İran ve Afganistan’daki Savaş, Orta Asya’nın Pazarlarını Tehdit Ediyor
- Taliban hükümeti ile Pakistan arasındaki çatışmalar, Trans-Afgan Demiryolu, TAPI doğal gaz boru hattı ve CASA-1000 elektrik koridoru gibi büyük altyapı projelerini tehdit etmektedir.
- ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, Orta Asya’nın Basra Körfezi üzerinden uzanan güney ticaret güzergâhlarının temelini oluşturan deniz taşımacılığını, hava sahasını ve lojistik ağlarını sekteye uğratmaktadır.
- İstikrarsızlığın yayılmasıyla birlikte Orta Asya devletleri, Afganistan, Pakistan veya İran üzerinden geçen koridorlar yerine ticaretlerini Hazar Denizi üzerinden uzanan “Orta Koridor”a ya da Çin bağlantılı güzergâhlara kaydırabilir.
ABD–İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve Afganistan–Pakistan çatışması, Orta Asya’nın Asya ve Afrika pazarlarına ulaşmak için güneye yönelen ticaret güzergâhları kurma planlarını tehdit etmektedir.
Afganistan’daki Taliban liderliğindeki hükümet ile Pakistan arasındaki askerî tırmanış, Orta Asya’yı Güney Asya’ya, Basra Körfezi’ne ve küresel pazarlara bağlayan bir dizi yeni ticaret, ulaştırma ve enerji koridorunu tehdit etmektedir. Riskler hem doğrudandır (güzergâhlardaki güvensizlik) hem de dolaylıdır (sınırların kapatılması, yatırımcıların çekilmesi ve ortak devletlerin isteksizliği).
Pakistan daha önce Afganistan üzerinden Orta Asya pazarlarına mal taşıyordu ve bu durum önemli ihracat hacimleri oluşturuyordu (ikili ticaret 2025 yılında 2,4 milyar ABD dolarıydı). Ancak sınır geçişleri, tedarik zincirleri ve gümrük işlemleri durma noktasına geldiğinden bu koridor fiilen kapanmıştır. Güvenilir kara erişiminin kaybedilmesi, hem Afganistan’ın (gıda, yakıt ve sanayi girdileri) hem de Orta Asya’nın Pakistan’ın limanlarına doğru uzanan güney yönlü erişimini zayıflatmaktadır.
Bir dizi yüksek profilli bağlantı girişimi, Afganistan üzerinden barış ve istikrarlı transit geçişe bağlıdır; çatışmanın şiddetlenmesi ise gecikme ya da başarısızlık riskini artırmaktadır.
760 kilometrelik Özbekistan–Afganistan–Pakistan Demiryolu, Orta Asya’yı Afganistan ve Pakistan üzerinden doğrudan Arap Denizi’ne bağlamayı amaçlamaktadır. 6 milyar ABD doları değerindeki bu proje, transit süresini beş gün kısaltacak ve taşıma maliyetlerini yüzde 40 azaltacaktır; ancak mevcut çatışma ortamı hem inşaatı hem de gelecekteki işletimi güvensiz hâle getirmektedir. Asya Kalkınma Bankası ve Basra Körfezi yatırımcıları da dâhil olmak üzere uluslararası finansörler, Pakistan–Afganistan ilişkilerinin düşmanca seyretmesi durumunda tereddüt gösterecektir. Pakistan, Taliban bağlantılı militan grupları bir tehdit olarak gördüğü sürece Özbekistan güvenli transit geçişi garanti edemez.
Kırgızistan ve Tacikistan’daki fazla hidroelektrik enerjisini Afganistan ve Pakistan’a ihraç etmeyi amaçlayan 1,2 milyar ABD doları değerindeki sınır ötesi elektrik iletim projesi CASA-1000 de çatışmanın tırmanması hâlinde savunmasız hâle gelecektir.
Uzun süredir ertelenen Türkmenistan–Afganistan–Pakistan–Hindistan (TAPI) doğal gaz boru hattının inşası sürmektedir; ancak ilerleme sınırlı kalmıştır. TAPI, Türkmenistan’dan başlayarak Afganistan ve Pakistan üzerinden Hindistan’a uzanan, yıllık 33 milyar metreküp (bcm) kapasiteye sahip 1.814 kilometrelik bir boru hattıdır. İnşaat 2015 yılında başlamış, Türkmenistan bölümünün yapımı 2024 yılı sonunda tamamlanmıştır; Herat’a kadar uzanan Afganistan bölümünün ise 2026 yılı sonunda tamamlanması öngörülmektedir.
Taliban ile Pakistan arasındaki düşmanlık, Taliban’ın güvenlik garantilerini zayıflatmaktadır; Pakistan inşaatın belirli bölümlerindeki iş birliğini dondurabilir ve Hindistan da bir çatışma bölgesinde alım anlaşmalarına taahhüt vermeyecektir.
Pakistan ve Afganistan içindeki mevcut kara koridorları da risk altındadır. Pakistan’da Hayber Geçidi yol koridoru, Peşaver–Torkham otoyolu ve Orta Asya ihracatını Karaçi ve Gwadar’a taşıyan kamyon güzergâhları yüksek risk taşımakta; bu durum sigorta ve taşımacılık maliyetlerini artırarak Pakistan limanlarını Orta Asyalı ihracatçılar açısından daha az rekabetçi hâle getirmektedir.
Afganistan’da ise Kabil–Celalabad karayolu, Kabil–Kandahar karayolu ve Mezar-ı Şerif’i Pakistan’a bağlayan güzergâhlar savunmasız durumdadır; güvenlik operasyonları sırasında trafik yavaşlayacaktır.
Pakistan, Taliban üzerinde baskı kurmak amacıyla Afganistan–Pakistan Transit Ticaret Anlaşması’nın (APTTA) bazı hükümlerini askıya alabilir; bu da Afgan tarafının misillemesine yol açabilir. Afganistan üzerinden transit geçen Orta Asya malları, yükleri, araçları ve sürücüleri mahsur bırakabilecek ani politika değişikliklerine karşı savunmasız hâle gelecektir.
Orta Asya–Güney Asya Ekonomik Koridoru (CASAEC), Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Pakistan arasında karayolu, demiryolu ve enerji entegrasyonunu kapsayan bölgesel bir çerçevedir. Afganistan–Pakistan koordinasyonunun çökmesi, Basra Körfezi ve Çinli yatırımcıların finansmanı askıya alması ve Orta Asya devletlerinin dikkatlerini batıya ya da doğuya yöneltmesiyle birlikte çatışmalar koridor planlamasını durma noktasına getirebilir.
Çatışma; transit koridorlar boyunca istikrarsızlığın artmasına, sınırların kapatılmasına ve yük taşımacılığının aksamasına, nakliye ve sigorta maliyetlerinin yükselmesine, yatırımcı güveninin azalmasına ve Pakistan güzergâhlarından İran ya da Hazar Denizi’ne doğru bir kaymaya yol açacaktır. Trans-Afgan Demiryolu, TAPI doğal gaz boru hattı ve CASA-1000 elektrik projesi ancak Kabil ile İslamabad arasında barış sağlanması hâlinde başarıya ulaşabilir.
Siyasi açıdan bakıldığında, Arap Denizi’ne güneye doğru erişimin engellenmesiyle birlikte Özbekistan ve Kazakistan stratejik derinliklerini kaybetmektedir. Orta Asya devletleri ticaretlerini İran üzerinden yeniden yönlendirebileceğinden İran daha kritik bir konuma gelmektedir; ancak bu durum ABD/İsrail–İran çatışması ortamında risklidir. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) planlaması sekteye uğramakta ve taraflardan hiçbirinin istikrarı garanti edememesi durumunda Çin’in Afganistan ve Pakistan üzerinden kuzey–güney koridorları geliştirme çabaları gerilemelerle karşılaşmaktadır. Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan Afganistan ile sınır komşusudur ve Afganistan’ın bitişik bölgelerinden taşabilecek şiddet ile mülteci akışlarından endişe duyacaktır.
Özetle Orta Asya, mal akışı ve transit avantajlarının genişlemesinin beklendiği önemli bir güneye açılan ticaret kapısını kaybetmektedir.
ABD–İsrail’in İran’a yönelik saldırıları bölgesel güzergâhları ve tedarik zincirlerini aksatmaktadır. Özellikle Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi hava sahası çevresinde yoğunlaşan çatışma, Orta Asya açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Kriz, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının yüzde 20’sinden fazlasının geçtiği bir enerji koridoru olan Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğini aksatmıştır. Petrol fiyatlarındaki oynaklık ve güzergâh değişiklikleri, Orta Asya’nın enerji ithalatı ve transit faaliyetlerine ek maliyet ve belirsizlik getirmektedir.
Hava ve yük lojistiği de etkilenmiştir. Hava sahalarının kapatılması nedeniyle binlerce uçuş iptal edilmiş ya da başka rotalara yönlendirilmiştir; bu durum Asya–Avrupa hatlarını daha uzun ve daha pahalı hâle getirmiştir. İstikrarsızlığın yayılması durumunda Güney ve Orta Asya üzerindeki hava sahalarına ilişkin kaygılar da bu yayılma etkileri arasında yer almaktadır.
İstikrarlı bir İran’a dayanan projeler, örneğin Hindistan, İran, Orta Asya, Azerbaycan, Avrupa ve Rusya arasında yük taşımak için kullanılan 7.200 kilometrelik deniz, demiryolu ve karayolu hatlarından oluşan çok modlu bir ağ olan Uluslararası Kuzey–Güney Ulaştırma Koridoru, İran’ın lojistik altyapısının (Çabahar ve Bender Abbas limanları) hedef alınması ya da ticaret yaptırımlarının sıkılaştırılması hâlinde daha yüksek riskle karşı karşıya kalacaktır.
Orta Asya, Rusya ve Çin dışındaki deniz bağlantılarına ve alternatif güzergâhlara erişim için İran’a bağımlıdır; mevcut çatışma bu seçeneği zayıflatmaktadır. Azerbaycan–İran Batı Güzergâhı, Rusya–Azerbaycan bağlantıları ve Mumbai–Bender Abbas deniz ayağı gibi bazı bölümlerde kısmen tamamlanmış olsa da, tam verimlilik İran toprakları üzerinden istikrarlı operasyonlara bağlıdır.
Beş Ülke Demiryolu Koridoru, Çin’i Afganistan, Tacikistan ve Kırgızistan üzerinden İran’a ve nihayetinde Basra Körfezi limanlarına bağlayan bir demiryolu hattıdır. Bu koridor, Orta Asya’nın İran üzerinden küresel pazarlara bağlantısını derinleştirmeyi ve katılımcı ülkelerin deniz yolu tıkanma noktalarından kaçınmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır. İran’da ya da İran çevresinde yaşanacak büyük bir tırmanma; inşaatı, sınır ötesi koordinasyonu ve güvenlik maliyetlerini olumsuz etkileyerek özellikle İran altyapısını içeren bölümlerde finansman ve yatırımı caydıracaktır. Koridor, İran ile Afganistan arasında sınırlı yük taşımacılığıyla yavaş bir ilerleme kaydetmektedir.
İran üzerinden uzanan Güney Koridoru, Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki doğu–batı bağlantısını güçlendirmeyi amaçlayan daha geniş kapsamlı İran demiryolu genişletmelerinden oluşmaktadır. İran, Orta Asya yüklerini Basra Körfezi ve Avrupa pazarlarına bağlayan ana hatları modernize etmekte ve elektrifikasyon çalışmaları yürütmektedir. Bu projeler arasında Marand–Çeşme-Soraya demiryolu ile Türkmenistan–İran demiryolu bağlantısının Türkiye ve ötesine doğru genişletilmesi yer almaktadır.
Özbekistan’ın Taşkent kentindeki Uluslararası İleri Araştırmalar Enstitüsü’nden Nargiza Umarova, Güney Koridoru’nun “Orta Asya için kritik” olduğunu belirtmekte; ancak aktif çatışmanın komşu ülkelerin sınırlarını veya hava sahasını kapatması durumunda gecikmelere, yüklerin yeniden yönlendirilmesine ve hizmetlerin askıya alınmasına yol açabileceğini vurgulamaktadır. İran demiryolu altyapısına dayanan mekik taşımacılığı, ABD ve İsrail saldırıları altında güvenli biçimde işletilmekte zorlanabilir.
Aşkabat Anlaşması kapsamında oluşturulan Orta Asya–Basra Körfezi Çok Modlu Koridoru, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve Umman’ı birbirine bağlamakta ve demiryolu, karayolu ile deniz taşımacılığının birlikte kullanılmasına yönelik tasarlanmaktadır. İran bu koridorun kritik bir bölümünü oluşturarak kara yoluyla taşınan yüklerin Basra Körfezi’ne ulaşmasını sağlamaktadır; ancak çatışmaya bağlı aksaklıklar, İran’ın lojistik kapasitesine, gümrük iş birliğine ve güvenlik garantilerine dayanan hizmetleri sınırlayabilir. Koridor henüz tam olarak faaliyete geçmemiştir ve İran’a yönelik saldırılar çalışmaları yavaşlatacaktır.
Dauletabad–Serahs–Hangiran doğal gaz boru hattı, Orta Asya’nın enerji ihracatını İran ağlarına bağlamaktadır. Hattın kesintisiz işletimi bölgesel enerji ticaretini desteklemekte ve daha geniş entegrasyon için teşvikleri güçlendirerek ulaştırma altyapısını tamamlamaktadır. İran çevresindeki gerilimin tırmanması enerji altyapısını tehdit edebilir, yaptırımları teşvik edebilir ya da boru hattı genişletmelerine yönelik bölgesel yatırımları azaltabilir. Boru hattı hâlihazırda faaliyettedir ve yılda 12 milyar metreküp gaz taşımaktadır.
Afganistan ve Pakistan üzerinden uzanan kuzey–güney kara koridorları, Orta Asya’nın Güney Asya ve Hint Okyanusu geçişlerine bağlanması için stratejik bağlantılar olarak ortaya çıkıyordu. Bunlar arasında Trans-Afgan demiryolu ve karayolu güzergâhları, Afganistan’ı Türkmenistan ve ötesine bağlayan kısmen faaliyetteki Lapis Lazuli Koridoru ve Orta Asya’nın Rusya–Çin güzergâhlarından uzaklaşarak Pakistan ve İran yönünde çeşitlenme planları yer almaktadır. Ancak çatışma, kilit kavşakları tıkayarak güvenlik maliyetlerini artırmakta, yatırımı caydırmakta ve altyapı çalışmalarının tamamlanmasını geciktirmektedir; bu nedenle söz konusu kara güzergâhları artık ciddi baskı altındadır.
İran veya komşu devletler (örneğin Pakistan ya da Türkiye) sınırlarını veya hava sahalarını kapatabilir; bu durum İran’ın içinden ya da çevresinden geçen kilit kara koridorlarını fiilen kesintiye uğratabilir. Çatışmanın yoğunlaştığı dönemlerde bölgenin bazı kesimlerinde bu durum zaten yaşanmıştır.
Olası alternatifler arasında Orta Asya’yı Hazar Denizi üzerinden Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve oradan Avrupa’ya bağlayan ve daha güvenli bir seçenek olarak görülen Orta Koridor ile İran bağlantılarına bağımlı olmaksızın Orta Asya’nın Çin ve Avrupa ile bağlantısını güçlendiren bir başka Kuşak ve Yol kara hattı olan Çin–Kırgızistan–Özbekistan Demiryolu bulunmaktadır.
İran’ın istikrarsızlaşması ve Pakistan’ın çatışmaya sürüklenmesiyle birlikte Orta Asya’nın limanlara erişimi daha da kısıtlanmaktadır. Alternatif deniz erişimi — özellikle İran limanları üzerinden — daha riskli ve daha pahalı hâle gelmektedir. Orta Asyalı ihracatçılar, zorlanan kuzey–güney seçenekleri yerine giderek daha fazla kuzey ya da doğu–batı koridorlarına (Rusya, Çin) yönelmeye başlayabilir. Ayrıca İran, Hindistan’ın İsrail ile yaptığı 10 milyar ABD doları değerindeki savunma anlaşmaları ışığında Çabahar Limanı üzerindeki kontrolünü artırma yoluna gidebilir.
İran’a bağlı demiryolu koridorları, Basra Körfezi limanları üzerinden gerçekleşen deniz taşımacılığını tamamlayacak şekilde optimize edilmiştir. Hürmüz Boğazı’nda ve deniz taşımacılığı güzergâhlarında yaşanan aksaklıklar, kara bağlantılarının planlanması ve kullanımına da zincirleme biçimde yansıyabilir.
Ticaret akışlarının yer değiştirmesi, Orta Asyalı ihracatçılar ve ithalatçılar için taşıma maliyetlerini, teslimat sürelerini ve lojistik belirsizliği artırma riski taşımaktadır. Bazı ülkelerde ticaret örüntülerinin Çin pazarlarına ya da Hazar güzergâhlarına doğru daha fazla kayması mümkündür. Yatırımcıların çatışma bölgelerinden kaçınması nedeniyle, güvenlik ortamı istikrar kazanmadıkça bağlantı altyapısına yönelik yatırım akışlarının yavaşlaması muhtemeldir.
Artan jeopolitik risk, altyapı projelerine yönelik yabancı yatırım ve finansmanı azaltmakta ya da yavaşlatmakta ve Orta Asya devletlerini İran’ı devre dışı bırakan Trans-Hazar Uluslararası Ulaştırma Güzergâhı (Orta Koridor) gibi alternatiflere yönelmeye sevk edebilir.
Bu aksamalara rağmen Orta Asya devletleri, demiryolu ve Trans-Hazar koridoru üzerinden daha fazla ticaret yönlendirerek (çatışma bölgelerini devre dışı bırakarak), Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile Kafkasya üzerinden uzanan Orta Koridor ile bağlarını derinleştirerek ve Afganistan, Pakistan ile İran’ı bypass eden Avrupa’ya kara güzergâhlarını güçlendirerek çeşitlendirme stratejileri izleyebilir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları yalnızca İran topraklarını ve altyapısını tehdit etmekle kalmamaktadır; aynı zamanda Orta Asya’nın ticaret güzergâhlarını çeşitlendirmek, Rusya’ya ya da deniz yolu tıkanma noktalarına olan bağımlılığını azaltmak ve küresel pazarlara entegre olmak amacıyla inşa etmeye çalıştığı bölgesel bağlantı mimarisinin kilit unsurlarını da tehlikeye atmaktadır. Trump’ın Özbekistan ve Kazakistan’a yönelik dostane yaklaşımına rağmen, İran ile yaşanan çatışmada İsrail ile iş birliğine öncelik vermesi ve bölgesel ekonomik sonuçların ele alınmasını daha sonraya bırakması muhtemeldir. Olası etkiler arasında, Basra Körfezi yatırımcılarının İran saldırıları nedeniyle hasar gören altyapının onarımına ya da artan askerî harcamalara yönelmeleri hâlinde yatırım iştahının azalması da yer alabilir.
Birbirini besleyen bu jeopolitik krizler, Orta Asya’nın Güney Asya ve Orta Doğu ticaret ağlarına planlanan entegrasyonunu zayıflatmakta ve ülkeleri ekonomik büyümelerini sürdürebilmek ve küresel değer zincirlerinden kopma riskinden kaçınabilmek için daha güvenli bağlantı seçeneklerine yönelmeye zorlamaktadır.
* James D. Durso, tedarik zinciri danışmanlığı alanında faaliyet gösteren Corsair LLC’nin genel müdürüdür. 2013–2015 yılları arasında, telekomünikasyon, iç güvenlik ve savunma dâhil olmak üzere çeşitli sektörlerdeki ABD’li müşterilere Orta ve Güneybatı Asya’da iş geliştirme ve uluslararası proje yönetimi hizmetleri sunan AKM Consulting şirketinin icra kurulu başkanı olarak görev yapmıştır. 2013 yılından bu yana George Washington Üniversitesi Elliott Uluslararası İlişkiler Okulu’nda yüksek lisans öğrencilerine, Amerikan büyükelçiliklerindeki ülke ekibi üyelerinin rolleri, güvenlik yardımı ve büyükelçiliklere bağlı askerî danışmanların görevleri konularında mentorluk yapmaktadır.