlanda, Karadağ, Hollanda, Portekiz, Slovenya, İspanya ve İsveç’ten işçi örgütleri de eklendi.
Fas Demokratik İşçi Örgütü (Organisation Démocratique du Travail, ODT), Ekim ayının sonlarında Tanca Limanı’nda düzenlediği basın toplantısında; “Mesajımız açık: liman işçileri savaş için çalışmayacak” dedi. “Limanlar, topluluklarımızı ayakta tutan gıda ve ilaçları taşıyarak yaşama hizmet etmelidir. Halklar arasında iş birliği mekânları olmalı, asla yıkım araçlarına dönüşmemelidir.”
Soykırıma liman yok
Gün boyunca öne çıkan bir diğer husus; Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar/Boycott, Divestment and Sanctions (BDS) hareketi ile Küresel Sumud Filosu’ndan gelen destek ifadeleri de dâhil olmak üzere liman işçilerinin Filistin ile sergiledikleri dayanışmaydı. BDS ve diğer kuruluşlar sosyal medya hesaplarında, “İsrail’in ithalatının yüzde 90’ından fazlası deniz yoluyla geldiğinden, dünyanın dört bir yanındaki limanlar İsrail’in apartheid ekonomisinin darboğazını oluşturuyor” ifadelerini paylaştı. “30 Ekim’de liman işçileri, birlikte hareket ederek İsrail’in soykırımını, apartheid rejimini ve işgalini besleyen tedarik zincirini kırabileceğimizi gösterecektir.”
Akdeniz limanlarının Gazze’deki soykırımı desteklemedeki rolü daha fazla gün yüzüne çıkmış olsa da diğer bölgelerdeki limanların oynadığı rol belki daha az görünür durumdaydı. İkinci uluslararası eylem gününe Asya’dan liman işçilerinin katılımını bu kadar önemli kılan şey de tam olarak budur.
BDS (Boycott, Divestment and Sanctions ) ve diğerleri, “Geçtiğimiz yıl Hindistan’ın başlıca limanları, Hint kamu ve özel sektör şirketlerinin İsrail’in Yokneam ve Ramat HaSharon’daki Elbit Systems fabrikalarına ihracat yaparken kullandıkları birer kanal işlevi gördü” diye yazdı. Bu fabrikalar, Gazze’deki soykırımda kullanıldığı belgelenmiş topçu silahları, savaş gereçleri ve mühimmat üretiyor.”
Nivoi Cuma günü; “Filistin’e desteğin devletlerimiz aracılığıyla yönlendirilmesi gerektiğine kesinlikle inanıyoruz çünkü bugün İsrail, soykırım gerçekleştirmesine olanak tanıyan bir uluslararası cezasızlık düzeyinden yararlanıyor” dedi. “Bu nedenle bugün, insanların yalnızca yaşam maliyetlerindeki artışa karşı değil, her şeyden önce Filistin’i Siyonizmden kesin olarak kurtarmak için harekete geçmesi gerektiğini vurguluyoruz.”
Liman işçilerinin eylemi İtalya’da genel grevle birleşiyor.
İtalya ve özellikle Cenova, 2023’ten bu yana Filistin’le sendikal dayanışmanın inşasında kilit merkezler rolü oynadılar. Artan militarizasyon, dünyanın dört bir yanındaki emperyalist hamleler ve İtalya’da giderek sertleşen kemer sıkma politikaları arasındaki bağlantıların bilincinde olan CALP (Coordinamento Autonomo Lavoratori Portuali) ve taban örgütlenmesine dayalı bir sendika olan Unione Sindacale di Base (USB) de yeni bir genel greve giden yolu açacak şekilde yerel hareketlerin bir araya gelmesi çağrısında bulundu.
İlk tahminlere göre, aralarında çok sayıda öğrenci ve gencin de bulunduğu yaklaşık 2 milyon kişi İtalya’da bu çağrıya karşılık verdi. Son haftalarda Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde öğrenciler sokaklara çıkarken, İtalya genelindeki gençlik grupları da temel hizmetlerdeki kesintileri protesto ediyordu.
Bu gruplar Cuma günü genel grev çağrısına hızla karşılık verdi. Sol parti Potere al Popolo’dan Marta Collot, eylem gününden önce; “Öğrenci-işçi ittifakı giderek güçleniyor: ülkenin dört bir yanında öğrenciler ve gençler; işgaller, kamp alanları, meclisler ve gösteriler aracılığıyla hükümete karşı harekete geçiyor, aynı zamanda yaklaşan genel grevi de teşvik ediyor” dedi.
“Emek savaşı durdurabilir.”
Dünyanın bir bölgesinde liman işçilerinin eylemlerinin devam ettiğine tanık olmak büyük bir ilham kaynağı olsa da bu eylem gününün hazırlanmasında yer alan sendikacılar, girişimin kapsamının genişlemesinin önemine de vurgu yaptılar. Bütün örgütler grev yapabilecek durumda değildi ancak yine de kendi limanlarından antimilitarist bir mesaj göndermenin önemini kabul ediyorlardı.
Eylem gününe katılan sendikalarla birlikte haritalandırılan Hırvatistan’ın Vukovar Limanı’ndan sendikacılar, liman işçilerinin savaş karşıtı kampanyalarının önemini vurguladılar. Ortaya koydukları nokta somuttu: başka yerlerde yürütülen savaşlar, insanların geçim kaynaklarını, deniz taşımacılığı güzergâhlarını ve kendi ülkelerindeki çalışma koşullarını yeniden şekillendiriyor.
Ancak Avrupalı sendikacılar, mücadelenin yalnızca liman işçilerinin omuzlarında olmaması gerektiği hususunda ısrar ediyor. USB’den (Unione Sindacale di Base) Francesco Staccioli’nin Ekim ayının sonlarında belirttiği gibi, savaşa karşı mücadele aynı zamanda işçi hakları ve toplumsal adalet için yürütülen daha geniş bir mücadeledir. Bu nedenle 30 Ekim’in, eylemin kapsamını daha da genişletmek için bir başlangıç noktası olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
“Emek savaşı durdurabilir. Filistin halkına yönelik soykırımı durdurabilir. Emperyalist saldırganlığı durdurabilir” dedi.
*Ana Vracar, Peoples Dispatch ve People’s Health Movement tarafından yayımlanan iki haftalık bülten People’s Health Dispatch’te sağlık muhabiridir. Avrupa People’s Health Movement’ın bölgesel koordinatörü ve People’s Health Movement yürütme konseyinin eş başkanıdır.
Kaynak: https://www.savageminds.co/p/dockworkers-unite-against-the-arms
Tercüme: Ali Karakuş