İran Krizi Rusya’nın Ukrayna’daki Savaşı İçin Neden Önemli
İran’da tırmanan çatışmanın Orta Doğu için doğrudan sonuçları vardır. Ancak bunun stratejik dalga etkileri Körfez’in çok ötesine uzanır. Zaten Ukrayna’da yıpratıcı bir savaşın içinde olan Rusya için Tahran’daki istikrarsızlık, fırsat, kırılganlık ve stratejik dikkat dağınıklığının karmaşık bir bileşimini ortaya çıkarır.
İlk bakışta Moskova ile Tahran birbirine oldukça yakın görünmektedir. 2025 yılında Rusya ve İran, savunma, enerji, ticaret ve teknolojiyi kapsayan 20 yıllık Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması’nı resmileştirdi. Her iki devlet de Batı yaptırımlarıyla karşı karşıyadır. Her ikisi de dış politikalarını, ABD öncülüğündeki zorlayıcı baskıya karşı direniş olarak tanımladıkları bir çerçeve etrafında kurmaktadır. Ayrıca 2022’den bu yana İran, Rusya için insansız hava sistemlerinin önemli bir tedarikçisi hâline gelmiş ve Moskova’nın Ukrayna hedeflerine karşı geniş ölçüde kullandığı Shahed serisi insansız hava araçlarını sağlamıştır.
Ancak bu ilişki geleneksel anlamda bir ittifak değildir. İdeolojik olmaktan ziyade stratejik ve çıkar temellidir. Otomatik savunma garantileri yoktur. Rusya, İran’a yönelik saldırıları kınamış ve bölgesel tırmanışa karşı uyarıda bulunmuştur, ancak askerî destek sunmanın ya da doğrudan müdahalede bulunmanın oldukça gerisinde kalmıştır. Bu temkin anlamlıdır. Moskova’nın birincil stratejik sahası Ukrayna olmaya devam etmektedir. Orta Doğu’da Amerika Birleşik Devletleri ile yeni ve açık uçlu bir çatışmanın içine çekilme konusunda pek istekli değildir.
İran’daki istikrarsızlık ile Ukrayna’daki savaş arasındaki en doğrudan bağlantı askerî tedarik zincirlerinde yatmaktadır. Tahran’ın Shahed serisi insansız hava araçları, Moskova tarafından Geran-1 ve Geran-3 gibi adlar altında yeniden adlandırılarak Rusya’nın yürüttüğü harekâtta, özellikle Ukrayna altyapısını hedef almada, görünür bir rol oynamıştır. İran’daki iç karışıklıklar üretimi, komuta yapısını ya da ihracat kanallarını — özellikle İslam Devrim Muhafızları ile bağlantılı olanları — aksatacak olursa, Rusya insansız kabiliyetleri üzerinde yeniden baskıyla karşı karşıya kalabilir.
Moskova üretimi yerelleştirmek için çalışmış ve varyantların ülke içinde montajı ile üretimini gerçekleştirmek üzere tesisler kurmuştur. Ancak yaptırımlar altında sanayi üretimini ölçeklendirmek sorunsuz değildir. İran’dan gelen girdilerde, teknik destekte ya da bileşen akışında ani bir kesinti, Rusya’yı ya yerli ikameyi hızlandırmaya ya da alternatif tedarikçiler aramaya zorlayacaktır; her iki seçenek de zaman ve maliyet sonuçları doğurur. Bir yıpratma savaşında tedarikteki küçük kesintiler bile önem taşır.
Aynı zamanda Orta Doğu’daki kriz, Ukrayna etrafındaki diplomatik ortamı da etkileyebilir. Olası bir ateşkes ya da müzakere çerçevesine ilişkin üst düzey görüşmeler hâlihazırda Washington, Kiev ve Moskova arasındaki koordinasyona bağlıdır. ABD’nin Körfez’de giderek daha fazla angaje olması, siyasi dikkati ve askerî kapasiteyi emebilir. Stratejik dikkat dağınıklığı büyük güç rekabetinin tekrar eden bir özelliğidir. Amerikan odağı, geçici olarak bile olsa, kayarsa Moskova Batı’nın kararlılığının veya uyumunun zayıflayabileceğini hesaplayabilir.
Enerji piyasaları ikinci önemli kesişim alanını oluşturur. Rusya savaş ekonomisini finanse etmek için hidrokarbon ihracatına büyük ölçüde bağımlı olmaya devam etmektedir. Körfez’deki istikrarsızlığın tetiklediği petrol fiyatlarındaki keskin bir artış Kremlin’e kısa vadeli mali rahatlama sağlayabilir. Daha yüksek referans fiyatlar, yaptırımlar ve fiyat sınırlamaları altında bile varil başına geliri artırır. Bu bakımdan bölgesel tırmanış Moskova’nın mali dayanıklılığını geçici olarak güçlendirebilir. Ancak bu basit bir avantaj değildir. Hürmüz Boğazı çevresindeki aksaklıklar nedeniyle petrol fiyatlarındaki oynaklık artarsa Avrupa ekonomileri yeniden enflasyonist baskı yaşayabilir; ancak küresel talep de bundan etkilenebilir ve bu durum zaman içinde Rusya’nın kendi ihracat gelirlerini de etkileyebilir.
Ayrıca küresel ticaret yollarında ciddi kesintiler yaşanması ya da daha geniş çaplı bir ekonomik yavaşlama talebi azaltarak Rusya’nın uzun vadeli gelir projeksiyonlarını karmaşıklaştıracaktır. Bu nedenle Moskova kontrollü bir istikrarsızlıkla ilgilidir: fiyatları yukarı itecek kadar yüksek, ancak piyasaları çökertmeye veya kontrol edilemez bir tırmanışı tetiklemeyecek kadar sınırlı bir istikrarsızlık.
Bunun bir de jeopolitik boyutu vardır. Rusya yıllardır Orta Doğu’da bir güç aracısı rolü geliştirmeye çalışmış, İran ile bağlarını sürdürürken aynı zamanda Körfez ülkeleri ve İsrail ile de ilişkiler yürütmüştür. İran’ın siyasi düzeninin çökmesi ya da radikal biçimde dönüşmesi, bu bölgesel mimariyi yeniden şekillendirecektir. Tahran’da kurulacak bir halef hükümet Batı ile yakınlaşma arayışına girerse, Rusya Batı sistemlerinin dışında alternatif siyasi ve ekonomik ağlar kurma çabasında önemli bir ortağını kaybedebilir.
Buna karşılık İran parçalanır ya da uzun süreli istikrarsızlığa sürüklenirse Moskova’nın manevra alanı daralır. Batı baskısını zayıflatmaya yardımcı olan ve somut askerî destek sağlayan yarı uyumlu bir aktörü kaybeder. Kremlin, zayıflamış bir ortağı savunmaya ne kadar siyasi sermaye ayıracağı ile yeni bir bölgesel dengeye yönelmek arasında yeniden bir değerlendirme yapmak zorunda kalacaktır.
Peki Rusya’nın bundan sonra ne yapması muhtemeldir?
İlk olarak Rusya, tepkisini tek taraflı askerî harekâta karşı çıkma çerçevesinde ifade etmeye devam edecek ve doğrudan çatışmaya tırmanmadan diplomatik söylemini güçlendirecektir. İkinci olarak temkinli davranacaktır. Moskova, mevcut İranlı yetkililerle iletişim kanallarını korurken kendisini yeni bir çatışmanın içine çekebilecek taahhütlerden kaçınacaktır.
Üçüncü olarak özellikle insansız hava aracı üretiminde askerî tedarik özerkliğini güvence altına alma çabalarını yoğunlaştıracak ve dış kaynaklı aksaklıklara maruz kalma riskini azaltacaktır. Son olarak Batı’nın dikkatinin başka yöne kaymasından yararlanmaya çalışacaktır.
Sonuç olarak İran’daki kriz Rusya’nın stratejik hesaplamalarını karmaşıklaştırmaktadır. Tedarik zincirleri, diplomasi, enerji piyasaları ve bölgesel ittifakların tümü hareket hâlindedir. İran Ukrayna’daki sonucun belirleyicisi olmayabilir; ancak Rusya’nın hata payının daraldığı bir dönemde stratejik ortamının karmaşıklığını artırmaktadır.
*Alexander Clackson, Londra’daki Global Political Insight düşünce kuruluşunun kurucusu ve son on yıldır Rusya üzerine çalışan bir araştırmacıdır. Hâlen Rusya’daki etnik azınlıkların siyasi görüşleri üzerine araştırma yürütmektedir.