Grönland meselesi; iklim değişikliği, strateji ve nadir toprak elementleriyle ilgilidir
Küresel ısınma eğilimlerinin devam ettiği varsayılırsa, gelecekte Grönland’da iki şey olabilir.
Birincisi, donmuş Arktik üzerinden deniz geçişinin açılması ve Pasifik’e çok daha hızlı bir deniz ticaret rotasının mümkün hâle gelmesidir. Bu geçiş uygulanabilir olursa, Grönland arka planda kalan bir kara parçası olmaktan çıkıp stratejik öneme sahip bir bölgeye dönüşür.
ABD, Rusya’nın Arktik’teki faaliyetleri ve nükleer enerjili buz kırıcıları hakkında oldukça fazla bilgiye sahiptir. Hizmette yaklaşık yedi ya da sekiz adet bulunmaktadır; bunlara Arktika, Sibir, Ural ve Yakutiya dâhil olmak üzere yeni birkaç Proje 22220 (Arktika sınıfı) gemileri ile Yamal ve 50 Let Pobedy gibi daha eski gemiler de dâhildir. Arktik hâkimiyetini genişletmek için yenileri de inşa edilmektedir.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, ABD Sahil Güvenliği üç kutup buz kırıcısı işletmektedir: Antarktika ikmali için ağır hizmet tipi USCGC Polar Star (1976) ve kapasiteyi artırmak amacıyla yeni edinilen ticari gemi USCGC Storis (2025’te dönüştürüldü) ile desteklenen Arktik araştırmaları için orta büyüklükteki USCGC Healy (2000) gemisi.
ABD, Arktik ve Antarktika’daki artan ihtiyaçları karşılamak için Kutup Güvenlik Gemileri (the Polar Security Cutter-PSC) programı kapsamında yaşlanan filosunu aktif olarak yenilemektedir; yeni ağır buz kırıcıların (PSC’ler) ve orta sınıf Arktik Güvenlik Gemilerinin (Arctic Security Cutters-ASC’ler) inşası sürmektedir. ABD buz kırıcılarının hiçbirinde nükleer tahrik yoktur.
İklim değişikliğinin devam etmesi durumunda, ikinci büyük değişiklik ise Grönland’daki donmuş toprakların büyük bir kısmının (adanın %80’i buzdan oluşuyor) yerleşime ve jeolojik faaliyetlere açılacak olmasıdır. Grönland’ın çok büyük nadir toprak elementi yataklarına sahip olduğu düşünülmektedir ve Washington bu yatakları ABD ulusal güvenliği açısından kritik önemde görmektedir. Bu arada, Çin nadir toprak elementleri üretiminin büyük çoğunluğunu kontrol ettiğinden, ABD tehlikeli bir şekilde Çin’in eli açıklığına bağımlı durumdadır.
ABD, Danimarka’yı Grönland’ı satmaya zorlamaya çalışmaktadır. Hem Danimarka hem de yerel Grönland halkı ABD’ye satışa karşıdır. Grönland nüfusunun yüzde 89’u İnuit ya da İnuit-Danimarkalıdır. Çoğu, MS 1000–1200 yılları arasında bugünkü Alaska ve Kanada’nın batısından Kuzey Amerika’dan göç eden Thule İnuitlerinin torunlarıdır. Kültür başlangıçta şamanistken, bugün Grönland’daki İnuitlerin çoğu Evanjelik Luterandır.
Yerel halkın büyük bölümü tüm dış güçlerden özerklik istemektedir; bununla birlikte Danimarka ile bir ilişkiyi ve daha sınırlı ölçüde NATO korumasını kabul etmektedir. Çoğu kişi de, iddiaya göre çevresel nedenlerle, mineral istihracına karşı çıkmaktadır (nadir toprak minerallerinin çıkarılması, nadir toprak elementleriyle birlikte yüzeye çıkarılan uranyum yataklarını içeriyor).
En büyük nadir toprak elementi projelerinden biri olan ve Grönland’ın güneybatısında Narsaq kasabası yakınında bulunan Kvanefjeld, 2021’de fiilen durdurulmuştur. Proje, Energy Transition Minerals (ETM) ile Çin’in Shenghe Resources Holding Company, Ltd. tarafından yürütülüyordu. Shenghe kısmen Çin devletine ait bir şirkettir. Energy Transition Minerals şirketi, projenin yeşil enerji mineralleri potansiyeline rağmen gelecekteki madencilik yatırımları konusunda belirsizlik yarattığı gerekçesiyle Greenland’a karşı tazminat davası açtı.
Grönland’daki başlıca ABD askeri varlığı, eski adı Thule Hava Üssü olan Pituffik Uzay Üssü’dür. Üs, Danimarka ile yapılan bir savunma anlaşması kapsamında füze uyarı sistemi, füze savunması ve uzay gözetimi açısından kritik bir öneme sahiptir. Savunma Bakanlığı’nın en kuzeydeki tesisidir ve balistik füzeleri ile uyduları izlemek için radar sistemlerine ev sahipliği yapmaktadır. Trump yönetimi, bu üssün planlanan Altın Kubbe (Golden Dome) balistik füze savunma sistemi için hayati olduğunu savunmaktadır.
Haberlere göre ABD, Grönland’ı satın almak için 700 milyar dolara kadar bir teklif sunmayı planlamaktadır. Grönland 836 bin mil karelik (2.165.229,83 km2) geniş bir kara parçasıdır, ancak topraklarının yalnızca küçük bir bölümü yerleşime müsaittir. Grönlandlıların sayısı yalnızca 56 bindir.
ABD, 1867’de Alaska’yı Rusya’dan satın aldığında 7,2 milyon dolar ödemişti; bu tutar günümüz değerleriyle yaklaşık 157 milyon dolara karşılık gelmektedir ve Grönland için bildirilen fiyat teklifinin çok altındadır. Bu satın alma, Alaska Klondike Altına Hücumu’ndan (1896–1899) önce gerçekleşmiştir; bu dönemde Alaska’nın nüfusu, daha önce 50 bin ile 80 bin arasındayken yaklaşık 100 bin kişi artmıştır. Satın alma, Dışişleri Bakanı William H. Seward’a atfen “Seward’ın Ahmaklığı” olarak nitelendirilmişti.
ABD’nin balıkçılık, kürk ticareti ve keresteden fayda sağladığı söylenmiştir. Sonraki Altına Hücum dönemi bir yana bırakıldığında, petrol 1957’ye kadar önemli bir varlık hâline gelmemişti. Ruslar bu anlaşmayı kısmen parasız oldukları için, kısmen de Alaska’yı Britanya’nın eline geçmekten korumak amacıyla yapmışlardır.
Grönland’ın öneminin artmasının arkasındaki itici güç iklim değişikliğiyse de, çevresel kısıtlamalar kaynaklarının işletilmesini engellemektedir.
Söylemlere rağmen ABD, savunma gereksinimleri açısından iyi durumdadır. Yerel halktan gelebilecek itirazlar göz ardı edilemese de, ABD Danimarka’dan iyi bir iş birliği yaklaşımı görmüştür ve bu iş birliği, Pituffik olarak adlandırılan üs dâhil olmak üzere Grönland’daki ABD askeri üslerini kapsayan 1951 tarihli anlaşmayla da güçlendirilmiştir. ABD, en azından şu ana kadar, Grönland’da daha fazla savunma tesisi talep etmemiş ya da Pituffik tesisinin önemli ölçüde genişletilmesini istememiştir.
En etkili mesele, olası maden istihraçlarıdır. Sonuç olarak Grönland’daki yerel halk, yalnızca iddia edilen çevresel riskler nedeniyle değil, büyük ölçekli madencilik faaliyetlerinin madenlerde çalışmak ve mineralleri taşımak üzere çok sayıda yabancıyı bölgeye getirecek olması nedeniyle de bu tür işletmelere karşı çıkmaktadır.
Grönland, yabancıların orada çalışmasını zorlaştıran katı yasalara sahiptir. Sistem Danimarkalılar tarafından yönetilmekte ve başvuru sahiplerinin Danimarka Göçmenlik Servisi’nden geçmesi gerekmektedir. Sistem, ağırlıklı olarak İskandinav başvuru sahipleri lehine işlemektedir; ancak Danimarkalılar esas olarak yerel Grönlandlılardan gelen tepkilere karşılık olarak bu sıkı kuralları uygulamaktadır.
Değişime ve dış müdahaleye karşı direnç, Grönland’la yapılacak her türlü anlaşmanın kaçınılmaz bir gerçeğidir. Özellikle ABD’nin en acil çıkarı Grönland’ın mineralleriyse, mevcut kısıtlamalar ve cari yerel ideoloji dolayısıyla Amerikan çıkarları karşılanamaz. Doğrudan bir satın alma bile çatışma ve direnişle karşılaşacaktır.
Bu arada ABD, nadir toprak elementlerinde ciddi bir kıtlıkla ve Çin’e kabul edilemez ve tehlikeli bir bağımlılıkla karşı karşıya kalmaya devam etmektedir.
Stephen Bryen, Asia Times’ın kıdemli muhabiri ve eski bir ABD savunma bakan yardımcısıdır.
Kaynak: https://asiatimes.com/2026/01/greenland-is-about-climate-change-strategy-and-rare-earths/
Tercüme: Ali Karakuş