İspanya, İngiliz Hükümranlığını Aşındırabilir mi?

2026 Cebelitarık Anlaşması:

 

2026 yılı, İber Yarımadası’nın güney ucunda yer alan, 6,8 kilometrekarelik bir yüzölçümüne ve yaklaşık 40.000 nüfusa sahip küçük bir İngiliz Denizaşırı Toprağı olan Cebelitarık konusunda İspanya ile Birleşik Krallık arasındaki anlaşmazlıkta yeni bir aşamaya işaret ediyor. Beş yıllık belirsizlik ve Brexit sonrasında yürütülen zorlu müzakerelerin ardından Londra, Madrid ve Avrupa Komisyonu, Cebelitarık ile İspanya arasında insanların serbest dolaşımına ilişkin 1.018 sayfalık bir anlaşmaya imza attı.

15 Temmuz 2026 tarihinde geçici olarak yürürlüğe girecek olan anlaşma, komşu Endülüs kasabası La Línea ile arasındaki kara sınırının kaldırılmasını ve mallara yönelik kontrollerin yanı sıra çoğunluğu İspanyol olan yaklaşık 15.000 sınır ötesi işçiye yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını öngörüyor. 2016 Brexit referandumunda Avrupa Birliği’nde kalma yönünde %95,9 oranında oy kullanan Cebelitarık, Birliğe katılmayacak; ancak Schengen sınır kurallarını uygulayacak ve yeni bir gümrük birliğine katılacaktır.

Brexit, İspanya’ya müzakere masasında yeni bir pazarlık gücü kazandırdı. Daha 2020 yılında Cebelitarık (İspanyolcada halk arasında el Peñón veya la Roca olarak bilinir), Madrid’in bölgesel kaygılarını ele alan özel müzakerelere olanak sağlamak amacıyla nihai Avrupa Birliği-Birleşik Krallık Ticaret ve İşbirliği Anlaşması’nın (TCA) dışında bırakılmıştı.

Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi’nin Chagos Takımadaları’nın Mauritius’a devredilmesini müzakere ettiği bir dönemde, Muhafazakâr Parti (Tories) ile Reform UK’den bazı muhalefet milletvekilleri, yeni Cebelitarık anlaşmasını “saçma bir felaket” ve “teslimiyet” olarak nitelendiriyor. Bu yeni gerçeklik karşısında, İspanya’nın Cebelitarık üzerindeki İngiliz egemenliğini aşındırmak için gerçekten gerekli iradeye ve imkânlara sahip olup olmadığı sorusu makul bir şekilde gündeme gelebilir.

Çalkantılı Bir Tarih: Baskı ve Direniş Arasında

18.yüzyılda, İspanya Veraset Savaşı’nın en şiddetli döneminde, İngiliz-Hollanda filosu Cebelitarık’ı ele geçirdi. 1713 tarihli Utrecht Antlaşması’nın belirlediği şartlar uyarınca İspanya, Cebelitarık şehrinin, kalesinin, limanının, surlarının ve bunlara bağlı komşu kalelerin mülkiyetini kalıcı olarak Birleşik Krallık’a devretmek zorunda kaldı. Bu tarihten 1783 yılına kadar Madrid, bu eksklavı geri almak için çok sayıda kuşatma girişiminde bulundu, ancak bunların hepsi başarısızlıkla sonuçlandı. Cebelitarık Büyük Kuşatması (1779-1783), aynı zamanda İngiliz tarihinin en uzun kuşatması olarak, Cebelitarık halkının kolektif hafızasında derin bir yer edinmiştir.

1946 yılında bu bölge, sömürgeden kurtarılmayı bekleyen Birleşmiş Milletler Özerk Olmayan Topraklar listesine kaydedildi. Anlaşmazlığı “sömürge durumu” olarak nitelendiren Genel Kurul kararlarından yararlanan İspanya, Londra’yı Cebelitarık Kayası’ndan vazgeçmek üzere ikili müzakerelere girmeye zorlamaya çalıştı. Buna karşılık Birleşik Krallık, herhangi bir toprak statüsü değişikliğinin Cebelitarık halkının kendi kaderini tayin hakkının korunmasını gerektirdiğini savundu. İspanya ise 1713 tarihli Utrecht Barışı’nda böyle bir hükmün yer almadığını ileri sürerek bu ön koşula itiraz etti.

1969 yılında, Cebelitarık halkının %99,64’ünün İngiliz kalma yönünde oy kullandığı neredeyse oybirliğiyle sonuçlanan referandum karşısında öfkelenen General Franco, ekonomik abluka uyguladı, sınırı kapattı ve Cebelitarık ile tüm iletişimi kesti. Londra ise tercihli ekonomik sübvansiyonlar sağlamak, İspanyol işçilerin yerine Faslı personel istihdam etmek ve Birleşik Krallık ile hava bağlantılarını güçlendirmek gibi çeşitli önlemlerle karşılık verdi. Diktatörlüğün sona ermesinin ardından Londra ile Madrid, müzakerelerin temelini oluşturdu; bu süreç, nihayetinde sınırın yeniden açılmasını ve serbest dolaşımın yeniden tesis edilmesini sağlayan Lizbon Deklarasyonu (1980) ve Brüksel Anlaşması (1984) ile sonuçlandı.

İspanya’nın demokratikleşmesine ve ardından Birleşik Krallık ile ikili ilişkilerde yaşanan yakınlaşmaya rağmen, Cebelitarık halkı İngiliz Kraliyeti’ne olan sarsılmaz bağlılığını korudu. Cebelitarık’ın dördüncü Başbakanı olarak görev yaptığı dönemde Joe Bassano, İngiliz hükümetinin Madrid’e toprak veya egemenlik konusunda kesinlikle hiçbir taviz vermemesi gerektiğini savunan “İspanya’ya umut verme” politikasının öncülüğünü yaptı. 2002 yılında Cebelitarık halkı, Birleşik Krallık ile İspanya arasında önerilen ortak egemenlik planını %98 oranında reddetti. O tarihten bu yana Londra ile Madrid arasındaki ilişkiler; karasuları, Cebelitarık’ın ekonomik statüsü ve havaalanının işletilmesi konularında dönemsel gerilimlerle şekillenmiştir. İspanya, Cebelitarık kıstağı üzerinde bulunan bu havaalanının, İngiltere tarafından 1713 Utrecht Antlaşması’nın hükümlerinin ötesine geçilerek inşa edildiğini ileri sürmektedir.

Sınır Kontrolü: Kolaylaştırılmış Geçiş mi, Yoksa Truva Atı mı?

Brexit sonrası Cebelitarık anlaşması, işgücünün yaklaşık %50’sini oluşturan sınır ötesi işçiler için katı bir sınır ve daha sıkı kimlik kontrolleri uygulanması senaryosunu önledi. Anlaşma olmasaydı, bu çıkmaz sınırda bitmek bilmeyen kuyruklara ve Cebelitarık ile İspanyol hinterlandı için ciddi ekonomik kayıplara yol açacaktı.

Anlaşmanın 2. maddesi bu bölge üzerindeki İngiliz egemenliğini güvence altına alsa da Londra, dış sınır kontrolleri konusunda bazı yetkileri Madrid’e devretmiştir. Bundan böyle, hava veya deniz yoluyla Cebelitarık’a gelen herkes, hem Cebelitarıklı bir görevlinin hem de Schengen işlemlerinden sorumlu bir İspanyol görevlinin onayını gerektiren çift kontrol noktasından geçecektir. Üç yüzyıllık bir teamülü bozan bu düzenlemeyle, İspanyol makamları artık bir İngiliz vatandaşının Cebelitarık’a girişini engelleme yetkisine sahip olacaktır.

Bazı İngiliz yetkililer, bu ortak yönetim modelini, Fransız görevlilerin Eurostar yolcularını doğrudan İngiliz topraklarında kontrol ettiği Londra’daki St Pancras İstasyonu’nda uygulanan protokole benzetmektedir. Ancak bu benzetme tartışmalıdır. Cebelitarık’ın aksine St Pancras hiçbir zaman Fransa’nın toprak taleplerine konu olmamış, Birleşmiş Milletler tarafından da özerk olmayan bir toprak olarak sınıflandırılmamıştır. İspanya ile Birleşik Krallık arasında gerginlik yaşanması halinde, İspanyol makamları sıkı sınır kontrollerini kullanarak yolcuları geciktirme ve böylece onları komşu Costa del Sol Havalimanı’nı kullanmaya yönlendirme imkânına sahip olacaktır. Her iki ülke de NATO’nun kararlı müttefikleri olsa da, İspanyol görevlilerin Kraliyet Donanması tesislerinin yakınına konuşlandırılması, hâlen devam eden bir anlaşmazlığın izlerini taşıyan bu bölgede endişe yaratabilir. İspanya ile sınır kontrolleri kaldırılırken, Cebelitarık aynı zamanda düzensiz göçün ve uyuşturucu kaçakçılığının denetlenmesi de dâhil olmak üzere yeni güvenlik sorunlarıyla başa çıkmak zorundadır.

İspanya’da 2027 genel seçimleri yaklaşırken, Cebelitarık Kraliyet Hükümeti, Pedro Sánchez liderliğindeki sosyalist yönetimin olası ayrılışına ve Madrid’de daha az dostane bir koalisyonun iktidara gelmesine karşı hazırlık yapıyor. Örneğin, seçimlerin favorisi olarak gösterilen Halk Partisi’nin (PP) önemli müttefiklerinden aşırı sağcı VOX Partisi, İspanyol egemenliğini güvence altına almayan herhangi bir anlaşmayı reddediyor ve Cebelitarık’taki İngiliz çıkarlarına azami baskı uygulanmasını talep ediyor. Seçim söylemlerinin ötesinde, bu tehdit Cebelitarık makamları tarafından ciddiye alınmaktadır. Nitekim 2019 yılında Cebelitarık hükümeti, VOX Partisi yetkilileri Santiago Abascal, Javier Ortega Smith, Jorgé Buxadé Villava ve Augustín Rosety Fernández de Castro hakkında Madrid’de nefret söylemi şikâyetinde bulundu. Şikâyette, Cebelitarık’ı “parazit”, “sülük”, “kara para aklayanların” ve “suçluların” yuvası olarak nitelendiren kışkırtıcı ifadeler yer alıyordu.

Ekonomi: Herkes İçin Refah mı, Yoksa Gecikmeli Boğulma mı?

Cebelitarık, düşük vergili bir yargı bölgesidir. Miras, servet, sermaye kazancı veya banka faizleri üzerinden vergi almamaktadır. Yaklaşık %15’lik rekabetçi standart kurumlar vergisi oranıyla Cebelitarık, çevrimiçi kumar, finansal hizmetler ve sigortacılık alanlarında uzmanlaşmış 6.000’den fazla kuruluşa ev sahipliği yapmaktadır.

Birleşik Krallık’ın, General Franco’nun Cebelitarık ile olan sınırı kapatmasından dört yıl sonra, 1973 yılında Avrupa Birliği’ne katılmasının ardından İngiliz hükümeti bu bölge için benzersiz bir siyasi statü elde etti. Buna göre Cebelitarık’ın katma değer vergisine (KDV) tabi olmayacağı ve hem Ortak Tarım Politikası’nın hem de Ortak Dış Gümrük Tarifesi’nin kapsamı dışında kalacağı kararlaştırıldı. İspanya uzun süredir bu politikaları eleştirerek Cebelitarık’ı bir vergi cenneti olarak nitelendirmektedir.

Cebelitarık’ta KDV’nin bulunmaması, tütün, alkol ve benzin gibi birçok ürünün, Cebelitarık’ın Endülüs hinterlandı olan ve İspanya’nın en yoksul bölgelerinden biri sayılan Campo de Gibraltar bölgesine kıyasla çok daha uygun fiyatlı olması anlamına gelmektedir. Ancak Avrupa Birliği’nin gümrük ve vergi kurallarına uyum sağlaması hâlinde Cebelitarık ekonomik cazibesini kaybedebilir. Ortak bir refah bölgesi oluşturulacağı yönündeki vaatlere rağmen, Cebelitarık komşu Endülüs kentleri karşısındaki rekabet avantajını azaltamazsa, İspanya daha sıkı gümrük düzenlemeleri uygulayacaktır. Franco döneminden bu yana jeopolitik dengeler tersine dönmüştür: Bu kez Madrid Avrupa Birliği’nin desteğini arkasına alırken, Londra ise bu yapının dışında kalmıştır.

Bumerang Etkisi: İspanya Kendi Zorluklarıyla Yüzleşiyor

Madrid açısından bakıldığında, Brexit sonrası yeni anlaşmayı kullanarak ortak egemenlik veya özel statü altında bir devir için yeni bir çerçeve müzakere etmek, Katalonya, Bask Ülkesi veya Galiçya gibi bölgelerde daha fazla özerklik taleplerini tetikleyebilir. Geleneksel olarak kendi kaderini tayin hakkını destekleyen bu bölgelerin, Cebelitarık’ın daha fazla özerklikten veya ayrıcalıklı muameleden yararlanmasını kabul etmeleri pek olası değildir. Ayrıca İspanya, 1978 Anayasası böyle bir senaryoyu öngörmediği için kurumsal bir krizin içine de sürüklenebilir.

Boğaz’ın hemen karşısında Madrid, Fas’ın Ceuta ve Melilla eksklavları üzerindeki hak iddialarının yanı sıra, Akdeniz’de yer alan bir dizi küçük ada ve küçücük bir yarımada üzerindeki talepleriyle de karşı karşıyadır: Chafarinas, Alhucemas, Perejil/Leila ve Alboran adaları ile Peñón de Vélez de la Gomera. İspanya bu bölgede herhangi bir anlaşmazlığın bulunduğu yönündeki görüşü reddetse de, Fas, Cebelitarık’ın sömürgeden kurtarılmasının kaçınılmaz olarak bu iki ihtilaflı eksklav ve çevresindeki küçük topraklar için de benzer bir çözümü zorunlu kılacağını savunmaktadır.

Kaynak: https://www.geopoliticalmonitor.com/2026-gibraltar-agreement-can-spain-erode-british-sovereignty/