Kimin Yapay Zekâsı? Kimin Muhalefeti?

Yabancı etki kampanyalarına ilişkin haberler, yapay zekâya yönelik geçerli eleştirileri itibarsızlaştırmak için mi kullanılacak?

Mart 2026 tarihli bir Gallup anketine göre, yerel yapay zekâ veri merkezlerine yönelik muhalefet iki partinin de ortak tutumudur. Ankete göre Demokratların (%75) ve Cumhuriyetçilerin (%63) çoğunluğu, yaşadıkları yerde bir yapay zekâ veri merkezi inşa edilmesine karşı çıkacaklarını belirtmiştir. Genel olarak ise ankete katılanların %71’i veri merkezi inşasına karşı olduklarını ifade etmiştir; bu oran, yakınlarında bir nükleer enerji santrali inşa edilmesine karşı çıkacaklarını söyleyenlerin oranı olan %53’ten belirgin ölçüde yüksektir.

Ancak en azından dijital risk yönetimi şirketi Alethea tarafından Temmuz 2026’da hazırlanan bir rapora göre, bu muhalefet göründüğü kadar basit değildir. Alethea’nın raporu, Rusya, Çin ve İran dâhil olmak üzere yabancı devlet aktörlerinin, “yerli veri merkezi karşıtı hareketi güçlendirdiğini” ve bunun “ABD altyapısına, şirketlerine ve hükümetine duyulan güvene karşı bir kama işlevi gördüğünü” belirtmektedir.

Rapor, devlet medyasının mesajlarını (örneğin, Amerikalı seçkinlerin sıradan vatandaşların zararına suyu ve enerjiyi istiflediği yönündeki söylemleri) belgelemiş ve “organik” muhalefet ile “koordineli” ya da “güçlendirilmiş” muhalefet arasında ayrım yapmıştır. Raporda ayrıca, koordineli bir kampanyanın “yalnızca bir söylem değil, bir hedef listesi” olduğu uyarısında bulunulmaktadır. Bunun yanı sıra Alethea, “Bazı yerli siyasi aktörler, veri merkezi karşıtı söylemlerinde yabancı kaynaklı estetik anlayışlarını ve taktikleri benimsemeye başlıyor.” değerlendirmesinde bulunmuştur.

Bu çerçeveleme, yapay zekâ veri merkezlerine yönelik meşru (“organik”) yerli muhalefetin, yabancı etki kampanyalarının bir ürünü olarak itibarsızlaştırılması ve göz ardı edilmesi riski taşıyıp taşımadığı konusunda ciddi sorular ortaya çıkarmaktadır.

New York Times’ın Haberi

“Yabancı Aktörler Yapay Zekâ Konusundaki Bölünmeden Yararlanmayı Hedefliyor” başlığı, New York Times‘ın 10 Temmuz 2026 tarihli basılı sayısının ana manşetiydi. Alethea’nın raporuna büyük ölçüde dayanan makale, “yabancı hasımların, anketlerin Amerika Birleşik Devletleri’nde ve diğer yerlerde yapay zekâyı çalıştırmak için gerekli veri merkezlerinin yaygınlaşmasına yönelik zaman zaman düşmanlık düzeyine varan derin bir kararsızlık bulunduğunu ortaya koyduğu durumdan yararlanma çabasını” ele aldı.  Times‘ın haberine göre Alethea, Ocak ile Haziran ayları arasında Çin, Rusya ve İran devlet medyasında veri merkezlerine yapılan yaklaşık 700 atfı belgeledi; bunların bir kısmı Amerikalı kitleleri hedef alıyordu.

New York Times makalesi, yabancı etki kampanyalarının “kamuoyu üzerindeki etkisinin henüz belli olmadığını” belirtmesine rağmen, doğrudan alıntılanan kaynakların çoğu yakın tehditler gördü.

Times‘ın haberine göre Arkansaslı Cumhuriyetçi Senatör Tom Cotton, Vekil Adalet Bakanı Todd Blanche’ı, “yabancı hasımların bu korkulardan yararlanarak teknolojik gelişimimizi baltalama” çabaları konusunda uyardı.

Times‘ın aktardığına göre, İçişleri Bakanı Doug Burgum bir televizyon röportajında Fox Business‘a, “bu propagandanın bir kısmının” veri merkezlerine yönelik yerli muhalefeti oluşturma konusunda “etkili olduğunu” söyledi.

Times makalesi ayrıca, Bitcoin Policy Institute araştırmacısı Sam Lyman’ın, “veri merkezlerine yönelik organik bir muhalefet bulunduğunu” ve “bu belirli muhalefet hareketine paralel ilerleyen inorganik bir unsurun da mevcut olduğunu” kabul eden değerlendirmesine yer verdi.

Biden yönetimi sırasında Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi’nde görev yapan Jessica Brandt, Times‘a yaptığı açıklamada, “Yabancı aktörler, yapay zekânın geleceğine ilişkin Amerikan tartışmalarını üretmiyor; bunlardan yararlanıyorlar.” dedi.

New York Times, haberinde (“etkisi … henüz görülmesi gerekiyor”) dengeli bir yaklaşım sergilemeye çalışırken ve Alethea, şirket ve kamu yöneticilerinin “mücadelenin hangi bölümlerinin organik, hangilerinin güçlendirilmiş olduğunu yanlış değerlendirmesini” önlemeye yardımcı olmak amacıyla hizmetlerini sunarken, her ikisinin kullandığı bu çerçeveleme ironik biçimde yapay zekâyı teşvik etmek isteyen kamu ve şirket yetkilileri tarafından istismar edilebilecek fırsatlar yaratmaktadır. Yabancı etki kampanyalarının öne çıkarılmasının iki olası sonucu ise hem Alethea’nın raporunda hem de ana akım basının bu rapora ilişkin haberlerinde çerçevenin dışında bırakılmıştır.

Çerçevenin Dışında

Alethea’nın çalışması özellikle veri merkezlerine yönelik yerli muhalefetin kaynaklarına odaklanmış olsa da, gerek kamu kurumlarında gerekse şirketlerde görev yapan ve aceleci genelleme safsatasına başvurabilecek yapay zekâ savunucularına karşı dikkatli olmalıyız. Alethea’nın çalışması, yapay zekâ destekli sistemlere yönelik yerli eleştirilerin — bu sistemlerin eşitsizlikleri nasıl sürdürebileceği, adaletsizlikleri nasıl görünmez kılabileceği ve güç dengelerini nasıl değiştirebileceği de dâhil olmak üzere — yabancı etki kampanyaları tarafından başlatıldığına veya güçlendirildiğine ilişkin hiçbir kanıt ortaya koymamıştır. Ancak Alethea raporu veya benzer bulgular, yapay zekâya yönelik eleştirileri daha genel anlamda itibarsızlaştırmak amacıyla kasıtlı olarak yanlış yorumlanabilir.

Bu tür bir ahlaki paniği daha önce de gördük. Örneğin, Rus propagandasının 2016 ABD başkanlık seçimlerinin sonucunu etkilediği yönündeki yoğun biçimde tartışılan iddiayı hatırlayın. Bu seçimin ardından yayımlanan çok sayıda rapor, “Russiagate” haberlerinin sansasyonel biçimde sunulmasının meşru yerli aktivizmi itibarsızlaştırma işlevi gördüğünü belgeledi.

Eğer bu karşılaştırma size abartılı görünüyorsa, ChatGPT botuyla Amerikalıların büyük bölümünü — isteseler de istemeseler de — üretken yapay zekâ çağına taşıyan OpenAI’ın, şirketin kendi ürünlerini kullanan bazıları da dâhil olmak üzere yabancı etki operasyonlarına karşı aktif biçimde uyarıda bulunduğunu dikkatle not edin. OpenAI’a göre bu operasyonlar, “mevcut yerel sorunlara ve samimiyetle benimsenen inançlara tutunarak, bunları güvenilirlik oluşturmak, bölünmeleri derinleştirmek veya kamusal güvensizliği artırmak amacıyla kullanmaktadır.”

Caydırıcı Etkiler

Alethea’nın “organik” ve “koordineli” muhalefet şeklindeki çerçevelemesi, yapay zekâ destekli sistemleri eleştiren herkesi itibarsızlaştıracak şekilde kolaylıkla genişletilebilir. Bu çerçeveleme, yapay zekâ sistemlerinin bireysel kazanç yerine kamu yararı doğrultusunda nasıl geliştirilebileceği, uygulanabileceği ve düzenlenebileceği de dâhil olmak üzere, yapay zekânın geleceğine ilişkin anlamlı kamusal diyaloğu ciddi biçimde kısıtlama tehdidi taşımaktadır. Bunun yerine, haklı kaygıları bulunan eleştirmenler, yabancı ajanlar ya da onların piyonları olarak damgalanma korkusuyla kendilerini sansürleme baskısı altında kalabilir. Buna rağmen görüşlerini dile getirenler ise eleştirilerinin yabancı çıkarlara hizmet ettiği suçlamalarıyla karşı karşıya kalabilir.

Ana akım basın, yeni geliştirilen yapay zekâ sistemlerine ilişkin bilgi ve bakış açısının başlıca kaynakları olarak yalnızca sektör sözcülerinin, araştırmacıların ve onların müttefiklerinin ötesine bakarak, aceleci genellemelerin caydırıcı etkilerini önlemede önemli bir rol oynayabilir. Ne yazık ki, Princeton Üniversitesi bilgisayar bilimcileri Sayash Kapoor ile Arvind Narayanan’ın, “çıkar sahibi kişilere eleştirel süzgeçten geçirmeden platform sağlanmasına” karşı uyarıda bulunmalarının üzerinden yaklaşık dört yıl geçmiş olmasına rağmen, bu durum ana akım basının yapay zekâ haberlerinde hâlâ bir tuzak olmaya devam etmektedir.

Kurumsal haber kuruluşları, kimin ve neyin “haber değeri taşıdığına” ilişkin tanımlarını genişletmedikçe, ilerlemeye ilişkin temelsiz iddiaları öne çıkarırken sınırlamalara dikkat çeken uzmanları gerici “şüpheciler” ya da daha da kötüsü yabancı ajanların kandırdığı kişiler olarak gösteren; olgusal açıdan doğru olmakla birlikte yine de yanıltıcı yapay zekâ haberlerine karşı uyanık kalmalıyız.

*Andy Lee Roth, Project Censored ve onun yayın kolu olan The Censored Press’in genel yayın editörüdür (editor-at-large). Project’in State of the Free Press yıllık dizisinin ortak editörü ve The Media and Me: A Guide to Critical Media Literacy for Young People adlı eserin ortak yazarıdır. Roth, Project bünyesinde 2006 yılında çalışmaya başlamış ve 2012-2024 yılları arasında yardımcı direktör olarak görev yapmıştır. Bu süre boyunca, Kuzey Amerika’daki kolej ve üniversite öğrencilerine uygulamalı eleştirel medya okuryazarlığı eğitimi sağlayan Project Campus Affiliates Programı’nın koordinasyonuna ve genişletilmesine katkıda bulunmuştur.

Kaynak: https://www.projectcensored.org/whose-ai-whose-opposition-foreign-campaigns-discredit-criticisms-ai/