Kablosuz Casusluk

On yıllar boyunca ulusal güvenlik ihlalleri, kaçırılan belgeler veya casusluk ekipmanlarıyla ilişkilendirilirdi. Bugün ise tehdit cebinize sığar ya da masanızın üzerinde durur. Akıllı telefonlar, akıllı saatler, kulaklıklar ve kameralar ya da sensörler gibi Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazları, en güvenli tesislerin güvenlik önlemlerini bile atlatabilir.

Son dönemde yaşanan gelişmeler, endişe verici bir eğilimi ortaya koymaktadır. Günlük kullanılan cihazlar giderek daha fazla biçimde hassas konuşmaları ve gizli bilgileri tehlikeye atmaktadır. Savunma Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun “Signalgate” raporu, iyi niyetle gerçekleştirilen iletişim pratiklerinin bile onaylı sistemler dışında yürütüldüğünde hassas askeri bilgileri açığa çıkarabileceği konusunda uyarıda bulunmuştur. Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi’nde (NNSA), kısıtlı alanlarda izinsiz telefonlar, kulaklıklar ve diğer kablosuz elektronik cihazların tekrar tekrar tespit edilmesi, nükleer silah tesislerinde kapsamlı denetim ve güvenlik sıkılaştırmalarını beraberinde getirmiştir. Öte yandan, yabancı yetkililerle yapılan üst düzey görüşmelere ait sızdırılmış transkriptler, izinsiz veya tespit edilemeyen cihazlar mevcut olduğunda hassas tartışmaların ne kadar kolaylıkla tehlikeye girebileceğini göstermektedir.

İyi niyetli çalışanlar bile risk oluşturabilir. Güvenli bir alanda unutulan bir akıllı saat, güvenlik yamaları eksik bir telefon ya da ele geçirilmiş bir kişisel cihaz, casusluk için bir araca dönüşebilir. Samsung’un yakın tarihli bir sıfır gün güvenlik açığı, saldırganların kullanıcıdan herhangi bir etkileşim gerekmeksizin hedef telefonların tüm kontrolünü ele geçirebileceğini göstermektedir. Bir telefon ele geçirildiğinde, saldırganlar verilere erişebilir, mikrofonları etkinleştirebilir ve LTE, 5G, Wi-Fi ya da Bluetooth üzerinden iletişim kurarak geleneksel güvenlik araçlarını tamamen atlatabilir.

İçeriden gelen tehdit artık yalnızca memnuniyetsiz çalışanlarla veya yabancı düşmanlarla sınırlı değil. Artık ele geçirilmiş telefonlar veya IoT cihazları taşıyan sadık çalışanlar da bu tehditin bir parçası. NNSA dahil olmak üzere binlerce devlet tesisi, “Yetkisiz elektronik cihazlara izin verilmez” (“No unauthorized electronic devices permitted”) yazılı uyarılar asmaktadır. Ancak bu tesislerin yalnızca yüzde 10’undan azı, güvenli alanlarda etkin olan yetkisiz vericileri aktif olarak izlemektedir. Tatil dönemlerinin ardından, çalışanların genellikle yeni kulaklıklar, akıllı saatler veya diğer Bluetooth özellikli aksesuarları güvenli ortamlara getirmesiyle birlikte risk daha da artmaktadır. Zararsız görünen bu tür davranışlar, casusluk, veri sızıntısı veya yabancı istihbarat toplama için kapılar aralayabilir.

Kablosuz Saldırı Tespit Sistemleri (WIDS) bu boşluğu kapatır. Bu sistemler, gerçek zamanlı uyarılar ve cihaz konum bilgileri sağlayarak, güvenlik ekiplerinin hassas bilgiler tehlikeye girmeden önce müdahale etmesine imkân tanır.

IoT cihazları da benzer bir risk oluşturur. Bağlı kameralar, denetleyiciler ve akıllı sensörleri hedef alan siber saldırılar özellikle federal kurumlar ve kritik altyapılar genelinde artış göstermektedir. Bazı tesislerde aynı anda onlarca RF protokolü çalışmakta; bu durum, geleneksel savunma sistemlerinin yeni ortaya çıkan tehditleri fark edememesine neden olmaktadır. Gelişmiş saldırganlar bu açıklardan yararlanarak, ele geçirdikleri cihazları daha büyük ihlallerin sıçrama noktası hâline getirebilir. Kablosuz hava sahasına yönelik siber güvenlik sistemleri ise geleneksel araçların sağlayamadığı bir görünürlük sunarak, görev açısından kritik operasyonları tehdit eden spektrum genelindeki faaliyetleri ortaya çıkarır.

Durum nettir: Güvenli alanlardaki kablosuz boşluklar artık sistemik bir ulusal güvenlik açığı teşkil etmektedir. Tesisleri mobil cihazların ele geçirilmesi ve IoT istismarlarına karşı korumak yalnızca uyarı tabelaları veya erişim politikalarıyla sağlanamaz; kablosuz ortamın sürekli izlenmesi gerekir. Ülkenin en hassas ulusal güvenlik kararlarının alındığı ve gizli istihbaratın işlendiği federal tesislerde WIDS sistemlerinin kullanımı artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu, içeriden gelen tehditler, siber casusluk ve ABD’nin ulusal güvenliğini hedef alan yeni nesil IoT tabanlı saldırılara karşı savunma için hayati önemdedir.

*Joseph Salazar, Bastille Networks’te kıdemli ürün pazarlama müdürüdür ve ABD Ordusu Yedek Kuvvetleri’nde askeri istihbarat alanında görev yapmış emekli bir subaydır. Uzmanlık alanları arasında kablosuz güvenlik, olay müdahalesi ve kurumsal ortamlarda ortaya çıkan tehditler yer almaktadır.

Kaynak: https://www.americanthinker.com/blog/2025/12/wireless_espionage.html